Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1487 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

DEMOSİD, POLİTİSİD ve HAKİKİ DEMOKRASİ

Geçen günkü http://www.keremdoksat.com/2010/08/22/cifte-acmaz-ve-ikirciklik/#more-3584 makalemin çok uzun olduğunu ve neye işaret ettiğinin tam anlaşılamadığını ifâde eden birkaç mesaj ve eleştiri aldım. Aslında basitti emelim: Hür, bağımsız, lâik ve demokratik olduğu rivâyet edilen ama fena hâlde çelişen örnekler vermiştim; http://www.keremdoksat.com/2010/08/23/new-official-language-of-the-european-union/ makalem de bunun mizahî bir devamıydı…

Demokrasi için Eflatun (Platon) ve Aristo ne demiş, o ne demiş, bu ne demiş, meritokrasiymiş, klerikalizmmiş, avamın havâsı yönetmesi miymiş, Aysun Kayacı’nın oyuyla köydeki çobanınki bir miymiş?

Tartışıp duruyoruz…

MÖ 4. yüzyılda yaşayan ikiliden, asil bir âileden gelen Eflatun, Yunanistan’ın kuzey kesiminden olan Aristo’nun hocasıydı… En büyük eseri olarak kabul edilen Devlet’te ideal bir toplum portresi sunmuştu. Sokrates, yazılı bir kaynak bırakmamıştı.

Socrates

Hayatı ve düşünceleri ile ilgili bilgiler Aristophanes gibi çağdaşları, Eflatun ve Ksenophon gibi takipçilerinin yazdıkları ve Sokrates’in ölümünden on beş yıl sonra dünyaya gelen Aristoteles’in nakilleriyle günümüze ulaşmıştır. Eflatun’un, hocası Sokrat ile diğer Atinalılar arasında diyaloglar şeklinde yazılan bu kitapta temel görüş, gerek kamu hayatı, gerekse özel hayatta doğru ve yanlışın ancak felsefe sayesinde bulunabileceğidir.

Eflatun’un öğrencisi ve Antik Yunan felsefesinin diğer bir dev ismi olan Aristo, İsa’dan önce 384’te Makedonya’da doğar. Atina’ya Eflatun’un Akademisi’nde büyük filozoftan bizzat ders alabilmek için gider ve klâsik mantığı kurarak, bütün zamanların en etkileyici mütefekkirlerinden biri hâline gelir. Makedonyalı lider Büyük İskender’in de hocası olan Aristo insanların toplum içinde bir arada nasıl yaşamaları gerektiğiyle yakından ilgilenir. Aristo, siyaset bilimciyi bahçıvana benzetir ve insanoğlunun serpilmesi için gerekli şartları sağlaması gerektiğini belirtir. İnsanoğlunu, Politika adlı büyük eserinde “siyasî hayvan: Homo politicus” olarak adlandıran da yine Aristo’dur

Her iki filozof, “kimin, hangi temelde iktidara sâhip olması gerektiği, ahlâkla siyaset arasındaki ilişki, siyasî kararlar nereye kadar ahlâka dayanmalı, geçerli yasalara başkaldırmak ne zaman meşrûdur” ve benzeri soruların tartışılmasına zemin yaratmıştır.

Demokrasi de aldı başını gitti…

Ne olduğu belirsiz bir şey oldu!

Sosyal Demokratlar, Liberal Demokratlar, Komünist Demokratlar, Dindar Demokratlar… Mefhum-ı muhalif hâttâ oksimoron hâlini aldı kavram, tebahhur etti!

1795’te Kant bile doğrudan demokrasi fikrine ciddi bir şekilde hücum ederek, bunu aynen Aysun Kayacı’nınki gibi bir avam despotizmine dönüşmemesinin imkânsızlığını vurgulamıştır!

Aysun Kayacı

Gene de, hiç biri de Eflatun’un ütopik Filozof Krallar Yönetimi’ni aşamamıştır…

   Mı?

      Durun hele…

***

Bir yandan dünyaya demokrasi götüren ABG ve DDD, öbür yana memleketimizde cereyan eden acâyip süreç… Yaptıklarını “haklı ve hukuka uygun” görüyorlar! Kimse de bir şey diyemiyor!

Nereden çıktı bu yâhu?

Bakalım…

1932 doğumlu Rudolph Joseph Rummel diye bir zât-ı muhterem var. Hawaii Üniversitesi’nde politik bilim konusunda “emeritus profesör”, yâni dâima şerefle profesör kalacak önemde bir âlim… Almadığı bir tek Nobel ödülü kalmış! 24 kitap, yüzlerce makale kaleme almış. İtirazlara hiç kulak asmamış!

Ama daha Vamık Bey var sırada… Hâddini bilsin!

