Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

YAŞADIĞIMIZ YERİN BİLE FARKINDA DEĞİLİZ

Doğup büyüdüğümüz, yaşamaya devam ettiğimiz, havasından suyundan yararlandığımız  yörenin ne denli farkındayız? Bu coğrafyada neler olmuş; bizden önce kimler, nasıl bir yaşam sürmüşler? Hiç merak ediyor muyuz?

 

Sevgili dost! Anadolu’muz dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biri.  Antik dünyanın en önemli kentleri Anadolu’da. Sadece İzmir’imiz ve çevresinde ne yerler var. Meselâ Smyrna Bayraklı Höyüğü: Bayraklı'da yer alan höyük, İzmir’in ikinci kurulduğu yer. İzmir’in ilk yerleşim alanı ise, günümüzden 8-9 bin yıl öncesinde Bornova’da bulunan Yeşilova imiş.

 

Sorarım sizlere, Namazgâh’ta Agora Açık Hava Müzesi’ne, şehire en hâkim yerde kurulan Kadifekale’ye, İzmir Yamanlar Karagöl Tabiat Parkı’na ve benzeri ören yerlerine kaçımız gitti?

 

Kuzeye çıkalım… Bergama (Pergamon ) Antik Kenti. Güney’e inelim Seferihisar Sığacık’ın hemen yanında Teos Antik Kenti. Ürkmez’imizi, Gümüldür’ümüzü hepimiz biliriz. Ama Ürkmez köyünün tepesinde de bir antik kentimiz var: Lebedos. M.Ö 500’lerde kurulmuş. Yanı sıra yine Seferihisar’da “Çıfıt Kalesi” olarak da anılan bir ada: Myounnessos. Oralardan haberi olan?

 

Daha başka? Deniz kenarında kurulmayan tek İyon kenti Kolophon. Nerede mi? Menderes ilçesinin Değirmendere ve Çamönü Köyleri arasında. Yine Menderes ilçesinin Ahmetbeyli Mahallesi içindeki Klaros Kenti. Yanı sıra aynı yöredeki Notion kenti. Ödemiş ilçemize bağlı Birgi Beldesi. Tarihteki ilk adı ‘Zeus’un Şehri’ anlamına gelen Dios Hieron.

 

Biraz daha güneyde Selçuk ilçemizin yanındaki Efes. Hemen üstündeki Meryem Ana Evi. Bütün dünyanın bildiği, geldiği, gezdiği bir bölge. Selçuk İlçemizin Şirince Köyü… Gezen görenleri tenzih ediyorum ama, kaç hemşehrimiz buraları ziyaret etti acaba?  

 

Bitmedi. Daha neler var, neler.  Meselâ İzmir’imizin batısındaki 12 İyon kentinden biri olan Klazomenai antik kentinin bir bölümü, Urla Karantina adası üzerinde. Çocukluğumda yaz aylarını Urla İskelesi’nde Karantina Adası’nın karşısındaki yazlığımızda geçirirdik. Maalesef hiçbir büyüğümüz bizlere Klazomenai’nin (Kilizman) tarihi hakkında bilgi vermedi. İzmir’imizin Urla ilçesini duymayan kalmadı ama kaçımız, Urla’mızın Demircili köyü yakınlarındaki Airai Antik Kenti’nden haberdar?

 

Ya Antik çağda Cyssus olarak anılan Çeşme’mizin adının nereden geldiğini biliyor muyuz? Ya Çeşme’mizin sınırlarındaki Ildırı Köyü? Antik dönemdeki adı ile Erythrai olan bu yerleşim bölgesinin, 12 İyon kentinden biri olduğunu, orada yaşayanların çoğu bile bilmiyor. Ildırı’da en lezzetli enginarın yetiştiğini biliriz de, bizden önce kimlerin yaşadığını merak bile etmeyiz. Oysa son derece korunaklı bir limana sahip olan Erythrai (Ildırı Köyü) Mısır, Kıbrıs ve diğer Akdeniz ülkeleri ile ticari alanda büyük ilişkiler kurmuş bir antik kent. 

