Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

M. Kerem DOKSAT

M. Kerem DOKSAT

Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ
5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.
İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.
Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.
Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.
Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.
Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.
53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Posted by on in Genel

Hayatın ne getireceğini ve neler götüreceğini kimseler bilemez derler. Elbette bu doğrudur da, acaba bizim geçmişimizi ve geleceğimizi sadece kader mi tayin eder?

 

Bence kaderimizi büyük ölçüde kendimiz tayin eder ve adeta bir cevher gibi süsleriz onu. Tıpkı arasında su dahi sızmayacak taşlardan yapılmış bir Şato düşünün ve dalın içeri!

***

Çok tuzaklara şahit olacak ve defalarca imtihan edileceksiniz. İcabında ölümle burun buruna geleceksiniz ama acaba ben bunları yaşamaya değer miyim, yoksa Karmik bir plan dâhilinde sürekli olarak tekâmül mü ediyorum.

Belki de en can alıcı suallerin başında gelen ve asla ulaşılamayacağı iddia edilen Hakikati yakalamak, hayatı ıskalamamak en temel düstur.

Farz edin ki hastasınız ama bunun ilacı kalmamış. Ölürüz, biter ama daha yapacak çok iş, paylaşılacak çok şey var.

Yahu, acaba ölümsüzlük “youtube” olmasın?

Muhayyilenizi öyle çalıştırın ki, aslında ölümsüz olan da, Tanrı’ya tapınan da, yalnızlığa perestiş eden de biziz.

Soliptik (Steimer’den mülhem) olmamak ama gustonun kıymetini bilmek, Epiküryen (Skeptisizm’de ve Stoacılık’ta olduğu gibi, pratik felsefeye yani ahlak felsefesine yönelmiş ve bu alanda faaliyet göstermiş) yaşamak.

Hayatın tadını çıkarmak anlayacağınız. Hem ahlak felsefesinde hem de bilgiye yaklaşımında kuşkuculuğun etkileri belirgin olarak görülür) yaşamak ama hep yenilik arayalım derken batağa düşmemek en faziletlisi.

“Ölüm ânınızı” düşününüz, var mı bu dünyaya kazık çakan?

Çalışmak ve hep okumak, kendini namütenahi geliştirmek, hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için –ki (ya yoksa), yakında terk edip gidecekmiş gibi tahayyül ve tasvir edilemez olana doğru kürek çekmek en büyük çaba değil mi?

Bugün arayıp sual eylediler sıkça gittiğim bir kulüpten: (Büyük Kulüp) Doğum gününüz nedir, kızınızın ve karınızın dünyayı teşrif ettikleri tarih ne, tevellütünüz (eski tabirle doğum tarihiniz) kaç?

Şöyle bir daldım mâzime. Tefekküre ve tefelsüfe daldım. Yaşım gelecek 59’a.

***

“Neden ki” diye sordum kendime! Bundan sonra sadece çok çalışarak, makale ve kitap yazarak geçireceğim ömrümü.

Daha mütekait olmaya çok zaman var ama vakit daha mı az, bilemiyorum ki…

Çocukluk arkadaşım ve dostum Banu Zorlutuna hem benimle, hem de Neslim’le radyo röportajı yaptırdı.

 ***

Evrimsel Psikiyatri ve Kişilik Bozuklukları kitaplarımı yazmaktayım.

Sevgili Dostum Bingür Sönmez, Sözcü Gazetesinde Sağlık Köşesini yazmaya başlamış. Şu yumurta mevzuunda bir karara varırlar belki.

Sürekli olarak makale tarıyorum Pub-Med’den. Evde en az 3000 cilt kitap, Risale-i Nûr’un orijinalleri. Pek çok fırından çıkma kitap var.

Neslim zaten 40’ı geçti ama genç kız gibi… Bol spor yapmak ve daha az yeyip içmek en iyisi. Gene de keyiften taviz yok!

Yeni yıla Sigara ve tütünü tamamen yasaklatarak başlanmak isterdim.

Cânan bence hâlâ 5 yaşında ama o da 30’unu doldurdu.

Işıl dün televizyondaydı. Yeni diziye başlıyormuş. Hayırlısı.

En mizahi olarak gördüklerim de bankadan arayanlar.

“Alo, ben …. Bankasındanım. Mehmet Bey, sizi son kredi imkânlarımızdan haberdar etmek için aradım. Biliyorsunuz, yasal açıdan bu konuşmalar kaydediliyor”.

“Bakın, hani pek de mühim değil ama benim adım Kerem”.

 

“Peki, Kerem Mehmet Bey, şimdi…”

La havle vela kule ve tevekkül “ismim ve soyadım tersine dönmüş beyefendi”!

Sabretmek ve hiç kızmamak elzem! Bu yaştan sonra öfkelenip, Panik Atağı mı geçireceğim yani!

“Peki, efendim, Mahmut diyebilir miyim”?

Sabır tevekkül, basiret bağlanmaması için şart.

“Siz onu boş verin, hiç Noel Baba’yı gördünüz mü”?

Adam şaşırıyor ve “hayır” diyor.

Muziplik olsun ama nüktedanlıktan uzak kalayım en iyisi…

Bu arada Raşit’in seçim karmaşası sürmekte!

Bu arada, Rafet Saygılı Hoca vefa etmiş, mekânı Cennet olsun… Ege Üniversitesi(EÜ) Rektörü Prof. Dr. Refet Saygılı, hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, Refet ve Armağan Saygılı çifti, akşam saatlerinde odalarına çekilip uykuya daldı. Gece uyanan ve eşinin yanında olmadığını fark eden Armağan Saygılı, kocasını mutfakta hareketsiz halde buldu. Eve gelen sağlık ekipleri 84 yaşındaki Saygılı’nın hayatını kaybettiğini belirledi. Önceden de sağlık sorunları olduğu belirtildi. İzmir’de dünyaya gelen Refet Saygılıİzmir Atatürk Lisesi’ni tamamladıktan sonra girdiği Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1955'te mezun oldu. 

1959’da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kürsüsünde göreve başlayan Saygılı, 1972’de Doçent oldu, 1975’te ise Profesörlüğe yükseldi. Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığı, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı ve Dekanlığı gibi görevlerde bulunan Saygılı, 1982-2000 arasında iki dönem Ege Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptı. 

Ulusal Nöropsikiyatri Derneği üyeliği, Biyolojik Psikiyatri Derneği üyeliği, Türk Kanser Araştırma Vakfı kurucu üyeliği, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Derneği İzmir Şubesi üyeliği bulunan Prof. Dr. Saygılı’nın 5 kitap, 47 bilimsel makale, 23 bilimsel tebliği bulunuyor.

Sabah da Ankara’dan Işıl Sayıl Hoca aradı mutat tevazuu ve samimiyetiyle, bir psikiyatri tarihi kitabı yollayacakmış; pek memnun oldum (Mehmet Sungur’un doçent olduğu yerdir ve tam bir ekoldür); Yıldırım Beyatlı Doğan Hocam da oradan yetişmiştir.

Benim de bu mevzuda yazılmış bir kitabım var malum.

Neyse, dönelim mevzumuza…

Şimdi gene muayenehanedeyim.

Yakında Yılbaşı ve benim hiç umurumda değil. Yaş almak sorunum…

Daha yapacak çok iş, kıraat edecek şey epey fazla!

Demin gene aradı bankacı ve ne dedi biliyor musunuz?

Kerem Mehmet Doksat Bey, yeni bir kredi seçeneği var da”…

İstemiyorum ama takmış bir kere…

En iyisi ona Noel Baba’yı anlatayım da, yakamdan düşsün!

Noel Baba, Noel arifesini Noel’e bağlayan gece evlere gizlice girerek çocuklara hediye bıraktığına inanılan efsanevi kişidir. Çocuklar için oyuncaklar yapar. Çocuklar kendisine mektupla Noel için hangi hediyeyi istediklerini bildirir. Çam ağacına konmuş süslerden sunar. Nedense de çoğunlukla bacadan girer. Herhalde uçan arabasını park ettiği içindir.

Noel Baba da Ren Geyiklerinin çektiği uçan kızağını hediyelerle doldurur ve evlere bacalardan girerek herkesin hediyesini dağıtır. Bu arada çocuklar tarafından kendisi ve geyikleri için bırakılan süt, kurabiye, havuç gibi yiyecek ve içecekleri tüketirler.

Bu arada “ho ho ho" der

Günümüzde kır saçlı, uzun kır sakallı, sevimli, koca göbekli, tonton birisi olarak resmedilir. Beyaz tüyleri olan kırmızı bir cübbe giyer ve aynı malzemeden bir kukuleta takar. Evinin yeri ülkelerin geleneklerine göre değişiklik gösterir.

Noel Baba birçok dilde, Aziz Nikola (Klaus), Noel ve Baba kelimelerinin türevlerinden oluşturulmuş isimlerle anılır: Santa Claus, Papa Noel vs. Bunun haricinde bazı Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde kullanılan Kris Kringle ismi, ilk defa Martin Luther tarafından kullanılan Almanca Christkind (Çocuk Mesih) adının yozlaşmış halidir.

Bu isim Noel Baba’nın yerini alması için o dönemin tutucu Katolik çevreleri tarafından benimsenirken, Protestan Kiliseleri daha laik bir isim olan Noel Baba ve türevlerini benimsemiştir.

Çok küçükken bir Noel Baba tasvirine götürmüşlerdi beni. Tam kucağına otururken sakalını çekmiştim ve altından komik suratlı bir adam çıkmıştı.

Şimdi facebook’a baktım da…

Herkes orada birader!

Bu aralar Putin’le başımız sıkıntıdaymış. Büyüklerimiz en doğrusunu bilir! Değil mi?

Judocu da üstelik…

Bakalım daha neler göreceğiz…

Hayırlara vesile olsun bakalım.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 30 Aralık 2015 Çarşamba

0 kez okundu
0

Posted by on in Genel

İnsanın kendini dinlediği, bütün hayatını sorguladığı ve “neden varım, ne işe yarıyorum, istediklerime kavuşabildim mi” diye sorduğu dönemdir.

Konuyla ilgili en çok araştırma yapanlardan biri, ABD kökenli Erik Erikson’dur.


