Su anda bu yaziyi 1 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 852 defa okundu.
Bu yazi bugun 5 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

Seblâ’dan: Denktaş’ın Ardından…

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ölümü beni derinden üzdü. “Derinden” lâfını hiç sevmem, çünkü sûiistimal edilir çoğu kez. Ama ben, bu sefer gerçekten “derinden” üzüldüm. “Neden” diye sorunca kendime, epey uzun bir yanıtla karşılaştım:

Bir zamanlar küçüktüm. Çok az şey görüp geçirmiş, tatlı hayâllerle büyümüştüm. Sonra bir anda, “hızlandırılmış hayat dersinde” buldum kendimi. Sanki ilâhî bir güç “ham” kaldığım kanaâtine varmış ve beni kızgın tavaya atmıştı…

Çok canım yandı, ama çok da iyi oldu. Bir sürü insan tanıdım. Hâlâ bir kısmını öfkeyle veya sevgiyle anarım.

rauf-denktas_296849

Aslında en çok dersi, “sevemediklerimden” aldım. Zarfı zarfıma uygun gibi görünse de, doku uyuşmazlığı yaşadıklarım öğretti bana “insan olamamanın” püf noktalarını.

Uzaktan bakıp hayran olduklarımın içini açıp kahroldum. Dahası, “yanıma yaklaşmasın” dediklerime denk gelince onları “yanımdan ayıramaz” hâle gelerek şaşırdım.

Tüm şablonlarımı kırıp çöpe atınca, bir müddet afalladım. Siyah ve beyazları olmayınca çok çaresiz hissedebiliyor insan kendini. Her şeye yeniden başlayacaktım. Normları başımdan savıp, kahrolası “normâl” sıfatından kurtulup öyle aldım kalemi elime.

Bu yeni sayfada birinci madde, bir insanın ideâllerinin olması gerektiğiydi.

Eskiden ideolojisine göre adam seçen, ikna edici sözlerle yetinen ve bunlara kanan bendeniz, artık konuşulanları dinlemez olmuştum. Filmin sesini kısıp sâdece eylemleri seyredince anlaşılıyordu asıl senaryo.

İdeâlleri olmayan insanlar, boşlukta sallanan hançerler gibiydi. Nedensizce yaralarlar, olay mahallinde fazla duramadan hemen boşluğun bir başka köşesine yol alırlardı.

Böyle kimseler sözüm ona cumhuriyetçi olmuş, liberal olmuş, demokrat olmuş, milliyetçi yâhut İslâmcı olmuş ne yazar! Zâten bu sıfatlar bile birer etiketten ibarettir onlar için.

Çok yüksek ideâlleri olan bir devlet adamıydı rahmetli Rauf Denktaş. Bir cumhuriyet kurmuş, onu koruyup gözetmeye, vatan davasına adamıştı kendisini.

Şimdi, Denktaş için Allah’tan rahmet dilerken, kendi beşerî kaprisleri için değil, bir halk için, dolu dolu yaşamış olduğu yıllara bakıp imreniyorum.

   Ona imrendikçe de, kendi avuçlarımı bomboş hissediyorum.

      Utanıyorum…    

Seblâ Kutsal – Şişli – 14.01.2012

19 Yorum

Korkmaz BiçenOcak 16th, 2012 18:23

Sayın Seblâ Hanım,

Olağanüstü şartlar, olağanüstü karekterleri ve liderleri doğurur. Rahmetli Denktaş’ın doğumunu hazırlayan, onun karakterini şekillendiren şartlar;içinde bulunduğu siyasi iklimin etkisi ile birleştiğinde bir ulusun muketteratı çoktan hazırlanmış, iş kıvılcımı çakmaya kalmıştı. Rahmetli Denktaş bu kıvılcımı çakan kişidir. İlk başta aristokrat bir eğitim alan Rahmetli Denktaş, zamanla içinde yanan ulusal ateş sâyesinde yolunu bulmuş ve hedefine kitlenmiştir.