 

Bir de Leukai var: İzmir körfezinin en uç noktasında Klazomenai’nin hemen karşısında. Hani İzmir Körfezi’ne girerken solda, Karşıyaka Çiğli’mizin Çamaltı Tuzlası var ya… işte Üçtepeler mevkiinde yer alan Leukai kentinin bulunduğu bölge orası. Meşhur Kuş Cenneti de o sınırlar içinde.

 

Bunlar hatırlayabildiklerim. Ve bu sıraladığım antik yerleri, çoğu İzmirli bile tam bilmiyor. Ya da duyduk, biliyoruz da gitmedik. İtiraf ediyorum, bendeniz de doğma büyüme bir İzmirli olarak Agora gibi, Kadifekale gibi; hatta Efes, Şirince, Bergama gibi, belli başlı ören yerlerine yüzlerce defa gitmişimdir ama ya diğerlerine?

 

Daha da ilginci; bırakın asırlar öncesini, hâlen yaşamakta olduğumuz semtin, mahallenin, şehrin, örneğin elli yıl önceki hâlini merak edenimiz bile parmakla sayılacak kadar az. Ofisimin hemen yanında ‘Tarihi Asansör’ bulunuyor. Asansöre meşhur Dario Moreno Sokağı’ndan ulaşıyorsunuz. Sorarım Allah aşkına! Kaçımız asansörün Nesim Levi tarafından ve hangi amaçla yaptırıldığını merak ettik? Fransa’da ünlenmiş, Türkiye’nin tanıtımında büyük rol üstlenmiş Dario Moreno hakkında ne biliyoruz? Balçova’mızın 1200 yıldır şifa dağıtan ‘Agamemnon Kaplıcaları’na ne dersiniz?

 

Velhasıl kapılmış gidiyoruz bahtımızın rüzgârına. Bırakın dünyadan, yaşadığımız yerden bile haberimiz yok. Ne meraklı milletiz…   

 

Ali Rıza SAYSEN, Yönetmen

 

GAROTE pest control

Okumaya devam et
  104 Hits
  0 yorum
104 Hits
0 yorum

Bask Bölgesinden Selâmlar

 

Sevgili Mekâncılar…

 

Kısa bir bilgi girişinden sonra özgün değerlendirmelerimi paylaşacağım bugün sizinle aşağıda…

 

Bask Bölgesi, İspanya’nın Kuzeyinde özerk bölgenin. Yüzölçümü 7,234 km² nüfusu ise 2.125.000 kişidir…

 

Özerk Bölgenin başkenti Vitoria Gasteis Vitoria Gasteiz şehridir.

 

Bölgeye özerklik 25 Temmuz 1979 tarihinde verilmiştir.

Okumaya devam et
  63 Hits
  0 yorum
63 Hits
0 yorum

NASIL İLAÇ KULLANMALI?

Sevgili Mekâncılar,

 

İlaçları nasıl kullanmalıyız?

 

İlaçların, ilaç olduğunu hiç bir zaman unutmayın.

 

Büyük yararlar sağlayabilecek ilaçlarınızı, kullanma hatası nedeniyle faydasız, hatta zararlı hale getirmeyin. Doktorunuz ve eczacınıza kulak verin. Hemen hepsinin yan etkisi vardır ama hiçbirimiz, eğer bir sağlık sorunumuz mevcutsa, ilaç kullanmadan yaşayamayız.

 

***

 

İlaç etkileşimleri, aynı anda alınan başka bir ilaç veya aynı anda alınan bir besin nedeniyle, ilacın, beklenen etkilerinde oluşan değişikliklerdir.

 

***

 

İlaç etkileşimleri bazen faydalı olsa da bunlar, genelde istenmeyen durumlardır ve zararlıdır. İlaç etkileşimleri ilacın etkilerini artırabilir, azaltabilir ya da yan etkileri ağırlaştırabilir. 

 

***

İlaçların test aşamasında birçok ilaç ve besinlerle etkileşimleri tespit edilir. Bunlar gerçek hayatta da oluşabilir ve önlemek için ilaçların bilinçli bir şekilde kullanılması gerekir. Birbirinden haberi olamayan birden fazla doktorun gözetimi altında bulunan hastalar, en yüksek risk grubundadır. Bir ilaç diğer ilacın etkisini iki katına çıkarabilir veya onun emilim, metabolizma ve atım hızını değiştirebilir, etkisini çok azaltabilir.