Bütün kariyerini dünya tarihindeki vahşet, savaş suçları, jenosit (soykırım) vak’alarını tetkike adamış.

Akabinde de bir kavram icat etmiş: Demosid (democide).

Demosid, bir kişinin veya kişilerin bir devlet yâhut hükûmet tarafından genoside, politiside ve / veya katliama mâruz bırakılması demek. Bunun katilden (homisid) farkı, kaatilin nedamet getirmesine ve pişmanlık duyabilmesine mukabil, demosidde sâdece katil değil, temerküz kamplarında insanlara fenâlık etme, tıbbî deneylerde kullanma, ırza geçme, zorla çalıştırma ve kolayca ölmelerine zemin hazırlamanın da yer alması…

Ezelî Profesör Rudolph Joseph Rummel hükûmetlerin yol açtığı 8000 raporu tetkik etmiş ve son asırda demoside bağlı 262 milyon ölüm mağdurunun mukabilinde, hükûmetlerin (devletlerin) elinde çalışan insanların hârplerdeki vefat oranının bunun altı misli olduğunu görmüş.

R J Rummel

Bir bakmış ki 1937 ilâ 1945 arasında Japonlar 3.000.000 ilâ 10.000.000, pek muhtemelen 6.000.000 kişiyi Çinli, Endonezyalı, Koreli, Filipino ve İndoçinli demeden kâtletmişler.

Ezelî Profesör Rudolph Joseph Rummel Liberal Demokrasi’nin yılmaz bir müdâfii ve bir ülkenin diğerini sırf diktatörlük amacıyla istilâ etmesine tamamen muhalif! Sağcı diktatörlükleri de, komünizmi de, kolonializmi de bu nokta-i nazardan acımasızca eleştiriyor. ABG’nin Filipinler’de, 2. Dünya Hârbi’nde yaptıklarına çok kızıyor ve Woodrow Wilson’a da domestik tiran diyor.

Hâl-i hazırda Irak’ta teröre karşı yürütülen hârbi ise gönülden destekliyor. Birleşmiş Milletler Teşkilâtı hâricindeki devletlerarası organizasyonlarla barış, insan güvenliği, insan hakları ve demokrasi için müdahale edilmesinin elzem olduğuna inanıyor ve buna Demokrasi İttifakı diyor. Başkan Barack Obama’yı da küresel ısınmayı kullanarak, insanları kandırarak güç peşinde olmakla suçluyor!

Liberal Demokrat Ezelî Profesör Rudolph Joseph Rummel’ın temel paradigması ve inancı ise Demokratik Barış Teorisi, gerçek demokrasilerin asla birbirleriyle hârp etmeyeceğine yürekten inanıyor…

“Peki, neden demokratik ülkeler de savaşıyor” diye itiraz edildiğinde de “onlar hakiki Liberal Demokrasiler değil; konuşma, din ve organizasyon hürriyeti, hükûmetin vatandaşlarına eşit haklar temin ve tesis ettiği memurlar olduğu ülkeler en hakiki demokrattır” diye cevabı bastırıveriyor.

***

Peki, ben soruyorum:

-Neden Irak’ta kalkıp da Türkler’in soyunu kırıyorsunuz?

-Neden Türkiye’de kalkıp da Türkler’in soyunu kırıyorsunuz?

-Neden Birleşmiş Milletler Teşkilâtı hâricindeki devletlerarası organizasyonlarla barış, insan güvenliği, insan hakları ve demokrasi için müdahale edilmesinin elzem olduğuna inanıyorsunuz? ABG, Tanrı mıdır (God is America sloganını mutlaka duymuşsunuzdur)?

-ABG’nin bütün dünyayı sömürüp oraya buraya saldırmasının ideologu olduğunuza göre, bunu da Demokratik Barış Teorisi diye bir şeye inanarak izah ediyorsunuz…

-Eğer buna gerçekten inanıyorsanız, hiç bir psikiyatra müracaat ettiniz mi?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 24 Ağustos 2010

2 Yorum

[...] bu noktada Ezelî Profesör Rudolph. J. Rummel’i bir hatırlayalım: http://www.keremdoksat.com/2010/08/24/demosid-politisid-ve-hakiki-demokrasi/: Demokrasi için Eflatun (Platon) ve Aristo ne demiş, o ne demiş, bu ne demiş, meritokrasiymiş, [...]

525) PAX’LAR : Yeniden ErgenekonAralık 24th, 2010 23:43

[...] bu noktada Ezelî Profesör Rudolph. J. Rummel’i bir hatırlayalım: http://www.keremdoksat.com/2010/08/24/demosid-politisid-ve-hakiki-demokrasi/: Demokrasi için Eflatun (Platon) ve Aristo ne demiş, o ne demiş, bu ne demiş, [...]

Yorum Yapın

Mesajınız