Ne mutlu bize ki böylesine mümtaz bir insanın mücadelesine şâhit olduk, dersler aldık. Rahmetli Denktaş ulusal direnişin lideri olduğu kadar, çetin müzâkereci bir diplomat ve devlet adamı olma özelliklerine sâhip bir Türk büyüğü olarak çağdaş Kıbrıs ve Anadolu tarihinin hâfızasında ebediyen yerini muhafaza edecek, gelecek nesillere feyz verecektir.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Saygımla…

MustafaOcak 16th, 2012 19:06

Çok güzel Sn. Kutsal

Bana göre de Denktaş tam bir “serdengeçti” idi.

Allah rahmetini üstünden eksik etmesin.

Nevzat DağlıOcak 17th, 2012 12:48

Rauf Denktaş’ın Ardından

O koskoca bir beyin, koskoca bir yürekti,
Kıbrıs’a özgürlüğün saf tohumunu ekti.
Bağımsızlık yolunda yorulmadan yürüdü,
Zulme meydan okudu, onurlu çile çekti.

Halk Ozanı Karamanlı Nevzat

Kaan ÖzsayınerOcak 17th, 2012 15:00

Sayın Rauf Denktaş önemli bir mücadele insanı, Kıbrıs halkından müstesna gerçek bir Türk’tür. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Ancak şunu da biliyorum. Bizim Atatürk’ün kıymetini bilmediğimiz gibi modern devrimlerini faşizm ile diktatörlükle özdeşleştirdiğimiz gibi, Kıbrıs halkı da Rauf Denktaş’ın ideallerini anlayamayacak, hâttâ ilk fırsatta Rum kesimine bağlanlanmak için referandum yapacak. Acaba bâzı insanlar ömürlerini değmeyecek birileri için mi feda ediyorlar. Hayat demedim ömür dedim..

MustafaOcak 17th, 2012 18:30

Şu Kaan Özsayıner’in yorumuna bakın!

Vallahi sizin ahlâk anlayışınız bir acaip irkildim doğrusu.Akılı sıra Rauf Denktaş’ı kullanarak Kıbrıs Türklerini aşağılayacak… Dünyâ da ne insanlar varmış yâhu.Muhatap olduğunuz insanlar çoğunuzdan üç gömlek akıllı insanlar.Bir sizin durduğunuz yere bakın bir de Kıbrıs’lı Türklerin!

Sizin gibi adamlar insanı dinden imandan,vatandan soğutur yâhu.

Hoca’m siz bu yoruma nasıl geçit verdiniz?

MKD: Hakaret yok, bir tahminde bulunuyor. Neden vermeyeyim? Acaba siz alınganlık gösteriyor olmayasınız?

Nur ŞayanOcak 17th, 2012 18:57

Kaan bey,bindigin dali kesmissin.Daha dun gibi,Basbakaniniz Tayyip,Denktas’a”TC’de konusma.Konusmak istersen git ulkende Kibris’ta konus”diyen,KIbrisliturklere de “Beslemeler,sen kimsin be adam?!” diye hakaret eden birini sanirim unuttun.Denktas’i bugun yaniniza alir,sonra da bir voyvoda Basbakaniniz cikar ve turbesinde yatan savunmasiz Denktas’i geri Kibris’a postalar.Herkes ana topraginda ebediyen rahatca uyuyacaktir.Golge etmeyin yeter.

