Bir dostumdan gelen çok mânidar mesajı http://www.turktime.com/haber/Bugunku-Krizi-1-Yil-Once-Bilen-Goksel-Dubai-Borcunu-Odeyemedigi-Icin-Ulke-El-Degistirecek/75508 adresinden kopyalayıp takdim ediyorum:
Bugünkü Krizi 1 Yıl Önce Bilen Göksel: Dubai Borcunu Ödeyemediği İçin Ülke El Değiştirecek! 29 Kasım 2009 Pazar 16:32
Verso Araştırma Şirketi’nin sâhibi Erhan Göksel, 59 milyar Dolarlık borç ertelemesi isteyen Dubai’ye “Yahudi sermayesi tarafından el konulmak üzere” olduğunu ileri sürdü. Göksel, Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol zengini olan emirliği Abu Dabi’nin de Dubai’yi kurtaramayacağını iddia etti.
Dubai şokunun Türkiye’yi de etkileyeceğini belirten Göksel, Dubai’de yatırımı bulunan Türk şirketlerinin ağır bir krizin eşiğine geleceği, hâttâ batacağı ikazında bulundu.
Ekim 2008-Temmuz 2009 dönemleri arasında Türkiye’ye giriş yapan 18.7 milyar Dolarlık sıcak paranın yüzde 90’ının Körfez sermayesi olduğunu ifâde eden Göksel, Merkez Bankası’nın bayram ertesinde fâizleri artırmaması hâlinde, sıcak paranın Körfez’in yangınını söndürmek için çıkışa geçeceğini iddia etti. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Esra Ceyhan’la 20 senelik ahbaplığımız vardır.
A’dan Z’ye programı zamanında çok seviyeliydi ve sık sık iştirak ederdim. Daha sonra ipin ucunu kaçırdı; insanların kavga edip bağırıştıkları, kendini havaya fırlatan adamların yer aldığı bir hâl alınca, ben de dâvetleri nezaket dairesi içerisinde reddetmeye başladım. Ayrıca Esra’nın hitap tarzından ve buyurganlaşmaya başlayan tavrından da çok rahatsız olmuştum.
Aynı şey Müge Anlı’nın programlarında da yaşanınca, hiç gitmez oldum. Başlardaki mütevâzı’ hâli gitti, konuklarına fırça atan ve sözlerini umarsızca kesen, insanlara nasihat çeken bir davranış tarzına dönüştü. Zâten şimdilerde bir meslekdaşımız kadrolu hâlde parmak kaldırarak söz almaya çalışıyor (en son birkaç hafta önce kanallarda dolaşırken gene müşahede etmiştim) ve cinayet çözüyorlar!
Bu girizgâhı neden yaptığımı anlatayım. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Devletlû buyurdu ki, gazetelerin köşe yazarları artık yazmamalıymış ve hepsi de hâinmiş, devlet düşmanıymış.
Benim necip milletimin Başbakanı, üstelik de çok dindar, beğenmediği köşe yazarlarına buyuruyor: YAZMA!
Hz. Muhammed’e inen ilk vahiy “ikra” yâni “oku” idi. O Muhammed ki, “ilim Çin’de de olsa gidip alınız” demiştir.
O Muhammed ki, “ben peygamberim, ne dersem o olur” dememiş, devleti şûra kararları ve istişâre sûretiyle yönetmiştir.
Okumak, öğrenmek, düşünmek ve tefekkür etmek (ânında sözlük: fikir yürütmek), akabinde de bunları kelâma (söze) dökmek, tabiatıyla da sonunda yazmak demek. Tıpkı Yohanna İncili’ndeki gibi: “Önce sâdece kelâm (söz) vardı, ve kelâm Tanrı’ylaydı, ve kelâm Tanrı’ydı” (en sâhici İncil’in bu olduğu düşünülür; şu Barnabas hikâyesi başka).
Yâni en azından iki İbrahimî din de okumayı, tefekkür ve tefelsüf etmeyi, sonra da bunu yazıyla, sözle paylaşıp istişâre etmeyi öğütlüyor. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
SEVGİ ve BİLGİ HAKKINDA KISA BİR HİKÂYE
Önce sâdece sevgi ve bilgi vardı. O’na bâzısı Allah, bâzısı God, bâzısı Tao, bâzısı da başka şey der. O, sonsuzlukla dahi ölçülemeyecek derecede akıl, hikmet, kudret ve güzellikten ibâretti.
