Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

CARLO DOMENICONI ve KOYUNBABA

 

Sevgili Mekâncılar,

 

Koyunbaba harikulâde bir bestedir, yıllar önce tüneldeki küçük Anzak Kilisesindeki konserinde, Carlo Domeniconi’den bizzat dinleyip çok etkilenmiştim.

Bu geçen süre içinde tekrar dinleme fırsatım hiç olmadı. Bildiğim kadarıyla Domeniconi’nin Koyunoyunbaba’yı içeren bir albümü basılmadı ama William Kanengiser- Echoes of the world, juile goldberg -dulce ve alex komodore-passport : international guitar music albümlerinde bu besteyi bulabilirsiniz.

***

Uzun yıllar evvel düzenlediğimiz bir gitar festivali kapsamında Ankara’da iki gün konuk ettiğimiz, bu vesileyle tanışma fırsatı bulduğum değerli gitarist-besteci.

***

Cesena (İtalya) doğumludur, Berlin’de yaşar…

***

Karısı Türk olduğu için sık sık Türkiye’ye gelir, Bodrum’daki yazlığında kalır.

***

Oldukça düzgün Türkçe konuşur…

İlkokulda bile ders dinlemek yerine nota yazdığı için okuldan atılmış bir müzik sevdalısıdır.

***

Klasik gitar eğitimine Carmen Lenzi Mozzani ile başlamış, Pesaro konservatuarında devam etmiş, akabinde alıp yürümüştür.

Berlin Sanat Koleji ve İstanbul konservatuarında gitar eğitimi vermiştir.

 

***

 

Gençlik yıllarım geldi aklıma…

 

Yahu ne oluyor da oluyor? 

Arkadaş bir insanı durduk yere sıkıntı basar mı?

 

“Bir terslik var ama tam olarak idrak edebilmiş değilim” türü sorular veya sorunsallar takılan her Avrupalı gibi, doğunun baharat kokulu esrarına merak salmıştır. 

***

Carlo’yu dinlerken mistik kişiliği ve beni her ne kadar hayran bıraksa da, yine de onu seviyorum gibi bir havaya sokardı.

Akademik gitarcılardan çok farklı bir yapısı ve müzik anlayışı vardı. 

Sürekli olarak doğaçlama peşindeydi ama öyle “dur gitarı çalmaya çalışayım, belki alnımdan öpen olur” demezdi.

“Gitardan harikulâde sesi çıkarıp müzikte yeni bir çığır açayım, duman çıkarayım” tarzında çalardı.

 

Klasik gitarı sokup sağa sola vursam, böyle bir anarşist kisvesi altında prim yapabilir miyim acaba gibi düzeysizliklere hiçbir zaman meyletmemiştir.

 

ed]

 

 

***

Eserleri klasik gitar edebiyatının en özgün eserleri arasındadır.

Eline gitar almış her Türk gencinin az buçuk bildiği Koyunbaba’nın hâricinde ve ötesinde çok değerli eserlere imza atmıştır.

 

Mesela Sinbad, Sinbad’a yolculuk, kendine özgü yorumuyla düzenlediği Klasik Gitar konçertosu, bunlardan sadece birkaçıdır.

Bunların haricinde Küçük Prens için müzik gibi, ismine yakışır sadelikte ve samimiyetteki eserleriyle gönüllerimize taht kurmuştur.

1932 yapımı Luigi Mozzani marka gitar kullanırdı 

Eserleri genelde özel akort gerektirdiği için Hannabach marka düşük akort edilir tel kullanırdı.

 

Gitarın ince mi teli dışındaki bütün tellerde akort düşülmesi gerekiyordu.

Denizcilikle de ilgilenirdi, mistik ve kendine özgü yorumu ile gönüllere taht kurmuştu. İslam tasavvufuna meraklıydı.

 

Zeki Müren’i andıran gözleri, Beethoven’ini hatırlatan saçları olan gitar üstadıydı.

 

Kendi eseri olan Koyunbaba’yı ondan dinledikten sonra başka yorumuna kulak kapatmamıza sebebiyet vermiş müzik dehasıydı.

 

Müzisyen Adil Arslan’la beraber birlikte Batı Doğu Divanı ve üryan isimli albümlere imza atmıştır.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda
cinque pezzi in stile classico opus 56b
opus 56b cinque pezzi in stile classico tre preludi opus 144b don quijote suite opus 123
aradan sonra da perlen des orients (Dünya’nın ilk resitalini vermişti).