Mustafa AkdoğanlıOcak 17th, 2012 19:05

Kaan Özsayıner kardeşim,

Eğer Kıbrıs türkü av tüfekleri ile Rum’a karşı 20 yıl direnmeseydi bu günlere gelemezdik. Senin Başbakanın Sn. Erdoğan 2004′e KKTC’den evet çıkmasını istemeseydi yine evet çıkmazdı. Daha dün Denktaş’a “miyadın doldu” deyen Erdoğan, bugün başka söylüyor… Kıbrıs Türk’ünün milliyetçiliği, Atatürkçülüğü, cesareti, özgürlükçülüğü Anadolu’daki insanlara hep örnek olmuştur. Bunu söyleyen Anadolu’daki aydınlardır. Biz Kıbrıs Türk’ü, Rum’a karşı Türklüğümüzden ödün vermediğimiz gibi, kimseye de Kıbrıslılığımız’dan ödün vermeyiz. Bu topraklarda Kıbrıslı Türk olarak sonsuza kadar yaşamak için canımızı vermeye hazırız… Biz ne Rum’a ne de bir başkasına teslim oluruz… Bunu sen de böyle bil kardeşim.

CengizOcak 17th, 2012 19:48

Bu lâfları sarfeden Türkiye’lilerin yüzde 20’si Kıbrıs konusunda kara câhil. Yüzde 80′i ise Türkiye’nin Avrupa’daki varlığına karşı çıktıkları için söylüyorlar …Ankara da 1940′lı yıllarda ;Ulus anıtı yapılıyorken her Türk vilayetinden toprak gitmişti…Kıbrıs’tan bizde toprak götürdük…kabûl etmediniz,vatan toprağı değildir diye!…Ben ve arkadaşlarım ellerimizi kesip kanlarımızı akıttık o anıtın temellerine haberin var mı senin?

Jale RasımoğluOcak 17th, 2012 20:18

Aman ne güzel Denktaş’ı yad etmişsiniz Kaan bey!
Şu “gerçek bir Türk” kimdir,nasıl olur? bunu bir tarif edermisin .Ben belki de “gerçek bir Türk” olmayabilirim,ölçütü nedir anacığım.

Kerim AdıgüzeltepeOcak 18th, 2012 12:08

Yâhu siz Rum tezlerinin savunucuları mısınız? Rum’lar da Kıbrıs’lı Türklere siz Türk değilsiniz bizim gibi Kıbrıs’lısınız diyor!

Allah aşkına Denktaş’ı anma, yâd etme gününde böyle yorumlar mı yazılmalıdır!

AliOcak 18th, 2012 13:06

Osmanlı 1878’de bayrağını indirip adayı, İngiliz’e “kiralama” adı altında tamamen bırakıp;
Adadaki Türk nüfusu da adeta “ne haliniz varsa görün” misali o sömürge yönetimine terk ederken;bu topraklardaki Kıbrıslı Türkler;Üç kuruş parayı vatanlarına tercih etmiş olsalardı;
bugün bu adada ay-yıldızlı bayrak dalgalanmazdı.

20 Temmuz 1974 olmaz, Türkiye, Doğu Akdeniz’in bu en kritik coğrafyasında ciddi anlamda stratejik bir güç ve politik nüfuz bulunduramazdı.

Öyle mi Kaan Bey?

Osmanlı’nın 1878’de indirdiği bayrağı;Kıbrıslı Türkler;evlerinin en kutsal ve mutena bir köşesinde saklayıp, günü geldiğinde İngiliz “Union Jack”ına karşı her türlü tehlikeyi, ölümü dahi göze alıp göndere çekmeselerdi;ve bu kavgada Denktaş gibi, Dr. Küçük gibi liderleri çıkarmamış olsalardı;bugün aşağılamak için bile bir tek Türk bulamazdı Kaan bey Kıbrıs’ta…

“Kıbrıslı Türkleri para karşılığında her değeri satabilecek bir halk” olarak görenlere bir tek lâfım vardır:

UTANIN.

LatifceOcak 18th, 2012 13:49

Kıbrıs davasına bir ömür vemiş micadele insanı rahmetli Rauf DENKTAŞ gerçek bir kahramandır. Ruhu şen, mekânı cennet olsun. Kelimeleri seçerken gerçekten dikkatli olmak lazım. Övgüde bulunurken, incitici vurgulardan da kaçınmalıyız! Atatürk’ten miras sihirli bir sloganımız var. “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” dikkat buyurun “Türk doğana” demiyor, “Türk’üm diyene” diyor. Türklük şuûru içerisinde yer alan her fert Türk’tür.