 

***

Herhangi bir ilaç alırken bu ilaca başka bir ilaç ilave edilecekse, bunu mutlaka doktorunuz yapmalı veya eczacınıza danışmalısınız.

 

Bazen aynı anda alınan iki ilaç, benzer etkiler oluşturur ve tedavi edici etki iki katına çıkar.

 

Bir kişi aynı etkili maddeye sahip olan iki ilacı bilmeden aynı anda kullanabilir.

 

İsimleri çok farklı olup içlerinde aynı madde olan birçok ilaç vardır. Daha da sıklıkla, benzer, ancak tamamen aynı olmayan iki ilaç beraber alınır.

 

Bazen doktorlar buna etkiyi arttırmak için başvururlar.

 

Mesela doktorlar kontrolü güç kan basıncı yüksekliğinde iki yüksek tansiyonu düşüren ilacı beraber yazarlar.

 

Kanseri tedavi ederken doktorlar bazen daha güçlü etki elde etmek için birden fazla ilaç uygularlar.

 

Bu arada en büyük tehlike, farklı doktorların benzer ilaçları bilmeden yazdıklarında görülür, hastalar sıklıkla ayıp olmasın diye başka bir doktora gittiklerini gizlerler ve iki doktorun yazdığı aynı etkili ilacı, nasıl olsa farklıdır diye birlikte kullanırlar.

 

Bazen de bilmeden zıt etki gösteren iki ilaç aynı anda kullanılır, bu durumda ilaçların etkileri çarpışır.

 

Mesela ağrı kesici olarak alınan bazı antienflamatuar ilaçlar vücudun tuz ve sıvı tutmasına neden olur, idrar söktürücüler ise vücuttaki tuz ve sıvının atılmasını sağlar.

 

Bu ilaçlar beraber alındığında karşıt etki gösterir.


Aç mı yoksa Tok karnına mı?

 

Ağızdan alınan ilaçlar mide veya ince bağırsağın cidarından emilir.

 

Bazen besinler veya diğer bir ilaç, öbür ilacın emilimini azaltabilir.

 

Mesela bir antibiyotik olan tetrasiklin kalsiyum veya kalsiyum içeren süt ve süt ürünleri alındıktan sonraki bir saat içinde alınırsa, yeterli derecede emilemez ve etkisi azalır.

 

İlacın aç veya tok karnına alınması veya ilaç alındıktan sonra bir süre besin alınmaması veya ilaçların iki saat arayla alınması gibi önerilere uymak ilaçların etkilerinden tam yararlanmak veya istenmeyen etkileri önlemek bakımından önemlidir.


Sigara ve greyfurta dikkat


Sigara içmek de bazı ilaçların etkilerini değiştirebilir. Sigara dumanındaki kimyasal maddeler, karaciğerdeki bazı enzimlerinin aktivitesini arttırabilir.

 

Bu, sigara kullanımının, neden bazı ağrı kesicilerin ve akciğer problemlerinde kullanılan bazı ilaçların etkinliğini azalttığını açıklar.


Greyfurt suyu da birçok ilacın metabolizmasını etkilemektedir. Bu nedenle, ilaç kullanan hastaların greyfurt suyu içmemesi veya bu durumu mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir çünkü hemen her ilacın plazma seviyesini düşürür

 

Greyfurt suyunun etkisi bazen 24 saat sürmektedir, “sabah greyfurt suyu içer, akşam da ilacımı alırım demek” doğru değildir.

Bir ilaç diğer bir ilacın böbrekler tarafından atılma hızını etkileyebilir.

 

Mesela bazı ilaçlar, idrarın asidliğini değiştirirerek diğer ilaçların atılımını etkiler.

 

Büyük dozlarda C vitamini de, bu şekilde bazı ilaçların atılımında değişikliğe yol açabilir.

 

Her ilaç sonuçta kimyasal maddelerden imal edilir, aynen doğada olduğu gibi…


Çoğu ilaç vücutta dolaşır; bu etkilerini çoğunlukla belli bir organ veya sistemde gösterse de diğer organ ve sistemleri de etkiler.

 

Akciğerdeki hastalık nedeniyle alınan bir ilaç, kalbi etkileyebilir veya soğuk algınlığı için alınan bir ilaç, gözleri etkileyebilir.