 

***

1001 gece masallarından tınısal imgeler çalardı.

Gitarcafe’de iki kez canlı dinleme mutluluğuna eristiğim gitar efsanesi, gelmiş geçmiş en büyük gitarist ve bestecilerden birisiydi...

Türk olmayıp da özgün Türk müziği besteleyebilen yegâne usta, ustaların ustasıydı...

Ayrıca, Türkçesi de çok hoştu...

 

21 Kasım 2012 günü, Kızıltoprak Yankı sanat evinde, mütevazı ve etkileyici bir resital veren, büyük bir Klasik Gitar üstadıydı.

 

***

Gitarda akort sistemi her değiştiğinde akla gelen büyük adamdı.

Uygun akorda gelip tellere dokunduğunuzda adeta bütün parça kulağınıza çalınmış gibi etki bırakırdı.

 

***

Koyunbaba ile zaten tam anlatmak istediği yere götürürdü insanı; arkanızda bütün samimiyetiyle sıcacık bir köy, yemyeşil tepeyi aşınca masmavi, uçsuz, bucaksız bir deniz dururdu adeta...

Bir de uzun ince bir yoldayım düzenlemesi vardı ki, Anadolu topraklarını bu kadar iyi yorumlayan ender insanlardandır. 

Yalnızca Koyunbaba isimli bestesini bildiğim sanatçıydı.

Hem klasik gitarı sevdirmişti hem de İngilizceyi.

 

***

 

O zamanlar Atatürk Kültür Merkezi faaldi.

Bir gün, İngiltere’den Christopher Parkening isimli bir klasik gitar üstadı gelmişti.

***

Sahnedeki performansı harikulâdeydi ama Türk kültüründen pek nasip almamıştı.

 

Sahneye çıktığında bütün salon sustu ve herkes iki elini de tam bir ustalıkla kullanan bu virtüözü dinlemeye başladı.   

 

Carlo, salonun arkalarında oturuyordu. Parkening olağanüstü bir teknikle eseri icra ediyordu ki, gözü ortalarda oturan Carlo’ya takıldı…

 

***

 

Carlo yerinden hafifçe doğrularak sahneye çıktı, izin isteyerek klasik gitarı eline aldı ve Koyunbaba’yı icra etti.

***

Salonda çıt çıkmıyordu, Parkening’e bakıp, nazikçe “öyle değil, böyle icra edilir” demişti ama hiç nobranlık veya ukalâlık etmeden…

 

Meğer rint ve sakin kişiliği, mistik ve nazik yapısı herhâlde bazılarına fazla gelmiş olmalı ki, Türkiye’den gitmiş.

 

***

 

Çok üzüldüm gitarın Mütevazı Profesörü Raffi Arslanyan’dan haberi işittiğimde.

 

Raffi Hoca 83 yaşında ama biyolojik yaşından çok daha genç ve 40’ını geçmemiş gibi. O kadar mükemmeliyetçi ve her şey tam olsun istiyor ki, youtube’a bu güne kadar hiçbir yorumunu yüklememiş.

 

***

Arada Büyükada’da bir tekneyle çinakop avlıyormuş ama evi hâlâ Kurtuluş’ta. Evdeki kamerayı alıp, eğer izin verirse kaydedip kendim yükleyeceğim ilk defa…

 

Şimdi sizi kaybettiğimiz bu dâhi ve harikulâde eseri Koyunbaba ile baş başa bırakayım…

 

Sevgiyle, barış, tolerans ve dostlukla kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 01 Temmuz 2018

Okumaya devam et
  432 Hits
  0 yorum
432 Hits
0 yorum

YAŞADIĞIMIZ YERİN BİLE FARKINDA DEĞİLİZ

Doğup büyüdüğümüz, yaşamaya devam ettiğimiz, havasından suyundan yararlandığımız  yörenin ne denli farkındayız? Bu coğrafyada neler olmuş; bizden önce kimler, nasıl bir yaşam sürmüşler? Hiç merak ediyor muyuz?