 


Sekiz Evreye Yayar hayatı:

Umut: Güven veya Güvensizlik dönemi (0-1 yaş)

Özerklik veya Utanç Duyma ve Kararsızlık Dönemi (2-3 yaş)

Girişim veya Suçluluk Dönemi (3-5 yaş)

Beceri veya Aşağılık Duygusu (6-11 yaş)

Benlik Kimliğinin Oturması veya Rol Karmaşası Dönemi (11-20 yaş)

Yakın İlişkiler Kurma veya Soyutlanma Dönemi (Genç yetişkinlik dönemi)

Üretkenlik veya Kısırlık Dönemi (Yetişkinlik dönemi)

Benlik Bütünleşmesi veya Umutsuzluk (Yaşlılık dönemi)…

Zor zamanlardır. Ben buna bir de Ölmeden Önce Mutlaka Yapılması İcap Edenler safhası ekledim.

***

Orta Yaş Krizi de denir bu döneme.

Genellikle 40 ila 60 yaş arasını kapsar. Ben de idrak etmekteyim şu aralar ve iç hesaplaşmalarım pek yoğun. Size de tavsiye ederim şunları sormayı:

Bütün hayatı tek bir günmüş gibi düşünün ve ömrünüzü gözden geçirin. Sabah benim doğuşum, güneşin ışıklarının gölgesiz düştüğü öğle vaktim yani benim hayatımın tam ortası, akşamüstü gelip de ışıkların kararmaya başladığı zaman da güneşin batmasının yakını diye tasavvur edin, muhayyilenizde canlandırın.

***

 Özellikle de şunları sorgulayın:

-“Kendim için ne yaptım? Vatanım ve milletim için ne gibi fedakârlıklarda yahut işlerde yer aldım”?

-“Bunları, ne kadar olumsuz şartlar veya namüsait ortam tezahür etse de, muhafaza etmeye devam edebilecek miyim”?

-“Kendimi seviyor muyum 

-“İnsanlarla iyi ilişkiler kurabildim mi”?

-“Ailemle ve çocuklarımla iyi bağlanmalar kurabildim mi”?

-“Onlarla ilgilenebildim mi, yeterince zaman ayırabildim mi, ayırdıysam da, bu vakti verimli kullanabildim mi”?

-“Neleri tahakkuk ettirmek için ne kadar vaktim kaldı”?

-“Kendimi ve ötekileri sevebiliyor muyum”?

-“Diğerkâm ve sevgi dolu olabildim mi”?

-“Almadan vermeyi, insanlığı ve diğer insanları, kendine rağmen sevebilmeyi başarabildim mi"?

-“Kapıları açık bulduğunda, içeride kim var diye sormadan içeri girebildim mi ve girmeye de devam edebilecek miyim”?

-“Ölüp gidenlerin arkasından kahrolmamayı, kalanlara da güler yüzle ve sevgiyle yaklaşmayı başarabiliyor muyum”?

-“Tek başına kaldığım zamanlarda dahi, hiç sıkılmadan ve üzülmeden, derin düşüncelere dalıp, kimseleri suçlamadan, derin tefekküre ve tefelsüfe (felsefe yapma) dalıp da kendimi aştığımı, transandansı (kendini aşma yaşantısını) yakalayıp, tarif edilemez ve bilinemez, sadece bana özgü olan yerlere ulaşabiliyor muyum?

-“Özüme (essence) kavuşmak için çaba harcadım mı”?

-Kimselerle kavga etmeden ve kibirle değil, sevgiyle davranabilmiş miyim?

-Onunla bununla tartışmadan ve falancayı filancaya bunu çekiştirmeden, bir şeylere inanarak –ki bu her şey olabilir, “inanmamak” da bir inançtır–, yıkılmadan ve dımdızlak kalsam da ayakta durabilir miyim diye sorduğumda cevap “evet” olabiliyor mu?

“Dünyada tek bir arayan soranım kalmasa dahi, ben arayabiliyor muyum”?

“Her şeyi barış ve esenlikle yapıp, kimseleri incitmeden ve kırmadan ayakta durabilmiş miyim bunca zaman”?

“Borcum var mı kimselere, kin gütmemeyi ve hâlâ sevmeyi başarabiliyor muyum”?

-Din, dil, ırk veya başka ayrım yapmadan, “rağmen” ve “sorgusuz”, hiçbir karşılık beklemeden sevebiliyor muyum?

-Gönül koymadan, kızmadan ve küsmeden sarılabiliyor muyum herkese?

-Dostlarım var mı arayabileceğim, akrabalarımla muhabbetim hiç kesilmiş mi?

-Gülümseyerek ve sözüne, özüme güvenilir şekilde hayata asılabiliyor muyum?

-Tutulmayan sözlere gülüp geçebiliyor muyum?

-Hayırsız ve arsızlara, sözünü tutmayanlara, kendini dev aynasında görenlere gülümseyebiliyor muyum?

-En zengin olanlarla da, en fakir ve sefil olanlarla da barışık mıyım?

-Sefih ve namert olanlara bile tebessümle kakabiliyor muyum?

-Beni kazıklayanlara, rızkımdan aşıranlara dahi hoşgörüyle bakabiliyor muyum?

-“Hâlâ ayakta ve sağlıklı mıyım”?

-“İşime saygı duyup onu ifa edebiliyor muyum”?

-“Dilenciyle de, en üstten gelenlerle de halis kalarak, suhuletle, sahicilikle oturup iki çift laf edebiliyor muyum”?

-“Kalıcı ve ölümsüz olmayı eser bırakmak için son saliseye kadar çalışarak temin edebilecek miyim”?

-“Çalışmak ve bilime sığınmak en temel düsturum mu”?

-“Kimseler destek olmasa ve kendimi ortada bırakılmış olarak hissetsem de, ısrarla asılabiliyor muyum hayata”?

-“Rüyalarımda atalarımı, anamı babamı veya benim için önemli ve değerli olanları görüp, temas kurabiliyor muyum”?

-Vecibelerimi yerine getirip, “güvenilir adamdır” izlenimini verebiliyor muyum?

-“Adam olmanın en güvenilir yolunun hayatı sevmek olduğunu görebiliyor muyum”?

-“Maziye saplanıp kalmamayı, istikbale yatırım yaparak, statüye perestiş etmeden ayakta durmayı başarabiliyor muyum”?

-“Mesleğimi, hatalarımı ve eksikliklerimi de hep görerek, kendimi sürekli olarak geliştirerek daha da geliştirebilmek için yeterince emek harcıyor muyum”?

***

-“Kendimi ne yüceltip, ne de itibarsızlaştırarak, sevecenlikle bakabiliyor muyum âleme ve kâinata”?

-“Âlimle ilmi, bilim adamıyla bilimi tartışıp, eleştirilere de sağır kalmayı başarabiliyor muyum”?

-“Övgülere tebessümle, yergilere sükûtla bakabiliyor muyum”?

 İşte, bunlardan en az yarısına olumlu cevap verebildinizse, Orta Yaş Krizi fena geçmiyor demektir.

 Sevgi kalbinizden,

 Saygı yüreğinizden,

 Sebat zihninizden hiç silinmesin.

 Bilgeliğin belki de tek yolu bu…

Aksi taktirde depresyon, kaygı, saplantı, eskiden Envolüsyoner Depresyon denen yaşlılığa geçiş dönemi hastalığı yakanıza yapışabilir.

Tedavisi vardır ve işinin ehli olan psikiyartlar, bunu da başarır...

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 26 Aralık 2015 Cumartesi

397 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Nobel Tıp Ödülünü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar ile sadece Türkiye değil, Türk Dünyası da gurur duymaktadır. Başarı yolunda şartlanmış, azimle ve Israrla çalışanın, yaptığı işten manevi tat alanın varamayacağı hedef yoktur. Milliyetçi camiadan daha nice Aziz Sancar’lar çıkacaktır; yeter ki gençlere iyi rehberlik yapılabilsin. Genç insana tepeden bakılmasın ve küçümsenmesin. Her meslekte en yukarılara tırmanma heyecan ve azmi onlara aşılanabilsin. Sadece iç politika girdabında nice kabiliyetler yok olup gitmektedir. Yurt dışında ve yurt içinde yüksek lisans ve doktora yapan gençlerimize zaman ayıralım ve onlara rehberlik yapabilecek olanlarla gençleri buluşturalım.

Maalesef yurt dışında bazı üzücü örneklerle karşılaştık. Az da olsa bazı derneklerimizde gençlere gerekli sıcak ilgiyi göstermek ve mesafe alabilmelerini sağlamak yerine, onlara olmayacak görevler yükledik. Kaliteli ve donanımlı bir çevre ile değil; sadece hamaset ve duygusallıkla onları tanıştırdık. Kendilerine sohbetlerde ve toplantılarda tatminkâr bilgi ve tecrübeyi kazandırdığımız pek söylenemez. Başarılı birçok çalışma mutlaka yapıldı; ama bu faydalı hizmetleri genelleyemedik. Derneklerimizle tanışan gençlerin bir kısmı aradığını bulamamanın verdiği moral bozukluğu içine girdiler. Maalesef sadece yetişkinler değil, gençler de ülke de birlikte kaybetti. Gerçekler acı da olsa onları örtmeye çalışmak yanlıştır. Ancak bu olumsuzlukların giderilememesi de söz konusu olamaz.

Günümüzdeki ortam maalesef idealist, ülkü ve millî heyecan sahibi ve başarı arzusuyla dolu olanları adeta tırpanlamaktadır. Birçok kuruluş verdikleri burs yoluyla gençleri etkilemektedir. Mezuniyet sonrası iş bulamama endişesi, gençleri millî kimliği reddedici kuruluşların kucağına itmektedir.

Bu durum Prof. Dr. Aziz Sancar gibi gurur verici değerlerin ortaya çıkışını engellemektedir.

***

Bir dönem Nobel kazanan Pakistanlı Prof. Dr. Abdüsselam Aydınlar Ocağı Genel Merkezini ziyaret etmişti. Kendisiyle çok faydalı görüşmeler yapmıştık. Bu ilim adamı ilim ile dinin bütünlüğü konulu bir hutbeyi Süleymaniye Camiinde dinlemişti. Bundan büyük bir mutluluk duyan Abdüsselam inançlı bir ilim adamının önündeki kapıları aça aça başarıya ulaşabileceğini ve zirveye tırmanacağını belirtmişti. Manevi tat alan bu ilim adamı kâinatın yaratılışı ile ilgili gerçekleri fark edebilecekti. Nobel Ödül töreninde bazı Yahudi ilim adamlarıyla tanışır. Bunların nasıl ve neden başarılı olabildiklerini düşünür ve sorar. Yahudi ilim adamları başarı yolunda din adamlarından çok büyük baskılar gördüklerini anlatırlar. Onlara göre eziyet çekmiş olan Yahudi kavmi ancak herkesin görevini en iyi şekilde yapabilmesi ve başarıyla şartlanmasıyla ayakta durabilirdi. Prof. Dr. Abdüsselam ilmi çalışmanın bir ibadet gibi sürdürülmesinden yanaydı.