 

Şeker hastalığı, yüksek veya düşük tansiyon, göz tansiyonu, prostat büyümesi, mesane rahatsızlıkları, kalp hastalıkları ve aritmi, kan pıhtılaşmasıyla ilgili durumlar ve astım gibi hastalıklar, ilaçların etkileşimlerinden kolay etkilenir.

 

İlaç etkileşimleri riskini nasıl azaltabilirsiniz?


Yeni bir ilaç kullanmaya başlamadan önce, doktorunuza danışın.

Aldığınız bütün ilaçların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorla düzenli olarak görüşün.

 

Geçirdiğiniz bütün hastalıkların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorunuzla düzenli olarak görüşün. Bu listeyi sık aralıklarla güncelleyin.


Bütün reçetelerinizi eczacıya götürün ve ilaçlarınız bilgi alın. 

Yazılan bütün ilaçların verilme amacını ve etkilerini öğrenin.

İlaçların muhtemel yan etkileri hakkında bilgi edinin.

İlaçların nasıl alınacağını, günün hangi saatinde alacağınızı ve diğer ilaçlarla aynı anda alınıp alınamayacaklarını öğrenin.

Aç karnına, tok karnına, yemek arası gibi ilaçların yemeklerle alınma durumunu öğrenin ve uygulayın.

İlaçların kullanımı hakkında doktorunuza veya eczacınıza danışın, bunların başka ilaç ve besinlerle etkileşimlerini öğrenin. 

İlaç kullanırken önerilen talimatlara uyun.
İlaç kullanımıyla ilgili olabilecek herhangi bir semptom hakkında eczacı veya doktorunuzla görüşün.

 

Mesela Obsesif Kompulsif  Bozukluk’ta  Altın standart olarak günde 300 mg’a kadar çıkan dozlarda klorimipramin (Anafranil).kullanılır.

***

Bipolar Bozukluk’ta lityum (Lithuril veya Eskalith) verilir ama bu ilaçları kullanırken düzenli kan düzeyine bakılmadır. Bunu ruh hekiminiz size söyleyecektir.

Her türlü tedaviye dirençli vak’alarda klozapin de kullanılabilir ama bu ilacı kullanan hastaların 16 ay boyunca haftada bir, 1 haftayı aşan sürelerde belli bir aralık vermeksizin ilaç kullanmaları ve kan düzeyine baktırtmaları gerekir.

Bu arada, bir gözlemimi paylaşmak itiyorum, Türk Hava Yollarında çalışan personel, hostlar ve hostesler hep Atatürkçü.

Nereden mi anladım?

Soruyorum yalarına taktıkları Atatürk rozetlerini gösteriyorlar.

Geçen hafta Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde hocayken en yetenekli talebelerimden birisi olan David Ojalvo uğradı.

***

Bana Sayın Mario Levi’yi de tanıştırmıştı, merhum babası, Nişantaşı’ndaki evlerinde bize Türk ve Musevi ezgilerinden oluşan bir video seyrettirmişti.

***

Fenerbahçe’de ise zengin bir aileden gelen bir lider var: Ali Koç.

Memleketsize hayırlı uğurlu olsun.

Prof Dr. Aziz Sancar Nobel aldı ve “ben hem evrime hem de Allah’a inanıyorum” dedi.  

 

"300"}[/embed]

İlk icraatı da İzmir’de bir Atatürk evi inşa ettirmek oldu.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 4 Haziran 2018 Pazartesi

Okumaya devam et
  308 Hits
  0 yorum
308 Hits
0 yorum

ESKİ DOSTLAR DÜŞMAN OLMAZ

Sevgili Mekâncılar,

60 yaş bitiyor ve hâlâ hayat devam ediyor.

Ne mutlu ki harika dostlarım var ve bununla teselli buluyorum.

Kimisi İstanbul’da, bazısı İzmir’de bir kısmı maalesef yurt dışında…

Önemli olan Müjdat Gezen, Yılmaz Özdil, Soner Yalçın, Uğur Dündar gibi Atatürkçülüğü ve laikliği savunmak.