 

Sevgili dost! Anadolu’muz dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biri.  Antik dünyanın en önemli kentleri Anadolu’da. Sadece İzmir’imiz ve çevresinde ne yerler var. Meselâ Smyrna Bayraklı Höyüğü: Bayraklı'da yer alan höyük, İzmir’in ikinci kurulduğu yer. İzmir’in ilk yerleşim alanı ise, günümüzden 8-9 bin yıl öncesinde Bornova’da bulunan Yeşilova imiş.

 

Sorarım sizlere, Namazgâh’ta Agora Açık Hava Müzesi’ne, şehire en hâkim yerde kurulan Kadifekale’ye, İzmir Yamanlar Karagöl Tabiat Parkı’na ve benzeri ören yerlerine kaçımız gitti?

 

Kuzeye çıkalım… Bergama (Pergamon ) Antik Kenti. Güney’e inelim Seferihisar Sığacık’ın hemen yanında Teos Antik Kenti. Ürkmez’imizi, Gümüldür’ümüzü hepimiz biliriz. Ama Ürkmez köyünün tepesinde de bir antik kentimiz var: Lebedos. M.Ö 500’lerde kurulmuş. Yanı sıra yine Seferihisar’da “Çıfıt Kalesi” olarak da anılan bir ada: Myounnessos. Oralardan haberi olan?

 

Daha başka? Deniz kenarında kurulmayan tek İyon kenti Kolophon. Nerede mi? Menderes ilçesinin Değirmendere ve Çamönü Köyleri arasında. Yine Menderes ilçesinin Ahmetbeyli Mahallesi içindeki Klaros Kenti. Yanı sıra aynı yöredeki Notion kenti. Ödemiş ilçemize bağlı Birgi Beldesi. Tarihteki ilk adı ‘Zeus’un Şehri’ anlamına gelen Dios Hieron.

 

Biraz daha güneyde Selçuk ilçemizin yanındaki Efes. Hemen üstündeki Meryem Ana Evi. Bütün dünyanın bildiği, geldiği, gezdiği bir bölge. Selçuk İlçemizin Şirince Köyü… Gezen görenleri tenzih ediyorum ama, kaç hemşehrimiz buraları ziyaret etti acaba?  

 

Bitmedi. Daha neler var, neler.  Meselâ İzmir’imizin batısındaki 12 İyon kentinden biri olan Klazomenai antik kentinin bir bölümü, Urla Karantina adası üzerinde. Çocukluğumda yaz aylarını Urla İskelesi’nde Karantina Adası’nın karşısındaki yazlığımızda geçirirdik. Maalesef hiçbir büyüğümüz bizlere Klazomenai’nin (Kilizman) tarihi hakkında bilgi vermedi. İzmir’imizin Urla ilçesini duymayan kalmadı ama kaçımız, Urla’mızın Demircili köyü yakınlarındaki Airai Antik Kenti’nden haberdar?

 

Ya Antik çağda Cyssus olarak anılan Çeşme’mizin adının nereden geldiğini biliyor muyuz? Ya Çeşme’mizin sınırlarındaki Ildırı Köyü? Antik dönemdeki adı ile Erythrai olan bu yerleşim bölgesinin, 12 İyon kentinden biri olduğunu, orada yaşayanların çoğu bile bilmiyor. Ildırı’da en lezzetli enginarın yetiştiğini biliriz de, bizden önce kimlerin yaşadığını merak bile etmeyiz. Oysa son derece korunaklı bir limana sahip olan Erythrai (Ildırı Köyü) Mısır, Kıbrıs ve diğer Akdeniz ülkeleri ile ticari alanda büyük ilişkiler kurmuş bir antik kent. 

 

Bir de Leukai var: İzmir körfezinin en uç noktasında Klazomenai’nin hemen karşısında. Hani İzmir Körfezi’ne girerken solda, Karşıyaka Çiğli’mizin Çamaltı Tuzlası var ya… işte Üçtepeler mevkiinde yer alan Leukai kentinin bulunduğu bölge orası. Meşhur Kuş Cenneti de o sınırlar içinde.

 

Bunlar hatırlayabildiklerim. Ve bu sıraladığım antik yerleri, çoğu İzmirli bile tam bilmiyor. Ya da duyduk, biliyoruz da gitmedik. İtiraf ediyorum, bendeniz de doğma büyüme bir İzmirli olarak Agora gibi, Kadifekale gibi; hatta Efes, Şirince, Bergama gibi, belli başlı ören yerlerine yüzlerce defa gitmişimdir ama ya diğerlerine?

