TÜRKÇE ve RTÜK HAKKINDA

Politika Dergisi’nde güzel bir makale yayınlanmış; yazarı Tülin Talay (bu isme de âşinâyım, nereden acep): http://www.politikadergisi.com/makale/turk-egitim-sistemi-ve-turkce-uzerine-yapilan-hesaplar#comment-1891. Tashihatla iktibas ediyorum.

Sağlıklı toplumların oluşmasına, çağdaş medeniyetler seviyelerine yükselmesine, kendini ifade (MKD: ifâde)  edebilen, sorgulayabilen, toplumun kültürünü ve bilgi birikimini algılayabilen bireylerin yetişmesine imkân veren olmazsa olmaz bir sistem; eğitim. (MKD: algı (reception) yerine idrak (perception) olmalı).

Her ulusun kendi ulusal dili olduğu gibi, kendi özümüzü en iyi anlatan anadilimiz Türkçe. Türkçe; (MKD: Bu “;” gereksiz) Türk ulusunun kendini ifade edişinin ortak dilidir. (MKD: ifâde).

Son yıllarda eğitim sistemimizi ve Türkçe kontrolünü yitirmiş bir vaziyetteyiz. Batıda uygulanan eğitim sisteminin ölçülerimize uyup uymadığı incelenmeden zorla giydirilmesi söz konusu. Batı modelli eğitim veya batıya yönelik hevesler, bizi kendi özümüzden uzaklaştırmakla kalmıyor, ölçülerimize uymayan, dar veya bol gelen bu sistem ile öğrenciler mücadele etmekten, bilgiyi, kültürü ve tarihi öğrenmekte başarı sağlayamıyor. Öğrencilerin, bu toplumu oluşturan bireyler olduğu çoğu zaman unutuluyor.

Milli (MKD: millî) eğitim sistemimize dahil (MKD: dâhil) okullar yerine tercih edilen birçok yabancı okullar da ailelere daha cazip geliyor. (MKD: âilelere, câzip). Bunun nedeni; yabancı okullarda öğretilen dil eğitiminin etkili olması ve ‘benim çocuğum şu kolejde, bu yabancı okulda okuyor’ gibi gösteriş düşkünlüğüdür. (MKD: buradaki “;” yanlış, ‘…’ değil, “…” doğru). Yazının tamamını okuyun »

BÜYÜK ENTELİMİZ HASAN CEMÂL NE YAPIYOR?

Lûtfen aşağıdaki ilâna bakın.

Ermeni Soykırım Anıtı’na çiçek koyuyor!

Hasan Cemal Erivan'da

Şimdi de bir zahmet bu “adam” neye hizmet ediyor, tefekkür edin.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 24 Şubat 2010 Çarşamba

AKİNETON’DAN…

Yaşlı bir Anadolu köylüsü tek başına yaşadığı ve eskisi gibi tarlada çalışamadığı için çok dertliymiş. Susuz geçen bir yılın ardından, toprak taş gibi olduğundan, alnının teri ve büyük fedakârlıklarla okuttuğu ve bütün beklentilerini aşarak üniversite rektörü olan tek oğlu da Akineton 41’inci dalgadan dolayı tutuklanıp, cezaevine götürüldüğünden dolayı çok mutsuzmuş. Eşi de vefat edeli neredeyse bir ay olmuş. Sonunda dayanamamış ve 45 gündür suçunun ne olduğu bilinmemesine ve açıklanmamasına rağmen cezaevinde yatan oğluna çâresizlikten bir mektup yazmış:

-Sevgili oğlum Mustafa,

Çok üzgünüm. Annen vefat ettiğinden beri onsuz hayatımın bir tadı yok. Seni alıp götürdüklerinden beri de seni çok arıyorum. Üniversitende olduğun zamanlar bile telefondaki sesini arıyorum. Bu yıl gâliba felâket geçecek. Toprak o kadar sert ki, toprağı kazamıyorum ve bu yıl hiç bir ekin ekmem mümkün görünmüyor. Gerçekten artık baban çok yaşlandı. Biliyorum ki elinde olsa yanıma gelip tarlamı kazmama yardımcı olurdun. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Sakın dert etme oğlum, yaşlı bir adam sâdece boş, boş şeyler yazıyor o kadar. Sen kendine iyi bak, cesur ol ve isminin nereden geldiğini de asla unutma.  Yazının tamamını okuyun »

FRANSA’DA KÜRT AÇILIMI TOPLANTISI: PARİS KÜRD ENSTİTÜSÜ

TÜRKİYE: «Demokratik açılım » ve
Avrupa Birliğine Katılım Perspektifi

 

Düzenleyen: PARİS KÜRD ENSTİTÜSÜ  
 26 Şubat  2010, Cuma,  9:30 – 18:00

Victor Hugo Salonu
101, rue de l’Université, 75007 Paris

 

Program

9:00: Katılımcıların Karşılanması

 

9:30: Açılış Konuşması

 

9:35-11:00: Yuvarlak masa: İNSAN HAKLARINDA SON DURUM

 
Moderatör : ∗ Yavuz ÖNEN, THİV eski başkanı, TMMOB eski başkanı, Ankara.

 

ESKİ ŞARAP YENİ ŞİŞELERDE: FRENEMY

Bir “frenemy” kavramı çıktı karşımıza. Arkadaş anlamındaki friend ve düşman demek olan enemy izdivaç etmiş, olmuş bir neolojizm (ânında sözlük: yeni kelime uydurma hastalığı); gerçi ne kadar neolojizm, ne kadar lisan inkişâfı, o da tartışılır tabii…

Aslında çok sevgi dâima çok nefreti de muhtevîdir, içinde barındırır.

Meselâ S. Freud’un bütün teorisi Oidipus ve Elektra kompleksleri (ânında sözlük: karmaşaları) üzerine kurulmuştur. Kız çocuğu anneden, erkek çocuğu babadan nefret eder çünkü karşı cinsiyetten ebeveynine duyduğu çocukça aşkta en büyük rakibi, hemcinsidir.

Bu teorinin haklı tarafları olduğu inkâr edilemez ama her kültür için geçerli değildir; daha çok ben-merkezci kültürlerin, meselâ Batı medeniyetinin sorunsalıdır. Kollektivist kültürlerde bu model pek tutmaz. Yazının tamamını okuyun »