Can Ataklı’yı da unutmamak gerek. Hayrettin ve Günay Dereli, aileleri.

hayrettin dereli ile ilgili görsel sonucu

Ömür ve Demet Şensöz, Sadi ve Güniz Sızmaz, Zeren ve Selçuk Erbakan, Macide ve Devrim Ünal, Tahir ve Figen Sümer, Mustafa Morgil, Efsun-Ünal Ersözlü, Zeynep-Hasan Hanyalı ve daha niceleri...

Tabii ki bir derya olan Berti Erbeş... 

berti erbeş ile ilgili görsel sonucu

yılmaz özdil ile ilgili görsel sonucu

Bu memlekette kimse kalmasa da ben ve karım duracağız.

Ne mutlu Türk'üm diyene…

Polimed'in 26. kuruluşunu da kutlayacağız çok yakında....

Sevgi, dostluk, ilim ve irfanla....

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 10 Mayıs 2018 Perşembe

Okumaya devam et
  430 Hits
  0 yorum
430 Hits
0 yorum

ALKOLDEN UZAK DURMA KARARI

Sevgili Mekâncılar,

İnsanlık tarihi kadar eski olan alkol, tarih boyunca tedavi edici veya dinsel amaçlarda kullanılmıştır. 

Alkol kullanımı çok eski zamanlara kadar dayanmasına karşın alkol bağımlığının bir hastalık olarak ifade edilmesi yakın zamanda ortaya çıkmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; alkol almak için kuvvetli bir istek olması, alkol alma davranışını kontrol edememe, alkol alınamadığında kişide yoksunluk emarelerinin görülmesi, alkolün bireyde bıraktığı olumlu etkiden kaynaklanan alkole daha fazla ihtiyaç duyma hissi, alkolden zarar görmesine rağmen kişinin alkol kullanımından vazgeçememesi ölçütlerinden en az üçüne son bir yılda sahip olan birey alkol bağımlısı olarak tanımlanmaktadır.

 alkol tedavisi ile ilgili görsel sonucu

20-35 yaş arası alkol kullanımı yoğun olmakta; alkol bağımlılığı içinse genelleme yapılamamakla birlikte 5-10 sene gibi bir süre düzenli alkol tüketiyor olmak gerekmektedir.

Alkol tüketmenin ekonomik olarak verdiği zarardan her statüdeki insan etkilenmektedir.

Amerika’da yapılan araştırmalarda alkol tüketimi çeşitli nitelikler bakımdan incelenmiş ve bu araştırmaların sonuçları şöyle ifade edilmiştir; ırk ve etnik kökene göre en hızlı alkol tüketim oranı beyaz ırka aittir (%56), ağır içicilerde ise etnik köken ve ırksal olarak değişiklik görülmemektedir. Cinsiyet olarak bakıldığında erkeklerde dipsomanik içme (%23- %8.5) ile ağır içici olma (%9.4- %2) oranları kadınlara nazaran daha yüksektir.

Eğitim durumuna göre bakıldığında eğitim seviyesi arttıkça alkol kullanım oranı da artış göstermektedir.

Oranlara bakıldığında üniversite eğitimi alanların %70’i, daha alt seviyede eğitim alanlarınsa %40’ı alkol tüketmektedir.

Ülkemizde Alkol tüketimine bakıldığında, alkol kullanım bozukluğu sebebiyle tedavi kurumlarına yapılan başvurularda görülen artış, alkol içmeye başlama yaşındaki düşüş ve tüketilen alkol miktarındaki artış sorunun boyutunun giderek arttığını göstermektedir.

 

Yapılan çalışmalar genetik faktörlerin ekili olduğunu ortaya koymuştur.

Tek yumurta ikizleri ve evlât edinilen kişiler üzerinde yapılan çalışmalarda genetik yakınlık gösterilmiştir.

1. derece yakını Alkol bağımlısı olan kişilerde risk 4 kat daha fazladır. Dikkat Eksikliği ile Hiperaktivite, Davranış bozukluklarından birine yahut ikisine sahip olan çocukta ileride alkole bağlı bozukluk tehlikesinin fazla olduğu; antisosyal kişilik vb. bozuklukların da bireyi alkolle alakalı bozukluklara yatkınlaştırdığı görülmektedir.

Sosyal ve kültürel faktörlerin yanı sıra ailedeki bireylerin alkol tüketme alışkanlığı da çocuğun alkol kullanma davranışına etki etmektedir.