Bu benzeri örnekleri düşünerek bugünün gerçeğini hesaba katmalıyız. Kısır çatışmaların, birbiriyle uğraşmanın ve hizipçiliğin faydası olamaz. Herkesin yeni bir durum değerlendirmesine ihtiyacı vardır. Milliyetçi gençler ve aydınlar nasıl olmaları gerekiyorsa öyle olmalıdırlar. Olur, olmaz tiplere ve örneklere özenilmemelidir. Birilerinin malzemesi olunmamalıdır. Ülkemizdeki değişme idealizmden sapmaları doğurmuş fırsatçılığı, menfaatçiliği ve “ben” merkezliliği öne çıkarmıştır. Birçok kesim bundan etkilenmiştir. Dayanışma ve işbirliğinde gönül birliği içinde olma çizgisi yerine; hısım-akraba, hemşerilik ve etnik duygular geçmemelidir. Türk Milletine mensubiyet şuuru esastır. Oyunu kurallarına göre oynamaktan vazgeçmemeliyiz. Parti yönetimi ile dernek yönetimini de birbirine karıştırmamalıyız. Yeri geldiğinde herkes ülke çıkarları için fedâkarlık yapabilmelidir. Kibir, gurur ve kendini beğenme başarının önündeki engellerdir. Topluma kapalı oluş siyaset dâhil her alanda başarısızlığı getirir. Siyasetin özü sosyal ilişkidir. İstişareden kaçınılmamalıdır.

Kendisi DNA ve evrim konularına büyük katkılar yapmıştır. Tabii ki Yahudilere danışacaktı. Bunun ne mahzuru olabilir ki)

Prof. Dr. Aziz Sancar örneği başarı yolunda herkesi düşündürmeli ve örnek olmalıdır. 

MKD: O bir Mardinli, o bir Tütklük âşığı, ne mutlu ona.

Eminim ki "ne mutlu Türk'üm diye" de haykırmıştır. Helâl olsun Hocam. Gözlerin dolu sizi seyrettim buralardan...

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL – İstanbul - 21 Aralık 2015 Pazartesi

Etiketler: büyük gurur nobel
332 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Evden çıkmadan önce beni Sevgili Ümid Meriç aradı ve yemeğe davet yemeğe etti. Sesini duyunca pek mütehassis oldum ve seneler öncesi uzandı anılarım. Dilerim Mahmut Âli Meriç ve refikası da teştif ederler muhabbete (o da Ali denmesini sever ve tam bir Fransız entellektülidir, şimdilerde Migros'un olduğu yerde az mı yemiş içmiştik..


Onların hayatı da şöyledir: Ali Meriç (d.3 Nisan 1959, Alaşehir) Türk oyuncu, yönetmen ve yazar. İlk ve orta öğrenimini Alaşehir'de, lise öğrenimini İzmir Atatürk Lisesinde tamamlayan Ali Meriç, Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünden mezun oldu.

Ali Meriç 3 Nisan 1959 tarihinde Manisa Alaşehir'de doğdu. 1977 yılında kısa bir süre çalıştığı Yeni Ulus gazetesinden ayrılarak Ankara Çocuk Tiyatrosunda (AÇT) tiyatroya başladı.

1980 yılında, İsveç Televizyonu için iki çocuk oyunu yazdı ve oynadı.

1981 yılında, AÇT ile Grips Theater’in Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivaline katıldı.

1982 yılında, Milliyet Gazetesi Ege Eki için haftalık gülmece sayfası Gülen Ege'yi hazırladı.

1983'de Ankara Sanat Tiyatrosu'na (AST) girdi. 1984 yılından itibaren TRT için çocuk programları yazmaya başlayan sanatçı, aynı zamanda bu programlarda kendisi de oynadı.

1985 yılında, TRT için Bizim Yuvamız adlı diziyi, Ayşe Nil Şamlıoğlu ile birlikte yazdı. 1986 yılında TRT için, Tele Kabare programını yazdı. 1986 yılında Devlet Tiyatroları Ankara Çocuk ve Gençlik Tiyatrosunda oyuncu olarak görev aldı. Ankara Devlet Tiyatrosu ve Bursa Devlet Tiyatrosu'nda görev yaptı. Turgut Özakman'dan yazarlık dersleri aldı. Cumhuriyet, Milliyet, Gırgır, Tan (Makedonya), Dünya vs. gazete ve dergilerde gülmece yazıları ve öyküleri yayınlandı.

Hayali Ali Meriç olarak da tanınan sanatçı, Geleneksel Türk Tiyatrosu ile ilgili çalışmaları çerçevesinde, 1991 yılında Flash TV için Karagöz oyunları yazdı ve oynattı, 1993 yılında yapılan 1. Millî Bursa Karagöz Festivali komitesi sekreterliğini yaptı, Gölge oyunu ve Karagöz oyunları yazıp oynattı.

Assitej (Uluslararası Çocuk Oyuncuları Birliği), Unima (Uluslararası Kukla ve Gölge Oyuncuları Birliği) ve Tobav (Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı) üyesi olan Ali Meriç, halen 1995 yılında göreve başladığı Antalya Devlet Tiyatrosu’nda, oyuncu ve yönetmen olarak görevini sürdürmektedir. Ali Meriç evli ve Bilge İpek ve Adil isimli iki çocuğu vardır.

***

Bakın söyleşi şöyle:

-Din ve Marksizm yan yana gelir mi? İki kavramı bir araya getiren ünlü düşünür Cemil Meriç'in Weberci ve türbanlı kızı Ümit

Meriç tezatları cevaplıyor: Haşemamı giyerim, erkeklerle yüzerim.

Kapitalistler ekonomik krizin ardından keşfetti ama sol ve Marx dindar dindar kesim için çok uzak kavramlar olmadı.

-Sol ve din bir araya gelir mi tartışması en son İstanbul'daki IMF toplantıları sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın sola yakın açıklamalarıyla gündeme geldi.

-Tartışma sol ve din olunca akla gelen en yetkin isim Cemil Meriç. O Cemil Meriç ki, nev-i şahsına münhasır şahsiyeti bir yana, Türkiye'de sağ ve solun saygısını kazanabilmiş bir isim.

Sosyoloji Profesörü Ümit Meriç, ünlü düşünür ve bence filozof da sayılırdı- Cemil Meriç'in kızı.

İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaparken ölümle burun buruna geldiği 1999 Marmara Depreminden sonra görevinden istifa edip, tesettüre giren bir kadın.

Kendisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına üyesi olduğu İstanbul 2010 Kültür Başkenti organizasyonda yer alıyor. Babası gibi tezat uçları bir bünyede buluşturabiliyor.

Ümidt Hanım uzun yıllar rakı içmiş olmasına gençlik günahı derken, bir sonraki cümlesi "erkeklerle aynı havuzda yüzmekten çekinmem" oluyor.

Prof Dr Ümt Meriç'leile yaklaşık 10 yıl önce yaşadığı müthiş değişimi, hayata bakışını ve babası Cemil Meriç'i konuştuk.

ÖRTÜNDÜM, MESLEĞİMİ BOŞADIM

- Türbanı ilk kez ne zaman taktınız, sebebiniz neydi?

1999 Marmara depreminde, felâketin tam göbeğinde Armutludaydım. Sonumun geldiğini sandım.

Ölmekten değil, dünyanın sonunun gelmesinden korktum. Dua ettim ve tam o anda, dualarımı kabul eden bir varlığın olduğunu hissettim vee bu varlığın bütün emirlerini yerine getirmediğimi düşünerek mahcup oldum.

Cenab-ı Hakk'a karşı örtünme kararı aldım. Örtündükten sonra huzura erdim. Ancak şunu söylemeliyim, örtünme kararını sadece kadınlar kendileri vermeliler. Çünkü tek başına örtü bir şey ifade etmez; arkasındaki maneviyata erişmek lazım.

- Üniversitedeki görevinizden türban yüzünden mi istifa ettiniz?

Evet. Örtündükten sonra İstanbul Üniversitesindeki görevimden istifa ettim. Sosyoloji hocasıydım. Sosyoloji kimliğimi boşadım. Teneşirdeki kimliğimi üniversitedeki kimliğime tercih ettim.

- Namaz kılmaya ne zaman başladınız?

Namazın hayatımdaki yeri çok daha eskilere dayanır. 30 yılı aşkın süredir, 1978'den bu yana namaz kılarım.

- Teknolojiden yararlanıyor musunuz? Televizyon izler misiniz, elektronik posta kullanır mısınız?

Televizyon izlemiyorum, gazete okumuyorum. Mail kullanmıyorum. Manyetik ve elektronik etki alanından uzakta kalmak istiyorum. Bunları takip edince huzursuzluğa kapılıyorum. Kendime bir dünya kurdum, nereye gideceğimi, neler okuyacağımı sadece kendim belirliyorum.

- Yani dünyayı boş mu verdiniz, sevmiyor musunuz bu dünyayı?

Dünyadaki kimliğim bir başka şekle dönüşmüş oldu. Ama dünyadan arınmadım. Son derece dünyalı biri olarak yaşıyorum. Dünyayı da seviyorum. Kendime ait bir dünya kurdum ama bu kopuk bir dünya değil. Herkese kapısı açık bir dünya.

- Dizileri de mi izlemiyorsunuz?

Dizileri asla izlemiyorum. Film de seyretmem. Ama arada bir sinemaya giderim. En son Mahsun Kırmızıgül'ün Güneşi Gördüm filmine gittim. Çok beğendim. Mahsun Bey'i de çok beğeniyorum. Çok ihlaslı mesajlar veriyor.

RAKI, GENÇLİK GÜNAHIM

- Hiç alkol aldınız mı?

Eskiden arada bir alkol alırdım. Rakı içmişliğim vardır, şarabı sevmezdim. Evet, gençlik günahım olarak eskiden arada sırada rakı içmişliğim vardır.

- Babanız, muhafazakârlaşmanıza tepki gösterdi mi?

Örtünmemde babamın etkisi olmadı. Ama bendeki değişiklik onu etkiledi. Memnun olduğunu söyledi. Çünkü bende bir iç huzursuzluğu, bir asabiyet hali vardı.

Bir sabah ezanıyla namaza başladım bir daha bırakmadım. Deprem felâketini yaşadığımız gece de tesettüre girdim.

- Mahalle baskısı çok tartışılıyor. Siz, kendi kızınıza, baskı yapıyor musunuz?

