Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 10680 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

KÜRT SORUNU-1

25. 11. 2006’da dostum ve memleketimizin önde gelen terör uzmanlarından Ercan Çitlioğlu’nun dâvetlisi olarak Bahçeşehir Üniversitesi’nin düzenlediği “Terör Okulu 3″ içerisinde “Küresel Tehdit: Terörizm” başlıklı bir konferans verdim. 250 kişi civarındaki dinleyiciler arasında yüksek lisans talebeleri yanı sıra, komiser ve üstü polisler, yüzbaşı ve üstü subaylar ve devletin önemli kurumlarının hepsinden ileri gelenler vardı. Yakınlarda katıldığım 5. Ulusal Sokak Çocukları Sempozyumu’nda da benzer bir konuşma yapmıştım.

Derste teröristlerin psikolojik özellikleri, terörizmin nasıl geliştiğini ve PKK terörünün nasıl hâricî güçlerin de desteğiyle bu günkü hâle getirildiğini örneklerle anlattım. Oradan cımbızla alınan bâzı lâflarım ânında “dinci” ve “solcu” internet sitelerine KÜRTLERE AĞIR HAKARET diye düştü ve “Kürt düşmanı faşist” olarak damgalandım.

Daha önce de Mülkiyeliler toplantısında aynı muameleye mâruz kaldığım için, katmerli faşist oldum, iyi mi? Ayrıntılara girmeden önce sarih, net iki ifâde: 1) Kesinlikle Kürt düşmanı değilim! Olamam. Bu öncelikle benim millî menfaatlerime ters düşer (anlatacağım), ayrıca da insanlık anlayışımla bağdaşmaz. 2) Faşizme kanımın son damlasına kadar karşıyım!

Haberlerde Kürtler’in nüfus kontrolü yapmayı reddettikleri, kan parası almak için çocuklarını arabaların önüne attıkları, Diyarbakır’da 1991–1992 senelerinde askerlik yaparken buna şâhit olduğum ve bir yüzbaşının çocuk sakat kaldığı için birkaç milyar TL ile kurtulabildiği, ölseydi 10 milyar TL ödemesinin gerekeceği vardı. Bunların hepsi doğru, hâttâ daha neler neler anlattım, aşağıda bahsedeceğim; bir bilim adamı gördüklerini anlatır. Aldığım tepkiler arasında söylediklerime de itiraz edebilen yok, sâdece başlığa bakıp elmekle hakaret edenler, öldürüleceğimi, başıma gelecekleri sıralayanların yanı sıra, hak verenler de var. Küfür ve tehditlerin hâricinde, dikkate aldığım iki mesajı zikredip, yazıma devam edeceğim. Biri ve çok önemli bir konuya parmak basan kendini Dr. Yıldız diye tanıtan birinden, öbürü de derslerimde gördüğü demokrat ve entellektüel kişiliğimle bunu bağdaştıramadığını ifâde eden, beni katı Kemalist olmakla suçlayan Kürt asıllı bir talebemden: «Sayın Doksat… Size haberin çıktığı sitenin adresini gönderiyorum. Samimiyseniz basından cevabınızı, reaksiyonunuzu göreceğiz. Ama artık şunu iyice belleğinize yazmalısınız. Kürt eski Kürt değil. Dünya da çok değişti. Düşmanlık ve aşağılama ile bir yere varılmaz. Bu hem Türk hem de Kürt için geçerli. Bu işi kirli istihbarat örgütü oyunlarına başvurmadan, sivil, demokratik metotlarla toplumun kendi arasında halletmesi mecburidir. Zorla 80 senede ve Kürtlerin en zayıf anlarında becerilmeyen şey bundan sonra mümkün değil. Kürt Ortadoğu’da uyuyan bir devdi ve bu dev tam 30 yıl önce tekrar uyandı. Kabileden milletleşti, eski tarihi, hak ettiği yeri adım adım geri alıyor ve alacak. Saygılar Dr. Yıldız Almanya www.haber3.com

Talebeme cevabım: «Merhaba Evlât, İsmini yazmamışsın ama sana cevap vereceğim, çünkü samimisin. Okuduklarına inanma, arada doğrular da var ama tahrifat bol. Bu günlerde web mekânımda Kürt Sorunu başlıklı bir yazı ile mes’eleyi nasıl gördüğümü anlatacağım: www.keremdoksat.com ve http://www.doksat.com/. Bu arada, Kürtler’in nüfus plânlamasını veya doğum kontrolünü asla yapmadıkları ve “kan parası istedikleri” âdetleri maalesef doğru. Gerçekten bilmiyorsan bir araştır. Ben içinde yaşayarak gördüm. Bu gün haberlerde vardı, Diyarbakır’daki âilelerin ciddi bir kısmı çocuklarını sokaklarda çalıştırıyor ve devlet bununla başa çıkmak için uğraşıyor. Katı Kemalist ne demek bilmiyorum ama Atatürk’ün dediği gibi, “ne mutlu Türk’üm diyene” lâfına bağlıyım; onun en çok ilham aldığı kişinin de aslen Kürt olduğunu hatırlamanı isterim (Ziya Gökalp). Batı, Kürtler’i etnik ayrımcılığa yöneltip sonra harcamak için kullanıyor; bence mes’eleye bu açıdan bir yaklaş. Ben Kürt düşmanı değilim ama maalesef Kürtler’in çoğu Türk düşmanı hâline getirildiler. Bu da zincirleme tepkileri doğuruyor. Bunu önlemek için neler yapılması gerektiğiyle ilgili yapıcı tavsiyelerime ise bu haberlerde kasıtlı olarak yer verilmemiş! Bana cevap vermeni pek istemiyorum çünkü yazındaki saygılı ifâdenin bozulmasını istemem (ne de olsa bu risk var). Anneannem Çerkez, babaannem Etiler’e dayanıyor, soyadım Rumca ama ben Türk’üm. Etno-sentrizmle kavmiyet farkına dikkatini çekmek isterim.»

GERÇEKLER

Önce mes’elenin adını koyalım:

      

  • Atatürk döneminden sonra Kürt mes’elesi hep göz ardı edilip yok sayılmış mıdır? Evet!
  • 12 Eylül Darbesi ile kardeş kavgası geçici olarak durdurulmuşsa da, sonraki dizi dizi hatalar sebebiyle memleketin canına okunmuş mudur? Evet!
  • Türkiye’de bir Kürt sorunu var mı? Var!
  • Bunu artık herkes kabûl ediyor, nihâyet görüyor mu? Evet!
  • Güneydoğu sınırımızda adı resmen öyle olmasa da, fiilen bir Kürdistan kurulmuş mudur? Evet!
  • Bunun tesisinde en önemli rolü sözüm ona “demokrasi götürmek için” oraya giden Amerikan askerlerinin Türkmenler’in nüfus kayıtlarını yok edip öldürmelerinin, Kürtler’i alenen kayırmasının rolü olmuş mudur ve bu hâlen de aynen sürmekte midir? Evet!
  • Memleketimizin Güneydoğusu’nda internette alenen haritalarla belirlenen bölgelerdeki illerin belediye başkanları alenen kendi petrollerini çıkarabileceklerini, Kürtler ile konfederasyona gidilmesinin doğru olacağını söylüyorlar mı? Evet!
  • Konfederasyonun kaçınılmaz sonucu bölünme midir? Evet!
  • Bütün Batı Âlemi Kürtler’i desteklemekte, Türkler ise kafalarına çuval geçirilmek dâhil, sürekli olarak aşağılanmakta mıdır? Evet!
  • AB’ye giriş süreci masalında da bu konuda alenî dayatmalar var mıdır? Evet!
  • Batı, bütün Türk-Osmanlı tarihi boyunca sürekli olarak Kürtler’i devlet aleyhinde kışkırtıp muhtelif isyanları desteklemiş midir? Evet!
  • Batı, Kürtler’i çok mu sever? Yapmayın Allah aşkına, umurunda değildir. Onlar sâdece menfaatlerine önem verir ve hepimize ikinci sınıf insan gözüyle bakarlar!
  • Turgut Özal isimli bir zat Birinci Körfez Harbi’nde “bir koyup beş alacağız” deyip de bizi Irak’tan başka bu harpten tek zarar eden ülke hâline getirmeyi başarmış(!) mıdır? Evet!
  • Aynı zat, zâhiren ortada fol da yumurta da yokken “Kürtler’le konfederasyon düşünebiliriz” demiş midir? Evet!
  • Bu zat Kürt müydü? Evet!
  • Bu zat bu memlekette cumhurbaşkanı olmuş mudur? Evet!
  • Onun iktidarda olduğu dönemde muazzam miktarlarda teşvik bu bölgeye akıtılmış mıdır? Evet!
  • Bu paralarla atılan temellerin kaçının üzerinde inşaat devam etmiş ve bölgeye hizmet etmiştir? Hemen hiçbirinin!
  • Peki, bu “müteşebbisler” aldıkları paralarla ne yapmışlardır? Çoğu “beyaz işine” veya benzeri yasadışı işlere başlamıştır!
  • Gene o dönemde ilk PKK eylemleri başlamış mıdır? Evet!
  • Bu örgüt hem Marksist hem de etnik ırkçı bir teşkilât mıdır? Evet!
  • Bu örgüt ilk eylemlerinde kimleri öldürmüştür? Kürtler’i!
  • Sonradan türeyen Kürt-İslâm sentezcisi Hizbullah örgütü inanılmaz vahşilikte cinayetler işlemiş midir? Evet!
  • Hâlen patlamaya hazır bir bomba hâlinde Türk – Kürt hizipleşmesi, hâttâ düşmanlığı körüklenmekte midir? Evet!
  • Kürt kalkışması provaları yapılmış mıdır? Evet!
  • Bir iç harp patlarsa bundan Kürtler mi, Türkler mi gâlip çıkacaktır? HİÇ BİRİSİ!
  • Bütün bunlar, olup bitenlerin çok önceden plânlanıp programlandığını gâyet açıkça göstermekte midir? Evet!
  • Peki, kim fayda görecektir bu işten? Beynelmilel emperyalizm, dünyayı yöneten bir avuç ultra-zengin seçkin!
  • Nasıl mı? Anlatayım…
  • DANANIN KUYRUĞU NASIL KOPACAK? ,

Gaziantep’te katıldığım 5. Ulusal Sokak Çocukları Sempozyumu’nda çeşitli illerden gelen hepsi de bilim adamı olan araştırmacıların hepsi ortak olarak şunları ifâde ettiler: 1) Büyük şehirlerin hemen hepsi, büyük çoğunluğu Güneydoğu’dan, özellikle de Diyarbakır’dan gelen bir göç furyasının altındalar; yâni bu insanlar Kürt. 2) Bu âilelerin hiçbiri doğum kontrolüne yanaşmıyor, çoğu çok-eşli ve dokuz on çocuktan aşağı değil nüfusları; daha az olursa yeni eş alıyor erkekler. 3) Bu âilelerin hemen hepsi çocuklarını sokaklarda çalıştırıyorlar ve nasihate, yasal yaptırımlara hiç aldırış etmiyorlar. 4) Bu âilelerin hepsi “hemşerim gettolarında” yaşıyorlar ve oralara çoğu zaman polis, hâttâ jandarma bile giremiyor. Bu âilelerin üyelerinde her türlü suç işlenme oranı muazzam derecede yüksek; çoğunun belli bir geçim kaynağı yok. Bilhassa İstanbul, İzmir, Adana, Mersin başta olmak üzere, bütün şehirlerin çevrelerindeki gecekondularda yaşıyorlar. Temel güvenlik duygusundan mahrum, sevgiyi âdilâne tadarak ve paylaşarak büyümesi imkânsız olan bu çocuklar pek çok fiziksel, cinsel ve sâir travmalara da mâruz kalarak en iyimser olarak hudutta (borderline), çok daha sık olarak antisosyal kişilik örüntüsü geliştirmektedirler.

Yâni saldırganlık, evlâdını araba altına atacak kadar aldırmaz ve çıkarcı olmak, yalancılık, döneklik ve kalleşlik gibi antisosyal özellikler Kürtler’e özgü değil, aynı şartlarda yaşayacak herkes için geçerli olacak davranış örüntüleridir. Daha da açık bir ifâdeyle, Kürtler kanları bozuk olduğundan değil, bu orantısız üreme + feodal yapı + göç + açlık ve cehâlet sonucunda ve kapalı hâlde yaşadıkları için böyle davranmaktadırlar. Aynı şeylere bugün bütün Mısır’da, Hindistan’da ve Afrika’da hazin şekilde rastlanıyor. Açlık ve sefâletle gurur bağdaşmaz!

Şimdi, Almanya’dan yazan Dr. Yıldız’ın söylediklerine bir geri dönelim: “Ama artık şunu iyice belleğinize yazmalısınız. Kürt eski Kürt değil. Dünya da çok değişti. Düşmanlık ve aşağılama ile bir yere varılmaz. Bu hem Türk hem de Kürt için geçerli. Bu işi kirli istihbarat örgütü oyunlarına başvurmadan, sivil, demokratik metotlarla toplumun kendi arasında halletmesi mecburidir. Zorla 80 senede ve Kürtler’in en zayıf anlarında becerilmeyen şey bundan sonra mümkün değil. Kürt Ortadoğu’da uyuyan bir devdi ve bu dev tam 30 yıl önce tekrar uyandı. Kabileden milletleşti, eski tarihi, hak ettiği yeri adım adım geri alıyor ve alacak.”

İşte, müthiş tuzak ve aldatmaca burada! Bu, gayrı mümkün (imkânsızdan da öte olamayacak) bir yanılsama, bir ütopya! Bütün Batı Âlemi neden çullandılar üzerimize dersiniz? Amaç bâkir petrol yataklarını ve geleceğin en önemli sorunsalı olacak suyu kullanmak. İşin bir de dinî yönü var tabii… Kürtlük, hâlâ birbirlerini anlamayan farklı lisanlarla (haydi, lehçe diyelim) konuşan, etnik homojenitesi filân olmayan ve tarihleri boyunca birbirleriyle kavga etmiş bir feodal kabileler topluluğu; 30 senede bu yapılanmadan millet çıkmaz, çıkamaz; tarihte böyle bir vak’a yoktur. Amerika’ya götürüp özel eğitimden geçirip geri yolladıkları bâzı Peşmergeler’i “Kürt aydını” diye yutturuyorlar, siz de millet olduğunuzu sanıyorsunuz. Lâkin inanın ki değilsiniz. Osmanlı’nın parçalanması iki dünya harbine mâl oldu. Bakın, 2. Dünya Harbi’nden sonra cetvelle çizilen sınırlarla kurulan kukla Irak’ın bile düzeni bozulunca ortalık mahşer yerine döndü. Günde ortalama 50 kişi katlediliyor ve bal gibi iç harp başladı. Etrafa sıçraması da an mes’elesi. Dünyadaki ek lâik demokratik İslâm ülkesi olan Türkiye parçalanırsa, 3. Dünya Harbi çıkar; zâten plân da bu! Kürtler’in şimdilerde sırtını dayadıkları Amerika ve Avrupa bir anda çekip giderler. Benim sevgili Kürt kardeşlerim, inanın o zaman sizi Arab’ın, Acem’in ve kalırsa (ki, kalır) Türk’ün elinden kimse kurtaramaz! Hâttâ, palazlandığınızı sanıp da Batı’ya kafa tutarsanız (çünkü Kürdistan diye bir ülke haritada olacak ama aslında tamamen Batı sömürgesi altında soyulan bir ülkeniz olacak, samimi Kürt milliyetçileri de isyan edecek), işinizi en fazla bir haftada bitirirler.

SONUÇ

Ben Kürt düşmanı değil, tam aksine dostuyum. Bu duygusallıktan ziyâde menfaate dayalı ama Diyarbakır’da tanışıp hâlâ görüştüğüm aklı başında Kürtler var; zâten okumuş, olaylara geniş perspektiften bakabilen Kürtler ayrımcılık filân istemiyorlar. Eğer size aşılanan düşmanlığı bırakırsanız, nüfus kontrolüne bir zahmet başlayıp Ortaçağ’dan Yeni Çağ’a geçerseniz ve dostluğu elden bırakmazsanız, siz de biz de dünyaya karşı tek yumruk hâlinde ayakta kalırız. Bunun tek yolu da etnik milliyetçiliği bırakıp, topyekûn eğitim seferberliğine yönelerek cehâlet canavarını öldürmek, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde sırt sırta, omuz omuza yaşayabilmektir. O konferansın sonunda da bunları söyledim ama provokatörler hiç bahsetmediler. Haydi, canlar, Kürdümüz’le, Lâzımız’la, Dadaşımız’la ve daha nice etnik gruptan kardeşler Türklük altında bir olalım. Biz kendi aramızda nasıl olursa hâlleşiriz, bu memleketi emperyalizme kurban etmeyelim!

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – 29 Kasım 2006 Çarşamba

195 Yorum

mehmet uludoğanAralık 1st, 2006 15:59

kerem bey
yazılarınız için ağzınıza yüreğinize sağlık, ülkemizin halkının bir bölümü hakkında yazdıklarınız ne kadar doğru hepsine katılıyorum, ayrıca tüm az eğitimli toplumlarda olduğu gibi kadınlara kızlara gösterdikleri tutum insanlığa reva mı? gün geçmiyor ki basında kadınlara kötü muamele ile ilgili dayanılmaz trajediler okuyoruz inanın bu kötü tutumu düşman düşmana yapmaz, birbirlerine kızlarına böyle davranan milletler ?den ne beklenir. ne yazık ki bu olaylar batı basınında türkiyede ( türk insanı tarafından yapılmış gibi ) olmuş olaylar olarak yansıyor, ben bir insan- türkiyeli olarak bu tür ilkelliklerle anılmak istemiyorum

Ayse TunaAralık 1st, 2006 21:20

Evet, bahsettiğiniz olaylar genellikle ülkemizin doğusunda görülüyor olabilir ama bunların genetik özellikler olmadığını, böyle davranmayan Kürtler de olduğunu, sadece Türkiye’de değil, dünyanın tüm geri kalmış köşelerinde kadınlara kötü davranıldığı, bunların eğitimle değişebileceğini fark edin istiyorum, istiyorum ki bu bölücülüğe son verin ve bu ülkede Kürtlerle birlikte yaşamayı içinize sindirin artık..

mehmet TAŞDEMİRAralık 2nd, 2006 00:51

“Ben Kürt düşmanı değilim ama maalesef Kürtler’in çoğu Türk düşmanı hâline getirildiler.”

işte söylenmesi gereken söz bu… kürtler de bugün türkomonia (yanlışım varsa düzeltin hocam) vardır… bu psikolojik travmadan kurtarılmalıdırlar…

hepsi mi? hayır! niye; çünkü, kendimden biliyorum, ben de etnisite olarak kürdüm…

bu turkomonia vakası, kürtlerin büyük bir kısmında da yok aslında, küçücük bir azınlık gruptur onlar… ama onlarında sesi, diğerlerinin sesini bastırıyor… tıpkı liboşların sesinin, tüm milletin sesini bastırması gibi…

haa, ayrıca ben kendimi TÜRK MİLLİYETÇİSİ olarak tanımlıyorum…

saygılar…

Ahmet YasinAralık 2nd, 2006 04:00

Bilimsellikten yoksun ve yüzeysel bir yazı.Yazan kişinin titri her yazdığını bilimsel yapmıyor.Nitekim uzmanlık alanınız da siyaset bilimi veya sosyoloji değil.Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal hakkındaki ifadelerde de nezaketsizlik var.Turgut Özal belirli bir etnik kimliğe sığdırılamayacak bir vizyon adamıdır.Bu üllkede sadece kemalistler yok.Bu gerçekle yüzleşseniz iyi olacak.Sahi “Beyaz Türk paranoyaları” DSM 4-R’ye alınsa ya.

şoreş şoreşvanAralık 2nd, 2006 15:40

sayın toksat neden kürtlerin yıllarca 2.sınıf vatandaş mumelesi gördügünü yazmiyor. ki hala da böyledir. mehmet taşdemir arkadaşımız da kendini başka bir milletin yalakası yaparak kişiliğini saklamayı düşünüyorherhalde. ben kürdüm ve bundan da gurur duyuyorum. o arkadaş bilsinki kurşuna dizilende bendim öldürülen de ben. benim köylülerim kurşuna dizilip çatışmada öldürülen gerillalar olarak basında yer aldı,.. neden herkes pamuk u eleştiriyor. eğer objektifseniz neden dersim katliamından bahsetmiyorsunuz? sayın Toksat ne olur dikkat. faili mechul cinayetlerin hepsini senin övdüğün türkler işledi.beni yok sayan bir ülkede ölmek istemiyorum. gerçekten de Kürtler eski kürtler degil. saygılar.

mehmet TAŞDEMİRAralık 2nd, 2006 20:15

kimsenin yalakalığını yapmıyoruz sayın şoreş, “bu ülkeyi kuran halka türk milleti denir” diyor, bu ülkenin kurucusu…

bozgunculuk çıkarmaya hiç gerek yok… “adam gibi oturalım, ülkemizi ileriye taşımak için kafa yoralım” dedikçe, azıttınız…

bu ülkenin etnik sorunu yoktur… sorun sadece beyninizde…

benim köylülerim demişsin,her zaman ki gibi genellemişsiniz…
bizim orada niye bu tür şeyler olmuyor… ben elazığlıyım… neden bu tür vakalar bizim orada olmuyor…

neden elazığda böyle iken, 50 km. ötedeki diyarbakır da farklı…

yoksa biz elazığlılar, kürt halkının çıkardığı hainler miyiz?.. öyle ya, belki de pkk kürtleri öldürürken bunları düşünmüş olabilir… “kendi içimizdeki hainleri temizlemekle işe başlayalım” demişlerdir herhalde…

bugün ortalıkta dolaşıpda kürtçülük yapanların alayı, küresel güçlerin adamıdır…

kimse kürt olduğu için farklı değil bu ülkede… cumhurbaşkanı da çıkardı kürtler, başbakan da… halende çıkarabilmekte…

ecevitin bile aslen kürt olduğu çıktı, yakın bir zaman önce…

türk-kürt-laz-çerkez ….. diye bir ayrım yok bu ülkede…

ayrımı yapan da kürtlerdir.. onlar yaptıkça türklerin bir kısmıda bilenmekte… oturun adam gibi, ülkenizi geliştirmek için çalışın…

ayrılıkçıların karşısındayım… benim, bütün dünyada söz sahibi olmak gibi ulvi bir amacım var, bu amacın gerçekleşmesini yavaşlattığınız için hepinize kıl oluyorum…

murat kanlıAralık 3rd, 2006 17:52

sayın kerem ben size nesöyliyeyim bilemiyorum yasiz çok cahil yada çok terbiyesiz siniz çünkü sizin söyledikleriniz ünvanınıza yakışmıyor birilerinin gözüne girmek için hiç bi toplumu suçlamaya hakınız yok ne siz kürtleri tanımamışsınız ozaman 550 gün kışlada dur muş kulaktan duyma bilgilerle konuşiyorsunuz ne bir baba nede bir anne çocuğunu incinmesini dahi istemes siz hala cahiliye dönemınde yaşıyorsanız onu bilemem onun için önce tanıyın onları… özürdilerim yinede ben maraşta lise öğrencisiyim ama daha önce şırnakta yaşadım ve cana yakın demokrat delikanlı mert insanlardır tanıdığım kürtler
………….

efnan adıgüzelAralık 4th, 2006 01:09

sayın profesör
ben türkiye cumhuriyeti vatandaşı bir kürdüm ve yaklaşık olarak 10 000 seneden beri bu coğrafyada yaşamaktayım.bu ülkde kürt düşmanliğı yapmak yasalarca serbes olduğu için cumhuriyeten bu yana kür düşmanlığı bu ülenin sokağında cadesinde üniversitesinde okulunda ve hata tüm devlet kurumlarında yapılmıştır ve sizin bu gerçeği inkar etmeniz mümkün değildir.hata medyada kürt düşmanı olmadığınızı ispatlamak için teste bile tabi tutuyorlar.şimdi gelelim bu kürt meselesine türkler bundan 1200 sene önce orta asyadan bugünkü anadoluya geldiklerinde kürtlerle itifak yaparak anadoluya yerleştiler bazı tarhçiler malazgirt savaşında alpaslanın ordusunda yaklaşık 35 000 kürt savaşçının olduğunu söylerler.yine osmanlı batıya doğru yayıldığında osmanlının doğu sınırlarını bugünki iranlıların atası olan sasanilerden doğudaki kürt aşiretleri korumuş ve osmanlı bu güvenle arkasını sağlama alarak balkanlara kadar giderek devşirme operasyonlarını yapabilmiş karşılığnda da her defasında gelip küertlei katletmiş ama bu osmanlıyada pahalıya mal olmuştur.
yine birnci dünya savaşında atatürk kurtuluş savaşına başlamadan önce ilk olarak erzurum ve sivas kongrelerinde çekilen resimlerde yer alan ve dönemin kürt ileri gelenleri olan ağa ve şeyhlerle konuşarak onlarında rızası ile kurtuluş savaşını başlatmıştır.
savaş süresi boyunca kürt aşiretleri fransızlara karşı direnerek kürt şehirleri urfa şanlı antep gazi ve maraşda kahraman ünvanlarına layık görülmüşlerdir
dikat ederseniz kahraman uşak yada şanlı antalya yada gazi afyon yok bu arada o anlı şanlı efeler bir yunan bölüğü tüm egeyi işgal ederken herhangi bir mukavate bulunmamişlardır.ama gel görelimki o yörenin insanı demirel bugün kahraman ama biz hain olabiliyoruz
yine atatürkün kuvai miliye çetelerini iç anadolu türkleri ve kürt aşiretlerinden teşkil ederek daha sonraları yunanları egeye döktüğünüde herkes bilmektedir.
cumhuriyet kurulduktan sonra ise kürlerin inkar edildiğini tüm kürt kasaba ve köylerin değiştirilerek türkçeye çevrildiğini savaşta osmanlıyı arkadan vuran arpların o günki liderlrinin yoluna kırmızı halı serilirken küt liderlerinin ise dar ağacına çekildiğini görmekteyiz .yani inkar ve imha edilen kürtlere çocuklarına bile isim koyma yasağı koyan bu sistem size göre adldir.
ben 7 yaşında okula başlarken hiç bilmediğim bir die bana türküm doğruyum çalışkanım diye başlayan bu ırkçı andı zorla okutanlar hiç olmasa türkçeyi öğrendikten sonra bu andı okutabilirlerdi en azında andı yanlış okuduk diye sabah köründe dodurucu soğukta dakikalarca beklemek zorunda kalmazdık.ve sayın prefesör okulda kürtçe konuştuk diye o küçük elerimize vurulan değneklerin acısını sizin gibi devşirme göçmenler hiç bilemezsiniz.çünkü biz boşnak sırp bulgar mekadon çerkez abaza gürcü laz gibi sonradan bu ülkeye gelen göçmenler değiliz.biz bu toprakların esas sahipleriyiz ve türklerle kader birliği yapmışız.ama bu ülkede kürt düşmanlığı yapanların yüzde yüzü dedeleri kurtuluş savaşında ölmemiş boşnak arnavut abaza gürcü bulgar göçmenleridir.düşünebiliyomusun bu ülkeye eli sene önce gelen cem uzan gibi ali şen gibi cavit çağlar gibi kenen evtren gibi hayri kozakçıoğlu gibi nejdet menzir gibi
alpaslan türkeş gibi rum kökenliler slav kökenliler (ki boşnak arnavut lar türk bile değiler osmanlı tarafınadan 300 sene önce devşirilen slav guruplardır) ve bu göçmenler devletin tüm kara alma sürçlerine türkten daha fazla türkçülük yaoparak kariyer ve mal ediniyorlar bu ülkenin 8 milyar dolarını batıran uzanlar miliyetçi olabiliyor.bu ülkenin 10 milyar dolarını hortumluyan çağlar da göçmen.bu ülkede 12 eylülü yaptıran evrende göçmen vs vs göçmanlar miliyetçi biz ise vatan haini esasen siz kürtlerin ne olduklarını kim olduklarını ve neler yapabileceklerini siz daha iyi biliyorsunuz nede olsa prefosörsunuz
ama unutmayın kürtleri emperyalistlerin uşağı olarak suçladığınız zaman tüm emperyalist kurumlarda bm ab gümrük birliği avrupa konseyi nato üyesi olan türkiyeyi unutmayın.yılardır abd ile beraber hareket edn tüm genareleri pentagon kurslarına giden türkiyeyi sakın olaki küba ile eşdeğer tutmyın sonra gülerler size yani dinime küfür edn müslüman olsa misali
neyse kürt düşmanlığı bu aralar herkesin modası ama unutmayın kürtler
çok da bağişlayıcıdırlar ve inanıyorumki sizin dediklerinizi bir özür yazısı yazdığınızda hoşgörü ile karşılayacakdırlar.selamlar çalışmalarınızda başarılar

Nihat SÖZKESENAralık 4th, 2006 12:03

Tüm insanlara ve Bu ülkenin insanına MERHABA,

Kökümün geldiği özellik hiç önemli değil. Önemli ama ne zamana kadar; Benim tüm saygı gösterdiğim değerlere saygı saygı gösterilinceye kadar.

