DTP kapatıldı, aksi mümkün değildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 40.000 kişinin katlinin müsebbibini lider olarak gören, alenen ayrımcılık ve Türk düşmanlığı yapan (siz o çifte açmazlara, barış, kardeşlik palavralarına inanmayın) bu parti tabii ki kapatılacaktı.
Şimdilik olup bitenleri bir özetleyelim:
Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk, kapatma kararının ardından yapılan toplantı sonrası yeni yol haritasını açıkladı, Anayasa Mahkemesi’nin kararının “hukukî değil, siyasî olduğunu” söyleyerek dünya mizah tarihine geçti. Tabii ki öyle, TC’nin kuruluş felsefesini ve ruhunu koruyan yasalar tabii ki hukuku o yönde işlemiş, Anayasa Mahkemesi de işletmiştir… Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Aralık 12th, 2009
Kerem DOKSAT
|
6 Yorum
11 Aralık 2009 10:40
(MKD: Bu yazı tamamen http://www.superonline.com/haber/korkunc-suphe-71726 adresinden pastalanmıştır).
Dünyayı ayağa kaldıran domuz gribi salgınıyla ilgili korkunç bir şüphe ortaya atıldı. H1N1 virüsünün aslında abartıldığı kadar ölümcül, salgının da şiddetli olmadığı; grip konusunda dünyanın bir numaralı otoritesi olan bir profesör ile 3 arkadaşının, danışmanlık yaptıkları ilâç şirketlerine para kazandırmak için panik yarattığı iddia edildi!
Rotterdam Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hâttâ bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu. Şimdi Hollandalı “Doktor Grip” ile ilgili bir iddia tüm dünyayı kasıp kavuruyor.
İddiayı Hollanda basını yazdı
İlk kez saygın bilim dergisi Science’da kısa bir makale ile dile getirilen, ardından Hollanda’da yayınlanan De Telegraaf gazetesi tarafından yayınlanan iddia, grip salgınının Doktor Grip’in servetinde dramatik bir artışa sebep olduğu yönünde. Vatan’ın haberine göre, Profesör Osterhaus Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin de üyesi. Hâttâ WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel pandemi” kararı aldığında Osterhaus SAGE’ye başkanlık ediyordu. Ancak bunun yanında Osterhaus’un bir de aşı geliştirip üreten bir şirketi var. Profesör aynı zamanda da Roche, Novartis, Baxter, Mediimmune, Glaxo, Sanofi, Pasteur gibi ilâç şirketlerine de maaşlı danışmanlık yapıyor. Yâni küresel bir domuz gribi salgının fayda sağladığı tek bir isim varsa o da Osterhaus. Hem şirketinin değeri bu süreçte oldukça artmış durumda hem de danışmanlık ücreti. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Aralık 11th, 2009
Kerem DOKSAT
|
1 Yorum
Bu iddia doğru olabilir. Çünkü Türkiye’de bir tâne intaniye (enfeksiyon) uzmanı hâriç, hiçbir uzmanımız bugüne kadar “domuz gribi aşısı olun” şeklinde bir beyanda bulunmadı bildiğim kadarı ile…
Hadi buyurun aşı olun bakalım…
Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde’den domuz gribi hakkında çor cesurca açıklama!
Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itiraf eden Dr. Kilde, “bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Aralık 10th, 2009
Kerem DOKSAT
|
Yorum Yok
Bir dostumun arkadaşı olması sebebiyle sıkça görüşmediğim; ama bir araya gelişlerimizin ilginç bir biçimde hep rakı sofrasına denk geldiğini tesbit ettiğim bir tanışım dün gece, yine beyaz bir sofra üstünde beyaz içeceklerimizi yudumluyorken şöyle dedi: İçince ölümden söz ediyorsun, fark ettin mi Seblâ? Bu soruyu yönelttip ağzını kapadığı o an dondu kare; şimdi yüzü gözümün önüne gelip gelip duruyor, sorusunu sormuş, dudaklarını büzmüş bana bakıyor ve yanıtını bekliyor…
İnsanların dostları sevdiği yazarlar gibidir… İnsan, kendisini bulduğu eserleri sever, kendi dilinden konuşan yazarları dost edinir ve her ikisinin, yeri ve vakti önceden kestirilemeyen soruları sâyesinde, kendini kendine sorar, kendini tanır… Ama daha da önemlisi, kişi böylece paylaşır; kara safrasını damla damla bulaştırarak kendi melankolisini dağıtır, feraha erer. Huzur…
Huzur buluyorum dostların kahkahalarında, omzuma koydukları avuçlarında, her seferinde bir isyan gibi kulağımda çınlayan “sağlığa… aşka… mutluluğa…” deyişlerinde. Bencilce zevk alıyorum kırgınlıklarımı onlarınkilerle değiş tokuş etmekten, yaralarımı anne kedi gibi yalayıp iyileştirmelerinden… Keyif alıyorum sevgilerinden, beni sevgiye değer görmelerinden, kucaklarında yıllanan gözyaşlarımın küflü kokusuna aldırış etmeden beni her seferinde daha sıkı, daha kararlı sarma istençlerinden… Şu hayatta gurur duyuyorsam varlığımdan, onların sevgisine nâil olmaktan gayrı sebebi yoktur. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Aralık 9th, 2009
Kerem DOKSAT
|
9 Yorum
6-7 Aralık arasında Ayşe Arman gene yapacağını yaptı, halkımıza yeni bir ufuk açtı! Mutadımın biraz dışına çıkıp, satır aralarına yorumlarımı (MKD: diye) koyacağım.
(MKD: AA’nın spektaküler başlığı) Beyninde ekran açıyor… Elleriyle okuyor… Kapalı gözle renkleri görüyor…
Ben “Olmaz, olmaz!” dedim ama gerçekten oldu. Gördüm, gözümün önünde yaptı. Olayın gerçekleştiği yer Cities’in en altındaki kafe.
Aylin, 12 yaşında, tatlı, kendi halinde bir kız. Holografik beyin teknikleriyle bir sürü bize çok acayip gelen şey yapabiliyor. Annesi bunun Aylin’e özel olmadığını, herkesin yapabileceğini söylüyor. Neler mi yapıyor? Gözlerine bant takıyor, eline verdiğin her şeyin rengini söylüyor. Görmeden… Sâdece dokunarak… Enerjisini hissederek… Fotoğraflara bakıp kişilerin yaşayıp yaşamadığını söyleyebiliyor… Yine gözleri kapalı, dergilerin üzerinde yazan şeyleri okuyabiliyor. Bunlar benim tanık olduklarım. O gün kafede, Sevda Bakankuş, Arıtan Yayınları’nın sâhibi Aydın Arıtan, Aylin, fotoğraflarımızı çeken Senih ve Sertab Erener’dik. Sertab da tanık oldu bir sürü şeye. Bu röportaj yarın da devam edecek. Aylin başka şeyler de yapabiliyormuş. Neler olduğunu öğrenebilmeniz için bu röportajı okumanız gerekiyor… (MKD: Bunları medyumlar da, cinciler de, üfürükçüler de iddia ediyor).
Hikâyenin en başından başlayalım… Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Aralık 7th, 2009
Kerem DOKSAT
|
4 Yorum