 

Daha da ilginci; bırakın asırlar öncesini, hâlen yaşamakta olduğumuz semtin, mahallenin, şehrin, örneğin elli yıl önceki hâlini merak edenimiz bile parmakla sayılacak kadar az. Ofisimin hemen yanında ‘Tarihi Asansör’ bulunuyor. Asansöre meşhur Dario Moreno Sokağı’ndan ulaşıyorsunuz. Sorarım Allah aşkına! Kaçımız asansörün Nesim Levi tarafından ve hangi amaçla yaptırıldığını merak ettik? Fransa’da ünlenmiş, Türkiye’nin tanıtımında büyük rol üstlenmiş Dario Moreno hakkında ne biliyoruz? Balçova’mızın 1200 yıldır şifa dağıtan ‘Agamemnon Kaplıcaları’na ne dersiniz?

 

Velhasıl kapılmış gidiyoruz bahtımızın rüzgârına. Bırakın dünyadan, yaşadığımız yerden bile haberimiz yok. Ne meraklı milletiz…   

 

Ali Rıza SAYSEN, Yönetmen

 

GAROTE pest control

Okumaya devam et
  469 Hits
  0 yorum
469 Hits
0 yorum

Bask Bölgesinden Selâmlar

 

Sevgili Mekâncılar…

 

Kısa bir bilgi girişinden sonra özgün değerlendirmelerimi paylaşacağım bugün sizinle aşağıda…

 

Bask Bölgesi, İspanya’nın Kuzeyinde özerk bölgenin. Yüzölçümü 7,234 km² nüfusu ise 2.125.000 kişidir…

 

Özerk Bölgenin başkenti Vitoria Gasteis Vitoria Gasteiz şehridir.

 

Bölgeye özerklik 25 Temmuz 1979 tarihinde verilmiştir.

Okumaya devam et
  203 Hits
  0 yorum
203 Hits
0 yorum

NASIL İLAÇ KULLANMALI?

Sevgili Mekâncılar,

 

İlaçları nasıl kullanmalıyız?

 

İlaçların, ilaç olduğunu hiç bir zaman unutmayın.

 

Büyük yararlar sağlayabilecek ilaçlarınızı, kullanma hatası nedeniyle faydasız, hatta zararlı hale getirmeyin. Doktorunuz ve eczacınıza kulak verin. Hemen hepsinin yan etkisi vardır ama hiçbirimiz, eğer bir sağlık sorunumuz mevcutsa, ilaç kullanmadan yaşayamayız.

 

***

 

İlaç etkileşimleri, aynı anda alınan başka bir ilaç veya aynı anda alınan bir besin nedeniyle, ilacın, beklenen etkilerinde oluşan değişikliklerdir.

 

***

 

İlaç etkileşimleri bazen faydalı olsa da bunlar, genelde istenmeyen durumlardır ve zararlıdır. İlaç etkileşimleri ilacın etkilerini artırabilir, azaltabilir ya da yan etkileri ağırlaştırabilir. 

 

***

İlaçların test aşamasında birçok ilaç ve besinlerle etkileşimleri tespit edilir. Bunlar gerçek hayatta da oluşabilir ve önlemek için ilaçların bilinçli bir şekilde kullanılması gerekir. Birbirinden haberi olamayan birden fazla doktorun gözetimi altında bulunan hastalar, en yüksek risk grubundadır. Bir ilaç diğer ilacın etkisini iki katına çıkarabilir veya onun emilim, metabolizma ve atım hızını değiştirebilir, etkisini çok azaltabilir.

 

***

Herhangi bir ilaç alırken bu ilaca başka bir ilaç ilave edilecekse, bunu mutlaka doktorunuz yapmalı veya eczacınıza danışmalısınız.

 

Bazen aynı anda alınan iki ilaç, benzer etkiler oluşturur ve tedavi edici etki iki katına çıkar.

 

Bir kişi aynı etkili maddeye sahip olan iki ilacı bilmeden aynı anda kullanabilir.

 

İsimleri çok farklı olup içlerinde aynı madde olan birçok ilaç vardır. Daha da sıklıkla, benzer, ancak tamamen aynı olmayan iki ilaç beraber alınır.

 

Bazen doktorlar buna etkiyi arttırmak için başvururlar.