Siz ister KÜRT deyin ister TÜRK. Hatta birde KÜRT olayı ön planda olduğundan sonra ve tekrar kullanılmak üzere bekletilen ALEVİ-SÜNNİ ayrımcılığı var.

Artık uyanmanın zamanı geçti bile. Hataları hatalarla kapatamayız, kinle örtemeyiz, inkarla temizleyemeyiz.

Mukayese yapma yeteneğimiz tükenmiş İNSAN HAKLARI, DEMOKRASİ çığırtkanlığı yapan güçlerin ne yaptığına bakalım, mukayese edelim. İşte IRAK halkına demokrasi getiren MEDENİ toplumların yaptığı CANLI VR NAKLEN yayınlanmaktadır.

7 Yıl bölgenin içinde yaşadım. dağda terörle mücadelede değil. Görevim falan hiç önemli değil. Bazı kendisini Aydın veya entellektüel ilan eden, bölgeyi ve bölge insanımızı bölgede yaşamadan bar köşelerindeki toplama bilgilerle kendine göre engin ama epeyce sığ düşünceleriyle değerlendirmektedir. Bu değerlendirmeyi ancak bölgede birkaç yıl çoluğu çocuğu ile yaşayanlar anlar. Mesela ben.

Araştırın yaşayın neler çıkacak. Devlet aldığı 1 YTL: verginin karşılığı 6 YTL yatırım yapıyor. Yıllarca 5 yıl ödemesiz 20 yıl sıfır faizle hayvancılığı geliştirmek, tarımı teşfik etmek, istihdam yaratmak için kredi verilmdi mi? Toprak reformu yapılmadı mı? Nerede kredilerin karşılığı, yarattığ istihdam alanları, kredinin devlete geri dönüşü.

Şu an parti başkanı Ahmet TÜRK KÜRT kardeşimin hakkını arıyormuş. Gerçekten tebrik ederim. Bu çok kolay. Sahibi bulunduğu köylerin topraklarını gereçk sahiplerine dağıtsın olur biter.

Bu işten birçok nemalanan ama bunlardan kat kat fazlası cefa çeken kardeşlerimiz var. Bizleri çok iyi kullanıyorlar. Fakir, fukara edebiyatı yapıyorlar ama devletin üzereinden. Çaldıklarını hiç hesaba dahil etmiyorlar. Ben bölgedeyken 1996 yılında belediyeye gelen parayı belediye başkanı kendisine köy aldı. Biliyorum inanamayacaksınız.

Yaşı geçmiş erkeklerin kendilerine 3-5 bin Mark karşılığı 20 yaşında kızların aldığına, tek oda evde yaşayan insanın (o zaman 33 yaşında idi) 8 çcuğuna hamile olduğunu, yalan, inkar, iftira, kan davası, sıfır vergi, devlet ve belediye hizmetlerinin karşılığının nasıl ödenmediğini orada yaşarken görürsünüz ancak.Neden oradaki ağalık ve şeyhlik kurumu bitmiyor. Artık kafayı kudan çıkatmanın zamanı geçti. Bizim bu halimizden faydalanmak isteyen dış güçlerin işini neolur kolaylaştırmayalım. KÜRT Halkının hakkını arayan devletlerin Saddamdan kaçıp TÜRKİYE’ye sığınan KÜRT’lere gösterdiği ilgi Size hiçbirşey ifade etmiyor mu? 4 Yaşındaki çocuga en gelişmiş silahını doğrultan işgal gücünün niyetin anlayamıyormususnuz ? Kendi canı çok kıymetli olan ulusun askeri, Sözde sivil toplum örgütü ne maksatla hizmetimize koşar ki. Siz sanıyormusunuz Kuzey Irakta kurulan Kürt devletinin bu şekilde kalacağını, kurucularının normal ölümle öleceğini. Mümkün mü? Ne çekdiysek birbirimizle uğraşmadan çektik. Gelin birbirimizle değil bizi bu hale getiren ve getirmeye çalışanlarla uğraşalım, onların amaçlarının UŞAKLARI olmayalım. Bu arada birçok KÜRT, TÜRK, ERMENİ, SÜRYANİ, MÜSLÜMAN vatansever dürüst dostlarım var. Hepsine gönülden selam ve saygılar.

Yazılacak çok şey var. Yapılacak iki şey.,
1 DÜRÜST OLALIM.
2 ÇALIŞALIM.

PENABER penaberAralık 4th, 2006 15:18

ÖNCELİKLE HERKESİ SAYGIYLA SELAMLARIM.ASLINDA KÜRT DÜŞMANI DEĞİLİM DİYORSUNUZ AMA BUNDA SAMİMİ VE DÜRÜST DEĞİLSİNİZ HOCAM.YAZINIZI DİKKATLE OKUDUM VE ŞU Kİ SİZ MERHUM TURGUT ÖZALI SIRF ETNİK KÖKENİNDEN DOLAYI SUÇLUYOR AŞAĞILAYICI LAFLARDA BULUNUYORSUNUZ.VE MEHMET TAŞDEMİR ARKDAŞIMIZIN ULUSAL BENLİĞİNİ KAYBETTİĞİNİ VE ETNİK KİMLİĞİNDEN DOLAYI RAHATSIZ OLDUĞUNU ORAYA YANSITMIŞ NE YAZIK…ŞU BİR GERÇEKKİ OLDUĞUMUZ DURUMA BULUNDUĞUMUZ ŞEKLE SİZ GETİRDİNİZ ÇÜNKÜ BİZ HEP İKİNCİ SINIF MUAMELESİ GÖRDÜK.ETNİKİ OLARAK KÜRDÜM VE BUNUNLA GURUR DUYUYORUM.YAŞASIN KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİ!

Taki ERENAralık 5th, 2006 02:05

sayın Doksay hergün ulusal basında en az 4 gazete okuruyum bir sivil kuruluşun başkanıyım senin konferas sını basından okudum.
..seni değil kullndığın salonu n sahibini sorguladım .çünkü ben, sana ; bana hakaret edecek salonu tahsis eden bana küfür edecek imkanı tanıyan BAHÇEŞEHİR üniversitesi Sahiplerini 80 li lıllarda tanırım.Eğitime olan hizmetleri ni takip ederim.bir dersaneden: uluslar arası üniversite kurdular. ben onları ENVER VE KEMAL Bilirim.(taki Eren Bakırköy lisesiMüd.yardımcısı.)Düşüncelerimiz ne olursa olsun? BİR KÜRT kökenli EĞİTİMCİolarak ,T.C.ye EN ÖNEMLİ YATIRIMI YAPTILAR.onları kutluyorum
.saygı duyuyorum. AMA SENİN gibi biri onun salonunda bu affedemeyeceğim hatayı yapmamalı.eğer sen .bana benim şahsımda
KÜRTLERE bu yazılanları demişsen .sen muhatabım olamazazsın.
.sen zavallısın sen pof. değil insan değilsin .seni muhatap almıyor kürtler
MUHATABI KÜRT lerin .BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİDİR .ben o salonun sorumlusuna sorunu ilk gün iletttim…
…..
.
.

onlara
saygı duyuyorum.T.C: enriskli sermaye yatırımını yaptılar.
.

.
.
.

SEMİH YAMANAralık 5th, 2006 10:25

Hesaplaşma günü yaklaşıyor…

Ağzına sağlık HOCAM.Bir TÜRK olarak saygıyla selamlıyorum seni.

Ömer SavaşkanAralık 6th, 2006 01:50

Kerem Doksat isimli bir zat çıkmış, laf ola beri gele kabilinden sözler söylemiş. Olup biten budur. Kaale almamak lazım.

efnan adıgüzelAralık 7th, 2006 03:12

bu ülkede kürt düşmanlığı yapan aslen türk olmamalarına rağmen türkten daha fazla türkçülük kisvesi altında bu ülkenin en güzel kaynaklarını çarçur eden kafkas ve balkan göçmenleri geldikleri yere def oldukları zaman kürtler ve türkler rahat edecekler kahrolsun uzanlar çağlarlar evrenler ve daha nice devşirme ve dönmeler

Derviş CANAralık 18th, 2006 23:43

Öncelikle şu konuya bir açıklık getirmek isterim.Ulus kavramı burjuvazi sınıfının ortaya çıkması ile oluşmuştur.Feodal dönemde ve daha önceki dönemlerde ulus devletler yoktu bunun yerine imparatorluklar vardı.Bu nedenle kendisini türk,kürt ya da başka etnisite ile tanımlayanların tarihi uzak bir tarih değildir.Ama şu gerçekliği herkes bilmelidir ki tarihi var eden sınıfsal çatışmalardır.İşte tam da bu noktada herhangi bir konu değerlendirilirken,konuyu değerlendirenler sınıfsal konumlarını da belli ederler.Bir ülkenin emekçileri,ezilen kesimleri,işçi sınıfı vb. gibi sınıfları ulusları değerlendirirken “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı”nı saklı tutarlar.Bugünkü şartlarda türk ve kürt emekçi sınıfları ancak birleşik bir durumda iken emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı sağlam durabilirler.Ancak ülkemizi ne zaman ki emperyalizden ve onun yerli işbirlikçilerinden kurtardığımız zaman kürt halkına ukkth verilebilir aksi durumda emperyalizmin böl,parçala ve yönet politikasına hizmet etmiş oluruz.Emekçi halkların arasına nifak tohumları sokmaya çalışan emperyalizmden kurtulunca,bütün halklar da birarada yaşamı savunacaklardır.

Derviş CanAralık 18th, 2006 23:51

“Haydi, canlar, Kürdümüz’le, Lâzımız’la, Dadaşımız’la ve daha nice etnik gruptan kardeşler Türklük altında bir olalım.” diyor sayın DOKSAT.Şunu unutmamalıdır ki hiçbir halk ya da etnisite başka herhangi bir ad altında buluşamaz.Herkesi var eden kendi kimlikleridir.Şunu dese daha güzel olurdu:Haydi, canlar, Türkümüz’le Kürdümüz’le, Lâzımız’la, Dadaşımız’la ve daha nice etnik gruptan kardeşler Türkiye altında bir olalım.

eyup aykutOcak 2nd, 2007 03:03

hocam ben konya kulu kürtlerindenim.yüzyıllardır konyada yaşıyoruz.kürtler tarafından kurulmuş ve hala kürt kimliği taşıyan 2 ilçeden(kulu-cihanbeyli) sizi haberdar etmek istiyorum.üstelik kişi başına gliri 20 bin dolar.mecliste şu anda konyadan 2 chp 2akp 4 kürt milletvekili var . ve siz hala kürtler cahil diyorsunuz . sizin gibi zavallıya diyeceğim köprünün altından çok sular geçti demek olacak.

yavuz değerOcak 12th, 2007 18:16

sayın Doksat, sizin çizmeye çalıştığınız bu sorun, fotoğrafın tamamını yansıtmamaktadır. bence böylesine hassas bir konuyu işlerken Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ve vatandaşlık bağı ile sorumlu olduğumuz toplumsal sözleşmemiz olan anayasadaki Türk Milleti tanımını öncelemenizi beklerdim.anayasal bir referansla hareket etmeyince konunun nerelere ulaşacağı kontrol edilemez. ortak sözleşmemizde yer aldığı gibi Türk Milleti kimliği asla etnik bir kökene ait bir tanımlama değil, ülkemizdeki tüm insanları kapsayan üst bir kimliktir. bu kabulle sorumlu olduğumuzun bilincinde olarak olmayan sorunlar yaratmayalım. birlik ve bereberliğimizi anayasal çerçevede vurgulayarak ülkemizi ve insanımızı muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaya çalışalım.

Ali ÇetinkayaOcak 13th, 2007 06:17

Sayın Hocam merhaba ,yazdıklarınızın altına imzamı çekinmeden atarım .Kürt’lerle bir sorunumuz yok açıkçası ama bu ülkeyi bölmeye çalışanlarla sokaklarda vandalizm yapanlarla,elektriği kaçak kullanıp bize yatırım yapılmıyor diye inleyenlerle ,beyaz satıp ikiyüzbin euroluk araçlarla güneydoğuda gezenlerle, kirli paralarıyla akdenizi parselleyenlerle Atatürk’e küfür edenlerle sorunum var maalesef.Güneydoğuya gitmedim hiç ama Ege’yi iyi bilirim dağ köylerine çıkın bir eğenin asfaltsız tek şerit patikadan bozma yolları olan dağ köylerine.Okulsuz, susuz fakirlikten kırılan ama cebindeki son parasıyla elektrik faturasını ödeyen eğe köylerine.Çuvaldan yatak yapan çamurda yaşayan fakir ama gururlu eğe köylerine bir çıkın görün yatırım nerelere gitmiş.Ama bu insanlar bölmeye çalışmıyorlar ülkeyi. 2. sınıf vatandaşız hikayeleri anlatmayın bizlere siz çok konuşuyorsunuz zaten Avrupa Birliği, A.B.D ,Vakıflar(Soros v.b),Birleşmiş Milletler v.b zaten sizin sözcünüz esas konuşamayan biziz bu ülkede.Ama şunu unutmayın durumlar değişir menfaatleri biter birilerinin kuzey Irak’ta o zaman işte o zaman görürüz gerçekten devletmisiniz arkanızda emparyalizmin yöneticeliri olmadan.Uyanın artık Avrupaya iltica edip Alman pasaportuyla konuşmak kolay yatırın kazandıklarınızı güneydoğuya da görelim Akdeniz’i bırakıp birazda memleketinize yatırsanız nasıl olur Euroları ? 10000 yıldır o bölgede yaşadığınızı söylüyorsunuz neden devlet olamadınız peki bu kadar zamandır neden bölgede komşu olduğunuz tek bir devlet sizi sevmiyor.Aynı bölgede uzun süredir yaşamak devlet olmak için maalesef yeterli değil Amerika tarihi buna en güzel örnektir adamlar 400 yıl önce keşfettiler kıtayı ama bu kadar sürede dünyanın lideri oldular.Kaç lehçe var kürtçede, Ortadoğuda W bulunan tek alfabe neden sizinki bunları bir düşünün bence.Akıllanın artık kıvırmayın, gerçekler acı maalesef.Ama haklısınız size o kadar çok yalan söylendiki artık siz bile inanır hale geldiniz kendi yalanlarınıza.Ama gerçekler bunlar birilerinin söylemesi lazım.Tekrar ediyorum Kürt’lerle sorunum yok yukarda yazdıklarıma alınan varsa sorunum onlarla benim.

ayşe çelebirOcak 20th, 2007 06:33

PARDON EYUP AYTUK BEYFENDİ!
SİZ HAYATINI BİLİME ADAMIŞ,MİLLETİNİN GELİŞMESİNE ADAMIŞ, BU ÜLKE İÇİN ÇALIŞAN BİRİNE NASIL ZAVALLI DERSİNİZ?
SİZ KİM OLDUĞUNUZU SANIYORSUNUZ?
KÜRTLER BUGÜN BU KADAR KENDİLERİYLE ÖVÜNÜRKEN, AMERİKA’NIN ŞU AN BİZE YAPTIĞI ŞEY YAKIN ZAMANDA KÜRTLERİN DE BAŞINA GELECEKTİR UNUTMAYIN!
BUGÜN BU TOPRAKLARDAN ATILMAYA ÇALIŞILAN TÜRKLERİN YERİNE KÜRTLER GEÇECEK SANIYORSANIZ DAHA ÇOK BEKLERSİNİZ!
EĞER BİR GÜN BİZİ YOK EDERLERSE, VE SİZİ BU TOPRAKLARA YERLEŞTİRİRLERSE HİÇ MERAK ETMEYİN SİZİN SONUNUZDA ABD TARAFINDAN YOK EDİLMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY OLMAYACAKTIR!!!
AMA SİZ KÜRTLER HALA ABD BİZİM DOSTUMUZ DİYİN..
AHH ALLAHIM SEN İNSANLARA AKIL VER MANTIK VER!!!!!

osman tasanŞubat 8th, 2007 07:09

ya anlatmayın bosuna kafaları ıthal fıkırlerle doldurulmus ınsanlar artık kendı kımlıklerını bıle bılmezler baskaları ıcın hizmetten baska bisiy yapmazlar.görüyoruz doguda kürt halkı ne durumda vergı vermezler elektrık kacak saglık sigortası yesilkar oh ne güzel dünya yaw biz çalısalım siz yeyin birde yok özgürlük yok bilmemne.Allah askına tarıh bılgınızde sıfır yahu malazgirtten once bu topraklarda kürdün adı yok be bir araştırın.ha sunuda soyleyeyım mardinde diyarbakırda ermenileri süryanileri kesen olduren malına konanlarda kürt asiret reisleridir unutmayın haaa.bu arada bırakın yaw kursun bunlar kürt devleti de kurtulalım ermeni zıvalıklarından nasıl olsa ermenilere uytgulanan tehcirde goc eden ermenilere saldıran gürüh bunlardı bu derttende kurtuluruz.hocam fikirlerinize katılıyorum eger bunlar akıllarını baslarına toplamazlarsa gercekten artık türk toplumundada hareketlenmeler basladı eeee ettki tepki meselesi yalnız bir fark var eger türkler eyleme gecerse toptan temizlik olur haberiniz olsun türk ün intikamı baska hicbirseye benzemez.bu nedenle adam gibi oturalım ulkemızde yasıyalım.baskalarına yardakcılık yapmıyalım.Amerika bak ne yapıyor orda kürtleri simdilik kolluyo sonra ne yapacak sonrada kürtleri vurduracak.saddamı once kollayıp sonra asan amerika değilmi.azıcık acında bişeyler okuyun yahu.yok bilmem ne devleti kurmuslarmısda falanda filanda ee bizde dunyaya hakımdık zamanında ne yapalım simdi dunyadan mirasmı ısteyelım ttaa italyaya kadar gitmiş oraları fethetmiş atilla şimdi istesek italya verirmi bize oraları vermez tabi alabilirmiyiz alamayız.sizde akıllı olun olmayacak duaya amin demeyin.hadi alla a emanet olun alllah akıl versın

Kaan SayınerŞubat 15th, 2007 10:52

Babam “Kürdün cahili hırsız, okumuşu terorist olur” dediğinde gençliğimin ilk yıllarıydı. Düşünen, aydınlanmaya çalışan biri için babasından nefret etmesi için yeterli bir sebepti aslında. Ben doktorinler ve peşinden gözü kapalı koşulacak herşeye ihtiyatla yaklaştığım için babamı bir kalemde silmedim. (düşüncesine değer vermemek ve bir daha mutala etmemek anlamında)

O yıllar devrimciliğin romantizmi ile başımın döndüğü onu iyi bir şey sandığım yıllardı. Fazla uzun sürmedi. Sorgulama sürecinde dinimden, milletimden, büyük önder Atatürkten, hemen herşeyden şüphe ettim. Sorgulamanın objektif olabilmesi için aslında iyi bir ortam tahsis etmiş oldum kendime.

Yıllar yılları kovaladı aradan 13-14 sene geçti. Ben evlenmem derken önce kendimi nikah masında bir gün sonra düğünde damat halayında buldum. Aydın ve entellektüel biri olarak maddi ve manevi hazır olmadan asla çocuk yapmayacağımı söyledim ve bir kaç seneyi bulmadan bir çocuğumuzun olacağını öğrendim. Çocuklara ve inasnlara bir şey anlatmak bana zulum geliyor derken kendmi öğretmen olmuş buldum. Yani hayatımda neyi yapmıyacağım dediysem yaptım neyi yapıcam dediysem hep erteledim. Ve hayat bana büyük konuşmamayı öğretti.

Şimdi babamın fikrine yakın bir yerlerdeyim. O hiç milliyetçi bir partiye oy vermemişti. Bende vermedim. O klasik Ecevitçi bir Kemalistti. Ben şu an kendimi daha liberal görüyorum ona göre ama gelecek ne getirir onu da bilemiyorum.

Sn. Doksat çalışmlarınızı ilgi ile izliyorum. Dışardan farklı tanınıyorsunuz bunu söylemek isterim ama makalelerinizi okuduğumda kendi uzmanlık alanınız dışında da titizlikle uğraştığınızı görüyorum.

Sevgi ve saygı ile kalın..

ayşe çelebirŞubat 26th, 2007 15:30

efnan beye itaf ettiğim yazıyı yanlışlıkla fikirlerine hak verdiğim cem kurt’a yazılmış gibi oldu. Özür dilerm
Cahil lafı tamamen efnan beyedir

Hakan keskinMart 12th, 2007 03:59

ortada bir sorun var çözmek lazım yoksa yugoslavylasma sorunu yasanacak keske bu durumlara gelinmeseydi ama gelindi savas ve siddet cozum degil o ana gelindiginde hocam bilir savaslar katillere yarar olmasın akıllı olalım çözelim

Fatih ErtürkNisan 4th, 2007 14:42

Hocam;
Yazdiklarinizin tamamina katılıyorum. Bu toprak yüzyillardir Türk milletinin olmustur. Ve kaniyla caniyla olmustur. Yapılan arastırmalara görede Kurtuluş savasında Kürtlerin cok azı savasa katılmıstır. geriye kalan cogunlukta kürt teali cemiyeti gibi devletimize karsı cesitli kumpaslar entikalar pesine düşmüşlerdir. Bugün Türkiye’de Kürt sorunu yok kürt istilasi vardir. dogu ve güneydoguda Türkiye genelinde dogum ranı %40 dır. Sanmayınki cehaletten aksine sistematik bir yayılmacılıktır.

Baycan YüzügüldüNisan 7th, 2007 13:46

Türkiye bölünmez bir bütündür. Eğer ayrılıkçılar varsa, Türk Kürt Çerkez Laz hiç farketmez onların adı vatan hainidir. Bu azınlığın dışında geri kalan herkes ,yani büyük çoğunluk, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır dolayısıyle Türk vatandaşıdır. Bu vatandaşlar Kürt asllı Çerkez asllı Ermeni asıllı olabilir, hiç farketmez. Hepsi bu coğrafyada yüzyıllardır yaşamakta ve artık kanları genleri birbirine karışmış akrabağlardır kankardeşlerdir. Bu saatten sonra ayrı gayrı olmaz, büyük Türkiye için çalışan herkesi kucaklıyorum.
saygılar.

İsmail UzunoğluNisan 7th, 2007 14:19

Birilerinin ‘Yeter artık, Kral Çıplak’ diye bağırması gerekiyordu ki sn. Hocam kelleyi koltuğa alıp bu işi yapmış. Aydınlık beynine, cesur yüreğine sağlık hocam.

Eleştiri yaptığını sanan faşist kürtlerden hiçbiri hocanın saptamalarına yanıt verememiş. Hep demagoji, hep laf ebeliği.

İnsan haklarında neredesiniz? Kem küm.
Kadın haklarında neredesiniz? Öhöm, cart curt.
Çocuk haklarında neredesiniz? Ne önemi var. Aslan selahaddinin torunlarıyız.

Irak petrolleri 35 yıllığına BP, SHELL ve ESSO’nun oldu. haberiniz var mı? Zaten 35 yıla kadar petrol ya biter, ya da küresel ısınma nedeni ile kullanımına son verilir.

Artık Iraklıların petrolü yok ama ne gam. Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulacakya.

1515 Turnadağ Savaşı sonrası başlayan birliktelik, 450 yıl hiç sorunsuz sürdükten sonra neden son 30 yılda sorun haline geldi diye düşünmez misiniz?
Kürtler neden herşeyi devlet versin diye bekler, sorguladınız mı hiç? Osmanlı’dan gelen genetik hastalık mıdır yoksa bu?

Diyelim ki koptunuz, Nasıl bir yaşam bekler acaba kürtleri feodal ağaların emri altında. Bugün beğenmedikleri Türkiye Cumhuriyetinin sağladığı hangi hak ve özgürlüğe sahip olabilirelr acaba?