Sonra O, sevgisini ve bilgisini varlık hâline getirmeye karar verdi ve bunu uyguladı. Bütün âlem, maddesi ve mânâsıyla var oldu. Mekânın yaratılışıyla zaman da yaratılmış oldu. Bâzıları buna genesis, bâzıları yaratılış, bâzıları da Big Bang der.
Bu ilk yaratılış belli bir yerde olmadı çünkü ondan evvel mekân yoktu; belli bir zamanda da olmadı çünkü ondan evvel zaman yoktu. Bu sebepledir ki, bizim ölçülerimize göre değerlendirmek için zihnimizi zorlarsak, yaratılış her yerde ve her zaman oldu, olmakta ve olacak; Big Bang asla bitmedi, bitmeyecek, tâ ki yaratılanların farklılıkları bitip de her şey aynı hâle gelinceye kadar.
Bâzıları bu farklılıkların azalması, her şeyin sürekli dağılıp gitmesi vâkıasına entropi der. Çünkü var oluş ancak farklılıkla, izâfiyetle mümkün ve farklılıklar ortadan kalkınca ne zaman kalacak, ne de mekân. Bâzıları bu mukadder hâdiseye kıyâmet der; ne zaman kopacağı sorulduğunda “ölçülemeyecek kadar uzun bir süre sonra” cevabını verirler çünkü o olduğunda ölçülecek zaman kalmayacaktır. Üstelik Big Bang de, kıyâmet de hep var olmakta. Bütün madde ve mânâ âlemi her an yeniden yok olup varlığa kavuşmakta. Böyle olduğu için de mâzi, hâl ve âti hep aynı, O hepsini biliyor ve her şey zâten O’nda.
Bâzıları “yaratılışa ne gerek vardı, O’nun ihtiyacı mı vardı” diye sordular zaman zaman; hâlbuki yaratılış kaçınılmazdı çünkü bütün bu olup bitenler akl-ı hikmet, kudret ve güzellikle dolu O’nun bu vasıflarının bir yansıması, bir yanılsaması sâdece; hakikâtte ne yaratılış var, ne de yaratılmış. Zâten her şey O! Bu mutlak hakikâti kâlbinde hisseden Hallâc-ı Mansûr diye birisini, yaşadığı ruh hâlini konuşma lisanının kifâyetsizliği içinde dile getirdi diye, dar kafalı yobazlar yaktılar. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın
Kasım 30th, 2009
Kerem DOKSAT
|
14 Yorum
Yâhu, bıktım bu cep telefonuyla veya e-postayla kutlanmaktan. Bayramda, doğum günümde, çocuğum olduğunda (24 senedir olmadı gerçi)… başlıyor yaylım ateşi.
Haydi, anladım… THY, Peugeot, Renault, Jaguar, VAKKO, BEYMEN, HSCB, AKBANK, KARABANK, WINGS, Çırağan Palas, filânca otel (sorry, hotel) sık gittiğim lokantanın (sorry, restaurantın) işletmecisi, Hamoğlu, âzâsı olduğum kulüplerin idâreleri vs. beni bu yollarla “hatırlasınlar”, normâldir. Çünkü bunlar Homo economicus’lara hizmet eden kâr kurumları, ben de onların müşterisiyim. Meselâ Sayın Ahmet Hamoğlu’nun telefon açıp beni öpmesini hiç beklemiyorum.
Tabii ki bu listede hastalarım yok. Teknofilik özürlüler de yok (telefon açıp konuşabilmesi için sıhhî engeli olanlar). Onların hatırlayıp, rahatsız etmemek için mesaj yollamaları beni olsa olsa mutlu eder. Ama arkadaşların, akrabaların, dostların cep mesajı veya e-posta ile kutlamalarını istemiyorum.
Psikolojik açıdan da devitalizasyon (cansızlaştırma) ve alienasyon (yabancılaşma) bu. Yazının tamamını okuyun »
Bu Yazıyı Paylaşın