-Mahalle baskısını yanlış bulurum. İslamiyet insana teklif edilir. Tercih, şahsa aittir. Ben kızıma namaz kıl diye telkinde elbette bulunuyorum ama baskı yapmıyorum. Zaman zaman o da namaz kılar. Her ülkede toplumsal baskı olabilir. Hıristiyanlık'ta da bu var. Buna toplumun kontrol mekanizması diyebiliriz.

- Erkeklerle aynı havuzda yüzer misiniz?

Erkeklerle aynı havuzda yüzmek beni rahatsız etmez. Haşemamı giyer, bonemi takar yüzerim. Bu sene Kazlıdere-Kuruçeşme arasında yapılacak yüzme yarışına katılmaya niyetliyim.

EŞCİNSELLERE TEESSÜF EDİYORUM

- Sizce kadın-erkek eşit midir?

Kadın ve erkek eşit değildir, birbirlerini tamamlarlar. Biri olmadan diğeri olmaz. Yalnızlık, ikisi için de beraber olmaktan daha az hoştur. Kadın daha çok duygusal, erkek ise mantıklıdır. Kadının biraz daha rasyonel yönünü, erkeğin de biraz daha duygusal yönünü geliştirmesi şayandır. Ama hiçbir zaman birbirinin yerini alamazlar.

- Eşcinselliğe bakışınız nedir?

Eşcinsellik bireysel bir sorun. Genetik konular içine girenler de var, kişinin kendisinin geliştirdiği eşcinsellik de var. Cinsel kimliklerini şaşırdıkları için onlara teessüf ediyorum. Keşke öyle olmasalardı.

- Bir eşcinselle arkadaş olur musunuz?

Eşcinsellik ne dost olmama ne de saygı duymama mânidir.

İKTİDARIN İCRAATLARI İYİ

- AKP hükumetinin icraatlarını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı nasıl buluyorsunuz?

AK Partinin icraatlarını çok beğeniyorum. Bu partinin Türkiye'yi küresel aktör haline getirdiğini düşünüyorum. Başbakanımızı da gayet başarılı buluyorum. Son derece enerjik, çok dikkatli... Hem ülke hem de dünya meselelerine vâkıf, ehl-i secde bir insan.

Kendisine dua ediyorum. Hükumetin açılımlarını da Türkiye için isabetli buluyorum. Tabii her kararda olduğu gibi bu kararlarda da eksiler artılar olacaktır. Önemli olan artıların fazla olmasıdır.

32 YIL BABAMIN GÖZÜ OLDUM

- Babanız Cemil Meriç, her kesimin saygısını kazandı. Sizce bunun sırrı ne?

Babam Cemil Meriç, Yirminci Yüzyıl Türk düşüncesinin en geniş ufuklu çehrelerinden biridir. Bu yüzyıl Türkçesinin zirvelerinden biridir. Babamı sol ve sağ kesimden herkes sevdi. Çünkü o, namuslu bir aydındı. Babama sağcı demek çok yanlış olur, bu ona dar gelir. Solcu demek de yeterli değil. İnsana ve emeğe saygısından ötürü solcu, tarihimizin ortaya çıkardığı insan tipi açısından da sağcıydı diyebiliriz.

Babam yöntem olarak sonuna kadar Marksist'ti. Ama bu babamın, ölürken son söz olarak Sevgilim Muhammed demesine mâni olmadı.

- Sizin Karl Marx'la aranız nasıl?

Ben Marx'ı, sosyolog olarak çok severim ama Marksist olmadım. Ben kendimi daha çok Weber'e yakın bulurum.

- Peki babanızla aranız nasıldı?

Hayatıma çok şey kattı. Âmâ (kör) olduğunda 8, vefat ettiğinde ise 40 yaşındaydım. Aradaki 32 senede onun gözü oldum.

***

Ta Suadiye Oteli'ne ve şimdiler Migros'un olduğu bölgede yer ve içerdik.

Sonra önce Cemil Amcam gitti, sonra pederim. Akabinde de çoğunun düğünlerine gittik Neslim'le.

O şimdi Halveti Cerrahi tarikatında, tıpkı Çınar gibi. Farklarına gelince: Ümit Hanım'da ahde vefa vardır. Diğerini boş verdim zaten.

Ben ise Fulya'daki muayenehanemde çalışıyorum hâlâ ama dimdik ayaktayım. Her ne kadar bazıları artık pek ortalarda olmasa da, desteğini kesmiş gibi olsa da...

Daha Siyavuş Ağabeyimi ziyarete gideceğim.

Daha Cânan'ın mürüvvetini göreceğim.

Cem Çanakkale'de, hoca oldu konservatuvarda.

Işıl diziye başlıyormuş, henüz arayamadım.

Neslim de koşturuyor hayat kavgasında...

Türkiye ise bildiğiniz gibi.

Sağlıcakla kalın.

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 12.12.2015

195 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Kişilerin benliğinde barındırdığı hem kaygıları hem de korkuları vardır. Bunlar doğal ve evrensel, kısmen de evrimsel duygulardır.

Fakat korku ve kaygının derecesi kişinin günlük hayatında aksamalara sebep oluyorsa, ortada doğal olmayan bir durum var demektir. Doğal olmayan bu duruma da fobi denmektedir.


 Fobi kelimesinin abartılı veya anormal korku anlamına geldiğini bilmeliyiz. Fobi kelimesinin karşılığı korku olsa da, içeriğini daha detaylı bir şekilde ele almamız gerekiyor.

Korku, idrak edilen bir tehlike, tehdit anında hissedilen bir gerilim, güçlü bir kaçma veya kavga etme dürtüsü, hızlı kalp atışları, kaslarda gerginlik vs. belirtilerle yaşanan yoğun bir duygusal uyarılma, heyecan halidir. Korku; ancak insan hayatını kısıtladığı, özgürce yaşamasını engellediği zaman fobik özellik kazanır.

Fobi kelimesi Kadim Yunancadaki phobos’tan kökünden gelmektedir ve Latincede dehşet anlamına gelir. Yunan mitolojisinde ise phobos, Dehşet Tanrısı anlamındadır.

Her canlı varlığını tehdit eden veya tehdit riski taşıyan varlık, nesne ve durumlar karşısında kaldığında içgüdüsel olarak kaçar. Bu anlamda korku canlılığın sürdürülebilmesi göz önüne alındığında gerekli ve faydalı bir önyargı mekanizmasıdır. Ancak korku dozunda olmalı, fobiye dönüştürülmemelidir.

Fobi kelimesinin tam anlamı: Bir nesnenin, durumun veya faaliyetin yarattığı ve kişinin kendisi tarafından da yersiz veya aşırı kabul edilen alkıldışı, yoğun, inatçı bir korkudur.

Bu korku, kişide korkulan söz konusu şeyden (fobik uyarıcıdan) kaçınmaya yönelik neredeyse karşı konulmaz bir arzu yaratır. Kaçınmanın mümkün olmaması halinde yoğun bir kaygı ve Panik Tepkisi alevlenir. Bir fobi önemli bir sıkıntı kaynağı olduğu veya toplumsal işleyişi engellediği zaman ruhsal bir rahatsızlık olarak değerlendirilir.

Örümcek fobisi, yılan fobisi, yükseklik fobisi, kapalı alan fobisi gibi bazı fobiler hemen herkeste görülür ve evrensel, evrimsel olarak değerlendirilir.

Karmaşık fobilerden biri de sosyal fobidir (Sosyal Anksiyete Bozukluğu).

Özel (Özgün) fobiler ise normalde korku yaratmaz, sadece kişiye özgüdür ve bazen sembolik olarak bazen de klasik şartlandırmanın bir sonucu olarak görülür

Fobilerde duyulan korku mantıksız ve aşırıdır.

fobi ile ilgili görsel sonucu

Fobi sahibi insanlara fobik denir.

Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy veya kişiliğin getirisi olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır.

Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir

Fobilerin en belirgin özelliklerinden biri kaynağının şuursuz oluşudur. Fobilerin kaynağı Freud’un yaklaşımına göre şuurdışında çözümlenememiş çelişkilerdir. Bu çelişkiler çözümlenmedikçe yalnız fobinin ortadan kaldırılmasına çalışmak yetersiz ve anlamsız bir çabadır.

***

Psikologlar ve psikiyatrlar fobileri Basit ve Karmaşık Fobiler olmak üzere ikiye ayırırlar.

Basit Fobi: Oldukça iyi belirlenmiş, tek bir nesne veya durumdan gelen korkuyu tanımlarken (yılandan, yüksekten korkma).

Bunların ekserisi evrimseldir, çünkü bizim atalarımızın en çok saldırıya uğradığı ortamlardı.

Karmaşık Fobi: Çok boyutludur (agorafobi: dışarıda, toplumun içinde, yabancı kimselerin arasında ortaya çıkan karmaşık uyarıcıları içerir. Ortaçağ’da kadınların tek başına sokağa çıkmaları yasaktı. Kökeni buradandır). Hâlâ da çok yaygın…

Sosyal Fobi: Karmaşık fobilerden biri de sosyal fobidir (Sosyal Anksiyete Bozukluğu). Kişiyi başkalarının gözlemine maruz bırakabilen toplum içinde konuşma, yemek yeme vs. faaliyetler konusunda hissedilen inatçı, akıl dışı bir korkuyla ve bu tür faaliyetlerde kaçınmaya yönelik zoraki arzuyla tanımlanan bir kaygı bozukluğudur.

Genellikle küçük düşme olumsuz izlenim bırakma, aptalca davranma vs. korkulardan kaynaklanmaktadır. Sosyal fobi (Soysal Anksiyete Bozukluğu), insanların gerek iş hayatlarında gerekse özel hayatlarında yüksek performans göstermelerini gerektiren şartlarda önemli bir sorun haline gelmektedir.

Sosyal fobinin temelinde “başkası beni görünce ne der” türünden, başkalarının yargılanmalarından kokma vardır. Sosyal fobi kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülür, başlangıcı ise genelde ergenlik yıllarıdır.

BASİT FOBİ-KARMAŞIK FOBİ AYRIMI NASIL OLUR?

Basit Fobi, bireyin günlük hayatını etkilemezken, karmaşık fobi günlük hayata olan uyumunu zorlaştırır.

Basit fobi tedavisi kolaylıkla gerçekleştirilirken karmaşık fobi tedaviye direnç gösterir. Bazen de kaygı nöbetleriyle beraber görülebilir.

Fobinin uzun süre ortadan kalkmayışını iki sebebe bağlanır:

Korkulan uyarıcıdan sürekli kaçma,

Korkulan uyarıcı veya nesnenin her ortaya çıkmasıyla kişinin kendi kendine sürekli olumsuz mesajlar vermesiyle, olumlu deneyimin gelişmesini önleme, sonra tekrar yaşama sık görülür.