Vallahi ne yalan söyleyeyim kendi adıma sizden kurtulmak hiçte fena olmayacak gibi görünüyor.
Alın ilkelliklerinizi ve defolu gidin ait olduğunuz yere. Kendi düşen ağlamaz…,

Gökcan AKALINNisan 9th, 2007 02:48

İlk olarak bazı söylemleri açığa kavuşturmak lazımdır.Millet olmak ne demektir? Millet olmak ortak tarih, dil ve kültür etrafında birleşmek demektir. Cumhuriyetimiz kurulur kurulmaz Atatürk tarafından Türk tarihine ve diline verilen önemin en büyük nedeni de budur. Şimdi asıl meseleye gelmek gerekirse, Türkler tarihin her safhasında yer almıştır ve Türk tarihi büyük bir coğrafya üzerine yayılmıştır açıkçası. Hatta Prof. Neumark şöyle demektedir:
“Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalılar Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk-İslam düşmanlığı hristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince: 1- Müslüman olduğunuz için sevmezler 2- Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar. Tarihten Türk çıkarsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir. 3- Sizi silah ile yıkamayanlar sizleri kendine benzeterek hakimiyet sağladılar. Önce ahlaki değerlerinizi yıpratmaya sonra kendi içinizde sizi bölmeye başladılar.?
Konu etnik kimlik meselesi olunca, yaşanan psikolojik harbin yarattığı sonuçları yapılan yorumlardan anlamak zor değil. Kimsenin alnında genetik olarak hangi ırka sahip olduğuna dair bir damga olmadığına göre bu coğrafyada yaşayan hiçbir insan etnik olarak açık bir şekilde ben şuyum ben buyum diyemez. Böyle bir mantıkla düşünürsek eğer, bu ülkede yaşayan hiç kimse Türk olduğunu söyleyemez çünkü ilk Türk devletlerini kuran atalarımız da çekik gözlüydü. Buradan anlaşılan şudur, Türk olmak görünüş ya da genetik kökenlerle bağlantılı olan bir olgu değildir. Türk milliyetçiliğini açıklayan sözün “Ne Mutlu Türküm Diyene? olması, Türk olmanın akli bir mesele olduğunu göstermektedir. Anayasada da belirtildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmak Türk olmak demektir. Çanakkale’de şehit olan düşman askerlerini bile onlar da bizim oğullarımızdır diye sahiplenen bir anlayıştan rahatsız olmak nedendir? Yorum yapan bir arkadaş ülkemizde yaygınlaşan bölücü akımlarla ilgili “neden elazığda böyle iken, 50 km. ötedeki diyarbakır da farklı…? demiştir. Bu, sorunların beyinlerden kaynaklandığını göstermektedir. Arkadaşlar tarihe bakarsak eğer, Türk milletinin anadoluyu dört bir yandan işgale girişmiş emperyalist devletlere karşı bağımsızlık savaşı sonucunda; işgal altındaki milletlerde, özgürlük mücadelesinin yapılabileceği inancı ortaya çıkmıştır. Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinden etkilenen manda düzeni altında sömürülen milletlerin de bağımsızlık için çabalamasıyla sömürü düzeni emperyalist devletlerin başlarına yıkılmıştır. Bu sömürü düzeni devletleri milyonlarca insanın açlığı ve mutsuzluğu üzerine kendi refahlarını ve zenginliklerini inşa etmişlerdir. Şu anki koşulları düşünürsek, Ortadoğudaki ölümler ve bu coğrafyadaki insanların birbirini katletmesi başkalarının cebine para olarak dönmektedir. Şunu anlamak lazımdır, Ortadoğu’ya kurulmak istenen sömürü düzeninin önündeki en büyük engel Türkiye’dir. Bağımsızlığına düşkün, “Yurtta sulh, cihanda sulh? mantığıyla hareket eden güçlü ve birbirine kenetlenmiş bir Türk milletinin varlığı kanla zengin olanların korkulu rüyasıdır ve olmaya devam edecektir! Şunu unutmayalım:İngilizler Amerika’ya girmiş ne Amerikan yerlisi kızılderili gelenekleri kalmış ne de insanı, İspanyollar Amerika’ya girmiş yerli nüfus 100 de birine düşmüştür ve üstelik hristiyanlığı yaymak adına yakılan-yok edilen onlarca bilimsel eser, binlerce kitaptan oluşan yok edilmeseydi bilimsel olarak çok daha ileride olabileceğimiz dev bir kütüphanesi olan İspanya’nın güneyindeki müslümanlardan neden hiçbir eser yok, avrupadaki pagan toplulukların sonu malum, Afrika’da tetiklenen savaş ve bundan yararlanan silah satıcı devletler,Ermenilerin Osmanlı’yı içten zayıflatıp cephelerde zora sokmak için kışkırtılıp kaderine terkedilmesi. Türk milleti elinde tuttuğu topraklardaki insanların dinlerine ve geleneklerine saygı duymuştur, tam tersi olsaydı ne Yunan’ı ne Bulgar’ı ne de Roman’ı olurdu; şunu da söylemeden edemeyeceğim bu devletler kurulurken vahşice katledilen sivil Türklerin sayısı milyonları aşmaktadır, çünkü Osmanlı arşivlerindeki nüfus sayımlarında Türk nüfusu yerli nüfus ile yarı yarıyadır. Türk adının en az 3500 yıllık bir tarihi olduğunu düşünüyorum. Şimdi tüm bunlardan Kürt kökenli vatandaşlarımızın arasına atılmaya çalışılan düşmanlık tohumlarını tartışmaya dönmek insana acı veriyor açıkçası. Arkadaşlar şunu unutmayalım ABD’nin politikası Irak’ı İran’a savaş açtırıp Irak’tan huylanır hale gelmesinde olduğu gibi bir başka arkadaşın adlandırdığı “tavşan-havuç? misalidir. Türkiye’de bölücülük dalgasını yaymak , etnik kavgaları alevlendirmek, Türkiye’nin doğu bölgesindeki feodal yapılı aşiret düzeninin devamını sağlamak (Muhatap halk değildir reislerdir, bu yüzden yönlendirmek daha kolaydır) yani Türkiye’yi güçsüzleştirmek için terörist örgütlerin sözcülerine, aklı çelinmiş genç beyinler yetiştiren bazı sivil(?) toplum örgütlerine, maaşlı yazarlar ve akademisyenlere, sahte Atatürkçülere, eğitimli devşirilmiş “aydın?lara akıtılan dolarların hayırlı bir amaç için olmadığı açıktır. Tüm bunların sonucunda yazarın “Batı, Kürtler’i etnik ayrımcılığa yöneltip sonra harcamak için kullanıyor ….Kürtler’in çoğu Türk düşmanı hâline getiriliyor….? dediği gibi olaylar yaşanmaktadır. Bence Doksat Bey’in yanıldığı en büyük konu, Türkiyedeki asıl sorunun Kürt olmadığıdır. Türkiye’deki asıl sorun doğu ve güneydoğu bölgelerimizdeki beklenen kalkınmanın, ahlaki ve kültürel olarak gelişmenin yeterince gerçekleşememisidir. Bölgede hala yaşanmakta olan sorunların suçluluğu başta Türk milletinin, devlet yöneticilerinin ve Kürt kökenli Türk vatandaşları adına (icraatlar ile söylem farklıdır) yola çıkmış olan terörist örgütlenmelerin devlet hizmetlerinin işletilmesine ve yatırımın oluşması için gereken güven verici ortamın oluşmasına engel olmasıdır. Bölgedeki mafyavari terörist örgütlenmeden ceplerini dolduranlar arkadaşın yaptığı yorumda gözler önündedir: “Araştırın yaşayın neler çıkacak. Devlet aldığı 1 YTL: verginin karşılığı 6 YTL yatırım yapıyor. Yıllarca 5 yıl ödemesiz 20 yıl sıfır faizle hayvancılığı geliştirmek, tarımı teşfik etmek, istihdam yaratmak için kredi verilmdi mi? Toprak reformu yapılmadı mı? Nerede kredilerin karşılığı, yarattığ istihdam alanları, kredinin devlete geri dönüşü.
Şu an parti başkanı Ahmet TÜRK kürt kardeşimin hakkını arıyormuş. Gerçekten tebrik ederim. Bu çok kolay. Sahibi bulunduğu köylerin topraklarını gereçk sahiplerine dağıtsın olur biter.
Bu işten birçok nemalanan ama bunlardan kat kat fazlası cefa çeken kardeşlerimiz var. Bizleri çok iyi kullanıyorlar. Fakir, fukara edebiyatı yapıyorlar ama devletin üzereinden. Çaldıklarını hiç hesaba dahil etmiyorlar. Ben bölgedeyken 1996 yılında belediyeye gelen parayı belediye başkanı kendisine köy aldı. Biliyorum inanamayacaksınız. “ Benim de çevremde Kürt kökenli arkadaşlarım var ve hepsi de kendini Türk milletinin bir parçası olarak görmektedirler; çünkü bilmektedirlerki biz biriz kaderimiz de kültürümüz de birdir. Zaten bu konuyu hiç anlamamışımdır, halbuki Kürtçe’de (genel bir dil yapısı yoktur yerel bir lehçedir aslında) Farsça’dan gelmemiş kelimelerin büyük bir çoğunluğu bizler tarafında kullanılmayan unutulmuş öz Türkçe kelimelerdir, üstelik Kürt kökenli arkadaşlarla ege yöresindeki halı desenleri birbirine çok benzerdir. Osmanlı devrinde İran ile yapılan savaşlarda Kürt kökenli topluluklar devamlı savaş meydanı olan tampon bölgede yaşamışlardır. Bu yüzden İran kültürünün dil ve geleneklerde etkisini görmek anormal değildir. Kürt kökenli olup da Türk milletinin bir parçası olarak yaşamak konusunda bir sorun hisseden varsa, bu toprakların her karışını kanlarıyla sulayan atalarımıza büyük haksızlık yapmış olurlar. Kürt kökenli vatandaşlara hiçbir ayrım yoktur ve olamaz da, anayasada belirtildiği gibi hiçbir şekilde etnik köken, din ve cins ayrımı yapılmaz. Yabancı milletlerin oyunlarına gelmeyelim arkadaşlar. Bu ülkede Laz, Çerkez, Rum, Ermeni kökenli vatandaşlarımız varken neden sadece Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerine hamleler yapmaktadırlar. Bilinmesinden veya açıklanmasından korktuğumuz yer altı kaynaklarımız mı var acaba?. Tüm bunları düşününce milletimize akıllı olmak düşmektedir. Tarihimizi bilelim, söylentilerle hareket etmeyelim; çünkü bir milleti yok etmek için tarihini, dilini ve kültürünü yok etmek yeterlidir.

Hasan AVCIMayıs 28th, 2007 16:57

Sayın Hocam
Duygu ve düşüncelerimize tercüman olmuşsunuz.Ağzınıza sağlık. Ve kendini ezilmiş ve özgürlük savaşcısı ilanetmiş kürt milliyetcisi arkadaşlar kürt kökenli kardeşlerimizin bile %90 sizin gibi düşünmüyor bunun sizde farkındasınız. Yüz yıllar içinde oluşmuş ortak düşünce ve gönül birlikteliği ve kardeşlik ( toplumlar birbirleri ile kaynaşmış kızlar alınmış verilmiş vs..vs..) var ve mutlu ve huzurlu geleceklerinin Türküye Cumhuriyeti içinde olduğunun farkındalar. eyup aykut Konya’dan dört kürt milletvekili çıkardıklarını böbürlenerek anlatırken kendi yönetici ve idarecilerini istedikleri gibi seçebildiklerini göstermiş oluyor bununlada kalmıyor hala kendilerine ayrımçılık yapıldığını iddia ederek nankörlüğün sınırlarını zorluyor. %10 luk kesim birilerinin oyununa gelmeyin gerçekleri görün artık: hepimiz aynı gemideyiz .Ne diger kürt kökenli kardeşlerimizin ne bizim nede kendi huzurunuzu bozmayın. Unutmayın gemi su alırsa ilk siz bogulursunuz. Ve bence sayın hocaya da hakaretmek yerine yapıcı uyarılarını dikkate alın böylelikle hem kendine hem size hem tüm topluma faydalı kişiler yetiştirmiş olursunuz.
saygılarımla..

ata akHaziran 11th, 2007 21:36

devletin yapısından konuşmak gerekirse şuanda ülen askerlerde ve katliamlardan geçen kürtlerinde ve bunların sorunlusuda tc devletidir bir zamanlar çanakkalede omuz omuza ölen iki toplum faşist küpek guruplerı yüzünden birbirine düşmek üzere türkler kürtleri eze eze bide kardeşimdir diye bağırıyor 1920 kadar kürt bölgeleri ve olan kürt devleti özerinde yaşayan kürtler dil devlet istemek kürdüm diye katliamlardan geçirildiler sadece atatürk zamanında 100 kürt katledildi bu ülke osmanlıyken bu ölkede bötün ırklar osmanlıydılar ve birbirleri için kanını veriyordular ama nezaman türkçülük kelimesi çıktı bu bağda kopmağa başladı bugün türkler yunan emirleri altında deilse bunun kürt ve diyer ister alevi olsun ister laz olsun vb diğer kardeşlerime borçludurlar ama sadece türklerin yaptığı en iyi şey aleviyim kürdüm şuyum buyum diyenleri katletmek ben bir kürt olarak 5000 dayanan kürt tarihini ve onun var olan devletini olduğunu anlatmak istiyorum…ve şunuda süylemek istiyorum bizim için nasıl yaşayacağımız önemli deil biz özgürklüğün olmadığı bir dönyada yaşayamayız ve ölenedek savaşırız bizi herkes tanıyor ..bu ölkenin gerçek sahipleri aleviler kürtler lazlar ve ermeniler dir ermenileri son satırlarda yazmamın nedeni onların ğıristiyan ve ermeni oluşu deil ben bir devrimciyim bir devrimci ne olursa olsun bötün insanlara eşit güzüyle bakmalıdır hepimiz biliyoruzki türkler orta asyadan güç edip anadoluya geldiler ve onlara ilk kardeşim diyende kürtlerdir ama ne oldu şimdi türkler kürtlerin varlığını bile inkar ediyorlar bu bir utançtır galiba dedelerim çanakkalede boşyere öldüler onların savaş tığı kişiler düşmanı deilde yanında öldüğü kişiler onların döşmanı çıktı…diyarbakırlı..insan olan herkese saygılar (faşizme son)amed oğlu

ali türkHaziran 11th, 2007 21:38

devletin yapısından konuşmak gerekirse şuanda ülen askerlerde ve katliamlardan geçen kürtlerinde ve bunların sorunlusuda tc devletidir bir zamanlar çanakkalede omuz omuza ölen iki toplum faşist küpek guruplerı yüzünden birbirine düşmek üzere türkler kürtleri eze eze bide kardeşimdir diye bağırıyor 1920 kadar kürt bölgeleri ve olan kürt devleti özerinde yaşayan kürtler dil devlet istemek kürdüm diye katliamlardan geçirildiler sadece atatürk zamanında 100 kürt katledildi bu ülke osmanlıyken bu ölkede bötün ırklar osmanlıydılar ve birbirleri için kanını veriyordular ama nezaman türkçülük kelimesi çıktı bu bağda kopmağa başladı bugün türkler yunan emirleri altında deilse bunun kürt ve diyer ister alevi olsun ister laz olsun vb diğer kardeşlerime borçludurlar ama sadece türklerin yaptığı en iyi şey aleviyim kürdüm şuyum buyum diyenleri katletmek ben bir kürt olarak 5000 dayanan kürt tarihini ve onun var olan devletini olduğunu anlatmak istiyorum…ve şunuda süylemek istiyorum bizim için nasıl yaşayacağımız önemli deil biz özgürklüğün olmadığı bir dönyada yaşayamayız ve ölenedek savaşırız bizi herkes tanıyor ..bu ölkenin gerçek sahipleri aleviler kürtler lazlar ve ermeniler dir ermenileri son satırlarda yazmamın nedeni onların ğıristiyan ve ermeni oluşu deil ben bir devrimciyim bir devrimci ne olursa olsun bötün insanlara eşit güzüyle bakmalıdır hepimiz biliyoruzki türkler orta asyadan güç edip anadoluya geldiler ve onlara ilk kardeşim diyende kürtlerdir ama ne oldu şimdi türkler kürtlerin varlığını bile inkar ediyorlar bu bir utançtır galiba dedelerim çanakkalede boşyere öldüler onların savaş tığı kişiler düşmanı deilde yanında öldüğü kişiler onların döşmanı çıktı…diyarbakırlı..insan olan herkese saygılar (faşizme son)amed oğlu

kemal uluHaziran 11th, 2007 21:42

devletin yapısından konuşmak gerekirse şuanda ülen askerlerde ve katliamlardan geçen kürtlerinde ve bunların sorunlusuda tc devletidir bir zamanlar çanakkalede omuz omuza ölen iki toplum faşist küpek guruplerı yüzünden birbirine düşmek üzere türkler kürtleri eze eze bide kardeşimdir diye bağırıyor 1920 kadar kürt bölgeleri ve olan kürt devleti özerinde yaşayan kürtler dil devlet istemek kürdüm diye katliamlardan geçirildiler sadece atatürk zamanında 100 kürt katledildi bu ülke osmanlıyken bu ölkede bötün ırklar osmanlıydılar ve birbirleri için kanını veriyordular ama nezaman türkçülük kelimesi çıktı bu bağda kopmağa başladı bugün türkler yunan emirleri altında deilse bunun kürt ve diyer ister alevi olsun ister laz olsun vb diğer kardeşlerime borçludurlar ama sadece türklerin yaptığı en iyi şey aleviyim kürdüm şuyum buyum diyenleri katletmek ben bir kürt olarak 5000 dayanan kürt tarihini ve onun var olan devletini olduğunu anlatmak istiyorum…ve şunuda süylemek istiyorum bizim için nasıl yaşayacağımız önemli deil biz özgürklüğün olmadığı bir dönyada yaşayamayız ve ölenedek savaşırız bizi herkes tanıyor ..bu ölkenin gerçek sahipleri aleviler kürtler lazlar ve ermeniler dir ermenileri son satırlarda yazmamın nedeni onların ğıristiyan ve ermeni oluşu deil ben bir devrimciyim bir devrimci ne olursa olsun bötün insanlara eşit güzüyle bakmalıdır hepimiz biliyoruzki türkler orta asyadan güç edip anadoluya geldiler ve onlara ilk kardeşim diyende kürtlerdir ama ne oldu şimdi türkler kürtlerin varlığını bile inkar ediyorlar bu bir utançtır galiba dedelerim çanakkalede boşyere öldüler onların savaş tığı kişiler düşmanı deilde yanında öldüğü kişiler onların döşmanı çıktı…diyarbakırlı..insan olan herkese saygılar (faşizme son)amed oğlu

ali uluHaziran 11th, 2007 21:46

bu site sadece yalan dolanları güsteriyor gerçek olan bir sürü şey yazdım ama galiba sadece yalan şeyler güsteriliyor keşke yalan şeyler yazsaydım belki güsterilirdi dy bakırlı

hakkari liHaziran 16th, 2007 21:33

simdi ben bu sahsa hiç bir sekilde hitap etmek istemiyorum. ona ne yazikki insan ismi takmislar.sen 550 günde ne gördün ne anlatiyon kürt düsmani degilim diyorsun. ama bunun arkasindan gelen düsünçeleriniz sizin yalanci biri oldugunu gözler önüne seriyor. siz tek disi kalmis bir canavarsin. asla sen ve senin gibilerle kardes olmayiz…. seninle bir gün karsilasmak isterdim.

ayse çelebirHaziran 17th, 2007 04:58

Hakkarili,
bu şahıs dediğin Sayın Kerem Hocaya hitap etmek istemiyorsan o zaman buraya yorum yazma. Böyle yorum yazarak hem hitap etmiş hem de üstüne üstlük muhattap olmuş oluyorsun.Heralde Türkçen baya zayıf ki hitap etmek ne demek bilmiyorsun. Kardeş olmayacaksan da TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nde yaşama.
Git demokrasi savaşçısı(!) insan haklarının yegâne savunucusu(!) Kürtlerin en büyük destekçisi(işi bitince sizi de nasıl satacağını göreceksiniz) ABD’yle kardeş ol.
Onu da beğenmiyorsan düşmanlık dolu, önyargı dolu, saçma sapan düşüncelerle dolu beyninle tek başına yaşa.
Siz ve sizin gibiler hiçbir zaman NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! ne demek anlamadınız anlayamayacaksınız.
Hitap etmek istemediğin insanla karşılaşmak istiyorsan heralde bu bir tehdit anlamına geliyor. Eğer öyleyse de haddini bil. Burası bir aşiret veya kavim değil. Burası Türkiye Cumhuriyeti. Burda kabadayılıkla işler yürümüyor. Burda sen bilmezsin işler kanunla yürüyor.
Kerem Hocam düşüncelerimize tercüman olmuşsunuz. Size teşekkür ediyorum. Son günlerdeki terör olaylarıyla lgili bir yazı yazmanızı temenni ediyorum.
Saygılar

hakkari liHaziran 19th, 2007 15:01

ayse hanim sanirim kafana yanlis hafiza karti takmissin çikar digerini tak çünkü bu hafiza karti çok polat alemdar filmi seyretmis olmali.
+ türkçem zaten zayif çünkü ben kürdüm. türkiye de yasama konusuda deyinmisiin bu senin baya bir tariih canavari oldugunu gösteriyor sevr antlaşmasina bi bak tavsiyemdir.
haddini bil demissin burda konu benim tabiki haddimdir.
buda senin hocansa valla sen yandin..

yani su ana kadar çözümleyici bir cümlenizi duymadik hep ateşe körükle gittiniz. daima hakaret ettiniz. görmemezlikten geldiniz. bir batı birde doğu fotoğrafi çek ve karsilastır ve arasindaki farkı gör. iki ayri dünya gibi. biri yatirim ülkesi biri yoksulluk ülkesi. neden öss de en basarisiz öğrenci hakkari den çıktı ? çünkü egitim yok eğitimci yok okul yok. sınıf yok, neden hocam olarak belirttigimiz sahıs bunlardan bahsetmemis. sonrada kardesiz diyorsunuz.evet kardesiz. ama sen ve senin gibi dar zihniyetlerle degil… yasasin halklarin kardesliği…

amedli_21Haziran 19th, 2007 19:42

öncelikle merhaba m.kerem bey gerçi sizin gibiler merhabanın bile ne olduyun bilmezler ya neyse ya sizin bu yazınızı okuyunca bi şeylerin eksik olduyunu sezdim. aslında yorum yapmak istemiyorum. çünkü bu kadar adi ve deyersiz bi yazıya yorum yapmaya deymez. ama yinede bi kaç gerçeyi söylemeden edemiyecem. öncelikle yazınız menfaatten başka hiç birşeyin tadını vermiyor. ikincisi ya sözde gerçekleri yazmışsınız ama bırak gerçeyi gerçeyin g sinden bile geçmiyor bu söyledikleriniz. bilmiyorum acaba bu yazıyı yazarken hiç mi bi öndeyi veya bilgi edinmedin. sen gelmiş diyorsun ki türkle kürt kardeştir sonrada diyorsun ki sizi türklerin elinden kimse kurtaramaz sen hangi zihniyetle bu cümleleri söyluyrsun hala aklım almış deil . ya bence siz yazı yazmayı bırakın. o kadar iki yüzlü bi insansınız ki aşalamak bile size bi iltifattır. sizin prof.. bile şüphe duyuyorum. gerçi şüphe duymamak elde deil böyle bi sistemde herşeyin rüşvet olduyu bi ulkeden ne beklemesin ki. kardeşim sen hangi kardeşlikten bahsediyorsun biz toplum olarak zaten kardeşiz ama sizin giblerin yüzünden birbirmize düşürdüler bu ülkede zaten kim yalancıysa soyguncuysa o miiletin vekili sayılıyor.. sizin gibi bi kaç tane kendini bilemz çıkıyor miileti kışkırtıyor ve birbirine düşürüyor. zaten toplum olarak yalanı genelde daha çok benimsediyiniz için hemen şah damarlarınız atıyor ama boş yere atıyor. ve sizde bunları söylerken ne kadar kazandım hesabını yapmaktan topluma verdiyiniz zararların farkında bile varmıyorsunuz.. kardeşim sana bi basit örnek vermek istiyorum sen bi yurt dışına çalışmaya gittiyin zaman veya orda kaldıyında kendi öz benliyini kültürünü unutuyormusun eyer unutuyorsan sana bi sözum yok sizin yapmak istediyiniz şey kendi kültürümüzü özbenliyimizi unutup sizin yanınızda kalmak. bunu yaparkende baskıcı bi uygulama yapıyorsunuz . ya daha yedi yaşınaki bi çocuk oyuncak silah bile görmemişkn saolsun tsk gelip kyöe gerçek silah gösteriyor .eeee sen gelmiş böyle bi sistemle kardeş olmamızı istiyorsun bence burda dur işte . kadınını dövduyunuz bi toplumdan bence mahşer gunu bile korkun. ….amedli

hakkarili fuatHaziran 21st, 2007 02:31

kesinlikle kürt düsmanı degilim diyorsunuz ama bunu samimi söylemediginiz yazınızdan bile net anlasılıyor ve insan hissediyor bi kere taktınız bi aile planlamasına bu neyi gösteriyor kürtlerde aile planlamasının olmadıgını ifade ediyorsunuz yani siz kürtlerin türk kimligi altında olmasından utanc duyuyorsunuz hiç düsündünüzmü neden sadece kürtlerde aile planlaması yok neden batı bu durum yok gibi bunun temelinde egitim var magalesef doguda gereken egitim insanlara verilmedi insanların zihniyetlerinin degişmesi için en temelden gereken egitimi almıs olmaları gerekirdi ee böyle imkanlarda doguda saglanmadıgı için insanlar böyle olayların farkında degil devlet kürt halkını zorla cahillige sürükledi insanların bilinçlenmesini istemiyor biliyorki kürtler bilinclense onlar için iyi olmicak doguda oxraford üniversitesi vardıda kürtler okumadılarmı bırak oxrafordu dogudaki üniversite sayısı bi elin parmak sayısı gecmez artık bu kürtlre yapılan ikinci sınıf muamelesi yok olsun bu böyle gitmez saygılar

irfan rencutHaziran 21st, 2007 02:50

yıllardır beridir beridir ülkemizde kürt sorunu diyince maalesef bilinçsiz insanlar terör olarak algılıyor veya direk senin sorunun ne diyorlarkürt sorunu bireysel bir sorun degil günümüzde artık evrensel sorun olmustur bunu herkes böyle kabulenmk zorundadır dagdaki gerillalara terörist diyor bazı bilinçsizler gerilla ülkemizin kendi evlatlarıdır bu ülke kürtleri kendi benlikleriyle kabul etmedigi sürece kürt halkı pkk yi destekleyecektir sayısı 50 milyondan fazla olan bir halkı inkar etmek yerine onları kendi benlikleriyle herkes kabul etmek zorundadır Ayrıca herkes söyler 1. dünya savasında kürtlerle türkler bu ülkeyi emperyalizmden kurtardı ve bagımsızlıgını kazandi evet cok güzel ama neden bu tarih kitaplarında yazmıyor.Yazmayı bırakın kürt halkını gelecek nesillere düşman olarak tanıtyorlar milli egitimin kitabında söyle gecer”milli varlıga düsman cemiyet ,KÜRT TEALİ CEMİYETİ bu ve benzeri şeyler ülkemize zarar verir

kürt tamerHaziran 21st, 2007 14:05

ben bir antepli kürt olarak faşist,zorbacı olmayan herkese selamlarımı gonderiyorum,ben efnan adıgüzel arkadaşımızın dediklerinin büyük bir kısmına katılıyorum.bi de biri demiş türkiyede kürtler herş şey olabiliyor başbakan cumhurbaşkanı vs. tamamda o kişiler oraya kürt kimlikleriyle gelmiyolar ki.kürt kimliklerini bir tarafa bırakarak o mevkiye geliyolar.o mevkideki insanlar ne zaman çıkıpta kürt sorunundan kürt haklarından bahsetti.kardeşce bi yaşam dileği ile herkese tekrar slmlar

kürt tamerHaziran 21st, 2007 14:14

ama bu konuda türkler bizim kadar hoş görülü değiller.ben istanbulda öğrenciyim ve burda kürtlere bakış açısı çok belli.ellerinden gelse yapmyacakları şey yok (tabi hoş görülü azınlık insanlar hariç)bi de bizim anteple kıyaslıyorum.orda türkler var ama biz bigün çıkıpta aha işte bu türk bunu hor gorelim şunu yapalım demiyoruz.ülkeyi bu duruma getiren tamamen aşırı milliyetçilerdir.emin olun bu mhp bbp turancılar olmasa bu ülke daha kardeşce yasayacak.