Saygılarımla.

Korkmaz BiçenOcak 18th, 2012 17:10

Sayın Mekâncılar,

Konu Rahmetli Denktaş olunca bâzı değerli yorumcular ister istemez Kıbrıs mes’elesine girizgâh yapmak istiyor. Bu konuyu o kadar uzun tartıştık ki, ben artık aşağıda başlıklarını yazdığım konular hakkında asgarî bilgisi olmayanlar ile ne Denktaş’ın felsefesini ve düşüncelerini ne de Kıbrıs mes’elesini konuşurum. Önce bilgi sâhibi olalım, sonra fikir ileri sürelim….

MEGALI IDEA hedefi çerçevesinde Kıbrıs‘ın Yunanistan‘a bağlanmasını ifade eden ONASİS plânı, terör örgütü EOKA, Zürih ve Londra Antlaşmaları, Garanti Anlaşması, Makarios‘un Anayasa Değişikliği Önerisi, 21 Nisan 1966 yılında gazetelerde yayınlanan Akritas Plânı (21 Aralık 1963’te EOKA, Akritas Plânı’nın silâhlı eylem safhasını uygulamaya koyarak “Kanlı Noel” adı verilen eylemlerde Rumlar, yüzlerce Türk’ü öldürdü, binlercesini yaraladı).

1964 – 1974 Döneminde Kıbrıs Türk halkının tüm kamu kurum ve kuruluşlarından dışlanması,15 Temmuz 1974 Darbesi, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtı, Avrupa Konseyi 573 sayılı kararları, Nüfus Mübâdelesi, 1977 – 1979 Doruk Antlaşmaları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin İlânı, 3 Mart 1988 İyiniyet Önerileri, Rum’ların AB‘ye Üyelik Başvurusu, 1995-1997 Kıbrıs Görüşmeleri, 1997-2002 yılları arasındaki görüşmeler, Troutbeck ve Glion görüşmeleri, AB Lüksemburg Zirvesi, Kıbrıs Türk Tarafının Konfederasyon Önerisi, Dolaylı Görüşmeler, Yüzyüze Görüşmeler, AB Lüxemburg Zirvesi, Kıbrıs Türk Tarafı’nın Konfederasyon Önerisi, Dolaylı Görüşmeler, Annan Plânı, Lahey Görüşmeleri ve bu görüşmeler ile ilgili RTE’nin Görüşmelerle İlgili Girişimleri, Burgenstock Görüşmeleri, Talat-Papadopulos Görüşmesi (5 Eylül 2007), Talat-Hristofyas Görüşmesi (21 MART 2008), Talat-Hristofyas Görüşmesi (25 Temmuz 2008) ve 2008 den günümüze kadar gelen uluslrarası çekişmeler.

Sevgi ve saygımla…

Mustafa TerziahmetoğluOcak 18th, 2012 22:35

ENOSİS olacaktı Korkmaz Bey.
Sizin aklınız para babası Onasis’de kalmış. Jacqueline Kennedy’nin kocası. :)

S….

mustafaOcak 18th, 2012 23:01

Hoca’m,

Bu bir yorum değil, ricadır…

Sn. Biçen’in derinliği tartışılmaz fakat Enosis plânını yanlışlıkla “Onasis” olarak yazmıştır. Lûtfen düzeltiniz.

MKD: Bu ufak “sürç-i klâvyenin” bence bir mahzuru yok, ilginç çağrışımları da var :) .

Korkmaz BiçenOcak 19th, 2012 09:52

Sevgili Mekâncılar,

Sehven ENOSİS Plânı’nın ismini yanlış yazmışım. Sayın Terziahmetoğlu’nun ifâde ettiği gibi aklım Onasis’te kalmış da olabilir. Usûlde yapılan hatalar esası etkilemeyebilir ancak geri dönülemez usûlen yapılan hata, esası tartışmaya engelleyebilir. Hatamı yapıcı ifâdeler ile düzelten Mekâncılara teşekkür ederim.

