Bir derecik yâhut suyolu isen, bırak arâzi seni yönlendirsin ve yolunu bulasın. Fazla uğraşma ama dikkatli ol da esenden çalmasınlar, sana necis bulaştırmasınlar. Zâten kendi hâlinde akar gidersin. Nihâyette de ya toprakta ya da bir gölcükte kâinatla buluşursun.

Bir nehir yâhut ırmak isen, çok itidâlli ve dikkatlice dalgalan çünkü etraftan akan dereler, suyollarında bulaşıklık olanlar en kolay seni kirletirler. Tam da müftehirken kendinden, bakarsın içindeki bütün balıklar kokuşmuş, ortalığı algler sarmış.


Bir büyük göl veya iç denizsen, bütün pislikler sana akar ve eninde sonunda berbat hâttâ berhava olursun. Hâttâ tebahhur edip coğrafyadan silinirsin.


Büyük denizsen, bölgesel kirlenmeler ve arındırıp geri kazanma çalışmaları içerisinde bunalırsın. Ya okyanusa karış, ya da teslim ol necâsete!

Eğer okyanussan da işin pek güç çünkü bütün dünyânın pisliğini sana akıtırlar, sen ise inatla, ısrarla temizlenip durursun.

En güzeli bir damla yağmur olmak…
Ama asidlisinden değil!
Bıraktığın izi kimse bilmez ama senin gibi yağanlar bir araya gelince,