hakkari liHaziran 22nd, 2007 09:11

ayse çelebir hanim su an bastan sona kadar yapilan bu yorumlardan sonra sen ve hocanin suratını görmek isterdim. :) ))) çünkü sadece ayni kafada ikiniz varsiniz. süphelenmemek elde degil bi çikarin varmi.
hayatınız saçma sapan sizin. ya gözünde baya bi etkili güneş gözlüğü var yada körsün. çikar gözlüğü etrafina bak dünyaya bak.

kürt tamerHaziran 22nd, 2007 22:00

walla ister isteyin ister istemeyin er yada geç kürdistan kurulacak.bunun kaçarı yok.çünkü bu halk artık tc devletinin zorbalıklarından bıkmıştır.ve hakkını sonuna dek arıyacaktır.biji kürdistan biji apo

Hüseyin PolatHaziran 26th, 2007 19:12

Değerli Hocam,
İyi ki Kürt düşmanı değilsiniz yani.
Sanırım düşmanlıktan kastınız: bulduğunuz Kürdü boğazlamak.
Unutmayın Hocam, “Rüzgar eken fırtına biçer.” Ve yine unutmayın
Türk ve Kürdün birlikteliği aynı zamanda çıkarı, birbirlerine saygı
ve birinin kendini diğerinin yerine koymaktan geçer. Bu işlerin
kabakuvetle, zorbalıkla olamayacağını hepimiz biliyoruz. Olsaydı
Saddam becerirdi.
Herkese vijdan ve ihsan…

ARARATHaziran 26th, 2007 23:51

bence kendini bilim adamı sanan bu kişilerin bu konuşmalarını pek ciddiye ailmamak daha imantıklı.sadece bi,rşey diyecem.
it iti ısırmaz. kimse koca bir tarihe sahip kürt halkına hakaret edemez.bu top*rakların gerçek sahibi biziz. asıl yaşamak isyeyen bizimle dost geçinsin. biz bu topraklarda doğduk burda ölecez.
unutmayın kürtleri,n dostluğuna güvenilir ama düşmanlığından da korkulur. kurtuluş savaşında sizin yanınızdaydık. arkanızda olsaydık bu gün ne olacağınızı bir düşünün.herkese ii akşamlar

metin domulHaziran 27th, 2007 00:15

sayın hocam sizin görüşlerinize kısmen katılmıyorum.yani türk küt kadeştir.de bu aryımcılık niye bize değişik muamele yapılıyıor. niye artık yeter dursun bu kan. başka anaların yüreği yanmasın diorum. buna demokratik bir cözüm bulalım. bu görüşe en yakın dtp dewlet yerinde sayıyor.hergün şehit veriyoruz.atık nereye kadar……………………………………………

ayşe çelebirHaziran 30th, 2007 02:09

Halkların kardeşliği diyen insana bakın hele. Suratımı görmek istemişsin. Ben gayet mutsuzum ama senin ve senin gibilerin yaptığı saçma sapan yorumlar için değil. Her gün kalleşçe öldürülen şehitlerimiz için mutsuzum.Ayrıca baştan sona okumamışsın yorumları heralde hocaya katılan tek ben değilim çok şükür.
Sevr antlaşmasından bahsetmişsin. Heralde Kürt olduğun için Türk tarihi hakkında bilgin de yok. Sevr antlaşması uygulanmadı. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk milletini o vahşetten kurtardı. Ama sen anlamazsın bunlardan.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene! (inşallah bu cümlenin gerçek mânâsını anlarsınız bir gün çünkü bu cümle zaten Türkiye Cumhuriyeti’nde kardeşliği ifade ediyor ama dedim ya siz anlamazsınız)

ahmet ilbeyHaziran 30th, 2007 15:38

anladığım kadarıyla Türkler bizi köleleri gibi görüyor.Yani biz onlara her istediğimizi yapalım gıkları çıkmasın.Kendilerinide dünyanın efendisi gibi görüyorlar.

Bir arkadaş Attila İtalya demiş,Türk demiş.Attila’nın Türk olmadığını artık sizin dışınızda herkes biliyor.

Dünyaya hükmettik demiş.Pardon ama siz Çin’in kuzeydoğusundan sürgün gelmediniz mi?Bunu Türkiye’yi ziyareti sırasında Çin başbakanı söylüyor.İçiniz rahat olsun benim şahsi görüşüm değil yani.Siz İslam’ın ve müslüman halkların desteği olmasa bugün tarih sahnesinden silinmiştiniz.Malazgirt Savaşında 45.000 kişilik Selçuklu ordusunda Türklerin sayısı sadece 15.000 geriye kalanı ağırlıklı Kürt ve birazda Arap.Kürtler Selçuklunun egemenliği altında da değildi.Peki neden Türklere yardım edildi.Cevabı basit tabii.İslam faktörü

Bir arkadaş demişki biz temizledik mi toptan temizleriz.Sana adımı adresimi vereyim gel benden başla.Sen temizleyecen karşındakinin eli armut toplayacak öyle mi?Ortam güzel salla gitsin.Sular durgunken herkes kaptan.Hitler Almanyası yenik düştükten sonra abd liler nazi avına çıkıyorlar ama gel gör ki tek bir Nazi bulamıyorlar.Herkes Nazi lere karşı nasıl kahramanca mücadele verdiğini falan filan anlatıyormuş.Oysa bu Hitler seçimle gelmiş ve arkasında muazzam bir halk desteği vardı.Tüm Almanlar kendilerini ilah gibi görüyordu.Taki yenilgiye kadar.Anladınız siz onu

Son sözüm sana ayşe çelebir Biz Kürt olduğumuz için Türk tarihini senden çok daha iyi biliyoruz.Yani bizim atmasyonlara inanma mecburiyetimiz yok.Kendimizi kandırma ihtiyacıda duymuyoruz.Siz bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz.Gerçi sizin suçunuz değil.Beyninizi esir almışlar,kafanızı yıkamışlar.Sizin sağlıklı düşünebileceğinizi düşünmek saçmalıktır.O yüzden seni ve senin gibileri mazur görüyorum

hakkari liHaziran 30th, 2007 21:06

Ey pis ırkçı Ayse Çelebir hanim ne ‘mutlu türküm diyene’ kardesliğimi belirtiyo yoksa ırkçılığımı. Bak Ahmet İlbey sizi ne güzel tanimlamis.Lanet olsun sen ve senin gibi putperstlere. Peki Sevr Antlasmasi hangi süreçten sonra uygulamadan kaldirildi. İmzaliyanlar neden vatan haini olarak damgalandi. Ya gerçekleri kabul edeceksiniz, yada kabul edeceksinizzzzzzz.
kürtler ile türkler gemiste nelermi yaptı ?Kürtler, kendi istekleriyle Osmanlı egemenliğine girdikleri 16. yüzyıldan bu yana Türklerle bir arada kardeşçe yaşadılar. Ortak düşmanlarla karşı, omuz omuza birlikte mücadele ettiler. Osmanlı’nın parçalanma döneminde de, impatorluğa büyük bir sadakat gösterdiler. Bu sadakatinin en çarpıcı göstergesi, 1912′den 1918′ye kadar aralıksız devam eden kanlı savaş yıllarında imparatorluk ordularında çarpışmalarıydı. Ardarda gelen Trablusgarp, Yemen ve Balkan Savaşları ve hemen sonra patlak veren I. Dünya Savaşı’nda, pek çok Kürt Osmanlı ordusunda görev aldı. Kürt tarihi uzmanı David McDowall şöyle yazar:

“Kürtler Osmanlı ordusuna kayda değer bir insan gücü sağladılar. Binlerce Kürt asker, Sarıkamış’taki Üçüncü Ordu’da ve diğer cephelerde hayatını kaybetti. Doğal olarak, düzenli orduda görev yapmaya karşı evrensel bir gönülsüzlük vardı, ama bu durumda bile, çoğu silah altına girdi. Bölgedeki (doğu Anadolu’daki) Osmanlı kuvvetlerinin büyük bölümü Kürtlerden oluşuyordu.”

Kürtler, sadakatlerini, oldukça da ağır bir bedele rağmen korudular. Dünya Savaşı yılları boyunca, Rus-Ermeni kıyımları, ardından gelen açlık ve salgın hastalıklar sonucunda yaklaşık 500 bin Kürt sivil yaşamını yitirdi. David McDowall, savaşa katılan askerlerle birlikte bu rakamın 800 bine çıkarılabileceğini belirmektedir. Bunun anlamı, 300 bin Kürt’ün de Osmanlı orduları safında savaşırken can verdiğidir. ve bunun karsiliginda türklerce gizli tutulan bir antlaşma vardi. bu antlaşmayi gündeme getiren cezalandi. vatan haini ialan edildi bence ayse çelebir hanim utanmalisiniz.

ayşe çelebirTemmuz 1st, 2007 01:11

Ne Mutlu Türk’üm diyen tabi ki kardeşliği ifade eder bu cümleye ırkçı anlamlar yükleyen sen ve senin gibilerdir. Ben bu cümlenin mânâsını anlayabilenlerden biri olduğum için kendimle gurur duyuyorum esas sen utanmalısın.
Neyse Amerika senin ‘gerçeklerini’ kabul ediyor bak ne güzel. Olağanüstü bir ittifak var aranızda ne hoş. ABD’yle bu işbirliğiniz nereye kadar sürecek siz de bir gün anlayacaksınız. Bugün size destek verenlerin aslında sizin en büyük düşmanlarınız olduğunu bir gün anlayacaksınız ama her şey çok geç olmuş olacak.
Ahmet İlbey, kimin beyni yıkanmış bizim mi sizin mi? Komik olmayın. Sizinle tartışmak da anlamsız çünkü beyinleri yıkanmış olanlar sizlersiniz. Zaten siz kendinizi değil başkaları sizi kandırıyor da farkında değilsiniz. Bu tartışma burda bitmez zaten. Günlerce konuşulsa hiçbir yere varılmaz. Bu duruma getirildik. ‘Siz’ ‘biz’ diye ayırdılar düşman ettiler bizi ama farkında değiliz bu ne ’size’ yarayacak ne ‘bize’.
Kerem Hoca’ya saygılarla

kürt tamerTemmuz 1st, 2007 18:28

yaww boşuna tartışıyoruz nasıl olsa 10 seneye kadar kürdistan kurulacak.o zaman bizde rahatlarız türklerde.kendimizi yemeyelim:))

kahanTemmuz 2nd, 2007 16:04

tamer bi kapi kapanir bi kapi acilirmis o yuzden sen simdiden rahat ol…
bole sayfalarca kufre hakketten gerek yoktu…

ayriyetten hoca yazin cok sefil bir yazi umarim biraz daha genis dusunup paranoyik bi bakis acisindan siyrilirsin…

hakkari liTemmuz 2nd, 2007 17:21

Yani Ayse hanim anlatiyorum anlatiyorum sizin cücük beyniniz almiyor. beyninden zorun varsa bana söyle sizle muhattap olmuyayim. gerçekten bozuk plak gibi tekrarliyon. baris kardeslik, için bir adim at. ben kürdüm, ne mutlu türküm dediğimde acaba aslımı inkar etmiş olmuyormuyum? aslımı inkar edecek kadar serefsizlesmedim.Yani ayse hanim çok komiksiniz. Ezberlemissin bi kaç satir habire aynisini yaziyorsun ,saçmaliyorsun.

ABD demissin. ABD su an kürtler üzerinde katliam yapsaydi yassa ABD diyecektin. Ama kürtlere destek çiktiği için yuh diyor sinirden domatez gibi kizarip , mısır gibi patliyorsunuz .buda kapak olsun size..
ayrica ayse çelebir sadece ABD degil Avrupa Birliğide bizi destekliyo tüm dünya destekliyor…bu bizim suçumuz değil.

Ayrıca saygı değer, onurumuz , gururumuz ORHAN DOĞAN ı kaybettik.seni ölümsüzleştirecez. Sana sözümüz var. Ruhun şad yerin cennet olsun…

baranTemmuz 2nd, 2007 21:15

slm ayse hanim sen turkensen ben kurdum onun icin aramizda daglar kadar fark var senin beynin yokki anlayasin bianlasan sasardim zaten onun icin ne mutlu kurdum diyene diceksin canim by

Prof. Dr. Mehmet Kerem DoksatTemmuz 5th, 2007 19:43

Sayın Web Mekânı Ziyaretçilerim,

Lûtfen seviyeyi düşürmeyelim.

Saygılarımla…

doksat@tnn.net keremdoksat@doksat.com

BİR KÜRTTemmuz 16th, 2007 00:16

Öncelikle belirtmeliyimki kim bir kürt kültürü yok derse, o kişi kara cehaletin pençesinde yaşayan bir mahlukattır. şimdi bir kürt kültürü yok ise nasıl oluyorda farklı bir dile ve çeşitli lehçelere sahip oluyor. ayrıca nasıl oluyorda farklı bir geleneğe sahip oluyor. bilinmesi gekirki kürtler mezopatamya bölgesinde milattan önce 3000 yıllarında babil devletini kurmuştur ve şuan herkes tarafından bilinir ki , babil asmaları dünya harikalarından biri olarak dilden dile dolaşmaktadır,ayrıca zeugma antik kenti bir kürt kentidir(baraj altında bırakılıyor). asur devletininde kürt olduğunu söylememe gerek yok diye düşünüyorum. kürtler öyle şerefli bir millettirki osmanlının kuruluşundan yıkılmasına kadar hiç bir zaman isyan etmemiştir ve her savaşa türkler ile birlikle en önde girmiştir. ve birgün türkiye cumhuriyeti kurulmuştur, yine bir savaş ve türkler ve kürtler birlikte(arapların , ermenilerin ve rumların yaptığını yapmıyor) kurtuluş mücadelesi veriyor. maraşta , antepde, urfada , batmanda ,mardinde düşmanları püskürtüyor. sonra çanakkalede sakaryada, izmirde hep birlikte savaşılıyor ve zaferler kazanılıyor. ismet inönü ve kazım karabekirin kürt generaller olduğunu unutmayınız. karsda 90000 asker şehit olmuştu, bunların çoğunluğunu kürt kökenli olduğunu biliyormusunuz. kürtler islam dininin emrettiği yoldan gitti ve müslümanların hepsini kardeş saydı ve hiçbir zaman etnik ayrım yapmadı. ayrıca bir şeyh said isyanıdır tutturulmuş gidiyor. bu isyan özellikle etnik kökene bağlanarak kürtlere hain damgası vurulmaya çalışılıyor. şimdi ben soruyorum hangi tarihi belgede o isyanın kürtçülük için çıkarıldığı yazıyor,sadece milli eğitim tarafından yazılmış olan tarih kitaplarında yazıyor(!) oysaki şeyh sait o isyanı islam için çıkarmıştır ve haklıdır.
kürtler lozan anlaşmalarına bir taraf olarak katılmıştır, atatürk erzurum daki kongrede bu ülkenin kurucuları olarak türkleri ve kürtleri dillendirmiştir. fakat tarih kitaplarımızda erzurum sonuç bildirgesinde bu madde özellikle kırpılmıştır.Bunun üzerine Peygamber efendimizin bir hasisi şerfini söylemek istiyorum ” aslını inkar eden bizden değildir”. şimdi bu söz üzerine biz kendi öz benliğimiz olan kürt kimliğimiz inkar edelim ve bize enpoze edilen kimliğimi kabul edelim. devlet neden 1940 lardan beri bilinçli olarak yatırım yapmayıp ordaki insanları cahil bıraktı neden 1970 lerde kürtlerin gizlice nüfuslarını saydırdı(türekeş tarafından) tabi evrimci teorilerin ve fransız idolojisi olan ulusalcılık kavramı çerçevesinde faşizanlık yapılarak türkiye de kürtler ikinci sınıf insan ve hor görülmesi gerek bir insan güruhu olarak görülmeye başlandı , kültürünü zorla bırakması , dilini konuşmaması için baskılar yapıldı. köylerden zorla insanlar çıkarıldı faili meçul bir çok olay yaşandı .Ve işte doğuya yatırım yapıldı dahepsini yakıp yıktılar , öğretmen gönderildi öldürdüler falan filan. bu olaylar 1985 den sonra olmadı mı ? çünkü 1985 den önce kürtler resmen asimilasyona uğratılmak istendi ,hor görüldü işsiz ve cahil kalan milletin aç kalınca tek çaresi kaldı, dağa çıkmak. çoğunlukla gecenin bir yarısı özel kuvvetler geliyor evin erkeğini alıyor o günden sonra o kişiden haber alınamıyor. şimdi bunlar yaşandı ve geride kaldı belki bu yanlışlardan geçde olsa dönüldü , şimdi doğuda bulunan insanlar eğitilerek dağlara çıkması engellenebilinir. insanlara özlük haklarını verip artık kendini bir türkiye vatandaşı olarak görmesi sağlanarak ,oralara üniversiteler kurularak ,yöre insanlarından eğitimli insanlar yetiştirilerek, sanayisinin geliştirlmesi sağlanabilir. hayvancılık entegre bir şekilde fabrikalara dönüştürülerek endüstriyel tarıma yönlendirilebilir. böylece bölge kalkınınca terör eylemleride tamamen ortadan kalkacaktır. devletin yapması gereken cehaletin ortadan kaldırılması, elektriğin , suyun ve yolun vatandaşa götürülmesinden ibarettir. devlet kucaklayıcı olursa doğu insanı devlete güvenecek ve diğer provokasyonlara alet olmaycaktır.
bir konuyuda söylemek istiyorum kuzey ırakta bir kürt devleti kurulmasına neden karşı çıkıyorsunuz ? bu paranoya ile bir yere varılmaz. bu ülke çok güçlü öyle kolayca yıkılmaz sadece içinde yaşayan insanlar birbirine güvensin o kadar.
sevgilerle

Osman ÇatalolukTemmuz 18th, 2007 14:09

Sevgili Kerem Bey’e selamlarımla siteye bir kaç not eklemek isterim. Aslında hiç istemiyordum ama sanırım Kerem Bey’in 550 günde kışladan çıkmadan yazı çizi edemeyeceğini söyleten ve kalem erbabı olmayanlarında çoğunlukta olduğu yerde Kerem Beyi korumakda bir akademisyen olarak bana düşecek!!!
Beyler isteyene adresimi de veririm! Bunu net ifade edeyim şimdiye kadar Allah’tan başkasından ne korktuk ne de ondan başkasına eğildik ne de kalemimiz eğildi. BU BÖYLE BİLİNE!!!
Gelelim mes’elenin özüne,
Tarihi olarak konuyu ele alalım ve Malazgirtten Başlayalım. Seviyeyi akademik olarak ortaya koyuyorum. Ve kaynak göstererek açıklayacağım. Sırtabozluk yok!! Bana kaynak göstererek konuşun seviyeyi öyle tutturalım yoksa seviyeyi ayaklar altına alacağız.
Sultan Alp Arslan Malazgirt Savaşına girmeden bir kaç gün önce Ahlatta O dönemde orada yaşayan Kürt Beyleriyle bir toplantı yapmıştır! Bu toplantı isteği de Kürt Beylerinden gelmiştir!! Ve toplantının Lisanı Oğuz Türkçesidir!!! Toplantıda Türkler değil Kürtler istekte bulunur. İstek Şudur!!! “Biz doğuda Farsların, Batıda Bizansın, Kuzeyde Ermenilerin ve Gürcülerin Güneyde de Arapların elinden çok çekmekteyiz. Biz sizinle aslen aynı kökendeniz, kardeşiz. Bize yardım ederseniz. Biz 5000 çadırız ve her bir çadırdan size bir çeri verebiliriz.”
Alp Arslan bu istekten ve 5000 çeri teklifinden çok duygulanır. Teşekkür eder ve gerekirse sizden yardım alabiliriz diyerek bu teklifi geri çevirir. Ve Bu 5000 Kürt Çerisini Malazgirt Ovasını bilenlere söyleyelim (Ben Şahsen Biliyorum). Ovanın sol tarafında ırmak tarafında bekletir. Savaş Başlamadan önce meşhur nutkunu söyler ve savaş başlar. Türk Ordusu “Urun Ha” “Koman Ha” Nidaları ile savaşırken Kuman, Kıpçak ve Peçeneklerden oluşan Bizans Ordusu Merkez sıkleti bu nidalardan Karşılarındakinin Türkler olduğunu anlar ve 17-22 bin kişilik gurup karşı tarafa geçince savaşın şekli değişir. Zafer Türklerindir. Sadece Türklerin diğer hiç bir gurubun dahli olmadan!!! Kaynak: Selçuklular Tarihi, Türkiye Tarihi, Türklerin Tarihi, Büyük Biritanya Tarih Ansiklopedisi (İngilizce, 1935 Baskısı).
Bu savaştan sonra Sultan Alp Arslan Kürtleri Benimde içinde bulunduğum Salur-Karakeçili boyu içinde sayar. Osmanlı döneminde ise Kürtler Beydili boyu içindedir. Bu sebeple bu soyadı badıllı olanlar ve Kürdüm diyenler bilsinler ki asılları Beydilli-Beydilidir!!! Beritanlılar ve Şavaklar-Urfa Karacadağ-Karakeçilileri bu boylardandır. (Faruk Sümer)
Asurluların Kürt olma imkan ve ihtimali yoktur. Onlar Kürtse Mardin’deki Süryanilere nasıl bir soy sop bulacağız??!!! Babili’de Kürtler kurdu ise Bütün Mezepotamya Turani kavimlerden müteşekkil olurki yine Leon Gumilev’in dediğine geliyoruz: Kürtler Turani kavimdir. Yine Bir İngiliz Tarihçi olan Barthold’da aynı görüşü paylaşır. Bu durumda Ya Kürtler Orta Asyalıdır ki Elegeş Anıtı böyle söylüyor. Yada Süryani, Ermeni yada Yahudi kökenlidirler. Böyle olsa idi Süryanilerle yada Ermenilerle Yada Yahudilerle kavga edeceklerine ilişkileri sıkılaştırırlardı ama yapmayıp Türklerin yanında yer almaları eski bağlarına dönmeleri cihetindedir. Bunu ispatlayan şey de Meşhur Şeyh Sait İsyanı öncesinde. Şeyh Sait’in Kardeşini Hanan Aşireti reisine gönderip yardım istemesine karşılık Aşiret reisi Ağanın verdiği cevap ilginç olduğu kadar da ibret vericidir: “Ağa ağa git Şeyh Saide söyle Kurtla kurt kavga ettiğinde araya giden itler olur. Biz size göre Türklere itler gibi kalırız. Sizde Kurt Türkte kurttur. Siz birsiniz akrabasınız. Sizin aranıza girip kırılmak istemeyiz. Bizi mazur görün bizim bu dalaşta bir dahlimiz olamaz!”
Şeyh Saidin Gurubunun Komutanı Bin Başı Cavittin de Mustafa Kemal için söyledikleri mes’elenin özünü işaret ediyor!!!
“Ben ki () aşiretinin lideriyim ve emrimde 10000 adamım var Osmanlının en değerli adamıyım. Mustafa Kemal denen adam kimki..Hangi aşiretin lideri ki onun peşinden gidek!!!”
Evet, ne görürseniz görünüz ister dost ister düşman ama sonuç olarak Seyyid Ahmed Arvas’ın babasının dostu arkadaşı ve aynı manevi yolun yolcusu ve Kürt olan Nakşibendi tarikatı ulularından Faik Zafer Efendiden dinlediğim bir alıntıyı ibretlik olarak burada söyleyelim. Faik Efendi Der ki: Kimki Türkten ayrıldı felah bulamadı. Ben Kürdüm ama Türklüğümü hiç kaybetmedim. Biz Türklerden tamı tamına 600 sene evvel Orta Asya’dan Hind yolu ile Anadoluya geldik. Ama gelirken aslımızı çok ama çok kaybettik. Sonunda Allah nasibetti de Türkleri Alp Arslan Sayesinde bulduk yoksa harap olurduk!!”
Evet sevgili arkadaşlarım ve kardeşlerim
Bunları bilmenizi aslınızı unutmamanızı yüce Mevla’dan niyaz ederim.
Dr.Osman Çataloluk

Mehmet KürdistaniTemmuz 18th, 2007 22:21

Sevgili ve Degerli Kürdistanli yurtseverler sizleri bir Kürdistanli olark tebrik ediyorum cünkü gecmişde verdimiz Emegin karsiligin bügün görüyoruz.Karşiligi göz önünde dir o da bizim burada bir birimize ve bütün ortadogu daki Ortadogudaki kardeşligi sahıhplenmemizdir. Kiza bir yorum yapacam.Osman Bey siz hangi tahri kaynaklara dayanarak böyle polemik ve sacma yorumlar yapiyorsunz. Tahmin ediyorum ki her şoven ve faşist bir Türk gibi diyeceksiniz tabiki ki türk tahri kaynaklari.Osman Bey bence Kusura bakmayin ama sizin tahri kaynaklariniz ve bilgileriniz sadece Cüneyt Arkin nin ve Kartal Tibet nin Film Senaryosu icin etkin olur. Sen yarin kalkip dersin ki Hz Muhammed de bir Türk di ama bunu hic bir Ulusalarasi bir Tahri kaynagi kabul etmes.Yazik 80 Yildan beli bir Cumuriyetsiniz ama hallen Adam olmadinz ve olmayacaginz da görüniyor onun icin Kürtler degil sizi böleck olanlar tam tersi siz kendi mezarinizi kazacaksiniz ve kürtler de bu Cenaz de sizin gibi Hayirsiz kardes den kurtulacak.Dünja nin gözü aydin olsun

apocu gençlikAğustos 12th, 2007 21:26

slm kürt ve türk yoldaşlar öncelikle her insanı kürdü türkü ermenisi lazı çerkezi vb insanları saygıyla sellamlıyorum kürtler çok zülm gördü ve çok ezildi artık onlar tarihte kalan bişey artık kürtlerin gözü açıldı beyinler hızla çalışmaya başladı yani eski kürtler tarihte kaldı ve zülme karşı kanımızın son damlasına kadar mücadele edecez buna emin olunki türkiyeyi bölme gibi hiç kimsenin niyeti yok ve he önceden bağımsız kürdistan isteniyordu şimdi demokratik cümhüriyet isteniyor kürtlerin kendini kendi diliyle kendi kimliğiyle kendi kültürüyle yaşamak istiyor bu gün ben bi kürdüm BEN KALKIPTA (NE MUTLU TÜRKÜM) demem çünkü ben bi kürdüm desem kendimi inkar etmiş olurum gelin siz ne mutlu türküm diyin bizde ne mutlu kürdüm diyelim ve ülkede beraber kardeşce yaşıyalım bu kanlar dürsün diyorum ve bu savaş dahada şidetlenmeden dürdüralım hep beraber bu güne kadar hep kan aktı ve böyle giderse daha çok kan akar bizim bi umudumuz kaldı meclise yoladığımız millet vekilerimiz kanı dürdürür umarım ülkeye barış ve kardeşlik getirir MEHMET YOLDAŞ SENİDE SEVGİYLE SELLAMLIYORUM HERŞEY ÖZGÜRLÜK VE KARDEŞLİK İÇİN

Kağan TamtürkAğustos 14th, 2007 04:12

Lahmacun çiğ köfte , unkapanı , nataşa barları , uyuşturucu , kapkaç , töre cinayeti ( 13 yaşında kızı 80 yaşında adama para ile başlık parası ile satmak da töre) kaçakçılık , leyla zana , ahmet naim efendi , izzet efendi , rahip frew , claduia roth , kökü dışarıda tarikatlar anahtar kelimeler bunlar beyler…. Tarih ve demografiye cesaretiniz varsa Yüksek Kürt kültürü üzerine sizinle tüpsüz dalış yapalım… Bakalım o zaman bu kadar işkembe-i kübradan atabiliyormusunuz.. yok nakşibendiymiş de yok biz çanakkalede beraber savaşmışızda yok biz kardeşmişiz de mustafa kemalde kim oluyormuşda yok asimile oluyorlarmışda terane… Sizi asimile etmek ancak imkansız birşey zira fizyonominiz buna izin verebilir.. aksi halde siz asimile olmazsınız

Tanrım açtım ellerimi yakarıyorum Türkleri ne olur Türkiyelilerden koru

apocu gençlikAğustos 14th, 2007 21:58

KÜRT TAMER YOLDAŞIM 10 SENEYİ BEKLEMEYE NE GEREK VAR KÜZEY IRAKTA KÜRDİSTANI KURDUK ALLAHIN İZNİYLE TÜRKİYEDEDE OLUYOR

Kağan TamtürkAğustos 16th, 2007 00:00

Siz ancak uşaklık yaparsınız conilere ve servis, o iki tane konforlu mağara ayısı devlet kurabilirmi? tezekten put yapıp taparsınız, aklınızı başınıza alın 

gül sınarAğustos 17th, 2007 23:25

İNSANIN GEÇMİŞİYLE HESAPLAŞIP HATALARINI GÖRMESİ VE RADİKAL, EZBERCİ, SLOGANCI İFADELERİ KOŞULSUZ KABUL ETMEYİP SORGULAMASI, DÜŞÜNSEL MEKANİZMASINI ZORLAMASI DA BİR ERDEMLİLİKTİR. İNSANLAR ARTIK ÖNCE KENDİ KİMLİKLERİNİN SAHİPLENMESİNİ YAŞIYORLAR. OKUYUN BİRAZ…ÖNCELİKLE SİTEYİ KURAN ARKADAŞIMIZ !!!