Sayın Seblâ Hanım yazısının sonunda rahmetli kahraman Denktaş’ı tanıdıkça “ona imrendikçe de, kendi avuçlarımı bomboş hissediyorum. Utanıyorum…” diyor. Ben de günümüzde Türkiye’nin sorunları ile KKTC’nin sorunları arasındaki paralelliği göremeyen ve ortak bir kaderi paylaştığını anlayamayan, avuçları kan, hırs, para dolu, rûhları ve beyinleri bir o kadar boş insanların TV’lerde, yazılı medyada ahkâm kestiğini görmekten utanıyorum, bir o kadar da hidetleniyorum.

Rauf Denktaş gibi (bana göre Atatürk’ten sonra gelen en büyük devlet adamlarımızdan birisidir) bir kahramanın ardından göstermelik birkaç günlük mâtem ile yetinenler, Ermeni Hrant Dink davası konusunda birden bire aslan kesildiler. Suikâsti tasvip etmiyorum. Sözlerim amacının dışında anlaşılmasın, sâdece bir duruma işaret ettim.

Sayın Mekâncılar,

19 mayıs 1919 tarihi Millî Mücadele için Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarihtir. Bu tarih Yunanistan’da ”Pontus Rum Soykırımı günü” olarak deklare edilmiştir. Daha geçen sene Yunanistan’da Pontus Rum Dernekleri temsilcisi Konfederasyon Başkanı Haralambos Apostolidis, “Türkiye 353 bin Pontuslunun katlini tanımalıdir” dedi. Türkiye’nin kabûl etmemesi durumunda Pontuslu Rum’ların Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi’nde Türkiye aleyhinde dava açacaklari tehtidinde bulundu.

Yunanistan’ın organizasyonunda toplam 200 civarında Pontus derneği kurdurmuştur. Bu derneklerin koordinasyonu için federasyon yapılanmasına gidilmiştir.

- Avustralya Pontuslular Dernekleri Federasyonu,
- Almanya Pontuslular Dernekleri Federasyonu,
- ABD ve Kanada Pontuslular Dernekleri Federasyonu,
- Kazakistan Elen Cemaatleri Federasyonu,
- Ermenistan Pontuslular Birligi,
- Kıbrıs Pontuslular Birliği.

Gerçekten merak ediyorum Ermeni ve Rum’ların yukarıdaki yapılanması husunda kaçımızın bilgisi var? Terör olaylarını lânetlerken Ermeni’lerin ve Rum’ların sinsice plânlarının maksatlarını ve maksatlarına ulaşmalarını engellemek için ne gibi sivil direniş başlatabileceğimizi düşünüyoruz.

Kıbrıs’ta aynı sinsice plân azdırılmışken, Kıbrıs Türkleri’nin bir kısmı, Anavatan Türkiye’de eğitilmiş ve Ada’ya geri yollanmıştır. Kahraman Rauf Denktaş Kıbrıs Mukâvemet Teşkilâtı’nı, düzensiz faâliyette bulunan 3 teşkilâtı bir araya getirerek kurulmasına öncülük etmiş ve Kıbrıs Direnişi’nin sembolü olmuştur. Kıbrıs Türk’ünün silâhlı direnişi Anavatan’ın desteğiyle siyasî başarıya dönüşmüştür. Rahmetli Denktaş bağımsızlığı ilân ettiğinde düşmanların KKTC’yi rahat bırakmayacağını bilecek kadar tecrübeli bir devlet adamıydı. Onun için gevşemeden mücadelesine son nefesine sâhip çıktı. Rahmetli kahramanın hayat hikâyesi gerçekten Türk gençlerine örnek olacak bir hikâyedir.