Alkol bağımlısı akrabaların fazlalığı bireyde de alkole ilişkin sorunların fazla olmasını beraberinde getirmektedir.

Akrabalık ilişkileri ve bağımlılık boyutu arasındaki ilişkinin araştırılması halen devam etmektedir.

Kimi sosyal alanlar da bireyin alkol tüketimini arttırıcı rol oynamaktadır. Sosyal olarak beklentinin bu yönde olması, ortamda alkol kullanımının normal karşılanması alkol tüketimini arttırmaktadır.

Yakın zamanlarda alkol tüketiminin çok fazla olmasının bünyeye zararları hususunda eğitim kurumlarında verilen eğitimler vasıtasıyla alkol tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmalar da yapılmaktadır.

Alkol bağımlılığı, kronik ilerleyici ve hatta ölümcül bir hastalıktır.

Bağımlılıkların genelinde olduğu gibi aşağıdaki özelliklere sahiptir:

Sıklıkla, aşırı miktarlarda içmek

Tıbbi, psikolojik ve sosyal sorunlar oluşturmasına rağmen içmeye engel olamamak

İçilen alkole tolerans gelişmesi

İçilen miktarın azaltılması veya tamamen kesilmesi ile yoksunluk belirtilerinin oluşması

Alkol bağımlılığı, başlama, sürdürme, psikopatoloji ve diğer fakörler göz önüne alındığında bazı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu farklılıklardan yola çıkarak alkol bağımlılığı alt tipleri aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

Tip-A Alkol Bağımlılığı: Bağımlılığın geç yaşlarda başlangıç gösterdiği, çocukluk çağına ait risk faktörü sayısının az olduğu, alkolle ilişkili bozukluk ve görülen psikopatolojinin az olduğu tiptir.

Tip- B Alkol Bağımlılığı: Bağımlılık şiddetinin daha yüksek olduğu, çocukluk çağı risk faktörlerinin daha çok olduğu tiptir. Alkol ilişkili bozukluklar erken başladığı gibi daha fazla psikopatoloji vardır. Aile hikâyesinde alkol kötüye kullanımı daha sıktır, birden çok madde kullanımına sık rastlanır, sık alkol tedavisi öyküsü ve çok sayıda stres faktörü söz konusudur.

Kişinin alkol bağımlılığının olup olmadığı doktorun fiziksel muayenesi ve bazı testlerden sonra elde edilen emareler ve bulgularla ortaya çıkmaktadır. Bu emare ve bulgular; Arkus senilis, kırmızı burun, palmar eritem, parmaklarda sigara yanıkları, karaciğerde de ağrısız büyüme, üst abdominal bölge ağrıları, kuvvet ve hislerde azalma, kol ve bacaklarda zayıflama, laboratuvar bulguları GGT’de yükselme, MCV’de düşme, trigliserid, ürik asid ve üre de yükselme olarak sıralanabilir.

Vücuda alındığından itibaren alkol, hızlı bir biçimde mide ve ince bağırsakta emilerek kana karışır.

Karaciğerde enzimler yoluyla metabolize olur. Alkolün yalnızca bir miktarı karaciğer tarafından metabolize edildikten sonra, geri kalanı vücutta dolaşmaya devam eder. Bu sebepten, alkolün vücuttaki etkisinin yoğunluğunu tüketilen alkol miktarı belirler.

Kan alkol düzeyine göre (%mg) olarak alkolün davranışsal etkileri şunlardır:

50-80            Keyif harekette kusurlar

80-100          Nistagmus (göz bebeklerinde oynama)

100-200        Yürümekte zorluk, duygusal bozukluklar (öfke, ağlama vb)

200-300        Şaşkınlık, konuşma bozukluğu, unutkanlık

300-400        Koma

400-500        Solunum depresyonu

> 500            Ölüm

Alkolün tesirinin en fazla olduğu yerin beyin hücreleri olması nedeniyle etkisi ilk olarak hareketlerde fark edilir. İlk yıkıldığı yer olan karaciğerde de kimi farklılıklara ve lipid düzeyinin yükselmesine neden olmakta, şeker metabolizmasını bozarak pankreas hücrelerine, vitamin ve besin değeri olan yiyeceklerin sindirilmesine mâni olmakta; sindirim sistemi hücrelerine, hafıza bozukluğu, uyku düzensizliği, dürtü kontrolsüzlüğü gibi sorunlara neden olup beyin hücrelerine zarar vermektedir. Bünyede meydana gelen bu sorunların bir kısmı alkol tüketimi bırakıldığı takdirde son bulmaktadır.