Rahmet olursunuz…
Zahmetsizce hem de.
Mehmet Kerem Doksat – Barcelona – 02 Ocak 2012 Pazartesi
Bu Yazıyı Paylaşın
Ocak 2nd, 2012
Kerem DOKSAT
| etiketler:
dere,
göl,
nehir,
okyanus |
4 Yorum
Önce http://www.genocide-museum.am/trk/states.php adresini ziyaret edelim:
Osmanlı İmparatorluğu tarafından gerçekleştirilen Ermeni Soykırım birçok kanıt sayesinde ortaya çıkarılmış, tanıklar sayesinde onaylanmış ve birçok ulıuslararsı (MKD: uluslararası olacak) organizasyon ve ülke tarafından kabul edilmiştir.1915 yılında Osmanlı tarafından planlanan ve plana uygun olarak uygulanana Ermeni soykırımı hakkında birçok belge bulunmaktadır. Aşağıda Ermeni Soykırımını tanıyan Organizasyonların Listesini bulabilirsiniz.
U.S._House Committee_Resolution – October 10, 2007
Chile, Senate, Resolution – Jule 07, 2007
Argentina, Law, January 15, 2006
Argentina, Senate, Special Statement – April 19, 2006
Lithuania, Assembly, Resolution – December 15, 2005
European Parliament, Resolution – September 28, 2005
Venezuela, National Assembly, Resolution – July 14, 2005
Germany, Parliament, Resolution – June 15, 2005
Argentina, Senate, Resolution – April 20, 2005
Poland, Parliament, Resolution – April 19, 2005
Netherlands, Parliament, Resolution – December 21, 2004
Slovakia, National Assembly, Resolution – November 30, 2004
Canada, House of Commons, Resolution – April 21, 2004
Argentina, Senate, Declaration – March 31, 2004
Uruguay, Law – March 26, 2004
Argentina, Draft Law – March 18, 2004
Switzerland (Helvetic Confederation), National Council, Resolution – December 16, 2003
Argentina, Senate, Resolution – August 20, 2003
Canada, Senate, Resolution – June 13, 2002
European, Parliament, Resolution – February 28, 2002
Common Declaration of His Holiness John Paul II and His Holiness Karekin
II at Holy Etchmiadzin, Republic of Armenia – September 27, 2001
Prayer of John Paul II, Memorial of Tzitzernagaberd – September 26, 2001
France, Law – January 29, 2001
Italy, Chamber of Deputies, Resolution – November 16, 2000
European Parliament, Resolution – November 15, 2000
France, Senate, Draft Law – November 7, 2000
Lebanon, Parliament, Resolution – May 11, 2000
Sweden, Parliament, Report – March 29, 2000
France, National Assembly, Draft Law – May 28, 1998
Belgium, Senate, Resolution – March 26, 1998
Lebanon, Chamber of Deputies, Resolution – April 3, 1997
U.S., House of Representatives, Resolution 3540 – June 11, 1996
Greece (Hellenic Republic), Parliament, Resolution – April 25, 1996
Canada, House of Commons, Resolution – April 23, 1996
Russia, Duma, Resolution – April 14, 1995
Argentina, Senate, Resolution – May 5, 1993
European Parliament, Resolution – June 18, 1987
U.S., House of Representatives, Joint Resolution 247 – September 12, 1984
Cyprus, House of Representatives, Resolution – April 29, 1982
U.S., House of Representatives, Joint Resolution 148 – April 9, 1975
Uruguay, Senate and House of Representatives, Resolution – April 20, 1965
U.S., Senate, Resolution 359 – May 11, 1920
U.S., Congress, An Act to Incorporate Near East Relief – August 6, 1919
U.S., Senate, Concurrent Resolution 12 – February 9, 1916
France, Great Britain, and Russia, Joint Declaration – May 24, 1915
Yâni Fransa en sonuncusu ve bu işin arkasında bütün DDD var ama en güçlü lobi tabii ki Yahudi Lobisi…
Efendim, haydi http://www.hermetics.org/ mekânını ziyaret edip, Türkçe kısmına dalalım: http://www.hermetics.org/anasayfa.html.
Âlemlerin sırrı karşınızda, ilerleyelim ve http://www.hermetics.org/Abraham.html adresinde http://www.viewzone.com/abraham.html adresinden nakille yazılanlar şöyle (Türkçe tashihi benden):
***
Yazının İngilizcesi http://www.viewzone.com/abraham.html ve sitemizde Who Was Abraham sayfasında bulunur, ayrıca aynı yazarın diğer bir yazısı Kadim İbranice ve Hintçe Arasında bir Bağ Var Mı da benzeri konuları işliyor. Aşağıda “Kalanî” kavmi yoksa “Keldanî” olabilir mi?
Konuya girmeden Hz. İbrahim konusunda bâzı öz bilgiler vermekte fayda vardır. Hz. İbrahim, Tevrat’ta İbranice adı Abraham olarak anılır. Nuh’un üç oğlu vardı, bunlar: Sam, Ham ve Yafet’tir. Hz. İbrahim, Sam’ın soyundandır, yâni Sami ırktandır. Babası Tarah’tır (Azer olarak da bilinir, İbranicesi Terah), kardeşi Haran ve oğulları İsmail ve İsak’tır (MKD: Ben burayı anlayamadım). Tevrat’a göre Sara’nın oğlu İsak’ın ikiz oğullarından Yakub sonradan İsrail adını alır ve on iki oğullu İsrailoğulları’nın on iki kavmini oluşturur. Bunlardan onu ortadan kaybolur (günümüzdeki Yahudiler kendilerinin kalan iki kavmin torunları âddederler), ancak son günlerde on iki kavim tekrar bir araya gelecek diye bir kehânet vardır. Hz. İbrahim’in Hacer’den (İbranicesi Hagar) oğlu Sara’nın kıskançlığı yüzünden Hacer ve İsmail Mekke’ye yerleşir ve Arapların soyunun ondan geldiği kabûl edilir. Aşağıdaki bilgiler oldukça şaşırtıcı bilgilerdir, ama bunları doğrulayacak başka araştırmalar da var. Anlaşılan hemen hemen bütün dinlerin ortak bir kaynağı var.
Hint halkının insanları nasıl sınıflandırdıkları konusunda işte bir örnek: Hükmeden sınıfa Kasis (Kasitler), Kuşi (Kuşitler), Kazaklar (Rus askerî sınıf), Kaiser ve Sezarlar (Roma hâkim sınıfı), Hatiya (Hititler), Kutit (Hititçe’nin bir lehçesi), Kathay (Çin liderleri), Kaşitıl/Kaşikeh (Aztek’lerde), Kaşikhel/Kişeh (Maya’larda) ve Keşuah/Kuş (İnka’larda). Süryaniler, İngilizce’de Assyrians, İspanyolca’da Asiros, Hindistan’da Asuras eya Ashuras, Sümer ve Babil’de Aşuriya, Asuriya, Arabistan’da Asir, İran’da Ahura, Meksika’da Sure vs. Bunlara Surya’ya (güneş) tapan halklar denir.