 

Mesela doktorlar kontrolü güç kan basıncı yüksekliğinde iki yüksek tansiyonu düşüren ilacı beraber yazarlar.

 

Kanseri tedavi ederken doktorlar bazen daha güçlü etki elde etmek için birden fazla ilaç uygularlar.

 

Bu arada en büyük tehlike, farklı doktorların benzer ilaçları bilmeden yazdıklarında görülür, hastalar sıklıkla ayıp olmasın diye başka bir doktora gittiklerini gizlerler ve iki doktorun yazdığı aynı etkili ilacı, nasıl olsa farklıdır diye birlikte kullanırlar.

 

Bazen de bilmeden zıt etki gösteren iki ilaç aynı anda kullanılır, bu durumda ilaçların etkileri çarpışır.

 

Mesela ağrı kesici olarak alınan bazı antienflamatuar ilaçlar vücudun tuz ve sıvı tutmasına neden olur, idrar söktürücüler ise vücuttaki tuz ve sıvının atılmasını sağlar.

 

Bu ilaçlar beraber alındığında karşıt etki gösterir.


Aç mı yoksa Tok karnına mı?

 

Ağızdan alınan ilaçlar mide veya ince bağırsağın cidarından emilir.

 

Bazen besinler veya diğer bir ilaç, öbür ilacın emilimini azaltabilir.

 

Mesela bir antibiyotik olan tetrasiklin kalsiyum veya kalsiyum içeren süt ve süt ürünleri alındıktan sonraki bir saat içinde alınırsa, yeterli derecede emilemez ve etkisi azalır.

 

İlacın aç veya tok karnına alınması veya ilaç alındıktan sonra bir süre besin alınmaması veya ilaçların iki saat arayla alınması gibi önerilere uymak ilaçların etkilerinden tam yararlanmak veya istenmeyen etkileri önlemek bakımından önemlidir.


Sigara ve greyfurta dikkat


Sigara içmek de bazı ilaçların etkilerini değiştirebilir. Sigara dumanındaki kimyasal maddeler, karaciğerdeki bazı enzimlerinin aktivitesini arttırabilir.

 

Bu, sigara kullanımının, neden bazı ağrı kesicilerin ve akciğer problemlerinde kullanılan bazı ilaçların etkinliğini azalttığını açıklar.


Greyfurt suyu da birçok ilacın metabolizmasını etkilemektedir. Bu nedenle, ilaç kullanan hastaların greyfurt suyu içmemesi veya bu durumu mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir çünkü hemen her ilacın plazma seviyesini düşürür

 

Greyfurt suyunun etkisi bazen 24 saat sürmektedir, “sabah greyfurt suyu içer, akşam da ilacımı alırım demek” doğru değildir.

Bir ilaç diğer bir ilacın böbrekler tarafından atılma hızını etkileyebilir.

 

Mesela bazı ilaçlar, idrarın asidliğini değiştirirerek diğer ilaçların atılımını etkiler.

 

Büyük dozlarda C vitamini de, bu şekilde bazı ilaçların atılımında değişikliğe yol açabilir.

 

Her ilaç sonuçta kimyasal maddelerden imal edilir, aynen doğada olduğu gibi…


Çoğu ilaç vücutta dolaşır; bu etkilerini çoğunlukla belli bir organ veya sistemde gösterse de diğer organ ve sistemleri de etkiler.

 

Akciğerdeki hastalık nedeniyle alınan bir ilaç, kalbi etkileyebilir veya soğuk algınlığı için alınan bir ilaç, gözleri etkileyebilir.

 

Şeker hastalığı, yüksek veya düşük tansiyon, göz tansiyonu, prostat büyümesi, mesane rahatsızlıkları, kalp hastalıkları ve aritmi, kan pıhtılaşmasıyla ilgili durumlar ve astım gibi hastalıklar, ilaçların etkileşimlerinden kolay etkilenir.

 

İlaç etkileşimleri riskini nasıl azaltabilirsiniz?


Yeni bir ilaç kullanmaya başlamadan önce, doktorunuza danışın.

Aldığınız bütün ilaçların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorla düzenli olarak görüşün.

 

Geçirdiğiniz bütün hastalıkların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorunuzla düzenli olarak görüşün. Bu listeyi sık aralıklarla güncelleyin.