Konur CanAğustos 18th, 2007 01:47

Kurtler, Biz Turklerden cok farkli etnik farkliliklari olan azinliktir.Turklerle karistirilmamalidir.Turklere karsi katliam,cinayet organize etmeleri sadece emperyalizmin bir oyunu olarakta ele alinmamalidir.Mucadele etmekten yilmamaliyiz.Olay toprak almayla ilgilidir.Ermenilerle iliskileri tartisilamaz.Ekonomik kalkinmamislik,egitimsizlik,feodal gerekceler gecersizdir.Butun bunlar gecmiste denendi.Simdi Ege bolgesi muazzam bir KURT kusatmasi altinda.Devamli uremeleri politik amaclidir.Bu kusatmalar serisine simdide TBMM eklendi.Turkler cok dikkatli olmalilar.Olaylar saka olmaktan cikti.

apocu gençlikAğustos 18th, 2007 16:56

TAMKÜRTEN TAMTÜRKE SANA ÇOK KISA YAZICAM SENİNKİLER BÖYLE ORTALIĞI BOZARSA O ZAMAN İŞTE GERÇEK Bİ DEVLET KÜRARIZ HEMDE İSMİ KÜRDİSTAN OLMAZ ÜZERE OK LAFLARINA DİKAT ET

konur CanAğustos 19th, 2007 00:01

Kurtler, Turkiye’nin karin sancisidir.Bu meselenin cozumu elbetteki duzenli ordularla mumkun olamaz. Rahmetli Binbasi Erseverinde dile getirdigi uzere gerilla harbi ile cevap verilir.Askerlerimiz Kurtlerin kirli savasinda canli hedef oldular.Hergun cenaze kaldiriyoruz.Turkler tarihinde ilk kez icinden hancerlenmedi. Bu vahseti Yunan bile yapmamisti. Simdide,Emperyalist efendilerine APO icin af cikarilmasi icin yalvarmaktalar, cezaevi kosullarindan sikayet etmekteler.Buna mukabil dusman dilini,kulturunu cok iyi anlayip konusabilen,pesmerge kiyafetinde Turk Cengaverler organize edilmeli,dogu anadolu daglarinda konusulundurulmalidir. Buralarda Turk Askerinin gorevi bu cengaverlere silah,yiyecek ikmal lojistik destegi saglamak olmanin disinda, uniformali asker yakin catismadan uzak tutulmalidir. Bu arada Turkler gozunu dort acmali.Pravakasyonlarada gelmemeli. Simdi,TBMM’ye kadar sizmis Kurt unsurlar, Arap destekli islamci cetelerle Ulus Devlete saldiracaklarida akildan cikarilmamalidir.Sabretmesini ogernmeliyiz.Tarihte Turk Ulusuna karsi olusturulan Cin setleri,Bizans surlari nasil para etmediyse,bugun icinde boyle. Acikcasi,Turkiye bugun bunlara benzer kusatma altindadir.Emperyalizim enerji pazarlarini ve kaynaklarini siyasi olarak kontrol etmek icin olusturdugu yapay Kurt sorunu ve buna alet olan Kurt unsurlari cok iyi tanimaliyiz. Buna mukabil;Turksuz Musul,Kerkuk alev, alev yaniyor.Turk Bayraginin dalganmadigi bu iki ilimizde baris hic bir zaman saglanamaz.Gangesterler tarafindan elimizden alinan Musul,Kerkuk Turk Misaki millisine geri donmesi tartismasizdir. Daha dogrusu;Musul,Kerkuke barisi MEHMETCIK getirebilir.Bu boyle biline.

mehmet sevimAğustos 19th, 2007 00:18

sayın mehmet taşdemir ben mardinli bir kürtüm ama daha sülalemde kızını başlık parasıyla veren hiç kimseye görmedim
ha veren olmuştur oda yüzde bir ama nedense kürtüm deyınce batılının aklına hep kızını satan geliyor ona bakarsak eyer ben antalyada yaşıyorum şuan ve antalyada karısını başka erkelerin koynuan koyan erkekleri görmüşüm o adam için bütün türkleri ben eşlerini satanmı diyeyım ikincisi turgut özal kürt deyıldi anesi kürtür bide madem kürt türk kardeştir gel bu ülkenin ismini türkiye deyılde kürdiye yapalım ve resmi dil sadece kürtçe olsun türkçede yasaklansın bide kerküke gelirsek zaten orda tarihten beri kürtler yaşıyordu sadam hüsayin diktatörlüyü zamnında onlar cıkarılmıştır ve şimdide gene kürtler oraya yerleşmiştir kürtlerin ordaki nufusuda türkmenlerden daha coktur bide amarika avrupa kürtleri sevmiyor sadece menfati için şimdilik kulanıyor diyorsunuz bende bunu biliyorum ama onlar bize menfaati için verdikleri desteyı niye araplar türkler yılardır vermiyorda biz avrupalılara ve amerikalılara muhtaç bırakıyor unutmayınki dunyada bir asil müslüman ırk kalmışsa oda kürtlerdir yeterki karşısındaki ırk onlara insnca davransın ilerde düşman olacağını bilse bile yinede ona insanlığını gösterir
kürtün kapkacısı gaspcsı bile bilki ona insanca baksan o bile hiç unutamayacağın insanlığı dosluğu insanlığı gösterir
doğuda köyleri ormanları yakan fali meçhul cinayeleri yapan hüzbualaha destek veren türkiye cümhüriyeti deyılmıydı arkasındad sucu pkk ya atmadınızmı bide pkklılar kürtleri öldürüyor diyorsunuz madem pkklılar kürtleri öldürüyorduda kürtler neden pkkyı desetekliyor manyakmıyız kardeşim

Kağan TamtürkAğustos 19th, 2007 00:30

Bir belgesel izledim. Bazı şempanezelere zoologlar evlat edinerek evde bakmışlar zamanla şempanzeler kumanda kullanabilme becerisine kadar evrilmişler işte o şempanzeler evrile evrile devlet kurar o iki konforlu mağara ayısı talabani ve barzani coni olmadan kuş yuvası kuramazlar. Gül sınar denen bilgi pınarına gelince , Kerem bey beni tanımaz ama ben onun öğrencisiydim… Sen birgün ısrarcı ol onun cerrahpaşada dersine gir kimin kitap okuması gerektiği kimin gerekmediği ortaya çıkacaktır. Gül ben bir ses duydum galiba NE MOZAYİĞİ ULAN !!!

Kağan TamtürkAğustos 19th, 2007 14:37

Musul kerkük kürtmüymüş? Bir babil oldunuz bir med bir yezidi bir asuri karar verin nesiniz siz? Kürt diye bir millet yok !!! Kürt demek farsçayı iyi konuşan demek madem kürt diye millet var kırmanç ne goranç ne ? Musul kerkük sizindi de tapu dairelerini neden yaktınız ne zaman sizin olmuş musul kerkük bir tane yaşadığınız yerlerde kendi namınızla anılan sizin yaptığınız tarihi bir tek tarihi yapı gösterin… Siz medeniyetin , tarihin sahne dışına ittiği ucubelersiniz. Gel görki 21 . yüzyılın sam amca kabusu sizi çektiği korku filmine gorgotlar olarak figuran seçti seçeli soluğunuz genişledi
IRKLARINDA ÜSTÜNDE TÜRK IRKI

bedirxanAğustos 25th, 2007 15:08

kardeşler Türklük altında bir olalım. Biz kendi aramızda nasıl olursa hâlleşiriz, bu memleketi emperyalizme kurban etmeyelim!

neden türklük altın bir oluyoruz önce kardeş dedğin insanlara kardeşliğinizi gösterin sonra kardeşlikten bahsedin gerceği kurtuluş savaşı bitene kadarda kardeştik sonradan kardeşlik unutuldu nedense

bedirxanAğustos 25th, 2007 15:12

kardeş kardeş din iman deyip te sonradan kardeşim dediklerinin aslını inkar edenlerle ne kadar kardeş olnursa sizlede okadar olunur beni red eden inkar eden kardeş istemiyorum hocam
böyle inkarlarla kardeş olacaksa düşman kalmak daha iyidir arkamdan vuracak kardeş lazım değil düşmansa zaten düşmandır

Kağan TamtürkAğustos 26th, 2007 01:05

Arkadan vurmak menşei belli olmayan sizlerin , en iyi maharetidir. Avrupaya sızarken mültecisiniz , uyuşturucu satarken bir anda yakalanınca avrupada Türk kimliğine sığınırsınız. Sizler aşiret değil haşeratsınız (Mehmet Kamil paşa bakınız YKY )

avareAğustos 26th, 2007 07:17

selamlar
kemal beyin yazısını anlamak için iki kez okudum acaba gerçekten bu sözleri hak edecek kötü bir laf var mı diye ama hiç bir sözcüğünde hiçbir cümlesinde bu kadar aşağılamayı hak edecek bir söze rastlamadım doğrusu alehine yazılan bunca yorumlar ve aşağılamalar ancak onun ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. dikkatle çevreme baktığımda onun ne kadar haklı olduğunu da sezebiliyorum. üstelik şayet allah izin verirse kaderde yazılan olur. bir kürt devleti kurulacaksa kurulur türklerin de kökü kuruyacaksa kurur ama biz vatan için vazifemizi yapar kanımızın son damlasına kadar koruruz. bunların olmasına da izin vermeyiz.
ben 21 yaşıma kadar yaşadığım kentin huzuru içinde kürt arkadaşlarımla beraber kardeşçe yaşadığıma inandım. ama burada yazılanları okuduğumda gerçekte kardeşlik kisvesi altında kandırıldığımı fark ettim. demek ki kürtler gerçekte bir türk düşmanıymış ve niyetleri bambaşkaymış. biz işte bunları seneler sonra herşey böyle gün ışığına çıkana kadar anlamayacak saf bir milletiz. sinsi sinsi aramızda kara bir yılan beslemişiz. pek büyüyüp palazlanmasına sevinmişiz. besle kargayı oysun gözünü misali karşımıza şimdi dikilmiş de eksik olsun senin kardeşliğin deyecek kadar sinsi bir düşmanmış içimizdeki. ne yapalım bu yolla tarihi bile şaşırmaları aslında tarihi uydurmaları pek komik ama ne yaparsın sinsi bir düşmanın ne zaman ne yapacağı de pek belli olmuyor. düşününce acaba bu tarihi uydurmalarla birlikte yok türkiye yerine kürdiye olsun yok türkçe yerine kürtçe olsun yok atatürk yerine de atakürt olsun demeçleri yok atilla türk değilmiş kürtmüş :) )))))) yok buralarda bilmem kaç bin yıllık geçmişleri varmış. :) )))))))) çanakkalede mertçe savaşmışlar kurtuluş savaşını onlar kazanmışlar bilinçaltını kemirip duran derin bir kıskançlık alametleri bunlar başka birşey değil tabii

ya aslında bu tarihi saçmalıklar arasında bir noktaya takıldım bunu da bana nedenleriyle biri anlatabilirse sevinirim eminim bunun bir nuh tufanı gibi bir açıklaması olmalı diye düşünüyorum. anadolu topraklarında hatta mezopotamyada bunca yıllık geçmişleri olduğunu iddia ediyorlar da hala anlamadığım binlerce sene nasıl olduda bir uygarlık kuramadılar çünkü bir coğrafyada bunca asır yaşamak demek o topraklarda yüksek bir uygarlık kurmak demektir. bu uygarlık yok ortada hatta bu uygarlığa neden kendi isimlerini verememişler.bu uygarlıkta neden kendi dillerini konuşamamışlar çünkü sümer desen kürtçenin sümerceyle ilgisi( üstelik sümerce 2oo sözcük türkçeye yakın bunu tanınmış sümerologlar iddia ediyorlar ve ispatlanabilir bir durum hani atmasyon değil ) yok asur desen asurcayla ilgisi yok en yakın urartu desen urartucayla da ilgisi yok babil desen o zaman dilleri yok milletleri yok binlerce sene yapamadıklarının öyküsünü anlatıyorlar acıtasyon yapıp haklılık payı çıkarıyorlar. yazık ellerindeki malzeme katıla katıla gülünecek bir malzeme sonra gerçeği anlatanlara ancak küfrederek aşağılayarak sataşabiliyorlar ancak bunların neresi dürüstlüğe mertliğe insanlığa şerefe haysiyete objectifliğe sığar
kürtlerin fakir eğtimsiz cahil olduklarına asla inanmıyorum. vallahi paranın da imanın da kimde olduğu belli olmaz misali büyük servetlere sahipler düğünlerine bakıp gör. coluk çocuk çalıştıran fakirleri kadar türkler de de var fakir cahil o kadar ama sefaletin büktüğü boyunlarından mertliği haysiyeti şerefi eksik etmediklerinden böyle acıtasyonlar ve insanlık dışı uygulamalara neyeyse pek rastlanmıyor her millette kötü insan vardır. türklerinde kötüsü var onlarında gönlümüzde yeri var kürtlerinde gönlümüzde yeri vardı. vardı diyorum şimdi olduğunu söylemek pek anlamsız hatta mümkün değil. ben artık haydi diye seslenecekleri günü bekliyorum yüreğim mevzide elim tetikte

aslı belirsiz bu insanların aslımı inkar etmem diye direnek söylemek istemedikleri söz NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE ırkçı bir söz olsaydı NE MUTLU TÜRK DOĞANA derdi. anlamak iyi niyetli olmak gerek ama kürtler niyetlerini bozmuş bi kere herşeyden fesat ve düşmanlık çıkarıyorlar böyle bir sözde bile

bedirxanAğustos 29th, 2007 10:18

avere cok merak ettiysen oku faşizan saldıra uğramış uygarlıklar ¨

Kürt Devletleri

Kürdistan, Kasr-ı Şirin (1639) ve Lozan Antlaşması’yla (1923) dört parçaya bölünmüş, Ortadoğu’da 550.000 kilometrekare yüzölçümüne sahip bir ülkedir. Eski istatistiklere dayanılarak yapılan tahminlere göre Kuzey Kürdistan’da (Türkiye) 18, Doğu Kürdistan’da (İran) 8, Güney Kürdistan’da (Irak) 4, Güney-Batı Kürdistan’da (Suriye) 1,5 Milyon olmak üzere, 35 Milyonu aşan bir nüfusa sahip.

Kürtler bu güne kadar kısa süreli de olsa varlıklarını sürdürebilmiş bir çok devlet kurmuşlardır. Tarihsel sıralamaya göre bazı Bağımsız Kürt Devletleri-Yönetimleri:

Alamut Ziyar’ı Devleti

Ziyar devleti 1011 yılında Alamut devletinin kurucusu Hasan El Sabah tarafından yıkıldı. Ziyar devleti, Kürt Dailam aşiretine mensup Ziyar’ı oğlu Merdavic tarafından 930’da Kürt yurdunun kuzeyinde kuruldu. Egemenlik alanı Taberistan ve Cürcan’ı da içine alarak güneyde Isfahan’a, batıda El Cezire ve Irak’a, kuzeyde Kafkaslar’a kadar uzanıyordu. Dailam aşireti, 9.yüzyılın sonlarına doğru, Abbasi Halifeligi döneminde Müslüman oldu. Hazar Gölünün güneybatı kesiminde yaşayan bu aşiret, büyük bir askeri güçe sahipti. Varlığını 141.yıl sürdürebilen bu devlet, 8 hükümdar tarafından yönetildi. Eski edebi eserler arasında yer alan “Kábusname” bu dönemde, Ziyarların son emiri Keykawes’ın amcası tarafından yazıldı.

Hamdani Devleti

Kürt Hamdani devleti 1039’da Arap Okaylı devleti tarafından yıkıldı. Hamdani devleti, Şeyh El Dewle tarafından 944 yılında Halep bölgesinde kuruldu. Bu tarihe kadar Musul merkezi Büyük Hamdani devletinin bir parçası idi. Söz konusu tarihte bağımsızlığını ilan eden Şeyh el Dewle, Halep’i merkez seçti. Yukarı Mezopotamya’yı hakimiyeti altına almaya çalışan Bizans Kralı Romans’la Urfa’da yapılan savaşta zafer kazanan Şeyh El Dewle, Suriye ve Yukarı Mezopotamya’nın büyük bir bölümüne egemen oldu. Bağımsızlığını 95 yıl koruyabilen bu devlet, Araplar tarafından egemenliğine son verildi. Bu devletin, sınırları ve süresi içinde El Mutanabbi, Ebu Firaz ve El Farabi gibi önemli şair ve bilim adamları yetişti.

Büveyhogulları Devleti

Kürt Büveyhogulları devleti, 1050’de Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından yıkıldı. Büveyhogulları devleti 934 yılında Ali Hasan ve Hüseyin Ahmet kardeşler tarafından Güneybatı Iran’da kuruldu. Deylem Dağlarında yaşayan Bercenkiaver Kürt aşiretine mensup üç kardeş kısa bir süre içinde devletin egemenlik alanını güneyde Isfahan- Şiraz, kuzeyde ise Hamedan’a kadar genişlettiler. Babaları Ebu Suce Büveyh’ten dolayı “Büveyhogulları devleti” denildi. Abbasi Halifesi Kahir Billah, bu devletin egemenliğini tanımak zorunda kaldı. Abudüd devletinin hükümdarlığı sırasında pek çok cami, hastahanene, imarathane, yollar ve kuyular yapıldı. Mogol istilaları sırasında bu bölgelerde her şey yakılıp yıkıldığı için bu devlet hakkında daha ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır.

Mervani devleti

Mervani Kürt devletine 1087’de Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından son verildi. Merkezi Silvan olan Mervani devleti, Harput Kürt aşiretine mensup Bad tarafından 981’de kuruldu. 999’de Hamdanilerle yapılan bir savaşta Bad ölünce, yerine yeğeni Mervan’ın oğlu Ali geçer ve babasına atfen devletin ismi “Mervani” olarak adlandırıldı. Devletin egemenlik sahası: Güneyde Cudi eteklerinden Cizre- Hasankeyf’e, batıda Harput, kuzeyde Malazgirt ve doğuda Hakkari’ye kadar genişledi. Mervani devletinin zenginliğine göz diken Melikşah, devletin son emiri olan Nasiruldevle’ye “memleketi paylaşalım” teklifinde bulundu. Teklifi reddedilen Melikşah, veziri Fahrüldelevle yönetiminde Silvan üzerine büyük bir ordu göndererek Diyarbakır ve Silvan’ı ele geçirerek hazinede bulunan 1 milyon altına el koydu.

Sedadi Devleti

1164’te Selçuklu Kralı Melikşah tarafından ortadan kaldırıldı. 951’de Ravvadi aşiretinden (Selahaddin Eyyubi’nin mensubu oldugu aşiret) Muhammed Seddat tarafından kuruldu. Bu devletin yönetim merkezi başlangıçta Dabil-Dvin idi. Daha sonra Gence yönetim merkezi oldu. Egemenlik alanı Ravvadi Kürt aşiretinin yönetimindeki Arran bölgesi, Nahcivan, Gence, Berba, Dubeyl ve Beylekan bölgelerinde oluşuyordu. Arran güneyde Aras’la, kuzeyde Kura Irmağı arasında yer alan ve Derbend’e kadar uzanan bir bölge idi. Romalılar ve Helenler buraya ülke adı olarak “Albaniya”, kavim olarak da “Ariyan” diyorlardı. Bu sözcük Arapçaya “Arran” şeklinde geçmiştir.

Hasanveyh Devleti

Son hükümdarı Ebul Mansur’un ölümü ile içerden bir hayli zayıflanmış olan Hasanveyh devleti 1121’de kendiliğinden dağıldı. Bu devletin hükümranlık dönemi toplam olarak 171 yıl sürdü. Devlet, Barzikan- Baruni aşireti lideri Hasanveyh bin Hüseyin tarafından 959 yılında kuruldu. Egemenlik sahası Şehrezor, Dinaver, Hamedan ve Nihavend bölgeleriydi. Devletin başkenti, Bisulun Dağı’nın güneyine düşen Sermac şehri idi. Hasanveyh’in 979 yılında ölmesi üzerine, yerine oğlu Bedir geçti. Devletin sınırları Bedir döneminde Ahvaz, Huristan, Berucerd ve Esadabad’ın katılması ile genişledi.

Eyyubi Hanedanlığı Devleti

Selahaddin Eyyubi’nin 4 Mart 1193’te Şam’da ölmesi üzerine Kürt Eyyubi Imparatorluğu aynı yıl parçalandı. Eyyubi Imparatorluğu, Selahaddin Eyyubi tarafından Mayıs 1175’te kuruldu. İyi bir dini ve askeri eğitim alan Selahaddin, 1165 yılında Mısır’a vezir seçildi. Fransız ve Bizans ordularına karşı büyük başarılar elde eden Selahaddin, İslam dünyasında kendisini büyük sempati duyulan, tam anlamı ile güçlü bir vezir ve önder durumuna geldi. 10 Aralık 1171’de, varlığını 200 yıl sürdurmüş olan Mısır Fatimi Halifeliğine son verdi. Kardeşi Turan Şah yönetimdeki bir orduyla kısa bir süre içerisinde Hicaz, Yemen, Aden ve Mekke’yi aldı. Eyyubilerin buralardaki hakimiyeti 50 yıldan fazla sürdü. Suriye Kralı Nureddin’in 13 Mayıs 1174’te ölmesi üzerine Selahaddin bir ordu ile Suriye’yi hakimiyeti altına aldı.

Bağdat’ta ki Abbasi Halifesi, Mayıs 1174’te Selahaddin Eyyubi’nin krallığını kabul ederek fethettiği topraklardaki otoritesini tanıdı. Musul şehrini de alarak Musul Atabeklerine son veren Selahaddin, ülkesinin sınırlarını Fırat Nehri’ne kadar genişletti. Yukarı Mezopotamya’daki küçük beylikleri de hakimiyeti altına alan Eyyubi İmparatorluğu’nun sınırları doğuda Dicle Nehri’ne, kuzeyde Ermenistan hudutlarına, güneyde Yemen’e, batıda ise Tunus’a dayanıyordu. 1187’de Kudüs şehrini Hıristiyanların elinden aldı ve bu durum islam dünyasında ona büyük bir saygınlık kazandırdı. Dinde yaptığı reformlardan dolayı, adı dini islah eden anlamında “Selahhadin” olarak değiştirildi. Eyyubiler döneminde pek çok Kürt yazar, şair, bilim adamı ve aydın yetişti. İzzeddin Ali, Mecdeddin Ebu Saadet, İbnul Esir el Cezeri (Nasrullah) bunlardan bir kaçıdır.

Alamut Devleti

Alamut Kürt devleti Moğol Hükümdarı Hulagu Han tarafından 1256’da yıkılarak ortadan kaldırıldı. Alamut devleti Hasan El Sabah tarafından 1011’de kuruldu. İsmailiye mezhebi temelinde güçlü bir örgütlenme yaratan Hasan El Sabah, Kürt aşiretlerini harekete geçirecek bir iç ayaklamayla Ziyar devletine son verdikten sonra, aynı topraklarda dini esaslara dayalı bir devlet kurdu. Varlığını 179 yıl sürdüren bu devlet, 8 hükümdar tarafından yönetildi. Devletin son hükümdarı olan Hür Şah, Moğollar tarafından idam edildi. 1124 yılında ölen, etkileyici dini lider ve başarılı bir devlet yöneticisi olan Hasan El Sabah için Marko Polo şöyle diyor: “Bu kişi yüksek dağlık bölgede bir sevgi cenneti kurdu. Çok zengin bir hazineye sahip idi. Kurmuş olduğu bu cennet nedeniyle İslamiyet içerisinde kısa zamanda geniş bir taraftar kitlesi

Gor Devleti

Harzemşahlar 1214’te Kürt Gor devletinin başkenti Firuzkuk’u ele geçirerek bu devletin egemenliğine son verdiler. Gor devleti, Seyfuddin Suri tarafından 1148 yılında Kuzeydoğu Iran’da kuruldu. 1148’e kadar Selçuklu devletine bağlı bir beylik olarak varlığını sürdüren Kürt Gor aşireti, Seyfuddin Suri’nin beyliğin başına geçmesi ile bu tarihte bağımsızlığını ilan etti. Suri, devlet sınırlarını kısa bir süre içinde genişletti. Selçuklular ve Oğuzlarla sürekli çatışma halinde bulunan Gor hükümdarı Giyasuddin, büyük bir hareket başlatarak (1173) kademeli olarak Gazne, Herat, Multan, Uccah, Siudi, Esaver, Debut ve Lahor şehirlerini aldı ve Gazneli Sultan Mahmud hanedanlığını ortadan kaldırarak kardeşi Muiziddin’i Gaznelilerin varisi ilan etti. Muiziddin 1192’de Kuzey Hindistan ve Bengal’i fethetti.

Mahabad Cumhuriyeti

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından 22 ocak 1946 yılında İran’da Kadı Muhammed’in önderliğinde Mahabad’da (Doğu Kurdistan-İran) Kürt Cumhuriyeti kurulur. Devlet Başkanlığını Gazi Muhammed ve Savunma Bakanlığını Molla Mustafa Barzani’nin yer aldığı cumhuriyet, 17 Ocak 1947 yılında İran rejimi tarafından yıkıldı ve 31 Mart 1947 yılında Qazi Muhammed idam edildi. Kürt Cumhuriyeti’nin yıkılmasıyla Molla Mustafa Barzani çatışmalardan sağ kalan peşmergeleriyle Sovyetler Birliğine geçer.

Mahabad Cumhuriyeti döneminde “Ey Reqîp” adlı şiir Kürtlerin ulusal marşı olarak kabul edildi.

Kağan TamtürkAğustos 30th, 2007 12:52

BÜTÜN DÜNYA KÜRT OLSUN KAMPANYASI
Selahaddin eyyubi nereden kürt oldu.. hangi kaynak berxanimisin nesin oradan buradan copy pasta yaparasın ancak
Aç ana britannicayı (Murat Belge nin tarih editorluğunu yaptığı ansiklopedi oradan öğren Selahaddin Eyyubi Türkmü yoksa Kürtmü? )
Bütün dünya kürt olsun retrograd tersine evrim olsun

Gökcan AKALINAğustos 31st, 2007 14:17

Kültürel varlıkların yaşatılması konusunda bir sorun yoktur. Anadoludaki tüm uygarlıklara sahip çıkılması ve öğrenilmesi cumhuriyetin ilk yıllarında teşvik edilmiştir ve bu yönde tarihsel araştırmalara gidilmiştir. Türkiye topraklarında tarihsel birliktelik ve akrabalık bağları ile içi içe geçmiş olan birçok etnik unsuru birleştiren ortak payda Türk kimliğidir. Irk ve din kökenine dayanmayan fakat vatandaşlık kavramıyla açıklanan Türk kimliği “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes Türktür” ilkesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan anayasada tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi bu ulus devlet anlayışı ayrıştırıcı değil tam tersine bütünleştirici ve kapsayıcı bir felsefedir. Kürtçe dil tabii ki seçmeli ders olarak üniversitelerde okutulabilir; çünkü kültürlerin ve dillerin yaşatılması evrensel bir değerdir. Ne yazık ki bazı arkadaşlar, yıllardan beri bu toprakları ve insanlarını kendi malı gibi gören emperyalistlerce pompalanan etnik-ayrılıkçı düşünce yapısından etkilenmişlerdir. Türkiye’yi birleştiren ve ortak unsur olan Türk dili dışındaki başka dillerin eğitim dili olmasının anlamı, ülkedeki eğitim birliğinin yok olması demektir. Eğitim birliğinin yok olması, ülkeyi çok kafalı bir toplumsal yapılaşmaya götürür: bu da fiili olarak ülkedeki ulus devlet anlayışının çökmesi ya da diğer söyleyişle bölünmesi demektir. Dışarıdan dayatılan anlayışların getirdiği sonucu, tarihe bakınca görmek zor olmasa gerek. Bu topraklarda yaşayan insanların etnik yapısını kurcalayarak bölücülük yapmak, emperyalistlerin oyuncağı olmayı kabul etmek demektir. Tarih, birlikteliği çöpe atarak ayrıştırmacılığı seslendirenlerin veya bu yanlışa düşenlerin yargısını vermiştir, verecektir de. Teşekkürler.
“Ne Mutlu Türküm Diyene”,Mustafa Kemal Atatürk.

Not: Acımasız PKK terörünü bilimsellikten uzak iddialar ile haklı sebeplere oturtmak isteyen ab fonlu ayrılıkçıların koyun sürüsü olmamak için okumaya ,araştırmaya ve ortak tarihimizi öğrenmeye devam edelim arkadaşlar. Avrupalı tarihçilerin ortadoğuya bakış açısının tamamen operasyonel olduğunu herkes biliyor. Ortaya psikolojik harbi gerçekleştirmek için bir tez atılır ve bu tez etrafında tarih araştırmacılığı( ya da romancılığı) yapılır. Tarih belgeler bilimidir. Bu belgeler ışığında Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan insanların tarihsel ve kültürel olarak akrabalığının bulunduğunu ortaya koymayı ırkçılık olarak damgalayıp gerçeklerin ortaya çıkması engellenmek istenmektedir. Bu emperyalistlerin bölgemizdeki oyunları tarihte ilk kez sergilenmiyor.

baykal durhanEylül 1st, 2007 12:18

Bakıyorumda bir çok kürt kafalarında Türkiyeyi bölmüşler olabilir bende bazen kuzey ırağı Türkiyeye katmanın hayalini görüyorum,Musul,erbil,kerkük,zaho,selahhattin kentleri Kurulmaya başlanan Türkmen ordularının eline geçiyor,kürtleri ise basra körfezinde denize döküyor
Olamazmı yunanı denize döktük,ege uzak basra körfezi yakın,hem amerikanın gemileri var binip amerikaya gidebilirsiniz,amerikanın sizin gibi katillere her zaman iş verir

ERMAN KITLICAEylül 1st, 2007 13:45

bedirhan denen ermeni o saydığın devletlerin biri bile kürt devleti değildir
Ha ikinci dünya savaşında iran devletini almanyanın yanında yer almaması için kurulan kukla devleti diyorsan başka,o kukla devlet ingilizlerin iran devletini uyarmak amacıyla kurmuş olduğu sanal bir oluşumdur.
İran ingiliz egemenliğini kabul edince,kürtlerin her zaman uğradığı ve uğrayacağı felaket başlarına geldi
Yok edilmek
k….. ettiğiniz ingiltere ve rusya iran ordusuna sizi yok etmek için silah bile verdi
Ama sizde akıl ne arasın şimdide amerikaya k…. ederek devlet kurmaya çalışıyorsunuz,şunu unutmayın k….. devleti olmaz,k….. kulubeleri olur,sizler sadece sahiplerinizin bahçelerinde bekci olarak kalırsınız
Gur devleti afganistandaki peştunların kurduğu bir devlettir,kürt devleti değil,cesaretin varsa peştunlara sor bakalım sana ne diyorlar
Bak ermeni p… berdirhan kürtleri kandıra bilirsin ama biz Türkleri asla,önce karabağda,sonra erivanda Türklere yaptığınız her fenalığı soracağız,bunu kafana sok
Bakalım yorumumu yayınlayacak baba yiğit varmı

BU MESAJ TARAFIMDAN MODERE EDİLMİŞTİR. MKD

bedirxanEylül 3rd, 2007 18:59

ERMAN KITLICA
senin gibi ırkcılar zamanında kürtlerin kart kurd sesinden geldiğini ida edecek kadar küçülmüşlerdi herşeyi zamanla kabul edeceksiniz ama zamanla benim kim olduğumu sen bilemesin ben allaha bin şükür müslümanın ve kürdüm herkesin kim olduğunu yüce allah bilir yahidi erman sana göre bütün dünyadaki kaynaklar yalan sadece türkiyede yayınlananlarmı doğru birde şu at gözlüklerini cıkarıp dünyaya bakmayı deneyin isterseniz senin gibi biriyle muhatapta olunmaz zaten ne yazacaksan adam gibi yaz öyle p… lerle bana en ufak küfür edene bin katıyla iade ediyorum

Kağan TamtürkEylül 3rd, 2007 21:48

Bulmacalarda iki resim arasındaki fark kabilinden basit bir çözümleme bile Türklerle Kürtlerin arasındaki kapatılamaz olan kürtlerin aleyhine uçurumu ispat eder.. Bedirhan bir Atatürk’ e bak bir barzaniye apoya talabaniye bak sonra derin bir ahhh çek benle senin arandaki farkda işte öyle.. Sizler için üzgünüm Tanrı herzaman adil davranmıyor.
Türksen öğün değilsen itaat et!!

agit altunerEylül 7th, 2007 02:05

ben kürdüm ölene kadar

Derya DenizEylül 10th, 2007 16:55

Burada yazan Kürtler, beni hayrete düşürdü. Dış güçler, bunların beynini fena yıkamışlar.

Benim pek çok Kürt dostum var. Baba tarafından dedem de Kürt. Ama benim tanıdığım, kendilerine Kürt diyenler, hiç de bunlar gibi konuşmuyor. Onlar da takiyyeci mi oldu acaba?

Geçen yıl Irak’tan Sincar aşiretinden bir genç geldi İstanbul’a. Bir akrabasının evinde misafir kaldı. Gayet güzel Türkçe konuşuyordu. Sohbet ettik. Aşiret reisinin yakın akrabası imiş. 1990′lı yılların başında bir Amerikalı albay, aşiret reisleri ile toplantı yapmış. Yanında gözlemci olarak bir Türk subay da varmış.

Bu gencin yakını olan aşiret reisi, diğer aşiret reislerinin yanında hiç çekinmeden Amerikalı albaya, “Biz Araplarla anlaşamıyoruz. Türkiye’deki akrabalarımız rahat, huzur, zenginlik içinde yaşıyor. Biz burada esiriz. Topluca Türkiye’ye bağlanmak istiyoruz” demiş. Diğer aşiret reisleri de (Barzani dahil) itiraz etmemiş. Amerikalılar da, Türk subay da söylediklerini not almışlar.

Bir süre sonra mükemmel Kırmanço ve Sorani konuşan Amerikalılar gelmiş köylerine. Çeşitli hediyeler de getirmişler. Sonradan öğrenmişler, reisten “Türkiye’ye katılma” fikrinden vazgeçmesini istemişler.

Sonra reisten bir daha “Türkiye’ye katılalım” sözünü işitmemişler.

Oralarda durumun nasıl olduğunu sordum. Barzani Saddam’ı aratacak kadar faşist davranıyormuş. Genç, “Para onda, silah onda, Amerikalılar onun yanında. Aleyhinde konuşsan, Türkmen, Kürt fark etmez içeri atıyorlar. Biraz ileri gidersen, öldürüyorlar” diyor.

Amerikanın amacı belli. Orada İsrail benzeri küçük bir devlet kurduracak. Orayı üs olarak kullanacak. İsrail’in üzerindeki baskıyı azaltacak. Petrolü ve enerji yollarını kontrol edecek. İlerde önemi daha da artacak olan Dicle-Fırat’ı denetimi altına alacak. Bunun için Türkiye’de planlarını uygulamaya başladı. Halkı bölecekler. Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Dindar-Laik vs. Türkiye zayıflayınca, Doğu ve Güneydoğu’yu kopartacaklar. Haritayı hatırlayın.

Buraları Kürtlere bırakacaklarını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Tevrat’ta vaadedilen topraklar, Dicle ve Fırat havzasını da kapsıyor. Bugün Kürt milliyetçisi diye ortaya çıkan saftorikler, eğer Siyonizmin ajanı değillerse, yarın çok ağlayacaklar.

Selahattin Eyyübi’yi bile Kürt yapacak kadar saptırabilenler, daha ne yalanlarla ortaya çıkacaklar. Orada yazılanlardan Mahabat Cumhuriyeti dışındakilerin hepsi uydurmadır.

Vallaha ben kanımda Kürtlük olsa da bu ülkeyi vatanım, Türkiye’yi de devletim kabul ediyorum. Etmiyenler, bu kafayla giderlerse, yarın çok ağlarlar. Uyarılara rağmen dinlemeyenler için de ben yarın ağlamam.

İnternette bir Kürt gençle yazışıyorduk. Bana Kerkük’te olduğunu söylüyordu. Akıl almaz iddialar ortaya atıyordu. Bir insanın beyni nasıl bu kadar yalnış fikirlerle doldurulur diye üzülüyordum. Ağıza alınmayacak küfürleri Türk yetkililere yöneltiyordu. Allah islah etsin diye düşünüyordum. Bir de öğrendim ki bana Kerkük’te yaşadığını söyleyen genç, Antalya’daymış ve PKK’lı teröristmiş.

PKK’lıların, Barzani’nin, Talabani’nin peşine düşüp kendilerini ateşe atanlara acıyacak halimiz yok artık. Ama şunu bilin, kendilerini Kürt diyen ama bu ülkeye bağlı insanlar bu maceracılara itibar etmiyor. Herkesin derdi, bu ülke nasıl kalkındırılır, insanlar nasıl iş, aş sahibi olur? Bu ülkeye bağlı olan, kendisini Türklerden ayrı görmeyenlerin sayısı, maceracılardan çok daha fazla.

Rüzgar eken, fırtına biçer. Benim korkum, bölücülerin yüzünden masumların da zarar görmesi.

Saygılarımla.

TÜRKÜM DİYORUM VE BU CÜMLENİN VERDİĞİ GURURLA YAŞIYORUMEylül 11th, 2007 00:36

yukarıdaki yazıyı okuduğumda ne güzel özetlenmiş bir sorun dedim ama yorumları okuduğumda hiç iç açıcı degildi yani bazı kalın kafalılar hala anlamamak için direniyo gibi.(gerçi gibisi fazla )
maalesef bazıları Amerikaya(teröre )o kadar güveniyoki sanki onlarla beraber yasamışlar yıllarca ama o güvenenlerhiç bir zaman istediklerini alamıyacaklar hele bizim gibi gençlikle toprağimizi NE BÖLEBİLİRLER NE DE TOPRAĞIMIZDAN BİR TOZ TANESİ ALABİLRLER
NOT:Eger bu ülkeyi beğenmiyorsaniz bu ülkede 1 sn bile durmayın gidin.bizim işimiz TÜRKÜM DİYENLERLE amerikanın köpekleriyle degil bu ülke için birşeyler yapalım birşeyler katalım birşeyleri elimizle başkalrına vermeyelim
SAYGILARIMLA…

Kağan TamtürkEylül 11th, 2007 21:09

Cehennemin taşları iyiniyet taşları ile döşeli , kürtlerin yeni yıldızı altı köşeli .. Barış kardeşlik çığırtkanlığı Türk gücünü kırmaktan başka işe yaramaz kesin sonuç saldırı ile alınır.

Kerem hocam şu perihan magden işinede bi el atsan diyorum , ramazan eğlenceliğimiz çıksa saygılarımla …

ataberkEylül 16th, 2007 01:38

Öncelikle sizi tebrik etmek istiyorum.Çok ılımlı ve barışçıl bir yazıydı.Keşke dedikleriniz olabilse.Ben kürt kökenli bir Türküm galiba.Ne diyeceğimi tam olarak bilmiyorum.1 haftaya kadar kendimi Türk hissediyordum.Bu ülke için herşeyi yapabilecek düzeydeydim.Çünkü benim okumamı,oynamamı,haklarımı,en önemlisi yaşamamı bu ülke ve bu toprakalr sağladı ,apo ***i ya da başka bir devlet değil.Ben ,bana böyle iyilikte bulunan ülkeme ihanet etmem.Ama son zamanlarda gördüğüm kadarıyla,kürtlere çok yanlış davranılıyor kanaatimce.Bir Ahmet Kaya veya onun gibi bir türkücü dinleyene bölücü örgütle ilişkili nitelendirmesi yapılabiliniyor.Bu beni gerçekten üzdü.Çünkü bu topraklarda,bu topraklar için savaşmış,ölmüş,buralar için çalışmış bir kürt vatandaşları var ve bazı kendini milliyetçi diyen kişiler tarafından göz ardı ediliyor.Kafam gerçekten karışık.Ben bu ülkeye bağlıyım.Ama aslımı da inkar edemem.(Köken konusu da karışık olmaya başladı son günlerde.Kürt diye birşeyin olmadığı söyleniyor.)Dağa çıkma gibi bir düşüncem yok,olamaz da.Tavsiyelerinizi bekliyorum.Her şey bu ülk ve senin için (İ.Y).

Saygılar

haydar yıldırımEylül 16th, 2007 23:11

apocu genlik benim güzel kardeşim o senin türkiye üzerinde kurmak istediğin kürdistan bi kere hayal olur ancak senin için daha öncede dedik ya biz bu cennet vatanı zamannın en güclü devlerlerine yar etmedik sizin gibi eli sopalı birkaç mahalle … mi yar etcez biz varken o senin dediğin anca bi rüya olur senin için .hem apo senin bacına tecavüz etti senin kardeşini öldürdü senin kendi halkını katletti .sen hala apo diyon demekki şu kesin bi insana … yaranıyo bizde yapsaydık aponun yaptığını demekki bu ülkeyi bölmek istemiyecekmişsiniz ama sen canını sıkma eger birazdaha ileri giderseniz o şeylerin aynısını bizde yapmak zorunda kalcaz.ama inşallah böyle bi durumla karşılaşmayız nede olsa müslüman kardeşiyiz ama vatan bize kardeşimizdende azizdir unutmayın.ha bu arada bu sözüm türk ve kürt kardeşlerimedir bu vatanı beraber kurtardık düşmandan bu topraklarda bizim olduğu kadar sizin şehitlerinizde var ne olur amerikanın ve avrupanın oyunlarına gelmeyelim tarihi tekerrür ettirmeyelim çünkü bu gavur milleti … eşşege şemer takmaz .herkeze iyi ramazanlar allaha emanet olun

emreEylül 20th, 2007 22:10

TÜRKİYE ÜZERİNDE KİMİLERİ ŞİDDETLE KARŞI ÇIKSADA UZUN YILLARDIR OYUNLAR OYNANIYOR.BU OYUNUN BAŞ KAHRAMANI İSE MAALESEF ÜLKEMİZİN BİR PARCASI OLAN KÜRTLER.BU OYUNUN KÜRTLER ÜZERİNDEN OYNANMASI CANIMI DAHA ÇOK YAKIYOR.BUNUN NEDENİ İSE BENİM DE KÜRT ASILLI BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDASI OLMAM.BENİM İZLENİMLERİME GORE ÜLKEMİZDE KÜRT VATANDASLARIMIZA KESİNLİKLE AYRIMCILIK YAPILMAMAKTADIR.BUNUN ÖRNEKLERİ MEVCUTTUR.KENDİMDEN ÖRNEK VERMEM GEREKİRSE BABAM UZUN YILLARDIR KAMU MAKAMLARINDA GOREV YAPMAKTADIR AMCAM ÜLKENİN ONEMLİ BİR BANKASINDA YILLARCA MÜDÜRLÜK YAPMISTIR.BİR AKRABAM TSK DAN ALBAY RÜTBESİYLE EMEKLİ OLMUSTUR.DEMEK İSTEDİGİM KÜRTLERİN İÇİNDEDE ÜLKESİNE VE MİLLETİNE SON DERECE BAGLI İNSANLARIN OLDUGUDUR.KÜRT ASILLI BİR ATATÜRK MİLLİYETCİSİ OLARAK NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE.

emreEylül 20th, 2007 22:21

BENİM KARSI OLDUGUM BİR NOKTA DAHA VAR.BİZ NEDEN VATANDASLARIMIZI KÜRT LAZ CERKES VB. AYIRIYORUZ BİZ BU VATANDA AYNI EKMEYİ AYNI SUYU PAYLASMIYORMUYUZ.O HALDE BU KAVGALAR NERDEN CIKIYOR İÇİMİZDEN CIKMADIGI ACIK.BİR HİPOTEZ ORTAYA ATMAK İSTİYORUM TÜRKLER VE KÜRTLER KARDEŞ DEGİLDİR TÜRKLER VE KÜRTLER VE BU ÜLKEDE YASAYAN HERKES BİRDİR.NEDEN KARDES DEGİLDİR ÇÜNKÜ YERİ GELDİGİNDE KARDESLER ARASINDA ANLASMAZLIKLAR OLABİLİR AMA BİRLİKTE BOYLE BİRSEY OLMAZ.BU FELSEFEYİ BENİMSEDİGİMİZDE HİÇBİR PROBLEM KALMAYACAKTIR.DOGRU DEGİLMİ ÜLKEMİZİN GUZEL İNSANLARI?

Gökcan AKALINEkim 4th, 2007 00:11

Ataberk arkadaşım Kürt kimliği birkaç uydurma tezler dışında hiçbir zaman reddedilmedi. Kürt kültürü ve edebi eserleriyle ilgileniyorsan Türk Tarih Kurumu’nun Kürt edebi eserleri ile ilgili çalışmaları var okuyabilirsin. Açıkçası bu topraklarda değişik kültürlerin yaşatılmasını doğru buluyorum; fakat bu ortak noktalarımıza balta atmak olmamalıdır.

ulkunur kartalEkim 4th, 2007 15:52

BEN 12 YAŞINDAYIM BENIM BU GÜN ODEVIM VARDI BUDA ÇOÇUK HALARINI YAZMAKTIIII AMA BAKTIM BULAMADIMMMMM YUUUUUUUUUUUU

haydar yıldırımEkim 8th, 2007 19:20

terörü lanetliyorum ve bu ülkeyi bölmek isteyenlerin allah cızırtısını aldın diyorum

cengiz drejanlıEkim 11th, 2007 06:40

kürt sorununun kürdistandaki başlığıda bu örn: mehmet TAŞDEMİR kürt ama gakgoş aslını inkar etmekten başka bişey bilmeyen bozkürtler den oy oy :) biz bunlara boşuna gakgoş demiyoruz alayı böyle bi izol içinden biraz sağlam kurtulabilmiş Kürdistan’ın Utanç Veren illerinden biri kendi içimizdeki kürt sorununuda bi çözseydik zaten şimdiye 50 ülke kurmuştuk türkler istediği kadar hayır desin dursun.

apocu_gençlikEkim 15th, 2007 22:07

haydar kardeş iyi güzel konuşuyorsunda bu bölünmeye her zaman karşıyız ama türkiyede böyle dengesiz insanlar oldukça ve çıkarları üğrüna bu ülkeyi savaşa sürüklüyorsa bi istemesekte bölünmeye yol açar kardeşçe yaşamaya alışmışız ama ve daha güzeline alışmak varken zorla dağlara taşıyorlar ve savaşın yolunu açıyorlar bu ülkeyi 1 dünya savaşında türklermi kurtardı kürtler olmasaydı bu gün bizim yeremizde siz türkler olurdunuz rusya kürt aşiretleni rusyaya almak istemedimi toprak vermedimi kendi kültürünü kendi dilini kendi kimliğini vermedimi neden gitmedi osmanlı devleti bırakmadı ve orta doğuda türkmü vardı türkler orta asyadan göç edip gelmedimi orta doğuya her neyse ARKADAŞLAR BEN BU SAVAŞIN DAHADA BÜYÜMESİNİDE İSTEMİYORUM BAK DAĞLARDA SAVAŞAN ASKERDE GERİLLADA KARDEŞ DEİLMİ VE KARDEŞİ KARDEŞE DÜŞÜRÜYORLAR SADECE ÇIKARLARI TÜRKİYE 23 SENEDİR SAVAŞIYOR MİLYONLARCA KAYIP VERDİ GERİLLA KARDEŞLERİMİZDE NEDEN BUNU DİYALOG YOLU YOKMU BU GÜN BİZ MECLİSE VEKİLERİ GÖNDERDİKİ BU SORUNU ÇÖZMEK İÇİN AMA ERDOĞAN KALKIPTA TEHTİT EDİYOR VE BU BÖYLE GİDERSE BU SAVAŞ DAHA ŞİDETLENİR VE EN KÖTÜSÜ İÇ SAVAŞ ÇIKAR O ZAMAN TÜRKİYENİN İSRAİL İLE FİLİSTİNDEN HİÇ Bİ FARKI KALMAZ BUNU İÇİN KÜRTLER TÜRKLER BİRLİK OLMASI LAZIMKİ KARDEŞLERİMİZ ÖLMESİN HAYDAR KARDEŞ

hakkariliEkim 18th, 2007 19:33

helal olsun yaaa kürt genliğine kürt halkına helal olsun gelsinler kürt halkının yorumlarını görsünler.. kendimizle gurur duyuyoruzz…

emreEkim 22nd, 2007 20:14

terörü lanetliyor ve siddetle kınıyorum.askerlerimizin kanı kesinlikle yerde kalmamalı.TÜRKİYE CUMHURİYETİ ASKERLERİNİN YABANCI GÜÇLERİN OYUNUNDA ŞEHİT OLMASINA GÖZ YUMMAMALI.bu ülkenin suyunu içip yemeğini yiyen insanların yukarıdaki gibi yorumlar yapması abul edilemez.yarım ağız teröristlere gerilla diyerek onları masumlastırmak kabul edilemez.dagdakiler kallestir ve teslim olmadıkları sürece öldürülmelidirler.

mehmet emin bıyıkEkim 25th, 2007 13:36

SORUN BÖLÜCÜLÜK VEYA TERÖR DEĞİL; SORUN KÜRDÜN TA KENDİSİDİR.

Türkiye’de her gün kız çocukları kaçırılıp zorla fuhuşa sürükleniyor,
kadınlarımız kapkaça tecavüze uğruyor, her gün şehirlerde PKK gösterileri
yapılıyor, Türk bayrakları yakılıyor, otobüsler yakılıyor, her gün birkaç
asker şehit oluyor.
Bunları kim yapıyor?

Neden ezelden beri sadece kürtler ayaklanıyor, kürtler örgüt kuruyor,
kürtler kan döküyor?.. Arabamızı kaldırımın kenarına park ettiğimizde
tepemize dikilip park parası isteyen, vermezsek biz yokken arabamızı çizip
kaçan değnekçiler niye hep kürttür?.. Kırmızı ışıklarda arabamızın camına
yapışıp dilenenler niye hep kürttür?.. Sokakta adım başı önümüze çıkıp
“abeeey nooolur bir harçlıhh viir” diye sülük gibi yapışan, vermediğimiz
takdirde küfreden 10 – 15 yaşındaki madde bağımlısı yaratıklar niye hep
kürttür?.. Toplumsal bir sorun haline gelen, cinayet dahi işleyen
tinercilerin etnik kökenleri incelendiğinde kürt oldukları meydana çıkmıyor
mu?.. Bunlar yüzünden insanlar sokakta rahat gezemez hale geldiler. Bu da
bir terördür, şehirlerin göbeğindeki bireysel kürt terörüdür. Yol
ortasında yakamıza yapışıp kadın pazarlamaya çalışan pezevenkler, genelev
işletmecileri neden hep kürttür de başka birşey değildir?.. İstanbul
Beyoğlu’ndaki, Ankara Maltepe’deki, vs…gençlerimizi zehirleyen “bar” adlı
batakhanelerin sahipleri, işletmecileri neden kürttür?.. Haraççılık ve çek
senet tahsilatı ile uğraşarak kendi halindeki insanları canından bezdiren
kan emiciler niye hep kürttür? Oto galericiliği ve emlakçılık adı altında
tefecilik yaparak milletin varlığını sömürenler niye hep kürttür?..
Uyuşturucu pazarlayanlar neden hep bilmemhangi aşiretin mensubu
kürtlerdir?.. Hüseyin Baybaşinler, Abuzer Uğurlular, Urfi Çetinkayalar
nedir?..Kız çocuklarının kaçırılıp zorla fuhuşa sürüklenmesinde,
gençlerimizin uyuşturucu ile zehirlenmesinde %99 pay kürtlerin değil midir?
Dört tane Hollandalı turistin (biri de erkek) ırzına geçip ikisini öldüren
ve bu sayede bizi tüm dünyaya rezil eden “Alanya sapığı” lakaplı Hakan
Karayavuz ve Susurluk’ta, 11 yaşındaki Türk kızı Avşar Sıla Çaldıran’ı iple
boğduktan sonra cesedinin ırzına geçen Recep İpek neden kürttür?.. Taciz ve
tecavüzcülerin neden büyük çoğunluğunu kürtler oluşturuyor? Her ikisi de
uzun yıllardır aynı mesleği icra ettikleri halde, Orhan Gencebay’ın adının
şimdiye dek hiçbir kötü olaya karışmaması, İbrahim Tatlıses’in ise her
türlü rezilliği yapması, her çeşit suçu işlemesinin sebebi birinin Türk,
diğerinin kürt olmasıdır. Bu örnekler uzayıp gider… Kısacası “kürt
sorunu” bazılarının empoze etmeye çalıştığı gibi sadece PKK’dan ya da
siyasi olaylardan ibaret değildir. Türkiye genelinde her türlü pis, rezil
işi yapanların, her türlü adi suçu işleyenlerin büyük bir kısmı kürtlerdir.
Genelev işleten kürdü, pavyon işleten kürdü, kumar oynatan kürdü,
mafyacılık yapan kürdü, uyuşturucu satan kürdü, yankesicilik, hırsızlık,
kapkaç yapan kürdü, kaldırımları parselleyen kürdü, ırza tecavüz eden kürdü
emperyalistler kışkırtmıyor, PKK ile de ilgileri yok… Taşıdıkları kanın
gereğini yerine getirerek bu suçları işliyorlar. Biz Türkçüler, sosyal
açıdan değerlendirdiğimiz kürt meselesine bir bütün olarak bakıyoruz ve
bunların topluma zarar veren yaratıklar olduğu konusunda tüm Türkleri
bilinçlendirmeye çalışıyoruz.

http://www.kurdish.com sitesine girip “Demographic Trends” başlıklı tabloya bir
göz atınız. Kürtlerin 2050 yılında Ortadoğudaki nüfuslarının 87 milyon,
Türkiye’deki nüfuslarının ise 57 milyon olacağı belirtiliyor. Bunlar doğru
verilerdir, yani bir sallama söz konusu değildir, hatta az bile
verilmiştir. Çünkü çarpraz üreme, yani 8 çocuğun diğer 8 çocukla ilerde
evlenecekleri düşünülüp onların çocuklarının da çarpraz olarak üreyecekleri
düşünülürse bu tablo yetersiz kalmaktadır. Ayrıca bu süre içinde
milyonlarca Türk kürtlerle karışarak kürtleşecektir. Türklerin nüfus artış
oranı ise bugün neredeyse Avrupa ülkeleri seviyesine inmiştir. Türk
illerinde doğum kontrol uygulamasını teşvik ederek Türklüğün kuyusunu kazan
devletimizin alçak siyasetçileri; Güneydoğuya verdiği çocuk yardımları
ile kürtlerin üremelerini teşvik etmektedir. Üremeyip de ne yapsınlar?
Devlet Bakanı Beşir Atalay’a bağlı Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu (Fak -
Fuk -Fon) başta Muş olmak üzere nüfusun %95′inin kürtlerden oluştuğu bazı
doğu illerinde çocuk başına para kampanyası başlatmıştır. Bu durum zaten
çok hızlı üreyen kürtlerin daha da fazla üremesi demektir.
Yapılan yardımların miktarları
İlköğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 20 YTL
İlköğretime devam eden kız öğrencilere ayda 23 YTL
Ortaöğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 28 YTL
Ortaöğretime devam eden kız öğrencilere ayda 39 YTL
Sağlık yardımı olarak her çocuğa ayda 15 YTL

Her anne adayı için gebeliğin ilk 7 ayında ayda 18 YTL
Her anne adayı için doğumda 50 YTL
Çocuk yardımı çok hızlı üreyen kürtlerin ağırlıklı olduğu şehirlere değil,
üreme hızı sıfır olan Türklerin yaşadığı şehirlere yapılmalıydı. Fakat AKP
(Arap Kürt Partisi) bu şekilde uygun görmüş. Neden acaba? Kürtler ne kadar
çok çocuk yaparlarsa, o kadar çok para kazanıyorlar. 10 çocuğa sahip bir
aile, çocuk başına ayda 15 YTL’den toplam 150 YTL para alıyor. Doğum ve
okul için yardımlarıda eklersek 10 çocuklu bir ailenin devletten aldığı
para ayda 500 YTL’yi geçiyor. Birkaç ay önce gazete ve televizyonlarda
şahane bir haber vardı. Diyarbakır’da bir Kürt dişisi 8 yavrusundan sonra,
9ncusunu ikiz olarak peydahlarken, çocuklar ölüm tehlikesine giriyor ve
Türk askeri doktorları gelip bebeleri kurtarıyor, hastanede kuvöze koyuyor.
Bu sefer Van’dan, yine süper bir haber var. 68 yaşında bir Kürt, 26
yaşındaki ikinci karısından 13. yavrusunu peydahlamış. Toplam 13 çocuğu
100 kadar torunu varmış, artık başka çocuk istemiyormuş, yorulmuş.
Gazeteci, “bu kadar çocuğa bu fakirlikle nasıl bakıyorsunuz?”dediğinde,
Kürdün cevabı harikaydı. “Kaymakamlık gerekli her tür yardımı yapıyor, hiç
bir sorunumuz olmuyor” !!! Sakın kimse bunu insanlıkla, hümanizmle,
devletin vatandaşının hayatını koruma ilkeleri ile falan açıklamaya
kalkışmasın. Benim ülkeme göz dikmiş bir halkın, benim vergilerimle
beslenip daha çok üremelerini sağlayıp on milyonlarca asalak yaratmanın hiç
bir ilke ile ilgisi yoktur. Bu rejimin kendisinin kurucusu olan asli
unsura, yani Türklere ihanet etmek açısından devşirme Osmanlı’dan hiçbir
farkı kalmamıştır. Gayet açıkça Türkler özendirilip en sıkı şekilde nüfus
planlaması uygulanırken, Kürtlerden elektrik, su parası bile alınmayıp,
nüfuslarını iyice arttırıp Türkleri geçebilmelerine çanak tutulmaktadır.

Ülke genelinde kaçak elektirik oranlarına göz atalım.
Şanlıurfa % 66.7

Diyarbakır % 62.7

Hakkari % 62.5

Mardin % 59.3

Van % 58.0

Şırnak % 52.0

Batman % 51.0

Muş % 50.0

Bitlis % 48.0

Siirt % 48.0

Kastamonu % 4,

Trabzon %5,4

Giresun %3,5

İşte kaçak elektirik tablosu. Yoruma gerek var mı? Nihai amaçlarını
gerçekleştirmek için ne cesaretleri ne zekaları ne de kültürleri olan bu
etnik cemaat, tek yolu Tanrı’nın kişilere verdiği doğal içgüdüyü (üreme)
bir savaş silahı olarak kullanmakta bulmuş durumdadır.

Yakın bir gelecekte nüfusu 100 milyon -ki bunun en aşağı yarısı kürt olan
bir Türkiye çocuklarımızı bekliyor… Bayrak aynı bayrak, sınırlar
bozulmamış, isim değişmemiş ama ortada ?Türk? kalmamış. Birkaç milyon
kalmış elbette ama onlarda tedirgin yaşıyorlar. Ortada Brezilya gibi,
lisanı, soyu sopu karışık, ırk çorbası bir ülke.. Ama hala müslüman…
Bizim için bir yıkım olan bu durum, “72 millete bir göz ile bakan”
hümanistlere bir rahatsızlık vermez.

Yaşadığımız topraklarda şu an için en büyük tehlike kürtlerdir. Dün bunu
inkar edenlerin savunduğu fikirler, kürtlerin gerçek yüzlerini
göstermesiyle bugün bir bir intihar ediyor. Bu cümleleri okuduğunuzda
etkisi altında kaldığınız propaganda yüzünden yargılayıcı duygulara sahip
olabilir; kürtlere karşı katı bir tavır alma diye düşünebilirsiniz.
Fakirlik, eğitimsizlik gibi onlarca sebep sıralayıp, sosyal yalanlar
uydurup, hergün sizin veya tanıdıklarınızın payına düşeni bir şekilde
aldığı yanıbaşınızdaki kürt terörünün varlığını inkar edebilirsiniz.
Bunları düşünmek sizi rahatlatır. Kürdofil medyanın enjekte ettiği bu
uyuşturucu sizi olan bitenden zaklaştırabilir. Ancak gerçekleri
değiştiremez. Gerçek aciz değildir. Gerçekleri kim anlatacak? Kim
gösterebilecek ezilmiş sandığınız kürtlerin ergün yanıbaşınızda yaptığı
ahlaksızlık ve saldırganlığı?

Kerkük’te arkasına ABD’yi alınca Türkmenler’i katleden bu aşağılık
topluluğun eline fırsat geçtiğinde uyguladığı baskıdan kim söz edecek?
Okuldan, işten dönüp televizyonu açtığınızda tüm kanalları kaplayan Kürt
izileri ile mi bilinçleneceksiniz; yoksa PKK’ya yardım edip sonrada
kasetleri Türkler tarafından kapışılan, konserlerinde izdiham yaşanan kürt
ibo, mahsun, berdan, keko, şavata, ahmet kaya, özcan ve hergün yenisi çıkan
şarkıcı bozuntuları ile mi? Sol merkezli görüş onlara herkesten fazla
sahip çıkıp tabanını genişletmeye çalışırken, yıllar sonra kullanılıp bir
kenara atılacağının farkında değildi. Sağ tarafta durum daha da vahimdi.

Açıkça bir kürt milliyetçisi olan Said-i Nursi’nin kitapları elden ele
dolaşıyor, kürtler ırkçılıklarının dozunu giderek arttırırken inançlı
Türkler din kardeşliği masalı ile uykuya çoktan dalmış oluyordu. Ancak
bunların içinde belki de en acı olanı, kürtler tarafından aldatılmayı halen
gururuna yedirip itiraf edemeyen sözde milliyetçilerin (!) durumudur. PKK
ve Apo’yu Ermeni, dağdaki kürtleri kandırılmış, sokaktakileri de kardeş
ilan eden ülkücü anlayışın Türklere verdiği zarar gelecekte tarih
kitaplarına konu olacaktır.

Gerçeği daha fazla inkar etmek anlamsız. Bu son perdedir. Bir yandan ABD
talimatlı kürt dizileri, diğer yandan Avrupa tavsiyeli gelin-kaynana
programları ile giderek daha fazla esir şehrin insanlarına benziyorsunuz.
Kürtlerin hızla neden ürediklerini ve yayıldıklarını anlatıp, önlem
almaktan bahsedenlere onlardan önce siz karşı çıkacaksınız. Çünkü bulanık
gözleriniz mahallenizde bir eve doluşup, ahlaksızca ve bilinçli bir şekilde
üremeye devam eden kürtleri değil ancak dizidekileri seçebilecek. Artık
sokakta sizin ve yakınlarınızın canını yakan tinerciler denince bunun tek
sebebi olan kürtleri düşünmeyeceksiniz bile. Eğitimsizlik, fakirlik,
sosyal adalet gibi kavramların arasında boğulacak; kafanızı toplayıp gerçek
soruyu asla soramayacaksınız. PKK denince aklınıza kürtler gelmeyecek. O
dış güçlerin oyunuydu diyecek, bitti sanacak; öldürülen binlerce teröristin
kaç milyon akrabası ve sempatizanı olduğunu hesaplayamayacaksınız.
İlköğretim çağındaki kız çocuklarına dahi askıntı olup, fırsat bulunca her
türlü kötülüğü yapanların onlar olduğunu bilmek istemeyecek; kürtler göç
etmeden önce şehrinizin ne kadar huzurlu olduğunu anlatmaya çalışanları
duyamayacaksınız. söz azınlık haklarından açıldığında, Kerkük’te Türkçe
ders verdiği için eğitim yuvalarına bile saldıran kürtlerin hakkını
onlardan çok savunduğunuzun farkında olmayacaksınız.

Sosyal eşitsizlik denince aklınıza sadece ekranda gözünüze sokulan
Güneydoğu illeri gelecek. Ülkenin en yoksul beş ilinden ikisi olan
Gümüşhane’nin, Kastamonu’nun neden suçlu üretmediğini anlayamayacaksınız.
Karadeniz Bölgesinde elektriği ve suyu dahi olmayan köyleri hiç
bilmeyeceksiniz. Toplum olarak düzenimizi, birey olarak yaşantımızı, aile
olarak huzurumuzu ve millet olarak sağlımızı bozan kürtlerin yarattığı
tehlikeyi hala inkar etmek eğer gaflet değilse, nedir? Kürtlerin
yaptıklarını es geçip kabahati dış güçlerde aramakta hiç gerçekçi değil.
Bu topluluk tarafından icra edilen ? Kapkaç, yankesicilik, hırsızlık, töre
cinayetleri, taciz, gasp, beğendiği kızı şehrin orta yerinde kaçırıp ırzına
geçerek evliliğe zorlama, etnik dayanışma ile gittiği tüm yerleri
hegamonyası altına alıp kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımama, haklı
haksız her mecliste sadece kendisinden olduğu için birbirlerini destekleme,
çocuk kaçırma, sapıklık, 9-10 yaşlarında çocukların tecavüz edilip
öldürülmesi, elektrik su parası ödememe, vergi ödememe, sahteciliklerle
asalak gibi yaşama, turistlik kasabaları ele geçirerek hem yerli halka,
hemde turistlere zarar verme, devletin her imkanını sömürme, trafik
magandalığı, şehir magandalığı, haraç toplama, liselerde, ilkokullarda
çeteler kurup diğer öğrencileri sindirme, sahip olduğu feodal kültürü
yaşadığı yere uydurmaya çalışma, uymayanlara zarar verme, sıcak para
getiren tüm iş kollarına zor kullanarak hakim olma? gibi mevhumları hangi
dış güçler kürtlere nasıl yaptırıyor? Merak ediyorum. Arkadaşlar, sorun
“kürtçülük” “bölücülük” veya “terör” değildir.

Sorun kürdün ta kendisidir. Teröristi, esnafı, işadamı, öğretmeni, manavı,
dolmuşçusu, garsonu, sapığı, eşkiyası, kapkaççısı, anarşisti…. hepsi
aynıdır. Türk milleti için şu an aleyhte bir faaliyet göstermeyen kürtler
olabilir, ancak bunların vadesi sonsuz değildir. Kaldı ki o “sadık kürt”
bile sokaklarda, işyerinde veya okullarda gene kürtlüğünün gereğini icra
edecektir. Kürtlüğün gereğinin ne olduğunu ise hepimiz biliyoruz.

Artık “Kürt bölücülüğü” diye bir sorun olmadığı, gerçek sorunun adı “kürt
yayılması” olduğu halde bazıları ısrarla “bölücülük” diye yanıltıcı
adlandırmalarla uğraşıyor. Bazıları da ?dış güçlerin maşası, piyonu
kafasız, zavallı, korkulmaya değer olmayan kürdler? söylemini bulmuşlar.
Böylece esas büyük suç, Kürtlerin üstünden alınıp kim olduklarını
kendilerinin bile net tarif edemediği, gizem perdelerinin arkasındaki yüce
dış düşman güçlere yükleniyor. Hem de Kürt tehlikesi küçümsenip stratejik
bir politika boyutuna indirgeniyor. Oysa ki sorun stratejik veya magazinsel
sorun olmaktan daha vahimdir. Turkiye Cumhuriyeti devletinin kimliğini,
kurucu ve asli unsur olarak tekelinde tutan Türk ırkının nüfus itibarıyla
gelecekte aynı şekilde tekelinde tutup tutamayacağı, yani var olma , yok
olma mücadelesidir. Ayrıma dikkat edin. Eğer dış güçlerle Kürtlerin Türk
Milletine karşı bir ilişkisi varsa, bu ilişki maşalık değil işbirliğidir.
Ne maşası, ne kandırması? Kürtlerin çıkarları dış güçlerinkiyle örtüşüyorsa
kandırmaya ne gerek var? Kürtler saflar, kandılar, komploya düşüyorlar,
onun için çoğalıp Türkiye’de çoğunluk olacaklar. Vay be. Canına minnet
adamın böyle kandırılma. Aynı mavalları Osmanlı yönetimi de 100-150 sene
önce Yunanlılar ve Ermeniler için söylüyordu. Güya Yunanlılar yutacak ya.
“Biz sizinle asırlarca kardeşçe yaşadık, Batılılar sizi kendi çıkarları
için kışkırtıyorlar, alet ediyorlar” diye anlattılar durdular. Yunanlılar
ne kadar aptalmış ki alet oldular da aleyhimize topraklarını 3 kat
büyüttüler, hala da büyütüyorlar. Bu devirde kimse oyuna gelip saflığından
başkasının maşası olmaz. Avrupalıları Tanrı sanıp incik boncuk karşılığında
birbirlerine saldıran Kızılderililer yok. Dünyamızda şu an olabilecek,
sadece çıkar ve güçbirliğidir.

SON SÖZ : Bu belanın üstesinden gelebiliriz. Yeter ki buna inanalım.

hakkariliEkim 27th, 2007 22:05

mehmet emin sana sesleniyorum peki sen bu yorumla neyi yapmaya çalisiyorsun. amaç nedir burda. bunu okuyyan tük milliyetçisi olan bir kürt dahi düşmanlik dumazmı sana sorarim. işte daima hakaret ettin böle halüki … ta kendisi sen ve senin gibileridir. bunu unutma bu yazini okuudm öfkem bin kata ulasmistir. tbr ederim ki seni örnek bir yazi yazmissin. sonra sorun nedir dersiniz sorun bu hakaretlerdir… yazinda dile getirdigin bütün hakaretlerin asil hedefi sen ve senin gibi edebiyatini gelistirmis …rdir.
Akıllı olsaydin çözümleyici ruha sahip olsaydin kardeşçe yasamakl için önerilerde bulunurdun. kürt halkini rencide edici yazi yazmazdin. aslinda tam örnek bir provakasyoncu kisiliğe sahipsin seni ve senin gibileini kınıyorum + kürt hakına yaptığın bunca hakaretlerin aynısını degil daha fazlasını sana iletirim.. ve bunu unutmaki öfkem büyümüstür

BU MESAJDAKİ KÜFÜRLER TARAFIMDAN SİLİNMİŞTİR. MKD

Cem KızıltuğEkim 27th, 2007 22:38

Biz bu vatanı kürtlerle savunarak kurmadık. Kurtuluş savaşında güneydoğu bölgesinden 700 şehit verilmiştir. 33 bin şehidin sadece 700 ü güneydoğudandır. Ancak bununda büyük bölümü muhtemelen kürt kökenli değildi. Tayip Erdoğan kürtlere … yapmaktadır. Haketmedikleri payeler sırf ırkçılık yapmasınlar diye verilmekte. Yapalım bir referandum ayrılmak istiyorlarsa ayrılsılar. Eminim Diyarbakırda bile ayrılmak isteyen %5 i geçmiyecektir. Sırtımızda taşımaktan bıktık Düşünün bir kere kürdün olmadığı İstanbul u Antalya yı İzmiri, Antepi, Mersini. Bir an önce gerçekleşmesi dileği ile Kürt arkadaşlara mutlu yaşayacakları Kürdistanlar dilerim (Afganistan, Pakistan, İran, Irak gibi bir ülke olmazssınız siz, siz isviçre yada iskandinav ülkeleri gibi refah içinde demokratik haklarınızla gül gibi yaşarsınız eminim)

BU YAZIDAKİ EDEP DIŞI İFÂDELER TARAFIMDAN SİLİNMİŞTİR. MKD

yetti artikKasım 8th, 2007 16:25

sadece her ikisinede soyluyorum kurdude turkude yaziklar olsun birlikte savasan omuz omuza dovusen atalarinizin kemikeri sizliyor .siz birbirinze hakaret ler edin ama unutmayinki her kes dusma ile ayni seviyededir sizin yuzunden ana baba si ayrilan cocuklara donduk ama bakiyorum her iki taraftandda kan icmek isteyenler var buyurun yiyin birbirinizi her yerde kan kokusu

asil bolucu mehmet emin biyikKasım 8th, 2007 17:05

mehmet emin biyigin birirleri karsina kizina askintimi olmus ne dna testi yaptirsa iyi olur belki gecmite annesine de olmustur.kerkukte turkce dersine gelince ne guzel allahtan kork tabi inaniyorsan simdiye kadar turkiyede neden kurtce dersi verilmedi kurtlere pkk ne kadar bolucuyse senin gibiler mhp liler de okadar bolucu her ikisinin de yok edilmesi lazim

micaz dedeKasım 10th, 2007 06:15

selamlar
Kerem beyin yazdikarina katilmamak elde degil .Kurd arkadaslara soruyorum bu nufus artisi konusunda ne dusunuyorsunuz? Gercektende sokak cocuklarinin,tinercilerin,dilenci cocuklarin buyuk cogunlugu kurt kokenli ,sokaklarda bu cocuklari gormek gitmiyormu? “Aponun silaha degil kariya sarilin”talimati “Kurdistana gerilla yetistiryorum” veya “çocuklar calissin ben kahvede evde yan gelip yatayim “zihniyeti sakat bir dusunce degilmi?

KURT-TURK sorunun cozumu karsilikli sevgi ,saygi,anlayis olmali.
Diger yandan Türklerinde Kürtlerinde oz elestiriye acik omalari lazim.
Türklerin yaptiklari bazi hatalar sunlar:
Türkiyede kürt yoktur herkes Türktür demeleri.Her Kürdü pkk gormeleri.Kürdleri hor gorup konusmasi,kulturu,gorunusu ile dalga geçmeleri.Orduyu ilahlastirip hatalarini arastirmamalari (ne hikmetse Generallar emekli olduklarindan sonra soyluyorlar hatalarini ve yanlis uygulamalari).
Devletin hatalari;
Yillar boyunca Turkiyenin dogusu ile batisi arasinda buyuk uçurum yaratmasi.Turkiyeyi nerdeyse istanbuldan ibaret saymasi.Kurdceyi yasaklamasi.Kürdleri zorla askere almasi. Doguda yeterince guvenligi saglaymayip koyluleri pkk nin tehdit ve zorlamalarina mazruz birakmasi ayrica terorle mucadele çok yanlis bir uygulama yapmasi , buyuk devletlere yakisir gibi gucunu gostermeyip eskiyaya cesaret vermesi(mesela zamaninda suriyede ve obur ortadogu ulkelerindeki pkk kamplari temizlenebilirdi ordumuzun gucu lafla degil icraatla gosterilmeliydi)
Kürdlerin hatalari;
Kürdlerin basina gelen her turlu sorunun sebebini Türklerde ve Türkiye Cumhuriyetinde gormeleri Turklere karsi acik veya gizli bir nefret duymalari bu yuzdenmi bilmiyorum ama her turlu yasa disi haksiz kazanci nerdeyse mubah gormeleri suphesiz pkk tarfindan organize edilen bir kapkacci carptigi bir Turk hanimina bu zihniyetle saldiriyor.
Apoya ve Pkk ya,dptye destek vermeleri sempati duymalari(aponun ermeni asilli oldugunu ve pkk nin kurdlere en cok zarari verdigi bir gercektir! dpt pkk nin emir kulu fasist bir ideolojinin sahibidir kurdlerin zamaninda cok cektikleri fedoal yapi agalik sistemini simdi bu parti orgut ve lider(!) yapmiyormu?)
Solcu demokrat soylemlerle kurd milliyetciligi hatta irkçiligi yapmalari.
Devletin kendilerinin devleti oldugu gercegini kabullenmek yerine kendi
kendilerini dislamalari.

Yabanci devletlerin hatalari:

Asik veyselin dedigi gibi
“Bizi yakar bizim ates sondurmektir tek çaresi”

Hiç bir BATILI DEVLET BU SORUNUN ÇOZUMUNU ISTEMEZ!
kaos,ayrilikcilik,bolunme ve catismadan yanadir!
Biz muslumaniz ve doguluyuz Bati bizi ikinci hatta ucuncu sinif insan olarak goruyor bu yuzden uçuncu dunya ulkesi diyor belkide! Biz din degistirip hiristiyan olsakta asla bir alman,ingiliz,fransiz vs gibi esit gormez!
Avrupa ,Amerika ,Israil Kurdleri destekler gibi gorunsede zamani gelince( araplari osmanliya karsi kiskirtip size ozgurluk verecegiz yalani ile 1960 lara kadar somurge yapip milyonlarca arabi oldurmustur gerci simdide Arap ulkelerinin hemen hepsi Batinin kuklasidir) isleri bitince kurdleri yok etmeye calisacaktir!