Tabii ki bu dinin yaygın olduğu yerlerde ülkelerinin gerçek adları ne olursa olsun “Süryanîler” olarak bilinirdiler.
Âlimlerin Hint-Avrupalıları Hint olarak tanımada diğer bir sorun, Hindistan’ın hiç bir zaman bir ülke olmamasında yatar. Ayrıca onun adı Hindistan bile değil, “Bharata”dır [Baharat adını nereden geldiği anlaşılıyor] ve Bharata bile bir ülke değildir. Bharata aynı Avrupa gibi bir ülkeler topluluğudur ve şu şimdilik İslâm’ın yayılması gerçek veya hayâlî korkusuyla birleşmektedir. Hint âlimler bu yayılma durduğu anda “Bharata Birliği” tekrar koparak birçok ayrı devlet oluşur. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Sevgili Mekâncılar,
İki gündür İspanya’da, Katalan bölgesinin en hârikulâde şehri olan Barcelona’dayız.
Buradaki en ilginç ve güzel otellerden birinde kalıyoruz: Grand Marina. Bir kara Titaniği…
Hiçbir firma filân getirmedi, kendi öz emeğimizden arttırdığımız paramızla bir selâm ve sevgi vesilesi olan yılbaşını burada idrak etmeğe karar vermiştik, geldik.
Çok memnunuz şimdilik…
Bu arada memleketimde kan gövdeyi götürüyor!
Basiretsizlik mi yoksa bilhassa mı desem bilemiyorum ama bütün komutanları hapiste olan şanlı ordumuza eşek üzerinde kaçakçılık yapan Kürt kökenli vatandaşlarımızı katlettirdiler.
Ne kadar şom ağızlı kışkırtıcı varsa şakımaya başladı.
İçim acıyor!
Ama artık bir şeyden eminim.
Birâderim Mozart gibi gömülmek istiyorum (ben cemiyetten ayrılsam da hep öyle kalacak).
Eğer vakit gelinceye kadar elimizde kalırsa, aziz vatanımın herhangi bir yerinde ve kimse bilmeyecek şekilde kara toprağa kavuşmak bir hasret oldu.
Bu bir vasiyettir.
Onu ve bütün insanları çok özledim…
Çok.
Artık pek ……. kalmadı…
Mehmet Kerem Doksat – Barcelona – 31 Aralık 2011 Cumartesi
Bu Yazıyı Paylaşın
Sevgili Mekâncılar,
Gene muayenehâneye gitmek zorundayım ama şu âna kadar gelen geri-bildirimlerden çıkardığım birkaç neticeye binâen, işin de ciddiyetini önemle vurgulamak için, inşallah yarın klavyeye alacağım değerlendirmeyle ilgili birkaç çizimi paylaşmak istiyorum.
Çok ciddi ve hassas bir konuyu mizah dâiresi içerisinde ele almamdan kendilerine göre mânâlar çıkaranlar var da!
Birincisi nasıl bizi sürü hâline getirdiklerini remzediyor.

İkincisi nasıl bizi birey olmaktan çıkarıp birer bi’at eden köle hâle getirmek istediklerini simgeliyor.

Üçüncüsü ise çok sevdiğim değerli dostum Bedros K. Boyacıyan’ın bin sayfalık kitaba değer bir karikatürü; insanların nasıl kendilerinin idraklerini veya başkalarının onların kendilerini idraklerini değiştirdiklerinin ve beyinlerin nasıl da yıkandığının özeti olan muhteşem bir çizim.