Fobiler tedavi edilemez bir rahatsızlık değildir. Çoğu kişi tedavi sonucu bu davranışlardan kurtulur. Her kişinin özel durumuna göre gerekli tedavi uygulanmaktadır.

EN YAYGIN FOBİLER

Akrofobi: Yükseklik korkusu

Agorafobi: Açık alan korkusu

Klostrofobi: Kapalı yer korkusu

Kinofobi: Köpek korkusu

Payrofobi (Pirofobi): Ateş korkusu

Zoofobi: Hayvan korkusu

Antrofobi: İnsan korkusu

Akuafobi: Su korkusu

Astrofobi: Şimşek korkusu

Mizofobi: Pislik, bulaşıcılık korkusu

Ofidofobi: Yılan korkusu

İLGİNÇ FOBİLER VE ANLAMLARI

Limnofobi (Göllerden korkma fobisi)

Düşünün, sessiz sakin bir yerde göl kenarında oturmuş, rahatlıyorsunuz… Karşınızdaki manzarayla rahatlıyorsunuz. Bu sizi rahatlatacaktır. Ama her zaman yeterli olmaz.

Chirofobi (Kendi vücudundan korkma)

Bütün fobilerle başa çıkılması gerçekten çok güçtür. Bunlar hayatı oldukça zorlaştırır. Bu fobiye sahip olan insanlar, vücutlarındaki herhangi bir bölümden korkarlar.

Peladofobi (Kel insanlardan veya kelleşmekten korkma fobisi)

Erkeklerin, en çok korktukları şeylerden biri kellik

Bu korku genellikle erkeklerde görülür ve korkunun diplerinde ise kel kalmak yatar.

Chaetofobi (Kıl ve saçlardan korkma fobisi)

Peladofobinin aksine, bu korkuya sahip olanlar enteresan bir şekilde saç ve kıllardan korkarlar.

Kleptofobi (Hırsızdan korkma fobisi)

Bu fobiye sahip olan insanların ortak korkuları, hırsızlardır. Bir hırsızın kurbanı olmaktan delicesine korkuyorlar. Çok sık rastlıyoruz.

Rhytifobi (Vücutta kırışıklıklar çıkmasından korkma fobisi)

Bu dünyada en az bilinen fobilerden biridir ve genellikle kadınlarda görülür.

Logizomechanofobi (bilgisayardan korkma fobisi)

Dünya değişiyor, buna bağlı olarak insanoğlu yeni fobiler ediniyor. Bu fobilerden en komiği ise, her şeyin neredeyse teknolojiyle yürüdüğü dünyada bilgisayarlardan korkmak olsa gerek. Bazı insanlar bilgisayarlı ortamlarda geriliyor ve korkularına hâkim olamıyorlar.

Agyrofobi (Karşıdan karşıya geçmekten korkma fobisi)

Agirofobik insanların karşıdan karşıya geçme korkusu vardır ki bu fobi de şehirde yaşamalarını çok zorlaştırır. Bu fobinin dereceleri vardır, otobandaki caddeden karşıdan karşıya geçmek veya küçücük bir sokakta karşıdan karşıya geçmek korkusu bile olabilir. Bu fobi, araba fobisinden ayrı olarak incelenir.

Mageirofobi (Yemek yapmaktan korkma fobisi)

Bu garip fobiye sahip olan insanlar, özellikle yalnız yaşıyorlarsa, çok sağlıksız bir şekilde besleniyor olabilirler. Üstelik yalnızca kendileri yemek yapmadığı ve bundan korktuğu gibi, iyi yemek yapan insanlardan da korkarlar.

Pediofobi (Oyuncak bebeklerden korkma fobisi)

Böyle insanlar yalnızca korkunç olan oyuncak bebeklerden değil, bütün oyuncak bebeklerden korkarlar. Daha net söylemek gerekirse, bu daha çok “canlı ve duygusu olan şeylere çok benzeyen cansız şeylere” karşı duyulan bir korkudur.

Deipnofobi (akşam yemeğinde yapılan konuşmalardan korkma fobisi)

Bazı insanlar akşam yemeğinde konuşmak fikrinden o kadar çok korkuyorlar ki, kalabalık akşam yemeklerine katılmamaya çalışıyorlar. Günümüz şartlarında bu korkuyla başa çıkmak daha kolay zira eskiden yapılan aile yemekleri ve etik değerleri gittikçe kayboluyor.

Eisoptrofobi (ayna veya kendini aynada görmekten korkma fobisi)

Ayna korkusuna daha çok, ayna karşısına geçtikten sonra ruhsal dünyayla bağlantıya geçme korkusu da denebilir. Bu fobiye sahip olanlar her ne kadar saçma olduklarını bilseler de, ayna karşısına geçtiklerinde inanılmaz bir endişe yaşıyorlar. Bu fobi daha çok bir bâtıl inanç olduğu için, ayna kırmanın onlara kötü şans getireceğini veya aynaya bakmanın onları doğaüstü dünyayla iletişime geçireceğini de düşünürler. Ayanaya bakmak, kendiyle yüzleşmek demektir tasavvufta ve her inançta aslında...

Demonofobi (Şeytan Korkusu)

Bu korkuya sahip olan insanlar, etrafta devamlı kötü ruhlu doğaüstü yaratıkların gezdiğini ve etrafa, insanlara zarar verdiklerini düşünürler. Bu insanlar Şeytan, Kötü Ruhlu yaratıklar hakkında konuşurken, tek başlarına karanlık bir yerde gezerken veya korku filmi izlerken büyük bir sıkıntı yaşarlar.

Pentherafobi (Kaynana fobisi)

Bu ilginç fobiler arasında en yaygın olanı budur. Elbette evli insanlar hayatlarında birkaç kere bu korkuyu yaşamışlardır. Gerçek anlamda bu korkuyu çeken insanlar genellikle çözümü ya psikoterapide ya da boşanmada buluyorlar (ben hiç Şeytan görmedim ama epey Şeytanı cebinden çıkaracak insana rastladım)

Cathisofobi (Oturmaktan korkma fobisi)

İlk olarak 1904’te belgelenen Cathisophobia, hareketsiz kalamama durumu olarak da bilinir.

Bu korku, daha önce yaşanmış bir travmaya dayanabilir. Mesela, daha önce sert veya keskin bir nesne üzerine oturup yara almış insanlarda bu fobi görülebilir.

Ablutofobi (yıkanma ve banyo yapmaktan korkma fobisi)

Ablutofobi, (Yunanca ebliut, yani ‘yıkanmak’ anlamına gelir).

Banyo yapma, yıkanma ve temizlik üzerine odaklanmış, sebepsiz bir korkudur. Bu fobi, duruma bağlı fobilerdendir.

Erkeklerden çok çocuklar ve kadınlarda, özellikle de aşırı duygusal insanlarda görülür. Semptom ve tedavisi diğer fobilerdeki gibidir.

Graphofobi (Yazı veya el yazısı fobisi)

Grafofobi ile baş etmeye çalışanlar, iyi yazma yeteneklerinden şüphe eder ve bu konuda başarısızlığa uğrayacaklarından yoğun bir biçimde korkarlar. Aynı zamanda yazmaya değer bir şeyleri olmadığından da korkabilirler.

ALFABETİK SIRAYLA FOBİLER VE ANLAMLARI:

– A HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Ablutophobia- Yıkanma ve banyo yapma fobisi.

Acarophobia- Kaşıntı veya kaşıntıya sebep olan böcek fobisi.

Acerophobia- Ekşi tat fobisi.

Achluophobia- Karanlık fobisi.

Acousticophobia- Gürültü fobisi.

Acrophobia- Yükseklik fobisi.

Aerophobia- Kapalı bir mekânda cereyan veya kimyasal madde kokusu fobisi.

Aeroacrophobia- Yüksek ve üstü açık mekân fobisi.

Aeronausiphobia- Uçakta kusma fobisi.

Agateophobia (psikozofobi)- Delirme fobisi.

Agliophobia- Acı çekme fobisi.

Agoraphobia- Pazar veya park gibi açık alanlar veya güvenli bir yerden ayrılma fobisi.

Agraphobia- Cinsel taciz fobisi.

Agrizoophobia- Vahşi hayvan fobisi.

Agyrophobia- Sokak veya sokakta yürüme fobisi.

Aichmophobia- İğne veya delici nesne fobisi.

Ailurophobia- Kedi fobisi.

Albuminurophobia- Böbrek hastalığı fobisi.

Alektorophobia- Tavuk fobisi.

Algophobia- Acı çekme fobisi.

Alliumphobia- Sarımsak fobisi.

Allodoxaphobia- Fikir sahibi olma veya başkasının bir fikrini belirtmesi fobisi.

Altophobia- Yükseklik fobisi.

Amathophobia- Toz fobisi.

Amaxophobia- Hareket halindeki bir arabanın içinde bulunma fobisi.

Ambulophobia- Yürüme fobisi.

Amnesiphobia- Hafıza kaybı fobisi.

Amychophobia- Tırmalanma fobisi.

Anablephobia- Yukarı bakma fobisi.

Ancraophobia- Rüzgâr fobisi.

Androphobia- Erkek fobisi.

Anemophobia- Rüzgâr ve cereyan fobisi.

Anginophobia- Kalp ağrısı veya soluksuz kalma fobisi.

Anglophobia- İngiltere İngiliz kültürü fobisi.

Angrophobia – Öfke ve sinirlenme fobisi (Sınır Kişilik Bozukluğunda ve Antisosyallerde, Manik Depresif Bozukluğun Manik dönemlerinde "acting out" tarzında saldırganlıklara sık rastlarız; çoğu tedaviye iyi cevap verir.

Ankylophobia- Kollar bacaklar gibi eklemleri hareket ettirememe fobisi.

Anthophobia- Çiçek fobisi.

Anthropophobia- Halk veya sosyete fobisi.

Antlophobia- Sel fobisi.

Anuptaphobia- Bekâr kalma fobisi.

Apeirophobia- Sonsuzluk fobisi.

Aphenphosmphobia- Dokunulma fobisi.

Apiphobia- Arı fobisi.

Apotemnophobia- Vücudunun herhangi bir yeri kopmuş insan fobisi.

Arachibutyrophobia- Fıstık ezmesinin damakta kalması fobisi.

Arachnephobia  (Arachnophobia)- Örümcek fobisi.

Arithmophobia- Rakam fobisi.

Arrhenphobia- Erkek fobisi.

Arsonphobia- Ateş fobisi.

Asthenophobia- Güçsüzlük veya bayılma fobisi.

Astrapophobia- Gök gürültüsü ve şimşek fobisi.

Astrophobia- Yıldız veya gezegen meteor gibi uzaydaki cisimler fobisi

Asymmetriphobia- Asimetrik şeyler fobisi (çok sıktır, bilhassa simetromanlarda (her şeyi) düzelten kişilerde sık rastlanır.

Ataxiophobia- Kasları düzenli oynatamama fobisi.

Ataxophobia- Düzensizlik veya tertipsizlik fobisi.

Atelophobia- Mükemmel olamama fobisi.

Atephobia- Harabe fobisi.

Athazagoraphobia- Unutma unutulma veya dışlanma fobisi.

Atomosophobia- Atomik patlama fobisi.

Atychiphobia- Başaramama fobisi.

Aulophobia- Flüt fobisi Panik Bozukluk Hastalarında sık görülür (Pan Flüt çalanlarda olmayabilir)

Aurophobia- Altın fobisi.

Auroraphobia- Aurora fobisi.

Autodysomophobia- İğrenç kokan insan fobisi.

Automatonophobia- Vantrilok kuklası robot gibi hareket eden oyuncak veya nesne birinin birebir yapılmış mumyası fobisi.

Automysophobia- Kirli olma fobisi.

Autophobia- Kendinden korkma veya yalnız kalma fobisi.

Aviatophobia- Uçma fobisi.

– B HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Bacillophobia- Mikrop fobisi.


Bacteriophobia- Bakteri fobisi.

Ballistophobia- Mermi veya balistik fobisi.

Bolshephobia- Bolşevik fobisi (Dünya Harbinden kalma)

Barophobia- Yerçekimi fobisi.

Basiphobia- Ayağa kalkamayacak hale gelme fobisi.

Bathmophobia- Merdiven veya yokuş fobisi.

Bathophobia- Derinlik fobisi.

Batophobia- Yüksek binaların yakınında bulunma fobisi.

Batrachophobia- Sürüngen hayvan fobisi.

Belonephobia- Raptiye veya küçük delici iğne fobisi.

Bibliophobia- Kitap fobisi.

Blennophobia- İğrenç sıvı veya yapışkan madde fobisi.

Bogyphobia- Cin ve peri fobisi.

Botanophobia- Bitki fobisi.

Bromidrophobia- Vücut kokusu fobisi.

Brontophobia- Gök gürültüsü ve şimşek fobisi.

Bufonophobia- Bir tür kurbağa fobisi.

– C HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Cacophobia- Çirkin olma fobisi.

Cainotophobia- Yenilik veya değişiklik fobisi.

Caligynephobia- Güzel kadın fobisi.

Carcinophobia- Kanser fobisi.

Cardiophobia- Kalp fobisi.

Carnophobia- Et fobisi.

Catagelophobia- Küçük düşme fobisi.

Catapedaphobia- Yüksek veya alçak yerlerden atlama fobisi (space phobia: boşluk fobisi: Çok gördüm, tabanlarının altında basacak yer yokmuş gibi davranırlar).

Cathisophobia- Oturma fobisi.

Catoptrophobia- Ayna fobisi.

Centophobia- Yeni fikirler veya şeyler fobisi.

Keraunophobia- Gök gürültüsü veya şimşek fobisi.

Chaetophobia- Saç fobisi.

Cheimaphobia- Soğuk fobisi.

Chemophobia- Kimyasallar veya kimyasallarla çalışma fobisi.

Cherophobia- Neşe eğlence fobisi.

Chionophobia- Kar fobisi (tam mevsimi ve ço rastlamaktayım)

Chiraptophobia- Dokunulma fobisi.

Chirophobia- El veya vücut fobisi.

Cholerophobia- Kolera fobisi (epeydir görmedim)

Chorophobia- Dans etme fobisi.

Chrometophobia Chrematophobia- Para fobisi.

Chromatophobia- Renk fobisi.

Chronophobia- Zaman fobisi.

Chronomentrophobia- Saat fobisi.

Cibophobia- Yemek besin fobisi.

Claustrophobia- Küçük alan küçük yer fobisi (asansör, mağara vs.)

Cleithrophobia (Cleisiophobia)- Kapalı yerde kilitli kalma fobisi.

Cleptophobia- Hırsızlık yapma fobisi.

Climacophobia- Basamak tırmanma veya aşağı düşme fobisi.

Clinophobia- Yatağa gitme fobisi.

Cleithrophobia- Bir yerde kapalı kalma fobisi.

Cnidophobia- Eşek arısı fobisi.

Cometophobia- Meteor (göktaşı) fobisi.

Coimetrophobia- Mezarlık fobisi.

Contreltophobia- Cinsel taciz fobisi.

Coprastasophobia- Kabızlık fobisi.

Coprophobia- Büyük abdest fobisi.

Coulrophobia- Palyaço fobisi.

Counterphobia- Korkuyu arama korkutabilecek olayların içine girme.

Cremnophobia- Yüksek bir yerin kenar kısmında yürüme fobisi.

Cryophobia- Dondurucu soğuk buz ve donma fobisi.

Crystallophobia- Kristal ve cam fobisi.

Cyberphobia- Bilgisayar veya bilgisayarda çalışma fobisi.

Cyclophobia- Bisiklet fobisi.

Cymophobia veya Kymophobia- Vücudun yukarı aşağı hareketi fobisi.

Cynophobia- Köpek ve kuduz fobisi.

Cyprinophobia – Hayat kadını veya cinsel hastalık fobisi.

– D HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Dentophobia- Diş hekiminden aşırı korkma.

Dermatopatophobia- Deri hastalıkları fobisi.

– E HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Ecclesiophobia- Kilise fobisi.

Ecophobia- Ev fobisi.

Eicophobia- Evi kaplayan nesneler fobisi.

Eisoptrophobia- Ayna veya kendini aynada görme fobisi.

Electrophobia- Elektrik fobisi.

Eleutherophobia- Özgürlük fobisi.

Elurophobia, aurilofobi - Kedi fobisi.

Emetophobia- Kusma fobisi.

Enetophobia- Raptiye fobisi.

Enochlophobia- Kalabalık fobisi.

Enissophobia- Tövbe edilemeyecek bir günaha girme fobisi.

Entomophobia- Böcek fobisi.

Eosophobia- Şafak vakti veya günışığı fobisi.

Ephebiphobia- Gençlik çağındaki insan fobisi.

Epistaxiophobia- Burun kanaması fobisi.

Epistemophobia- Bilgelik fobisi.

Equinophobia- At fobisi.

Eremophobia- Yalnız kalma fobisi.

Ereythrophobia- Utanıp kızarma fobisi.

Ergasiophobia- Çalışma bir şeyin çalışması veya bir doktorun ameliyat yapma fobisi.

Ergophobia- Çalışma fobisi.

Euphobia- İyi haberler duyma fobisi.

Eurotophobia- Dişi cinsel organ fobisi.

Erythophobia - Kızarma fobisi.

– F HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Fibriophobia- Ateşlenme fobisi.

Felinophobia- Kedi fobisi.

Francophobia- Fransa veya Fransız kültürü fobisi.

Frigophobia- Soğuk veya soğuk şeyler fobisi.

– G HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Galeophobia- Kedi fobisi.

Gallophobia veya Galiophobia- Fransa veya Fransız kültürü fobisi.

Gamophobia- Evlilik fobisi (Evlilikten aşırı korkma, sık rastlıyoruz. Çoğunun tedavisinde başarılı oluyoruz)

Geliophobia- Kahkaha fobisi.

Geniophobia- Çene fobisi.

Genuphobia- Diz fobisi.

Gephysrophobia- Köprüden geçme fobisi.

Germanophobia- Almanya veya Alman kültürü fobisi.

Gerascophobia- Yaşlanma fobisi.

Gerontophobia- Yaşlanma veya yaşlı insanlar fobisi.

Geumophobia- Tat alma fobisi.

Glossophobia- Konuşmaya çalışma veya toplum içinde konuşma fobisi.

Gnosiophobia- Bilgelik fobisi.

Graphophobia-  Yazı veya el yazısı fobisi.

Gymnophobia- Çıplaklık fobisi.

Gynophobia- Kadın fobisi.

– H HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

 

Hadephobia- Cehennem fobisi.

Hagiophobia- Azizler veya kutsal şeyler fobisi.

Hamartophobia- Günaha girme fobisi.

Haphephobia Haptephobia- Dokunulma fobisi.

Harpaxophobia- Soyulma zorla paranın çalınması fobisi.

Hedonophobia- Haz duyma fobisi (Depresyonda sık görülür)

Heliophobia- Güneş fobisi.

Hellenologophobia- Yunanca deyimler veya karmaşık bilimsel terminolojiler fobisi.

Helminthophobia- Vücuda birçok solucanın temas etmesi fobisi.

Hemaphobia - Kan fobisi (kan alınırken düşüp fenalık geçirenlerde sık rastlıyorum)

Heresyphobia - Düzeni değiştirecek radikal bir hareket veya ihtilâl yapma korkusu.

Herpetophobia- Yılan, kertenkele, timsah fobisi.

Heterophobia- Karşı cins fobisi.

Hierophobia- Din adamları veya dinsel şeyler fobisi.

Hippophobia- At fobisi.

Hippopotomonstrosesquippedaliophobia- Uzun kelime fobisi.

Hobophobia- Evsiz insan veya dilenci fobisi.

Hormephobia- Şok fobisi.

Homichlophobia- Sis fobisi.

Homilophobia- Dinî nutuk fobisi.

Hominophobia- Erkek fobisi.

Homophobia- Monotonluk, homoseksüellik veya homoseksüel olma fobisi. Bunların çoğunda kendi bastırılmış homoseksüellik korkuları yatar. Çok gördüm. Gerçek homoseksüelliğin tedavisi gerekmez ama kişiliğe /egoya yabancı olan dönemde Bilişsel Davranışçı terapi çok etkili olur. Çoğu erkek homoseksüelde de, özellikle dindar olanda toplumdan dışlanma ve istenmeme endişesi olur. Gördüklerimin hepsi iyileşti.

Hoplophobia- Ateşli silâh fobisi.

Hydrargyophobia- İyileştiren ilaçlar fobisi.

Hydrophobia- Su veya kuduz fobisi.

Hydrophobophobia- Kuduz fobisi (artık, nadiren de olsa, tedavi ediliyor)

Hyelophobia Hyalophobia- Cam fobisi. Kanada’daki Yüksek Kule’de atlarken yaşamıştım en son ama çok yaygındır aslında.

Hygrophobia- Rutubet veya sızıntı akıntı fobisi.

Hylephobia- Materyalizm veya epilepsi fobisi (sarayla konversiyon karıştırılmamalıdır)

Hylophobia- Orman fobisi.

Hypengyophobia- Sorumluluk fobisi.

Hypnophobia- Uyuma veya hipnotize olma fobisi (hipnoza yatkın kişilerde hiç görmedim ama istemeyenlerde epey rastladım. Oran %7 kadardır.

Hypsiphobia- Yükseklik fobisi.

– I HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Iatrophobia- Doktor veya doktora gitme fobisi. 35 senedir binlerce gördüm.

Ichthyophobia- Balık fobisi.

Ideophobia- Fikir fobisi.

Illyngophobia- Dengeyi kaybetme veya aşağı bakınca dengeyi kaybetme fobisi.

Iophobia- Zehir fobisi.

Insectophobia – Böcek fobisi.

Isolophobia- Yalnız kalma fobisi.

Isopterophobia- Termit fobisi.

Ithyphallophobia- Ereksiyon halinde bir penise sahip olma görme veya düşünme fobisi.

– J HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Japanophobia- Japon fobisi.

Judeophobia- Yahudi fobisi. Holocaust'tan beri hâlâ sürmekte! 

– K HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Kainolophobia- Yenilik fobisi.

Kakorrhaphiophobia- Başarısız olma veya yenilme fobisi.

Katagelophobia- Küçük duruma düşüş fobisi.

Kathisophobia- Oturma fobisi.

Kenophobia (Xenophobia)- Açık alan ve yabancı fobisi. Ortaçağ’dan kalmadır ve en fazla –hâlâ- kadınlarda rastlıyorum.

Keraunophobia - Gök gürültüsü veya şimşek fobisi.

Kinetophobia - Hareket fobisi.

Kleptophobia- Hırsızlık yapma veya hırsızdan korkma fobisi.

Koinoniphobia- Oda fobisi.

Kolpophobia- Dişi cinsel organ fobisi.

Kopophobia- Yorgun bitkin düşme fobisi.

Koniophobia- Toz fobisi (allerjilerde sık görülür ve tam da mevsimi.

Kosmikophobia- Kozmik fenomen fobisi.

Kymophobia- Dalga fobisi.

Kynophobia- Kuduz fobisi. Artık tek tük tedavi edilen bir hastalık ama bazı insanlar masum bir köpek görse bile zıplayıp kaçar.

Kyphophobia- Bir yerden eğilerek geçme fobisi.

– L HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Lachanophobia- Sebze meyve fobisi: Ev hanımlarında veya alışveriş yaparken eli bile dokunanlarda sık görülür.

Laliophobia Lalophobia- Konuşma fobisi. Histerik afoni haricinde çok az rastlanır. Baskı rejimlerinde de çok görülmüştür: Faşizm ve diğer totaliter rejimlerde.

Leprophobia Lepraphobia- Cüzzam fobisi.

Leukophobia- Beyaz renk fobisi.

Levophobia- Vücudun sol tarafında bir şey bulunması fobisi.

Ligyrophobia- Yüksek sesli gürültü fobisi.

Lilapsophobia- Hortum ve tornado fobisi

Limnophobia- Göl fobisi.

Linonophobia- İp fobisi.

Liticaphobia- Mahkeme davaları fobisi.

Lockiophobia- Çocuk doğumu fobisi.

Logizomechanophobia- Bilgisayar fobisi.

Logophobia- Kelime fobisi.

Luiphobia- Bir tür cinsel yolla buluşan insanı delirtebilen kadın hastalığı fobisi.

Sutraphobia- Samur fobisi.

Lygophobia- Karanlık fobisi.

Lyssophobia- Delirme veya kuduz olma fobisi.

– M HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Macrophobia- Uzun süre bekleme fobisi.

Mageirocophobia- Yemek pişirme fobisi.

Maieusiophobia- Çocuk doğumu fobisi.

Malaxophobia- Aşk oyunları fobisi.

Maniaphobia- Çıldırma fobisi.

Mastigophobia- Cezalandırılma fobisi.

Mechanophobia- Makine fobisi.

Medomalacuphobia- Seks sırasında cinsel olarak uyarılamama fobisi.

Medorthophobia- Ereksiyon durumundaki penis fobisi.

Megalophobia- Uzun şeyler fobisi.

Melissophobia- Arı fobisi.

Melanophobia- Siyah renk fobisi.

Melophobia- Müzik fobisi.

Meningitophobia- Beyin hastalığı fobisi.

Menophobia- Âdet görme fobisi. Premenstrüel dönemde sık rastlanır. Ülkemizdeki çoğu kadın âdet görmeye “hastalık” der, hâlbuki üretkenlik döneminde bu normal bir şeydir.

Merinthophobia- Bir yere bağlanma fobisi.

Meteorophobia- Meteor fobisi.

Methyphobia- Alkol fobisi: Etil alkol alanların korkacak zamanı bile olmaz.

Metrophobia- Şairliğe olan nefret veya şiir fobisi.

Microbiophobia- Mikrop fobisi.

Microphobia- Küçük şeyler fobisi.

Mysophobia- Kirli şeylerle temas etmek fobisi.

Mnemophobia- Hatıra fobisi.

Molysmophobia- Kirlilik fobisi.

Monophobia- Yalnızlık fobisi (şimdilerde çok sık çünkü pek çok insan işsiz ve sokaklarda ölüyor).

Monopathophobia- Bir hastalığının olduğunun öğrenilmesi fobisi.

Motorphobia- Otomobil fobisi.

Mottephobia- Güve fobisi.

Musophobia- Fare fobisi.

Mycophobia- Mantar fobisi.

Mycrophobia- Çok küçük şeyler fobisi.

Myctophobia- Karanlık fobisi.

Myrmecophobia- Karınca fobisi.

Mythophobia- Aslı olmayan söylenti fobisi.

Myxophobia- İğrenç sıvı veya yapışkan madde fobisi.

– N HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Nebulaphobia- Sis fobisi.

Necrophobia- Ölüm veya ceset fobisi. Hemen herkeste görülür.

Nelophobia- Cam fobisi.

Neopharmaphobia- Yeni uyuşturucular fobisi. Özellikle LSD25, Ekstazi ve diğerleri hakkında.

Neophobia- Yeni herhangi bir şey fobisi.

Nephophobia- Bulut fobisi.

Noctiphobia- Gece fobisi.

Nomatophobia- İsim fobisi.

Nosocomephobia- Hastane fobisi (binlerce gördüm, çoğu iyileşti)

Nosemaphobia- Hastalanma fobisi.

Nostophobia- Eve dönme fobisi.

Novercaphobia- Üvey anne fobisi.

Nucleomituphobia- Nükleer silah fobisi.

Nudophobia- Çıplaklık fobisi.

Numerophobia- Rakam fobisi.

Nyctohylophobia- Geceleyin ormanda kalma fobisi.

Nyctophobia- Karanlık veya gece fobisi.

– O HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Obesophobia- Kilo alma fobisi. Dismorfofobi (kendini olduğundan farklı görme: Daha büyük veya küçük) Tedavisi biraz zahmetlidir.

Ochlophobia- Kalabalık fobisi.

Ochophobia- Araç fobisi (tam da devrimize uygun)

Octophobia- “8” rakamı fobisi.

Odontophobia- Diş veya diş operasyonu fobisi. Pek çok kişide vardır ve tedaviyle %90’ı düzelir.

Odynophobia- Acı çekme fobisi.

Oenophobia- Şarap fobisi.

Oikophobia- Ev ve ev eşyaları fobisi.

Olfactophobia- Koku fobisi.

Ombrophobia- Yağmur veya yağmurda ıslanma fobisi.

Ommatophobia- Göz fobisi.

Oneirophobia- Rüya fobisi.

Oneirogmophobia- Seks rüyaları fobisi.

Onomatophobia- Belirli bir kelimeyi veya ismi işitme fobisi.

Ophidiophobia- Yılan fobisi.

Ophthalmophobia- Bakılma fobisi.

Opiophobia- Doktorların bir hastaya ilaç verme fobisi.

Optophobia- Birisinin gözünü açması fobisi.

Ornithophobia- Kuş fobisi.

Orthophobia- Sahip olma fobisi.

Osphresiophobia- Koku fobisi.

Ostraconophobia- Kabuklu deniz hayvanı fobisi.

Ouranophobia - Cennet fobisi.

– P HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Pagophobia- Buz ve donma fobisi.

Panthophobia- Acı çekme ve hastalık fobisi.

Panphobia- Her şeyin fobisi.

Papaphobia- Papa fobisi.

Papyrophobia- Kâğıt fobisi.

Paralipophobia- Bir görevi veya sorumluluğu aksatma fobisi.

Paraphobia- Seks sırasında mide bulandırıcı şeyler yapma fobisi.

Parasitophobia- Parazit fobisi.

Paraskavedekatriaphobia- 13. Cuma fobisi. Kadim Hıristiyanlık ve Yahudilikten kalma bir batıl itikat.

Parthenophobia- Bakireler ve genç kızlar fobisi.

Pathophobia- Hastalık fobisi.

Patroiophobia- Başkasına bir şey bir hastalık bulaştırma fobisi.

Parturiphobia- Çocuk doğumu fobisi.

Peccatophobia- Günah işlemek veya suç işlediğini hayal etme fobisi.

Pediculophobia- Bit fobisi.

Pediophobia- Oyuncak bebek fobisi.

Pedophobia- Çocuk fobisi.

Peladophobia- Kel insan fobisi.

Pellagrophobia- Bir tür diyet hastalığı fobisi.

Peniaphobia- Parasız kalma fobisi (bu aralar pek yaygın).

Pentheraphobia- Kaynana fobisi. Tarih boyunca gelinle kaynana pek az anlaşabilmiştir.

Phagophobia- Yutkunma yeme veya bir şey tarafından yenme fobisi.

Phalacrophobia- Kel kalma fobisi.

Phallophobia- Penis fobisi.

Pharmacophobia- İlaç kullanma fobisi.

Phasmophobia- Hayalet fobisi.

Phengophobia- Güneş ışığı fobisi.

Philemaphobia Philematophobia- Öpme fobisi.

Philophobia- Âşık olma fobisi

Philosophobia- Felsefe fobisi.

Phobophobia- Bir fobiye sahip olma fobisi.

Photoaugliaphobia- Işıktan rahatsız olma fobisi.

Photophobia- Işık fobisi.

Phonophobia- Gürültü ses veya birisinin telefondaki sesi fobisi.

Phronemophobia- Düşünme fobisi.

Phthiriophobia- Bit fobisi.

Phthisiophobia- Tüberküloz fobisi (çok arttı ve beşli, atılı ilaç kombinasyonları verilmekte)

Placophobia- Mezar taşı fobisi.

Plutophobia- Zengin olma fobisi.

Pluviophobia- Yağmur veya yağmurda ıslanma fobisi.

Pneumatiphobia- Ruhlar fobisi.

Pnigophobia Pnigerophobia- Boğulma fobisi.

Pocrescophobia- Kilo alma fobisi.

Pogonophobia- Sakal fobisi.

Poliosophobia- Poliomyelitis (Çocuk Felci) hastalığına yakalanma fobisi.

Politicophobia- Politikacılara karşı duyulan nefret veya politikacı fobisi.

Polyphobia- Birçok şeyin fobisi.

Poinephobia- Cezalandırılma fobisi.

Ponophobia- Çok çalışma fobisi.

Porphyrophobia- Mor renk fobisi.

Potamophobia- Nehir veya hareket eden su fobisi.

Potophobia- Alkol fobisi.

Pharmacophobia- Uyuşturucu fobisi.

Proctophobia- Kuyruk sokumu fobisi.

Prosophobia- Bir şeyin gelişmesi fobisi.

Psellismophobia- Kekemelik fobisi.

Psychophobia- Akıl fobisi.

Psychrophobia- Soğuk fobisi.

Pteromerhanophobia- Uçma fobisi.

Pteronophobia- Kuştüyü ile gıdıklanma fobisi.

Pupaphobia – Kukla fobisi.

Pyrexiophobia- Ateşlenme fobisi.

Pyrophobia- Ateş fobisi.

– R HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Radiophobia- Radyasyon fobisi.

Ranidaphobia- Kurbağa fobisi.

Rectophobia- Kuyruk sokumu ve ilgili hastalıklar fobisi.

Rhabdophobia- Bir sopayla dövülme ya da sihir fobisi.

Rhypophobia- Büyük tuvaletini yapma fobisi.

Rhytiphobia- Vücutta kırışıklıklar çıkması fobisi.

Rupophobia- Kirlilik fobisi.

Russophobia- Rus fobisi.

– S HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Samhainophobia: Cadılar bayramı fobisi.

Sarmassophobia- Aşk oyunları fobisi.

Satanophobia- Şeytan fobisi.

Scabiophobia- Bir tür deri hastalığı fobisi.

Scatophobia- Dışkı fobisi.

Scelerophibia- Hırsız fobisi.

Sciophobia veya Sciaphobia- Gölge fobisi.

Scoleciphobia- Solucan fobisi.

Scolionophobia- Okul fobisi.

Scopophobia veya Scoptophobia- Kendisine başkalarının bakması gözetlemesi fobisi.

Scotomaphobia- Körlük fobisi.

Scotophobia- Karanlık fobisi.

Scriptophobia- Toplum içinde yazı yazma fobisi.

Selachophobia- Köpek balığı fobisi.

Selaphobia- Işıklı flaş fobisi.

Selenophobia- Ay fobisi.

Seplophobia- Çürümüş, bayatlamış herhangi bir şey fobisi.

Sesquipedalophobia- Uzun kelime fobisi.

Siderodromophobia- Tren demiryolu veya tren yolculuğu fobisi.

Siderophobia- Yıldız fobisi.

Sinistrophobia- Solaklık fobisi.

Sinophobia- Çin ve Çin kültürü fobisi.

Sitophobia Sitiophobia- Yemek ve yemek yeme fobisi.

Snakephobia- Yılan fobisi.

Soceraphobia- Kaynana ve kayın peder fobisi.

Social Phobia- Sosyal pozisyonlarda başkalarının kendisi hakkında olumsuz düşünmesi fobisi (Sosyal Anksiyete Bozukluğu);

Sociophobia- Halk veya sosyete fobisi.

Somniphobia- Uyuma fobisi.

Sophophobia- Öğrenme fobisi.

Soteriophobia – Başkasına ihtiyaç duyma fobisi.

Space Phobia- Uzay fobisi.

Spectrophobia- Hayalet veya Azrail fobisi.

Spermatophobia veya Spermophobia- Bir tür bakteri fobisi.

Spheksophobia- Eşek arısı fobisi.

Stasibasiphobia veya Stasiphobia- Ayakta durma veya yürüme fobisi.

Staurophobia- Haç veya çaprazlık fobisi.

Stenophobia- Dar alan fobisi.

Stigiophobia- Cehennem fobisi.

Suriphobia- Fare fobisi.

Symbolophobia- Sembolizm fobisi.

Symmetrophobia- Simetri fobisi.

Syngenesophobia- Akraba fobisi.

Syphilophobia- Bir tür cinsel hastalık (frengi) fobisi.

– T HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Tachophobia- Hız fobisi.

Taeniophobia veya Teniophobia- Vücut içindeki solucan fobisi.

Taphephobia veya Taphophobia- Canlı gömülme ya da mezarlık fobisi.

Tapinophobia- Hastalık bulaştırma fobisi.

Taurophobia- Boğa fobisi.

Technophobia- Teknoloji fobisi.

Teleophobia- Planlanmış şeyler veya dinsel tören fobisi.

Telephonophobia- Telefon fobisi.

Teratophobia- Özürlü bir çocuk sahibi olma veya özürlü insan fobisi.

Testophobia- Test yapma fobisi.

Tetanophobia- Tetanos fobisi.

Teutophobia- Alman fobisi.

Textophobia- Fabrika fobisi.

Thaasophobia- Oturma fobisi.

Thalassophobia- Deniz fobisi.

Thanatophobia veya Thantophobia- Ölüm veya ölme fobisi.

Theatrophobia- Tiyatro fobisi.

Theologicophobia- Teoloji (ilahiyat) fobisi.

Theophobia- Tanrı veya din fobisi.

Thermophobia- Isı fobisi.

Tocophobia- Gebelik veya çocuk doğumu fobisi.

Tomophobia- Ameliyat fobisi.

Tonitrophobia- Gök gürültüsü fobisi.

Topophobia- Sahne gibi bazı belli alanlar fobisi.

Toxiphobia, Toxophobia, Toxicophobia- Zehir veya yanlışlıkla zehirlenme fobisi.

Traumatophobia- Sakatlık fobisi.

Tremophobia- Titreme fobisi.

Trichinophobia- Saçkıran fobisi.

Trichopathophobia Trichophobia- Saç fobisi.

Triskaidekaphobia- 13 sayısı fobisi. Ortaçağ’dan kalmadır.

Tropophobia- Hareket etme veya değişiklik yapma fobisi.

Trypanophobia- Enjeksiyon fobisi.

Tuberculophobia- Tüberküloz fobisi.

Tyrannophobia- Diktatör fobisi. Bu aralar epey arttı bütün dünyada!

– U HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Uranophobia veya Ouranophobia- Cennet fobisi.

Urophobia- İdrar yapma ve küçük su dökme fobisi. Böyle bir hastam erkekler tuvaletine giremez, başkaları görecek diye pisuvara dahi yaklaşamazdı. Bizde pek çok tuvalette yan yana tuvalete çıkılır. Bu hastam da 20 küsur yaşlarındaydı ve tedaviyle (hipnoterapi ve ilaçlar) tamamen düzeldi.

– V HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Vaccinophobia- Aşı olma fobisi.

Venustraphobia- Güzel kadın fobisi. Bende hiç yok ama yaygındır (nazar değer şeklindeki batıl inanç).

Verbophobia- Kelime fobisi.

Verminophobia- Bakteri fobisi.

Vestiphobia- Giyinme fobisi.

Virginitiphobia- Tecavüze uğrama fobisi.

Vitricophobia- Üvey baba fobisi.

– W HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Walloonphobia- Volan fobisi.

Wiccaphobia: Cadı ve cadılık fobisi. Cadılar Bayramı Törenlerinden bize de geçmiştir.

– X HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Xanthophobia- Sarı renk fobisi.

Xenoglossophobia- Yabancı dil fobisi.

Xenophobia- Yabancı insan fobisi.

Xerophobia- Kuruluk fobisi.

Xylophobia- Tahta nesneler veya orman fobisi.

Xyrophobia- Tıraş bıçağı fobisi.

– Z HARFİ İLE BAŞLAYAN FOBİLER

Zelophobia- Kıskançlık fobisi.

Zeusophobia- Tanrı fobisi.

Zemmiphobia- Köstebek fobisi.

Zoophobia- Hayvan fobisi.

***

Şiddetli karafatma fobisi olan, 40 yaşlarında, evli bir kadın hastam vardı. Yurtdışındaki bir ülkede oğlunun yanına gittiğinde, açtığı raftan fırlayan binlerce karafatmanın hücumuna uğramış ve çok korkmuştu; bu da bir zoofobi tipi olan karafatma fobisi ortaya çıkmıştı.

Kendisine herhangi bir ilaç vermedim ve doğrudan psikoterapiye başladım.

İlk seansta hipnoz yaptım ve hemen transa girdi. Önce karafatmaları gözünün önünde canlandırmasını söyledim ve başardı. Bir sonraki seansta ise kavanoz içerisindeki karafatmalarla karı karşıya bıraktım (maruziyet). Derhal transa girdi.

Daha sonra ise kendisini bir sürpriz bekliyordu: Ölü karafatmalarla dolu bir kavanozu eline verdim, içine bakmasını söyledim. Biraz şaşırdı ve kahkahayı bastı, “ben bundan artık korkmuyorum” dedi.

Meğer oturdukları apartmanın altıncı katında ilk defa bu böcekten ortaya çıkmış ve bana geldiğinin ertesi günü, yataklarına uzandıklarında, tam da yorganın altından yürüyen haşereyi görünce, kocası korkudan yataktan dışarı sıçramış. Ama kendisi, eline aldığı terliğiyle hayvanı öldürmüş. Bir daha hiç korkusu kalmadı.

O zamandan beri artık tedaviye gelmiyor ama arada bir, çay kahve içmek için uğruyor.

Bu tip hipnotik telkinlerle, pek çok örselenmeye bağlı fobi ilaç vermeden tedavi edilebilmekte…

Tabii ki, daha ağır durumlarda, mesela Panik Bozukluğuna eşlik eden Agorafobide, sıklıkla antidepresan türevi ilaçlarla diğer psikoterapileri ve hipnozu tatbik ediyoruz.

Sağlıcakla kalın…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 02 Aralık 2015 Çarşamba

433 kez okundu
0