Sayın Seblâ Hanım, avuçlarınızın boş kalması o kadar önemli değil, önemli olan yüreğiniz ve beyniniz boş kalmasın. Utanmayın, fikrî bazda karşı direnişe siz de katılın. Kaleminize kuvvet. ;-)

Saygımla…

Korkmaz BiçenOcak 19th, 2012 13:06

Sayın Mekâncılar,

Bir kere başladık, devam edelim o zaman: Mustafa Kemâl Atatürk 19 mayıs 1919 tarihinde Doğu Karadeniz’e geldiğinde hazırlamış olduğu vaziyet raporunda şöyle bilgiler mevcut: “Pontusçu Rum’ların bölgedeki liderleri Samsun Metropoliti Termanos’tur. Bölgedeki Rum nüfusunun arttırılması için Rusya’dan göçmen getirilmekte ve deniz yoluyla getirilen çeteler kıyılardan içeri sokulmaktadir. Bölgede 40 kadar Rum çetesi vardır. Türkler de bunların saldırılarından korunmak maksadıyla direniş grupları teskil etmişlerdir”. Her fırsatta dostluk eli uzattığımız Rus’ların taşeronu Yunanistan, her fırsatta düşmanlığını göstermişitir. Ondan tehlikelisi Fener Rum Patrikhânesi kâlbimize atılan ”kılçık”tır. Bunun ne anlama geldiğini işi bilen savcılar ve istihbarhatçılar çok iyi bilirler. Patrikhâne’nin 5 aşamalı plânından 2. aşaması bu hafta sessiz sedâsız amacına ulaşmıştır. Cema3at vakıflarının mallarının iâdesi ve mal edinme konusundaki kolaylıklar otomatikman Patrikhâne’nin 2. aşama plânına geçişi sağlamıştır. Bu plân nedir? Vatikan’a giden yoldur. İdârenin bu kararını kesinlikle doğru bulmuyorum. Önümüzdeki günlerde BM, AB, UNESCO ve Dünyâ Kiliseler Birliği gibi kuruluşların bağışlarıyla İstanbul’un çehresi değişecek (belki görsel olarak daha güzel olacak :) ) ve siyasî ekümenlüğe giden yol hızlanacaktır. Fener Rum Patriği son yıllarda Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya yönelik sayısız misyonerlik teşkilâtı kurmuştur. Dinî misyonerliğin legalitesi tartışabilinir ancak dinî misyonerlik yapmak uğruna yabancı bir ülkenin siyasî hedefleri gerçekleştiriliyorsa, bunun adına ajanlık denir. Rum ajanların Baka kampı da Heybeliada ruhban okuludur. Bu okulda görevli Yunanistan’dan gelen papazlar iyi araştırılırsa durum daha net ortaya çıkacaktır. Yunanistan tüm Ortodoks ülkeler üzerinde etkinlik sağlamak, Megali İdea’yı canlı tutmak, Bizans’ın mirasçısı olarak Patrikhâne’yi ön plâna çıkarmak maksadıyla, Patriğin faâliyetlerini desteklemektedir. Yunanistan Dışişleri tarafından Fener Patrikhânesi’ne verdiği hedefler: -Patrikhâne’nin faâliyetlerinde “ekümenik” vasfını kanıtlaması – Patrikhâne’nin Rus Kilisesi ve Doğu Avrupa’daki kiliselerle ilişkilerini güçlendirmesi – Heybeliada Ruhban Okulu’nun faâliyete geçirilmesi – İsviçre/Şambiri Ortodoks merkezinin güçlendirilmesi, Patrikhâne’ye 1991 yılında verilen hedefler zamanla revize edilmiştir. Özellikle Rum, Ermeni, Rus ve İsrail’li ajanların cirit attığı bir diğer hedef şehir ise Trabzon’dur. Burada İshak Alaton’u da görüyoruz. İshak Alaton’un Türkiye üzerinde kirli oyunların zaman zaman içinde yer alması hiç de yabancısı olduğumuz bir konu değildir. Önemle belirtmek isterim ki enerji kaynakları ve enerji yolları üzerindeki her yerde bu isimleri ve bu isimlere + olarak Kürt bölücüleri görmek hayatın olağan akışı oldu. 19 Mayıs Günü, “Pontus’luların Soykırımı’nın” anma günü olarak 1994 yılında dost(!) Yunan Parlamentosu’nda kabûl edilmiştir. Yunanistan’ın Patrikhâne ve PKK’yı da kullanarak Pontus’a yönelik faâliyetleri ile, Karadeniz’de faâliyet yapacağı istihbarhatı 2003 ve 2003 yılları arasında alınmış, nitekim son yıllarda alınan duyumlar ve istihbarî bilgiler birçok eylemi önlese de, bâzılarının önlenmesinde gereken değeri bulamamıştır. Trabzon’da Patriğin yaptığı âyin ve oturduğu koltuğu sembolleri çok mânidardır. Ardından Karadeniz’de kıyısı bulunan İstanbul’un bir ilçesinde (X) isimli Ünv. içerisine Rum ajanlığı malûm kişi yerleştirilmiş ve o kişi Rum’ları kayıran 2 adet kitap yazdırmış ve Ünv. eli ile bastırılmıştır. Bu şahsın TÜbitak ile ilişkileri derinlemesine değerlendirilmelidir. Bir diğer husus, Ermeni Patrikhânesi’nin durumudur. “İstanbul Kumkapı Ermeni Patrikhânesi, Ermenistan’daki Eçmiyazin Katagikosluğu’na bağlı olup, Büyük Ermenistan’ın kurulmasını ve Ermenistan ile birleşmesi yönünde faâliyetlerini sürdürmektedir”. Yukarıdaki yabancı düşman unsurların odaklandığı tek yer Türkiye değildir. Düşmanlar Balkanlar’da, Ortadoğu’da ve Türkî Cumhuriyetlerin bulunduğu coğrafyada defâlarca Türk’lere yönelik katliamlar ve zulümler yapmışlardır; bâzı arkadaşlar Türk isminden rahatsız olabilir ama ismi Türk olan milyonlarca insan sâdece Türk oldukları için katledildiler. İnsan hakları savunucuları tarihin derinliklerinde Türk’lerin uğradığı mezâlimi ve katliamları su yüzüne çıkarmak için ne yaptılar? Arap’ların da Anadolu’nun Rum eli olduğuna yönelik görüşleri vardır. Rum tezlerine her zaman yakın durmuştur satılmış Araplar. Rahmetli Denktaş bunların hepsini hepimizden çok daha fazla biliyordu. Onun için, kim ne derse desin davasından bir adım geri atmadı. Türk düşmanlarının faâliyetlerini biraz olsun araştırıp doğruları görebilen Türk genci de rahmetli gibi düşünecektir.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Saygımla…