Anahtar Kelimeler:
- İki Dünyâ Hârbi’nin çıkarılışı…
- Düğmeye basılmış hâlde bütün Ortadoğu’ya ve Uzakdoğu’da erişebildikleri her yerde birilerinin “demokrasi” servisi…
- Türkiye ve Türklük düşmanlığı…
- Derin Dünyâ Devleti (DDD)…
- AKP’nin ABG’ce kuruluşu projesi…
- Sıfır terörle alınan iktidarda gelinen son durum…
- GAP ve BOP…
- Eskataloji.
- Armageddon.
Esasen bunların hepsi mekândaki makalelerde mevcut, sâdece bir sentez gerekiyor…
O da yarın.
Herkese kardeşlik, esenlik ve sağduyu yollayarak…
Şimdilik hoşça kalın.
Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 26 Aralık 2011 Pazartesi
Bu Yazıyı Paylaşın
Sevgili Mekâncılar,
Şu malûm ve meş’ûm Ermeni Soykırımı’nı Kabûl Etmeyeni Yakma Yasası açılımının esrarını çözdüm!
Fransız Yahudisi Nicolas, Paul, Stéphane Sarközy de Nagy-Bocsa veya Nicolas Sarkozy hem Andorra Eş Prensi, hem de Fransa Cumhurbaşkanı ya!

Nicolas Sarkozy 28 Ocak 1955 yılında Paris’te doğmuş, babası Pál Sárközy de Nagybocsa (Macarca Nagybocsai Sárközy Pál) Macar ya, annesinin babası Benico Mallah (aslı adı: Aron Mallah) kökeni Ortaçağ’da İspanya’dan Osmanlı’ya sığınmış olan Sefarad Yahudilerine dayanmakta ya (Généalogie des Amar de Salonique – Selânikli Amar âilesinin Genelojisi)…

Sefarad, (İbranice: ספרד, Standard Səfardi Tiberian Səp̄arədî; çoğ. ספרדים, Standard Səfaradim Tiberian Səp̄arədîm; İspanyolca Sefardí; Portekizce Sefarditas). İbrani dilinde “Sefarad”, İspanya anlamına gelmekte ya. İspanya dışında Portekiz, İtalya, Kuzey Afrika, İstanbul, Anadolu, Ege Adaları ve Bizans İmparatorluğu’ndan kalan Musevîlerin de hepsi bu adla anılır ya. 16. Asırda bütün bu gruplar, Judeo-Espegnol veya “Ladino“ denen ve İspanya’nın Kastilya lehçesine ilâve edilmiştir ya; Türkçe, İbranice hâttâ Rumca’dan gelen kelimeler ve deyimler ile bezeli bir lisan konuşuyorlardı ya. Bu lisan bugünlerde unutulmaya başlanmıştır ya… 1492’de İspanya’dan kovulan Musevîler, İspanya kökenli oldukları için kendilerine “Sefarad” adını koymuşlardır ya. Genişletilmiş anlamda ise bugün, Sefarad, Aşkenaz olmayan bütün Yahudilere verilen addır ya. Bugün Türkiye’de yaşayan 25.000 Yahudi’nin yaklaşık %96’sını oluşturan Sefaradlar’ın sayısı 24.000 civarındayken, %4′ü oluşturan Aşkenaz Musevî’lerin sayısı 1.000 civarındadır ya…
Sefarad ifâdesi, günümüz Yahudi Dünyâsı’nda Aşkenaz kökeninin dışında kalan bütün Yahudileri tanımlamak için kullanılmaktadır ya… İsrail’de her ne kadar çeşitli etnik grupları kendi bünyesinde asimile etme çabasında olmadığını belirten bir anayasaya sâhip olsa da, ülkedeki Aşkenaz baskınlığı, “Sefarad” olarak tanımlanan diğer Yahudileri de etkilemektedir ya. Gerek yönetimde gerekse de toplumdaki üst sınıflar çoğunlukla Aşkenazlar tarafından oluşturulur ya. İsrail’deki dinî Shas Partisi kendisini Sefarad’ların dinî özelliklerinin koruyucusu olarak târif eder ya… Aşkenazlar gibi Sefarad’ların da İsrail’de Baş hahamları bulunmaktadır ya. Sefarad Başhahamı’na (Hahambaşı) Rişonletsion adı verilir ya…
Meselâ http://www.turkyahudileri.com/content/view/253/223/lang,tr/ adresinde “Aşkenazlar Almanya, Fransa ve Doğu Avrupa’da yaşayan veya onların soyundan gelen Yahudilerdir. Sefaradlar ise İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşayan Yahudiler ve onların soyundan gelenlerdir. 1400′lere kadar İberik Yarımadası, Kuzey Afrika ve Ortadoğu, Yahudilerin seyahat etmelerini genel olarak serbest bırakan Müslümanların kontrolü altındaydı. Yahudiler 1492′de Hristiyan hükümdarlar tarafından İspanya’dan kovulunca, birçoğu Hollanda, İtalya, Balkanlar, Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu), Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerindeki toplumlar tarafından kabûl edildiler. “Aşkenaz” terimi İbranice’de “Almanya“, “Sefarad” da “İspanya” kelimesinden türemiştir. Sefaradların inancı temelde Ortodoks Yahudilikle bağdaştığı hâlde, bâzı dinî kanunları (Alaha) yorumlama tarzı Aşkenaz’larınkinden farklıdır. Bu farklardan birine örnek: Hamursuz (Pesah) bayramı boyunca Doğulu Sefaradlar pirinç, mısır ve bakliyat yiyebilirlerken, Aşkenaz’ların bu yiyeceklerden sakınmasıdır. Sefaradlar tarih boyunca yaşadıkları bölgenin, (Yahudi olmayan) yerel kültürüyle Aşkenaz’lardan daha fazla kaynaşmışlardır. Aşkenaz Yahudiliğin geliştiği Hristiyan yörelerde ise Hristiyanlarla Yahudilerin arası genellikle gergin olup, Yahudiler kendi dinlerinden olmayan komşularından ayrı duruyorlardı. Sefarad Yahudiliğinin geliştiği İslâm ülkelerinde ayrımcılık ve baskı çok daha seyrekti. Sefarad düşünce ve kültürü Müslüman ve Yunan felsefe ve biliminden çok etkilendi. Sefarad dua âyinleri Aşkenaz’lardan değişiktir ve Sefaradlar farklı melodiler kullanırlar. Ayrıca Sefaradların bayram görenekleri ve geleneksel yemekleri de Aşkenaz’lardan farklıdır. Birçok kişinin uluslararası Yahudi dili olarak bildiği Yidiş aslında Aşkenaz Yahudilerinin dilidir. Sefaradların kullandığı dil olan Ladino ise, kökleri İspanyolca ve İbranice’den gelen bir dildir. Tıpkı Yidiş’in Almanca ve İbranice’den geldiği gibi…” deniyor ya…

