Obsesif Kompulsif Hastalık/Bozukluk ile İlgili Sorular ve Cevapları:

1. Çevremize baktığımızda herkesin birer takıntısı var. Peki, bunun bir hastalık olduğu nasıl anlaşılıyor?

Ufak tefek takıntılar toplumun %90’ına yakınında vardır. Bâzısı kültürden ve/veya bâtıl itikatlardan kaynaklanır: Kötü bir şeyden bahsedilince “Allah korusun” deyip üç kere tahtaya vurma bunun tipik örneği… Çeşitli hayvanlardan korkma da sık rastlanan bir durumdur; kara kedi görünce başına bir felâket geleceğini düşünmek de buna bir örnek. Bu gibi mâsumca takıntıların hiçbir mahzuru yoktur; hâttâ elini üç kere tahtaya vurunca rahatlayan kişiye stresten kurtulma anlamında faydası dahi olur. Prensip olarak, bu davranışları sergileyen insanlar aslında saçma olduklarının farkındadırlar ama gene de yaparlar.

Buna karşın, eğer takıntılar kişinin hayatının ciddi bir kısmını kaplıyor veya kapsıyorsa, meslekî, âilevî, toplumsal ve akademik performansında işlev kaybına yol açıyorsa, bu takdirde bu durum bir “hastalıktır”. Meselâ mütedeyyin bir Müslüman beş vakit namaz kılmazsa huzursuzluk duyar; bu kültürel açıdan çok normâldir. Ama “ya şu duayı eksik okudumsa, ya secdeye başımı yanlış koduysam” diye gününün neredeyse tamamını namaz kılarak geçirmeye başlamışsa, hastalık da başlamış demektir. Sorulduğunda da “biliyorum, bu çok saçma ama ne yapayım, elimde değil” cevabını alırsınız.

devamı..

Yorumlar (3)

SANSÜRLENMEDEN MUTLAKA SEYREDİN!

Sevgili Okurlarım,Dehşetler içindeyim.

Sansüre uğramadan, şu videoyu seyredin:

http://www.liveleak.com/view?i=1c4_1212231477

Saygılarımla…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 08 Temmuz 2008 Salı

Yorumlar (9)

C. GUSTAV JUNG ve MÂNİDAR TESADÜFLER

Sigmund Freud’un önce talebesi, sonra “veliahdı”, sonra da sıkı muhalifi olan büyük psikiyatr ve filozof Carl Gustav Jung, Heisenberg’in belirsizlik ilkesinden de ilhamla, mânidar tesadüflerden (significant coincidences) bahseder.Öyle hâdiseler, olaylar veya fenomenler vardır ki, hemzaman (senkron) olarak ortaya çıkmaları basit bir tesadüften öte bir anlam taşır ona göre. Bâzı parapsikolojik fenomenlerin, sıra dışı rastlantıların esasında anlamları olduğu, birer mesaj taşıdıkları kanaâtindedir. Hâttâ Jungien terapide rûyalar, yaşananlar bu perspektifle yorumlanır. Freud’dan çok farklı olarak, psikiyatrik hastalıkların da, yaşananların da illâki bir determinizm sonucunda ortaya çıkmadığını (yâni illiyet: nedensellik gerekmediğini), bilakis bunların birer gâiyetinin (sonuçsallık: finalite) taşıdıklarını, hâttâ çok özel bâzı şeylerin ise arketipal simgeler taşıyarak ortaklaşa bilinçdışından “geldiğini” iddia eder.

Hangi tesadüfün banal, hangisinin mânidar, hangisinin ise arketipal yâni kozmik olduğunu şartlara, olayların zeminine, zamanına ve tarzına bakarak karar verebiliriz…

Gazeteci Yazar Fatih Altaylı geçenlerde öyle tesadüfler yakalayıp anlattı ki, donduk kaldık!

devamı..

Yorumlar (3)

SERDAR AKİNAN’IN BU GÜNKÜ YAZISI ve YORUMSUZ HABERLER

Dua EdinTercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’ye kelepçe neden takıldı biliyor musunuz?

Gazetedeki ofisinde aramaya yapan polisler SKYTURK kameramanlarına kızdıklarından…

Tamamen keyfî…

Görevli polis, bıçkın bir delikanlı edasıyla kameramanlara dönüyor ve “Çekerseniz kelepçe takarız” diye tehdit ediyor.

Çocuklar görevini yapıyor ve bu ağır ağbiler Ufuk Büyükçelebi’ye kelepçeyi takıyorlar.

Bir gazetenin haber merkezinde yayın yönetmenine kelepçe ne anlama geliyor?

Gözdağı…

Hukuk?

Gukuk…

Zîra yasa çok açık…

Kameralar tarafından saniye saniye tespit edilen görüntülerde Ufuk Büyükçelebi’nin polislere direniyor, saldırıyor, şiddet kullanıyor olması gerekiyor ki kelepçe ile etkisiz hâle getirilsin.

devamı..

Yorumlar (1)

CADI TOKMAĞI ve ERGENEKON REZALETİ: ORTAÇAĞ’A DÖNÜŞ!

Devletlû ne yapacağını şaşırdı. Türkçemiz’de enfes bir deyim vardır “câmi duvarına işemek” diye… Kalkmış Rahmi Koç “ben öyle saçlı sakallı adam istemem; bizimle çalışacaklar bakımlı ve tıraşlı olmalı” dedi diye, gürlemiş de esmiş! Yâhu, Sabancı Holding kurumsallaşmada ve globalize olmada sınıfta kaldı ama Koç Holding bütün bunları yaptığı gibi, DDD ile entegre de oldu. Bu aralar sık sık TÜSİAD tarafından eleştirilince, Devletlû da hıncını Rahmi Bey’den almış! Kızdığı şey de, böyle diyerek, kendilerinin asla yapmadığı bir şeyi yaptıkları, yâni ayrımcılıkta bulundukları için celâllenmiş! Şaka gibi…
Tıraşlı ve tertipli adam isteyen holding “onursal başkanı” ayrımcı oluyor, İslâmcılığı dayatan, her yere kendi acayip bıyıklılarını ve sıkmabaşlılarını dolduranlar olmuyor! Bunu yapan da zâten CHP’liler tabii ki!
Bir yandan Ergenekon rezaleti sürüyor. Reuters bile bu acayip örgüt için “uyduruk” diye dalga geçiyor ama bir seneden fazladır içeride tutulan bir iş adamı önce depresyona girip, sonra da terminal dönemde kanser ile serbest bırakılıyor, üstelik tedavi ücretini karısı ödeyecek! Akabinde de vefat ediyor.

devamı..

Yorumlar (2)

53 sayfa : « ilk Sayfa ... « 1 2 3 [4] 5 6 7 » ... Son Sayfa »