Ferdi ÖmerOcak 19th, 2012 17:15

Sayın Mekâncılar,

Önce, Sn. Rıfat SERDAROĞLU’nun makâlesini iyice bir kıraat edelim…

Denktaş’ı Zâten Öldürmüşlerdi

Sayın Denktaş ve Kıbrıs ile ilgili çok özel anılarımız var. Önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşmayı düşünüyor, Denktaş’a Allah’tan rahmet diliyor ve onu, 1974 Kıbrıs çıkarmasında ve öncesinde şehit olan kahraman vatan evlâtlarına emânet ediyorum. Mekânı cennet olsun…

Denktaş’ı yaşarken zaten öldürmüşlerdi.

Onun arkasından çevrilen dolaplar, onun bir ömür süren mücadelesini karalamaya çalışan devlet ve siyaset adamı müsveddeleri, kendisine Türkiye’de bir araba, birkaç koruma dahi tahsis etmeyenler şimdi utanıyorlar mı acaba? Ne gezer!

Sizlere, hiç yorum yapmadan 24 Nisan 2004 “Annan Plânı” Referandumu’ndan hemen sonra Başbakan Erdoğan ve dönemin KKTC Başbakanı M. Ali Talat arasında geçen ve bu güne kadar yalanlanmayan bir konuşmayı aynen yazıyorum;

RTE: Şimdi işte Aralık 2004’e kadar biraz sabırlı gitmemiz lazım.
MAT: Doğru, doğru.
RTE: Yani o şeyi mesela, devlet mevlet işini biz hiç dile getirmeyelim.Başkaları getirsin dile…
MAT: Neyi,neyi,neyi ?
RTE: Yâni “iki devlet olarak tanımamız lâzım”, şudur budura, bunu.
MAT: Ha… O çok zor, yani elde edilemeyecek şeyleri şimdi atmamak lazım.
RTE: Hiç dile getirmeye gerek yok.
MAT: Evet, evet, evet…
RTE: Şey noktasında da bence 1 numara (Denktaş) ile fazla dalaşma.
MAT: Kiminle? RTE: Yani 1 numarayla, 1 numarayla.
MAT: Haa Yok şimdi bakın
RTE: İlkeyi, ilkeyi koyuyorsun ortaya, ya bak şimdi bana sordular bu akşam, ben şunu söyledim
MAT:Dinledim, dinledim, dinledim.
RTE: Ha dinledin değil mi yani bir şeyi savundu
MAT: Ama, ama, ama bakın şimdi size bir şey söyleyeyim
RTE: Halk da %65 ile karşısına dikildi. Olay budur.
MAT: Şimdi benim bütün maksadım şu. Bir kere Denktaş’la bu yeni diplomatikatak sürecini sürdüremeyiz.
RTE: Zâten o artık
MAT: Çünkü o insan orda o orda olduğu sürece, resmin ortasında, bence kimse bize rağbet etmez.
RTE: Mehmet Ali Bey, ben size bir şey söyleyeyim mi? Artık o bitmiştir.
MAT:İşte onu diyorum, ben de onu söylüyorum.
RTE:Yani onun. Ama artık onu sizin söylemenize gerek yok artık. Yani şu anda o artık muhatap olmaktan bile çıkmıştır.
MAT:Evet.. Yani onu şey.. kaale almayacağız. Başka çaresi yok,
RTE: Tabi canım yaa.. Yani hayır yani, sizin onu şey yapmaya, söylemenize bile gerek kalmıyor artık. Dünyada o bütün itibar kaybına girdi. Nerede, Burgenstock’ta bir defa… Bitti o…

Başbakan Erdoğan, bu sabah bir başsağlığı mesajı yayınladı;
“Denktaş’ın idealleri ebediyen yaşayacaktır…”

Kıbrıs dolaylarından bir ses duydum; “Hadi lennn…”

Rıfat SERDAROĞLU

Sonra, buna mukabil şunu ifâde etmek isterim:

Hiçbir vatanseverin Türkiye’de de mücadele edilen ” O Kafa’nın” KKTC’ye bulaştırılmasına;Kıbrıs mes’elesinin bir millî dava olmaktan çıkartılmasına tahammülü yoktur,olamaz.

Ayrıca hiçbir mekâncının Kıbrıs Türk toplumunun hassas kesimlerine hayâli suçlar yükleme sevdası olduğuna ben inanmıyorum.

Herşey apaçık ortadadır. …

Şunu da eklemem de fayda var;ben de Kıbrıs’lı bir Türk’üm.Öz be öz Limasolluyum.

Saygımla…

Ferdi ÖmerOcak 19th, 2012 17:17

Ahh, evet bunu, unutmuşum…

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Saygımla…

Yorum Yapın

Mesajınız

Host, Domain , Web Tasarim porno, porno izle, fullsikis webroot,webr00t,defacer,webr00t.info,W£ßRooT