Bütün reçetelerinizi eczacıya götürün ve ilaçlarınız bilgi alın. 

Yazılan bütün ilaçların verilme amacını ve etkilerini öğrenin.

İlaçların muhtemel yan etkileri hakkında bilgi edinin.

İlaçların nasıl alınacağını, günün hangi saatinde alacağınızı ve diğer ilaçlarla aynı anda alınıp alınamayacaklarını öğrenin.

Aç karnına, tok karnına, yemek arası gibi ilaçların yemeklerle alınma durumunu öğrenin ve uygulayın.

İlaçların kullanımı hakkında doktorunuza veya eczacınıza danışın, bunların başka ilaç ve besinlerle etkileşimlerini öğrenin. 

İlaç kullanırken önerilen talimatlara uyun.
İlaç kullanımıyla ilgili olabilecek herhangi bir semptom hakkında eczacı veya doktorunuzla görüşün.

 

Mesela Obsesif Kompulsif  Bozukluk’ta  Altın standart olarak günde 300 mg’a kadar çıkan dozlarda klorimipramin (Anafranil).kullanılır.

***

Bipolar Bozukluk’ta lityum (Lithuril veya Eskalith) verilir ama bu ilaçları kullanırken düzenli kan düzeyine bakılmadır. Bunu ruh hekiminiz size söyleyecektir.

Her türlü tedaviye dirençli vak’alarda klozapin de kullanılabilir ama bu ilacı kullanan hastaların 16 ay boyunca haftada bir, 1 haftayı aşan sürelerde belli bir aralık vermeksizin ilaç kullanmaları ve kan düzeyine baktırtmaları gerekir.

Bu arada, bir gözlemimi paylaşmak itiyorum, Türk Hava Yollarında çalışan personel, hostlar ve hostesler hep Atatürkçü.

Nereden mi anladım?

Soruyorum yalarına taktıkları Atatürk rozetlerini gösteriyorlar.

Geçen hafta Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde hocayken en yetenekli talebelerimden birisi olan David Ojalvo uğradı.

***

Bana Sayın Mario Levi’yi de tanıştırmıştı, merhum babası, Nişantaşı’ndaki evlerinde bize Türk ve Musevi ezgilerinden oluşan bir video seyrettirmişti.

***

Fenerbahçe’de ise zengin bir aileden gelen bir lider var: Ali Koç.

Memleketsize hayırlı uğurlu olsun.

Prof Dr. Aziz Sancar Nobel aldı ve “ben hem evrime hem de Allah’a inanıyorum” dedi.  

 

"300"}[/embed]

İlk icraatı da İzmir’de bir Atatürk evi inşa ettirmek oldu.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 4 Haziran 2018 Pazartesi

Okumaya devam et
  497 Hits
  0 yorum
497 Hits
0 yorum

ESKİ DOSTLAR DÜŞMAN OLMAZ

Sevgili Mekâncılar,

60 yaş bitiyor ve hâlâ hayat devam ediyor.

Ne mutlu ki harika dostlarım var ve bununla teselli buluyorum.

Kimisi İstanbul’da, bazısı İzmir’de bir kısmı maalesef yurt dışında…

Önemli olan Müjdat Gezen, Yılmaz Özdil, Soner Yalçın, Uğur Dündar gibi Atatürkçülüğü ve laikliği savunmak.

Can Ataklı’yı da unutmamak gerek. Hayrettin ve Günay Dereli, aileleri.

hayrettin dereli ile ilgili görsel sonucu

Ömür ve Demet Şensöz, Sadi ve Güniz Sızmaz, Zeren ve Selçuk Erbakan, Macide ve Devrim Ünal, Tahir ve Figen Sümer, Mustafa Morgil, Efsun-Ünal Ersözlü, Zeynep-Hasan Hanyalı ve daha niceleri...

Tabii ki bir derya olan Berti Erbeş... 

berti erbeş ile ilgili görsel sonucu

yılmaz özdil ile ilgili görsel sonucu

Bu memlekette kimse kalmasa da ben ve karım duracağız.

Ne mutlu Türk'üm diyene…

Polimed'in 26. kuruluşunu da kutlayacağız çok yakında....

Sevgi, dostluk, ilim ve irfanla....

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 10 Mayıs 2018 Perşembe

Okumaya devam et
  626 Hits
  0 yorum
626 Hits
0 yorum