Alkol alımının durdurulması veya azaltılmasından birkaç saat veya gün sonra ortaya klinik olarak çekilme belirtileri çıkar. Yoksunluğun emareleri; terleme, nabız artması, titreme, huzursuzluk, sürekli hareket halinde olma, uykusuzluk, asabiyet, bulantı, kusma, geçici hallüsinasyondur.

Deliryum Tremens

Alkol çekilme belirtilerinin en ağır olarak görüldüğü durumdur. Alkol kesimini takriben 24 – 48 saat sonra, titreme, denge ve dikkatin bozulması, terleme, iştahta azalma ve çarpıntı ile başlar. Hasta giderek şaşkınlaşır, bilinci bulanıklaşır ve duraksamadan ilgisiz bir biçimde konuşmaya başlar. Bu duruma panik, kızgınlık ve saldırganlık eşlik edebilir. İşitsel, görsel ve duysal varsanılar görür, hisseder, duyar ve sara nöbeti geçirebilir. Acil tıbbi bakım sağlanması gereken bu durumda, hasta uzun süren uykudan sonra kendine gelebileceği gibi kalp yetmezliği, iltihaplanmalar, şok, kaza sonucu ölebilir veya kalıcı beyin hasarı yaşayabilir.

Alkolden kaynaklı bozukluklar birkaç hastalığı kapsayabilmekte; bireysel olgularda psikososyal, kalıtımsal, hareketsel etmenler diğer faktörlerden daha önemli olabilmektedir. Bu etmenlerin belirlenmesi, hastalık belirtilerinin değerlendirilmesi ile kişiye uygun tedavi seçeneklerinin belirlenerek tedavi planı yapılır. Hasta ve hasta yakınları bu konuda bilgilendirilir.

Alkol bağımlılığının tedavisi profesyonel olarak alınacak yardımla mümkündür. Bu yardımın ilk kısmı alkol kullanımının kesilerek ortaya çıkacak yoksunluk belirtileri için uygun tıbbi yardımların yapılması ve ilaç kullanılmasını kapsar. İkinci kısım rehabilitasyon sürecidir.

Bireyin yoksunluktan kurtulmasının akabinde alkol almadan yaşama adapte olabilmesi için bireye gerekli bilgi ve becerileri kazanması amaçlanır.

Arınma (detoksifikasyon) süreci ile başlayan tedavi yatarak olabileceği gibi ayataktan takip ile de mümkündür. Tedavi, kişinin sosyal ve iş hayatını olumsuz etkilememesi için hastaneye yatmadan direkt ayaktan sürdürülebilir. Lakin tedavi birçok defa sonuca ulaştırılamamışsa, hastanın hayatını tehlikeye sokacak yoksunluk halleri mevcutsa, hasta içmeyi sürdürdüğü takdirde hayatını zora sokacak tıbbi haller varsa, ruhsal hastalıklar mevcutsa, kullandığı başka kötü maddeler varsa, hastaya destek olacak kimse yoksa hastanın hastaneye yatırılıp tedavi görmesi gerekmektedir.

Detoksifikasyon, tedavide ilk basamaktır. Tedaviye uyumun sağlanması, iyileşme güdülenmesinin korunması ve değişime istekliliğin sürdürülebilir kılınması için psikoterapi gereklidir. Bireysel ve grup psikoterapileri ile bu süreç desteklenir.

Detoksifikasyon, psikoterapi ve ilaç tedavisi alkol bağımlılığı tedavisinde önemli yapı taşlarıdır.

Kendi hür irademle iki sene kadar alkol kullanmamaya karar verdiğimi ifade etmek isterim.

Barış, esenlik ve bilimle yaşayalım.

Evrimsel Psikiyatri ve Atatürk kitapları da yolda…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 02 Mayıs 2018

Okumaya devam et
  677 Hits
  0 yorum
677 Hits
0 yorum