Sevgili dostlar, lûtfen önce bir http://www.keremdoksat.com/2006/09/05/biz-ne-soykirici-imisiz-yahu/ makaleme göz atın…
Avusturalya’daki Asurî ve Ermeni diasporalarının lobi faâliyetleri sonucu inşa izni aldığı sözde Asurî soykırım anıtı, 7 Ağustos Cumartesi günü açıldı.

Uluslararası Asurî Haber Ajansı (AINA) tarafından yayınlanan haberde anıtın 1. Dünya Savaşı’nda “soykırıma” mâruz kalan 750 bin Asurî anısına dikildiği kaydedildi.

Avusturalya’daki Asurî toplumu, Ermeni diasporasının da desteğiyle 15 Aralık 2010’da Türk dış temsilciliklerinin ve Türk derneklerinin ikaz ve itirazlarına rağmen Fairfield Belediyesi’nden söz konusu anıtın inşâsı için onay almayı başarmıştı. Cumartesi günü, Bonnyrigg Park’ta gerçekleştirilen açılış törenine yaklaşık 2 bin Asurî ve Avustralyalı katıldı. 3 ay önce başlanan inşa çalışmalarını, Asurî san’atçı Lewis Batros yönetti.

Bu Asurî Soykırımı Anıtı üzerine yerleştirilen plâkada, “Bu anıt, 1914-1918 yılları arasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen Asurî Soykırımı ve 1933’te gerçekleştirilen Simele Katliamı kurbanları anısına dikilmiştir” diye yazıldı.

Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Ağustos 20th, 2010
Kerem DOKSAT
|
1 Yorum
Varlığımın adı yokken bu dünyada, bir seher vaktinin kızıl ışığıyla, kolayca içine dolduğum bedenimden, yıllar sonra bin bir acıyla damla damla süzülüp, kurtulmaya çalışmaktayım. Hastalık kokan yatağımın hangi yanının daha dikenli olduğuna eremeyen eksik aklımla, eski isimleri geriye doğru saydıktan sonra, çoktan unuttuğum masumiyetime çâresizce saplanıp, annemi sayıklıyorum gece nöbetlerinde. Bir ömür boyu iştahına, nefretine, gafletine râm olduğum bu “ben”den ayrılmak için yalvarırken Tanrı’ma, büyük lâflar etmeye alışkın dilimi kaplayan beyaz yara öbekleriyle damağımın arasına sıkışan kelimeleri kurtaramıyor, küçücük bir duayı dahi dudaklarımdan akıtamıyorum. Eriyip gitmekte olan bedenimi içtikçe sararan çarşafa, kilidi kapalı bir çengelli iğne gibi mıhlandım, süreci hızlandırmak için elimden hiçbir şey gelmiyor.
Bekliyorum…
Birkaç dakikalık uykularla acımı soluklandırıp, ölümümü yavaşlatıyor zaman. Boşlukta dans eden sarhoş bir leke; irice bir sivrisinek konuyor alnıma, kıpırdanıp da savamıyorum başımdan. Derime en yakın damarlardan birine eğilip usulca karnına doldururken kanımı, iki gramlık cüssesinin altında yaşanıyor en ağır mağlûbiyetim.
Sabrediyorum… Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Ağustos 19th, 2010
Kerem DOKSAT
|
2 Yorum
ABD’nin yurtdışındaki diplomatik misyonlarının faâliyetlerini denetleyen, ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Genel Teftiş Bürosu (OIG) büyük bir hareketlilik içindeki Türkiye’nin geleceğiyle ilgili öngörülerde bulundu. Raporda, İstanbul’un, dünyanın en büyük Kürt nüfusuna sâhip kenti olduğu da yer aldı.
ABD’nin yurtdışındaki diplomatik misyonlarının faâliyetlerini denetleyen ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Genel Teftiş Bürosu (OIG), ABD’nin Ankara Büyükelçisi ile ona bağlı İstanbul, Adana ve İzmir’deki misyon temsilcilikleriyle ilgili bir rapor yayımladı.
Türkiye ile ilgili de bâzı tesbitlere yer verilen raporda, “Türkiye’nin hem bölgesel hem yerel çapta yeni bir hareketlilik düzeyi gösterdiği” ifâde edilirken, “bu hareketlilik sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği ve ona bağlı misyon temsilciliklerinin, Amerikan çıkarlarını iyi bir şekilde temsil ettiği” belirtildi.
Washington, Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da bu yılın Ocak, Şubat ve Mart aylarında yapılan denetimlerin ardından hazırlanan, Temmuz 2010 tarihli 110 sayfalık raporda, “ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyonu, Türk hükûmetinin hem bölgesel hem yerel konularda yeni bir hareketlilik düzeyi göstermekte olduğu bir zamanda, Türkiye ile ABD arasındaki çok önemli ve karmaşık ilişkiyi idâre ediyor” denildi.
“Türkiye’nin bu hareketliliğinin sebep ve hedeflerini anlamanın, misyonun çalışmalarının başarısı açısından kritik önemde olduğuna” işaret edilen raporda, “temel soru, Türkiye’nin Mustafa Kemal Atatürk tarafından tesis edilen Batı yöneliminden uzaklaşarak, bakışını daha kararlı biçimde Doğu’ya çevirip çevirmediği veya öyleyse bunun derecesinin ne düzeyde olduğu” ifâdesine yer verildi.
Raporda, “Türk hükûmetinin, hemen hemen bütün sınırları boyunca ve ötesinde, bâzen ABD’yi memnun eden, bâzen de etmeyen biçimlerde bölgesel istikrar doğrultusunda kendisini çalışmaya adadığı” belirtildi. “Türkiye’’nin Kürt nüfusa yönelik açılımının, üniter devlet kapsamı içinde uzun süredir devam eden huzursuzluğa çözüm bulmayı amaçladığı” kaydedilen raporda, “Türkiye’nin Irak’taki güçlü diplomatik varlığı, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimle olan bağları ve Irak’la ticaret ve yatırımlar konusunda ön safhada yer almasının ABD’yi memnun ettiği” dile getirildi. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Ağustos 15th, 2010
Kerem DOKSAT
|
1 Yorum
Hanım kızımız 17 Mayıs 1979’da Los Angeles, Kaliforniya’da doğmuş. Babası Türk, annesi ise Amerikalıymış. Harvard-Westlake School üniversite-hazırlık okuluna katılmış, 1997 senesinde Duke Üniversitesi’nden mezun olmuş. Burada Uluslararası Politik Bilim ve Ekonomi alanında derece kazanmış. Yetmemiş, Columbia Üniversitesi’nde hukuk okumaya başlamış ama televizyon serilerinden bir teklif gelince terk-i tahsil eylemiş.
Babası Haldun Evecan bir Türk’müş, kızımız da akıcı bir şekilde Türkçe ve İngilizce ve yine iyi derecede Fransızca ve İtalyanca konuşabiliyormuş (Vikipedi’de öyle diyor). Amerikalı film yapımcısı Gwen Field’in ise üvey kızıymış.
Doğduğundaki adı Ayda Sabahat Evecan imiş, şimdilerde Ayda Field diye anılmaktaymış.
Epey dizide yer ve rol almış, gâh kovulmuş, gâh muvaffak olmuş ama bir kariyer yapmış.

Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Ağustos 14th, 2010
Kerem DOKSAT
|
Yorum Yok
Bu yaz rekor düzeylere yükselen sıcaklar insanları bunaltıyor. Bir de nem oranı da işin içine girince hissedilen sıcaklık termometrenin gösterdiğinden çok daha fazla. Geceleri İstanbul’da özellikle evinde kliması olmayanlar deniz kenarlarında serinlemeye çalışıyorlar. Ramazan ayı da bu sıcak hava sürecinde başladı. Sıcak havada ve bu uzun günlerde oruç tutmak kolay olmuyor. Neyse ki dinimizde kolaylıklar var. Allah, Kur’ân’da açık bir dille insanların zora koşulmasını istemiyor. Bilhassa hasta insanların oruç tutma zorunluluğu yok.
Brooklyn’deki Boro Park’ta yaşıyorum. Hasidik Yahudiler’in çok yoğunlukta yaşadığı bir muhit. Herhâlde suç oranı dünyanın en düşük yerlerinden biridir. Çok dindar oldukları için hayat tarzlarını dinî inançlarına göre kurgulamışlar. Diyelim elinizde içinde bir milyon Dolar olan bir çanta taşıyorsunuz. Avaz avaz bağırarak anons etseniz bile kimse dönüp bakmaz size. Düşünün, o derece güvende hissediyoruz kendimizi.

Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Ağustos 13th, 2010
Kerem DOKSAT
|
Yorum Yok