14 Mayıs 2011’de New York’taki bir otel odasında yaşanan 7 dakikalık bir olayda, Fransa’da 2012 seçimlerinde ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılan IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn’ın siyasî kariyerini tarihe gömülmüştü ya. Yeni Gine asıllı temizlikçinin “bana tecâvüze yeltendi, kendimi zor kurtardım” suçlamasıyla başlayan ve Kahn’ın, “ilişki gönüllüydü, her şey komplo” savunmasıyla tartışma yaratan mahkeme süreci, New York savcılarının iddiaların sâhibi olan Nafissatou Diallo’yu “yalancılıkla” suçlaması sonrasında beraatla sonuçlandı ya. Ancak, Diallo’nun neden yalan söyleme gereği duyduğu, olayın gerçekten bir komplo mu yoksa Kahn’ın kadın düşkünlüğünün bir sonucu mu gerçekleştiği hiçbir zaman netleşmedi ya. Hâttâ Dominique Strauss Kahn “bana etnik ayrımcılık yapılıyor, bunların hepsi bundan dolayı” filân dedi ya…

Yahudi mezâlimine uğrayan çapkın Yahudi!
Bu bahsettiği etnik ayrımcılık Yahudilik içerisindeki Sefarad – Aşkenaz gerginliğiydi ya… Üstelik Dominique Gaston André Strauss-Kahn (d. 25 Nisan 1949, Neuilly-sur-Seine, Fransa), genellikle DSK olarak medyada adlandırılan bir Fransız ekonomist, avukat ve siyasetçi ve Sosyalist Parti (Fransa)sinin üyesiydi ya, eski bir komünistti ya… Üstelik Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de desteğiyle 28 Eylül 2007 tarihinde Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı olmuştu ya…

Eh, hem Sarko “sağcı” ve ırkçılık yapıyor ve Sefarad ama Strauss ise “solcu”, ilke olarak bunu yapmamalı ve Aşkenaz ya… Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın