Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HEY ONBEŞLİ ONBEŞLİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3582 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sayın Mogaz Yetkilisi,


Hey On Beşli” ağıtımızı firmanızın reklâm filminde kullanıldığına bir yandan şaşırarak diğer yandan da içimiz acıyarak tanıklık ettik.

Niyetimiz firmanızın reklâmını nasıl yapacağınız konusunda sizlerin işine karışmak değildir.  Ancak, ürünlerinizin tanıtımı için ticarî amaçla hazırlanan her türlü görsel ve işitsel gerecin hazırlanması sürecinde, bir parçası olduğunuz bu toplumun, bu milletin değerlerine ve hassasiyetlerine saygılı olmanın sizlere düşen asgarî görev olduğunu hatırlatmak durumundayız.

Hey on beşli on beşli
Tokat yolları taşlı
Onbeşliler geliyor
Kızların gözü yaşlı

Aslan yârim kız senin adın Hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endâzesi on yediye


Giderim ilinizden
Kurtulam dilinizden
Yeşilbaş ördek olsam
Su içmem gölünüzden

Aslan yârim kız senin adin Hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endâzesi on yediye

Gidiyom gidemiyom
Sevdim terk edemiyom
Sevdiğim pek gönüllü
Gönlünü edemiyom

Aslan yârim kız senin adın hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endâzesi on yediye

Ülkemizde hemen her ortamda yaygın şekilde göbek havası olarak dinlenilen “Hey On Beşli” gerçekte vatan savunması için asker ocağına giden 1315 doğumlu gençler için yazılmış ve derlenmiş bir ağıttır. Bundan haberdar olmamanın her birimiz için bir ayıp olduğunu hatırlattıktan sonra, hatadan dönmenin de bir erdem olduğunun altını çizmek isteriz.

Üzerinde yaşamakta olduğumuz bu vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimize saygı gereğince söz konusu reklâm filminin âcilen gösterimden çekilmesini ister, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat ve Daha Yüzlerce Hekim.

Vatanın Dört Bir Yanı – Türkiye – 18 Mart 2013 Pazartesi     

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Baysungurozan Salı, 19 Mart 2013

    Bunlara hiç dikkat edilmiyor maalesef...

    Ne söylesek azdır bu memlekette son zamanlarda olanlar için, çok yakın zaman önce tamamen ticarî ve şöhret basamağı olsun diye yapılan uyduruk bir dizi için avaz avaz "bu bizim ecdâdımız değil" diye deli çığırtkanlar gibi bağıran ideolojik kafalar gerçekten hassasiyet gösterilmesi gereken her şey de hiç atlamadan taş duvar kesiliyorlar.

    Bir şeyler deseler bile bunu tribünlere oynamak için çıkar hesabı ile yapıyorlar... Tek dertleri çıkarları ve menfaat sağlamak, adamlar sâdece tüccarlığı biliyor ama bunun da bir âdâbı varken, onu da yozlaştırıp rezil ettiler...

    Maya bozuk olunca mamul beş para etmez işte... İşte ayrıca konuşulması gereken bir diğer konuda budur...Ama maalesef yönetenlerimizde gerçekte zerre kadar millî hassasiyet yok, iğdiş olmuşlar hayrettir...

    Bu ülke böylesine bukalemun hokkabazları da ilk defa görüyor...

    Bunlar da bizim ülkemizden çıktı, acaba nasıl böyle davranışları yapabilecek ruh hâline sâhip olabildiler çok merak ediyorum, bunun psikiyatri bilim dalında adı var mıdır?

    Bu insanlar, bu cemaatler, tarikatlar da uzaydan gelmedi, işportacılığın da bir âdâbı, işportacıların da bir haysiyeti insan onuru elbet vardır. Bunlar hiçbir şeye uymuyor, böylelerini ilk defa gördük hayretle bakıyoruz. Bugün memleketimizde olmakta olan ve nereye varacağı çok açıkça belli olan olacaklardan idârede bulunanlar bire bir sorumludur...

    Bana ne diyen toplum da sorumludur, memleket babaya geldi ama aslan vatandaşlar daha uyuyorlar, yönetenler de bilerek taşeronluk yapıyorlar, yolun sonu bellidir, memleket bölünmeye, iç kavgaya her bakımdan ayrışmaya uğrayacak maalesef...

    Kendi düşen ağlamaz, su akar yatağını bulur...

    Ve ama şunu söylemek durumundayım, işte müstevlîler böyledir, bu emperyalizm öyle bir şey ki, kendisine sırtını dayayanları işte böyle gerçekte rezil kepaze eder, kimliksiz ruhsuz bir zombi hâline getirir âdeta maymun eder, Karagöz gibi oynatır, tükürdüğünü defalarca yedirir, hazretler de orta oyunu oynar sırtını bunlara dayamaya devam eder. Caka satar, şişinir, toplum da afiyetle yutar, bir nev'î simbiyotik yaşam bunlarınki...

    Müstevlî ile yanaşması; biri olmadan diğeri olmuyor, uşak ruhlular bulundukça bu filmler oynamaya devam edecektir ama izlemesi keyif vermiyor ve sonuçları vahim...

    Ne diyelim, dünyâ hâli su akar yatağını bulur, her gün izliyoruz hocam. Resmin bir başka yerine dikkat çekmek istedim, söylemeden edemiyorum, kaleminize, klavyenize sağlık, çok şükür sizin gibi bilim adamları da bu hokkabazlar dünyâsında hâlâ varlar, değerli olan her zaman az bulunur az olması değerini azaltmaz, bilakis artırır sağ olun var olun...

    MKD: Siz de efendim...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 26 Eylül 2017