Arsiv : Kerem DOKSAT

KATRİNA ve AMERİKA

Önce yirmi milyondan fazla yerliyi acımasızca katlettiler, kadınların çocukların ırzına geçtiler. Kalanları da alkolik yaptılar. “Cowboylar” Yeni Dünya Rûyası’nı yarattılar bu rezillik üzerinde. Kendilerini sevdirebilmek için iki yüz küsur senedir her türlü sahtekârlığı yaptılar.
Tommiks’le, Teksas’la, Westernler’le, “Hollywood şâheserleriyle” beyinlerimizi yıkadılar.
Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar

ULUS, MİLLET, BATI ve BİZ

Attilâ İlhan’ın tâbiriyle, “evrensele giden yol ulusaldan geçer”. O evrensellik ister mevhum bir komünizm olsun, ister fütürologların düşündükleri gibi çok daha güçlü bir devlet yapısıyla ama âdilce yönetilen bir büyük dünya milleti. Bunu en azından bizim ve yakın nesillerin göremeyecekleri kesin. O zaman, istikbâli biraz bırakıp, hâle bakalım. Dünya vatandaşı olabilmek için önce kendi millî âidiyet ve mensubiyetini tatmış, tanımış olmak gerekir. Konsantrik halkalar gibidir bu ilişki. Bebek önce annesini tanır ve sever, sonra babasını, âilesinin diğer mensuplarını, dostları, arkadaşları…. Bu silsile kavmini (çağdaş anlayışla milletini yâni ulusunu) sevmekle, onu sâhiplenmekle olgunlaşır.
Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (1)

NEW YORK NEW YORK

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yıllık toplantısı (kongresi) için geçen hafta New York’taydım. 11 Eylül saldırıları, Irak’ın işgâli ve sâir hâdiselerden sonra ABD’ye ilk gidişimdi bu. Herkes gibi, epey merak etmekteydim oraların durumunu…
Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar

TEŞHİR, ŞİDDET, HİDDET ve TELEVOLE MEDYASI

Şimdiki nesiller ne âşina ne de haberdar yakın tarihimizden. Daha önce iki kere direkten döndükten sonra, Ecevit’e rağmen neden Kıbrıs’a çıkmıştık? 12 Eylül neye yaradı, neler getirdi, neler götürdü?

Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar

BİLİMSEL OLANLA OLMAYAN FARKI

İdealist, teist, deist, panteist veya pananteist kozmogoniler, spiritist ve spiritüalist, mistik ve dinî pek çok inanç sistemi kendi içlerinde tutarlı referanslarla hareket ederler. Dinler de, sosyal psikoloji bağlamında, birer ideolojidirler. Hepsinin kendine göre bir Ulu Yaratıcı, Tanrı fikri vardır ve melekler, cinler, diğer tabiatüstü-mânevî yaratıklarla dolu bir veri tabanı olan inanç ve referans sistemleri vardır ve kendi içlerinde tutarlıdırlar. Bâzı dürüst ve otokritiği güçlü kişilerin özeleştiriden kaçınmadıkları da görülmüştür. Kendi inanç sistemine göre, bir kişideki “ruhsal” bir sorun şeytandan, içine giren bir cinden veya Poltergeist’ten kaynaklanıyor olabilir ve bundan kurtulmak için de bir hocaya, mânevî şifacıya, exorcist’e, medyuma veya cinciye gidebilir. Nitekim, en câhilinden en sofistikesine kadar pek çok kişinin bu yollara tevessül ettiklerini biliyoruz. İnsanın okurken sinirden patlasa mı, gülmekten çatlasa mı karar veremediği, hastaya musallat olmuş cini çıkarmak için cinin (!) nasıl dövüleceğini anlatan kitaplar gırla gidiyor ve bunu yazan hurâfecilere, koca üniversite profesörü, televizyon sunucuları iltifat edebiliyorlar; böyle bir olayı katıldığım bir canlı televizyon programında yaşamış ve yayınladığım bir makalede anlatmıştım!
Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar

58 sayfa : « ilk Sayfa ... « 50 51 52 [53] 54 55 56 » ... Son Sayfa »