Guneydogulu bir Turk olarak bazi olaylara degisik bir bakis acisiyla bakma firsatina sahib oldum yani Turk olmamiza ragmen batida bize bir acaip davrananlar oldu bu nasil bir mantik butun doguyu kurd butun kurdleri pkk li gormek!
Sunuda soylemeden gecemiyecegim azinlik piskolojisimidir baska bir seymidir bilemiyorum kurdler birbirlerini daha cok tutuyor bu konuda Turklerden çok daha milliyetciler .Doguluyum ya kurd arkadas soruyor kurdmuyum diye eger bizde kurduz bizdede kurdluk var dersem agizi kulalakrina variyor! Ama biz nasil yetistirilmisizki Turkum demeye bile utaniyoruz yok diyoruz kurd degiliz!
neyse daha soylenecek çok sey ama su an hersey ajanlarin ,yabanci devletlerin istedigi gibi gidiyor.Bu gidisle Turkiye parcalanabilir kurd devleti kurulabilir .Benim aklima takilan sorun su Turkiyede sayilari milyonlarla ifade edilebilecek bir takim insanlar devletten,milletten,bayragimizdan,ordumuzdan,adimizdan,dinimizden nefret ediyor hain ve sinsi bir sekilde “elin gavurunun” kotu emellerine alet oluyor .Kurdlere ne kadar ozgurluk,hak,ozerlik vs vs vs verilsin bu kesim asla tatmin olmayacaktir . Bu sorunun cozumu ne olacaktir ?Kurd devleti kurulunca bu insanlarin oraya gideceklermidir.Çunki artik Turkiye bu yuku kaldiramaz hale gelmistir adam(!!!) istanbulun gobeginde otobuse molotof atiyor sucsuz gunahsiz kizcagiz yanarak can veriyor sonra bu cani ertesi gun belkide o otobuslerin birine binerek gidecegi yere gidiyor! Bu kadar hainin oldugu bir ulkenin kalkinmasi mumkun degildir.

selim yaşarKasım 10th, 2007 20:45

bugün türklere verip veriştiren kürtler benim birçok
arkadaşım kürt ve hepside bu vatanda askerlik yapıp bayragını ve milletini dilini seven insanlar..VE ŞUNU BİLİN Kİ bu milletin yıllardır sizlere ekmek iş ve toprak hakkı vererek mi yoksa saddam hüseyinin 180000 kürdü öldürdügünde 600000 resmi 500000 gayri resmi kürt vatandaşını türkiye topraklarına alıp kimlik vererek mi yoksa 30000 vatandaşı kürtlerin hakkını savunmak adı altında öldüren pkk ya destek verenlere halen sabırla davranarak mı yoksa pkk yı terör örgütü saymayan ve onlara açık açık destek veren insanlara kendini savunma hakkı veren türk halkının huzurunu bozmayı kendine şart edenlere hep şans vererekmi ırkçılık yapıyoruzz…söyleyin bakalım bizim topraklarımızda türk çerkez laz kürt boşnak pomak gibi birçok ırktan olan insanları öldürerek demokrasi isteyenler mi yoksa bunlara destek veren bir grup kamu görevinde bulunan ve bu devletin verdigi haklardan yararlanan millet vekili belediye başkanı mı?? YOKSA SADECE SAVUNMAYA GEÇEN TÜRK ULUSU MU SUÇLU..20 YIL ÖNCE BU ÜLKEYE SIRF KARDEŞİMİZ DİYE SADDAMIN ZULMÜNDEN KURTARMAK İÇİN TÜRK VATANDAŞI KİMLİGİ VERMEK SUÇMUŞ..OZAMAN Kİ 1.000.000. VATANDAŞ ŞİMDİ 20.000.000 OLDU VE TÜRKİYEDEN TOPRAK TALEBİNDE VE ORTAKLIK TALEBİNDE BUMU İYİYLİGİN SONU SORUYORUM SİZLERE….

hakkari liKasım 11th, 2007 21:58

uzatmaya gerek yok biz yorum yaziyoruz yayimlamiyorsunuz akrabaca toplanmis yorum yaziyorsunuz ii devam edin. görünen köy klavuz istemez………..

bengüKasım 13th, 2007 12:39

Sn.Hocamın belirttiği gerçekleri çarpıtıp eleştiriden öte hakaret sevyesinde yorum yapan yazarları sağduyuya davet ediyorum.Biz gerçek Türkler hiçbir zaman ırkçılık yapmadık ama nedense üniversite yıllarım başta olmak üzere hayatımın her evresinde Kürt kökenli vatandaşlar tarafından kendi yurdum toprakları üstünde dışlanmaya çalıştım.Neden Hocamın belirttiği gerçeklri,oyunları anlamaya çalışmıyor da sürekli saldırıyorsunuz?Biz kimseye gidin demedik.Birlikte kardeşce,insanca yaşayalım dedik.Bu ifadelerimiz aczimizin değil,iyi niyetimizin göstergesidir.sabrı taşan bir Türk’ün dünyaya bedel güçte, haklarını bütünlüğünü koruyacağını;askerimizin gösterilmeye çalışıldığı gibi güçsüz olmadığını aksine gücünü kontrollü kullanmaya özen gösterdiğine dikkatinizi çekmek isterim.saygılarımla

özgür atakanKasım 14th, 2007 02:27

türk mukavamet gücü hazır bekliyor çok kan akacak çok. illigal yolu kürtler seçti ! bu topraklarda bi oyun kuruldu kuralına göre oynanacak inceldiği yerden kopsun

KİRAZAralık 13th, 2007 18:08

YAZIK..GERÇEKTEN YAZIK..NE HALE GELMİŞİZ NERELERE GİDİYORUZ…ASL OLAN İNSANLIKTIR..NE FARKEDER BU ÜLKE İÇİN BİNLERCE TÜRK KÜRT CANINI VERDİ BİNİDE CAN 10000 İDE CAN..EĞER ATALARIMIZ ŞU DÜŞTÜĞÜMÜZ DURUMLARI GÖRSELERDİ ACABA BİZLER İÇİN,GELECEKLERİ İÇİN CANLARINI VERİRLERMİYDİ..BARIŞIN VE SEVGİNİN YERİNİ KİN VE NEFRET ALMIŞ..DIŞ GÜÇLERDEN BİRİSİ YAKINDA TEPEMİZE BİNECEK O ZAMANDAMI AYRIM YAPILACAK BEN TÜRKÜM KARIŞMAM BEN KÜRTÜM KARIŞMAM..KÜRT DOĞANIN SUÇU NE TÜRK DOĞANIN SUÇU NE..BİZLER DÜNYAYA IRKÇILIK YAPMAK İÇİNMİ GELDİK?BU ÜLKE BİZİM BU ÜLKE ÇATISI ALTINDA BARINAN HERKESİN..
DÜNYA TÜM CANLILAR İÇİN..BENCE BİZLER EL ELE VERİP DÜNYAYI KURTARMAYA ÇALIŞALIM YOKSA DÜNYA DİYE BİR GEZEFEN KALMAYACAK…

Mehmet ÖrbekeyOcak 2nd, 2008 23:51

Öncelikle Kerem Doksat Hoca’ya saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Kerem Hoca’ya eleştiride bulunanlara da yalnızca gülüyorum, Sayın Doksat’ı eleştirebilmeniz için, en az onun kadar donanımlı olmanız gerekir, Kerem Hoca’ya yönelik yorumları yazanların, yazdıklarındaki saçmalıkları “cahilliklerine ve ırkçılıklarına” veriyorum.

Gelelim konumuza, birincisi, Türkiye’de “Kürt Sorunu” diye bir sorun yoktur.Irkçı Kürtlerin, Kürtçülük sorunu vardır, ben her türlü ırkçılığa karşı biriyim, Türkçülüğe de Kürtçülüğe de karşıyım, keşke aynı tutumu tüm Kürtler de gösterebilseler.

Kürt Sorunu vardır diyenler;

1) Ya cahildirler, sadece medyada duyageldiklerini tekrar ediyor, düşünmüyor, araştırmıyor, bilmiyorlardır,

2) Haindirler, bilinçli şekilde, bu tanımı yapıyorlardır, çünkü onların amaçları gerçekten bir Kürt Sorunu oluşturmak.

Öncelikle bu meseleye Toplum Bilim (sosyoloji) açısından bakmamız gerekir, çünkü gerçekten bir etnik sorun var mı yok mu, Toplum Biliminin ölçütleriyle yapılan değerlendirmelerden sonra buna karar verebiliriz, bu konuda sana göre, bana göre olmaz, kişisel görüşler geçersizidr.

Toplum Bilimciler yıllarca, etnik sorunların yaşandığı coğrafyalarda aratırmalarda ve incelemelerde bulunmuşlardır ve neticede, bir yerde etnik bir sorun varsa, şaşmaz ve tümünde ortak bir takım vargılara ulaşmışlardır.Bu maddelerden, ilk sırada olanlar, ilgili toplumda yoksa, zaten gerisine bakılmasına da gerek yoktur.Şimdi konuya bölücü-ırkçı-Kürtçü ya da Türkçü açıdan değil de, siyasetten, ideolojiden, herşeyden uzak, yalnızca toplum biliminin ölçütleriyle bakalım, acaba gerçekten Türkiye’de bir Kürt Sorunu var mı?

Ulaşılan vargıya göre, bir yerde etnik sorun varsa;

1) Bu etnik sürtüşme yaşayan iki ya da daha fazla halkın dinleri farklı (biz Türk ve Kürt karşılaştırması yapacağımızdan iki rakamını esas alacağız)

2) Eğer din farkı yoksa, mezhep farkı var,

3) Eğer bu etnik sürtüşme yaşayan iki halkın, dinleri aynı ise, mezhepleri aynı ise, yine de, tüm bu aynılıklara rağmen;

a) Bu iki etnik grup ibadethanelerini ayırıyor,
b) Mezarlarını ayırıyor.

Şimdi daha ilk maddeden de görüleceği gibi, Türkiye’de bir Kürt Sorunu yok, tabi batı uşağı sözde aydın gözüyle bakarsak var.Türkiye’de Türk Camisi, Kürt Camisi ayrı mı? Çok şükür değil, Türk Mezarlığı, Kürt Mezarlığı mı var? Çok şükür o da yok, ancak Kürt Sorunu vardır diyenler, işte bunlar da olsun istemektedirler, tüm dertleri bu.Biz yine de paranoyakça devam edelim, diğer maddelere de bakalım.

4) Bu iki etnik gurup asla ve asla birbiriyle evlenmiyor, etnik sürtüşme yaşanmadan önce olmuş olan evlilikler de, yaşananlardan sonra sadece etnik nedenden ötürü bitiyor.Bunun binlerce örneğini Yugoslavya’da gördük, sadece Sırp olduğu için karısını boşayan Hırvat kocalar, sadece Arnavut olduğu için kocasını boşayan Sırp kadınlar vardı, oysa Türkiye’de hala devam eden ırkçı-kürtçü ayrılıkçı teröre rağmen, bırakın boşanmaları evlilikler dahi sürmekte.

5) Etnik sorunun yaşandığı ülkelerde, bu iki halk bir arada yaşamıyor-yaşayamıyor ve yaşamak da istemiyor.

6) Etnik sorun yaşanan ülkelerde, mutlaka bir taraf diğerine göre üstünlüklere sahip, genelde nüfusu fazla olan ve ülkede daha fazla söz sahibi olan kesim, diğer etnik grubu sadece etnik kökeninden örütü kamu alanlarında çalıştırmıyor vb…

Meselâ Kopenhag ölçütlerinin merkezi, Kopenhag’ın başkenti olduğu Danimarka’da, Eskimo kökenli Danimarkalıların hiçbiri, öğretmen, polis, avukat vb. olamaz, sadece Eskimo olduğu için.Üstelik Kürtçülerin dillerine pelesenk ettikleri gibi “Danimarkalı Kimliği” ile dahi olamazlar.

Kürtçülerin öne sürdükleri hep budur, Türkiye’de Kürtler Başbakan da oluyor herşey oluyor tamam ama Türk kimliğiyke oluyor, diyorlar, peki soruyorum, Kürt Kimliğiyle başbakan nası olunur? Göreve geldiği günden itibaren, görev süresü boyunca hergün “Ben Kürdüm” mü demeli? Ya da Kürtçe mi konuşmalı? Nedir Kürt kimliğiyle Başbakan olmak? Açık açık anlatın da anlayalım, Şu anki başbakanımız R.T. Erdoğan da Gürcü kökenli, kendisi de bunu övünerek söylüyor, şimdi Gürcü kimliğiyle başbakan olması için, Ulusa Seslenişleri Gürcüce mi yapmalı? Nedir bunu bir açıklarsanız öğrenebiliriz.Kürt Kimliğiyle polis nasıl olunur meselâ? Bunları cidden öğrenmek için soruyorum.

Danimarka’da “Eskimo Sorunu” vardır işte, Danimarka’da 1960′lara kadar, devlet eliyle sistematik olarak her 8 yaşına gelen Eskimo kızının “özel ameliyatlarla” yumurtalıkları alındı, ki ilerde çoğalmasındal diye.

Aynı uygulamalar, medeniyetin beşiği olan batılı ülkelerden Orveç’te ve İsveç’te de uygulanduı 1980′lere dek.Norveç’in ve İsveçîn en eski halkı Saami’lerdir. (Laplander da denir)Yani Kürtçülerin iddia ettiği gibi 10000 yıldır Saami’ler yaşar Norveç ve İsveç’te, ancak Norveçliler ve İsveçliler yukarıda belirttiğim gibi tıpkı akrabaları Danimarkalılar gibi 8 yaşına basan Saami kızlarının yumurtalıklarını aldılar, özel cerrahi müdahalelerle ki üremesinler, çünkü kendiler üremiyorlar, aile bitmiş.

Tabi buzullara gömülen, katledilen, hayvan vagonlarına doldurularak kuzeye göçürülen ve çoğu “yolda ölen” Saamiler de var.

Bugün Norveç’teki Saami bufüsü 1500′e inmiştir eğer katledilmeselerdi ve üremeleri engellenmeseydi yaklaşık 4 milyon olacaklardı ki Norveçlilere yakın, Aynı biçimde İsveç’teki Saami sayısı da 2000 civarındadır, onlar da katledilmeseydi 5 milyona yakın olacakları tahmin ediliyor.

Tabii Norveç ve İsveç, dünyaya karşı “demokrat ve insan haklarına saygılı” gözükmek için, bugün bir avuç kalmış Saamilere, sözde dil hakları falan veriyor :) Norveç’te yaşayan 1500 Saami’de sadeve 450’si dilini biliyor, onların yaşları da 45′in üzerinde.

Katliamlar bitse de, siyasi ve sistematik yıldırılar da devam etmekte, meselâ Norveç’te dünyaya Saamş olarak gelmi biriyseniz, size sunulan hayatta ancak Kuzeydeki buzullu köyünüzde gölden balık tutarsınız, başka bir seçeneğiniz yoktur, Oslo’ya taşınamazsınız meselâ, Norveçliler’in kiraladığı evleri kiralayamaz, aldığı işyerlerini alamazsınız, çünkü sistem gereği sadece köylü olarak kalırsınız, istediğiniz yere taşınıp, istediğinzi yerde de yaşayamazsınız, parasını verdiğiniz halde Oslo’da ya da başka bir şehirde ev tutamaz yaşayamazsınız, doktor, yargıç, polis, öğretmen, beki olmanız da mümkün değildir.

Tüm bunların tek bir nedeni vardır; Saami olmanız.İşte buna “etnik sorun” denir, Türkiye’de elinizi vicdanınıza koyun, Kürtler’e bu gibi şeyler mi uygulandı da “Kürt Sorunu” var diyorsunuz? Eğer Kürtlere de bu gibi “etnik ayrımcılık” uygulansaydı, bugün ben bir Türk olarak” Evet Kürt Sorunu var” derdim ve buna katılırdım, ancak Türkiye’de Kürt sorunu yok, sadece Kürt olduğu için kimse kimse’yi dışlamıyor, ancak Kürt Sorunu inşaa etmek için didinenler, bu gibi “etnik ayrım” olsun istiyorlar.İstedikleri bunlar da olsun.

Türkiye’de yaşayan bir Kürt, istediği yerde yaşayabiliyor, ev, işyeri, yazlık alabiliyor, istediği mesleği yapabiliyor, istediği evi kiralayabiliyor, polis, yargıç doktor, avukat, öğretmen vb… olabiliyor, yalan mı? Ha diyeceksiniz ki Kürt kimliğiyle değil, peki o nasıl olacak onu deyiverin o da olsun, kimse Kürtlere düşman değil, Kürtçülere düşman, bunu anlamamazlıktan gelmeyin lütfen, çarğıtmayın, ben Kürtlere düşman değilim, ama karşımdaki Kürt, ırkçı ise, Türk düşmanı ise, elbette ona akrşı tavırlı olurum.

Ayrıca dil bilimle ilgilenen biri olarak, olaya semantik açıdan bakarsak, Kürt Sorunu dediğinizde, sorun nedir? Sorusunun yanıtı; Kürt olacaktır, işte sinsi oyun açıkça ortaya çıkmakta, birileri Kürtler “sorun” olsun istiyor, eğer Kürt Sorunu inşaa edilirse, en başta yazdığın etnik sorun yaşanan yerlerdeki maddeler gerçek olacak, batıdaki Türkler, Kürtlere saldırılarda bulunacak, Kürtle doğuya göç etmek zorunda kalacak, halk birbirinden nefret eder hale gelecek ve iki tafar ta gönüllü olarak birbiri ile yaşamak istemiyor duruma gelecek, ardından da iki taraflı istek ile bölünme gerçekleşecek, Kürtler; “Türklerden kurtulduk”, Türkler de “Kürtlerden kurtulduk” diyecek, olayın altında bu var, Yugoslavya’da bu dediklerim bir bir uygulandı, yeni şeyler değil bunlar.Yugoslavya’da da omuz omuz verilmiş savaş anıtları heykeller vardı, Omuz omuza vermiş Sırp ve Arnaut genci heykelleri vardı, yaşananlardan sonra o heykelleri bile yerlerinden söktüler, Sıpr Arnavut’un, Arnavut, Sırp’ın mahallesinden geçemez oldu, Türkiye’de de yapılmak istenen budur.

Ayrıca, pkk tam anlamıyla bir Kürt terör örgütü değildir, özellikle yöneticiler arasında Ermeniler de vardır, çünkü asıl amaç Büyük Ermenistan’dır.Dikkat ederseniz, asala terörü biter bitmez pkk çıktı, çünkü baktılar ki asalayla, Türk düplomatları Şehit etmekle Büyük Ermenistan kurulamayacak, bir karar verdiler, buralarda yaşayan, Türk olmayan, sayıları da Ermenilerden fazla olan kim var? Süryani desek, olmaz sayıları az, Arap desek hem sayıları az hem çok güneydeler, geri kaıyor Kürtler, ayrı dilli ve ayrı ırktan, adeta bölünme için biçilmiş kaftan.

Bir taşla iki kuş vurulmuş oldu, bir yandan Büyük Ermenistan için, Ermeniler ölmeyecek, bir yandan da Büyük İsrail kurulacak.

Kürtler feba halde kazık yemiştir, bölücü-ırkçıları kast ediyorum, bakın 23 yıldır sadece Türk ve Kürt kayıp veriyor, Ermeniler beleşe devlete konacak.

Çizilen büyük Kürdistan haritalarına bakın, bu kadar mı kör olunur, son çizilen Kürdistan haritasında Erivan da var, neresidir Erivan, Ermenistanın başkenti, hatta Ermenistanın büyük kısmı var, artık oyuna geldiğinizi görmüyor musunuz? Açık açık Büyük Ermenistan haritasını, Büyük Kürdistan diye yutturuyorlar size.

Büyük İsrail ve Büyük Ermenistan haritalarını üst süte koyduğunuzda, karşınıza Büyük Kürdistan çıkması sizce tesadüf mü? Ya da Büyük Kürdistan kurulduktan sonra İsrail ve Ermenistan, bu Büyük …istan tasarılarından vaz mı geçecekler? Bu bölgede güçlü bir İran istemeyen batı, güçlü bir Türkiye istemeyen batı, Arapların birliğini ve güçlenmesini istemeyen batı, burada, bu zengin petrol ve su kaynaklarına sahip, güçlü ve bağımsız bir Kürdistan ister mi? İstiyor görünüyorsa bunda bir bit yeniği yok mu?

Bakın Kürt dostlarım, bölücü ve ırkçı olmayanlara sesleniyorum, sizi çok kötü harcayacaklar, Filistin’in haline bakın, şu küçücük İsrail, İsrail’in en güçsüz ve küçük halidir, gün be gün büyüyecek ve daha da güçlenecek, yarın size Kürdistan diye yutturduğu bölgede Filistin’de yaptığı katliamın bin katını yapacaklar.

Bir avuç Ermeni, küçücük Ermenistan’dan 600.000 Azeri’yi sürdü, katletti, yarın bu batı tarafından iyice şımartılan ve desteklenen Ermeniler size neler yapacak bir düşünün.

Yukarıdan Ermeniler, aşağıdan Yahudiler, canınıza okuyacak, uyanın, bir taraftan da sizi bölgedeki halklara düşman kılıyorlar ki, o günler geldiğinde iyice yalnız kalasınız.Siz o günlerde katledilirken, ne Türklerden, ne Araplardan ne de Farslardan yardım isteyecek haliniz olmayacak, batı sizi içten içe kuşatıyor, sizi tamamiyle kendine bağımlı ve muhtaç kılıyor, yarın sözde Kürdistan kurulduğunda, tüm altyapısıyla, herşeyiyle batıya bağımlı olacak, ordu açısından da, silah açısından da, batıya karşı durmaya da kalkarsanız size acımayacaklar, Ermenilere de, Yahudilere de o günler geldiğinde karşı durmaya kalksanız, ne ordunuz olacak ne silah vereniniz, bugün pkk’ya lojistik destek verenler o gün size zırnık vermeyecek, Ermenilere, Yahudiler destek verecekler.Ordusuz kalmış bir halk olarak tığ teber şah-ı merdan ortada kalacaksınız, amaç ve plan budur, benden söylemesi.

Yahudiler açık açık “Kudüs’ten sonra, bizim için önemli ve kutsal olan ikinci KENTİMİZ Urfa’dır” diyorlar, hala uyanmayacak mısınız? Ermeniler, “Adana’ya kadar Ermenistan’dır, Sivas’a kadar bizimdir” diyorlar, uyanmayacak mısınız?

Kısa vadeli düşünüyorsunuz, tamamiyle batı desteğiyle kurulacak olan kukla Kürdistan’ın ömrü taş çatlasın 20 yıldır ki iç savaş ve katliamlarla geçecek bir 20 yıl.Hatta Kürtleri bile birbirine kırdıracaklar, Kürt deyince, tümü aynı görüşte değil ki, aşırı dinci Hizbullahçı Kürt de var ki bunlar dini bir devlet istiyor, marksçı Kürtler var, laik Kürtler var, İran’daki Kürtlerin tamamı Şii, önce Şii’yiz sonra Kürd’üz diyorlar, kurulacak olan Büyük Kürdistan’ın ilk günleri güzel olacaktır şüphesiz, zafer şarhoşluğuyla birlikte cicim ayları-yılları güzel geçecek, ya sonrası? Şii ve Şeriatçı İran Kürtleri ayaklanıca? Hizbullahçı Vahabi Kürtler ayaklanınca? sağcı-solcu Kürtler birbirne girmeye başlayınca? Geçici Kürdistan iyice zayıflayınca da yukardan Ermeni, aşağıdan Yahudi devreye girecek.

Maksat, bu toprakların elimizden çıkması, bunun için de nüfusu en çok olan ve çoğunluğu Müslüman Kürtler seçildi, bakın Büyük Ermenistan için bir Ermeni bile ölmüyor, Büyük israil için, Türkiyeyele savaşa girmiyor İsrail, tereyağından kıl çeker gibi konacaklar bu topraklara, Büyük Kürdistan denen coğrafyanın Kuzeyi Ermenilere, güneyi İsrail’e ayrılmış bile, zamnı bekliyorlar, köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyor batı, yoksa Kürd’ü çoksevdiğinden değil, sizin kara kaşınıza kara gözünüze hayran değil batı, uyanın, silahlarınızı yanlış kişilere çevirmiş durumdasınız, yarın o silahları da vermeyecekler size, geç olmadan uyanın.

Bu toprakları ne Türklere bırakırlar ne Kürtlere, akıllı olmamız lazım, Türkler de, Kürtler de parmağı ağzında kalacak, o günler gelmeden uyanalım, Türk-Kürt beraberce, ırkçılığı bir kenara bırakarak topraklarımızda bir olalım, burası bizim, bizim kalmaya da devam etmeli, ortak devletimizde bir arada yaşamalıyız.

Kürt Sorunu diye tarif edilmeye çalışılan şey aslında “Dil Sorunu”dur başka birşey değil.O da sadece Kürtçe’ye karşı değildir, Türkçe’ye bile sahip çıkmayan yöneticiler, Kürtçe’ye nasıl sahip çıksın a dostlar?

Sokaklarda Türkçe tabela göreniniz var mı? Ya da medyadaki bu dil Türkçe mi sizce? Grameri katledilmiş, hergün yeni bir yabancı sözcük sokuşturulan bir sözde kürtçe’yi siz Kürtler, Kürtçe kabul eder misiniz? Ben de bir Türk olarak bu dili Türkçe kabulş etmiyorum.Bana göre de Türk dorun var, ben de dilimi konuşamıyorum, bu rezil, 50 sözcüklük (ki 45′i yabancı) kırma dil benim değil, ben de anadilimde eğitim istiyorum, yabancı dille eğitim adı altında dilimle bilim yapmam engelleniyor ve Türkçe gelişemiyor vb…

Kısacası Türkliye’de ne Kürt sorunu vardır ne Türk sorunu, Türkiye’de bir “Ekinç Sorunu” (kültür sorunu, öz Türkçe sözcük kullandım, sanırım demokratik ve kültürel hakkımdır, kendi ülkemde Türkçe sözcük kullanmam) vardır.

Ekinç Sorunu tümden çözülmeli, Ekinç Sorununun içinde Kürt Ekincinin ve dilinin yaşanamaması olduğu gibi, Türk Ekincinin ve dilinin de yaşanamaması vardır.Elinizi vicdanınıza koyun, sanki Türk Ekinci ve dili çok mu yaşanmakta, ben de bir Türk olarak, kendi dilimi savunduğumda bana da “ırkçı” diyorlar, Arapça, Farsça, latince sözcük kullamayıp, Türkçelerini kullandığım için, sadece Türkçe’yi, dilimi kullandığım için ben de “ırkçıyım” kimilerine göre.

Anadolu coğrafyasındaki tüm diller bizimdir, Türkçe de, Kürtçe de Lazca da, tümü yaşamalı ve gelişmeli, ayrıca Türkçe’ye Kürtçe, ya da Kürtçe’ye Türkçe’nin bir zararı, bir yozlaştırması yoktur, aksine Türkçe’yi yozlaştıran dil İngilizce’dir, Türkçe’ye zarar veren bu dilde tabelalar serbestken, okullarda “bilim dili” yalanı altında bu dil hakim kılınırken zaten bu topraklarda yaşamakta olan Kürtçe, Zazaca, Lazca’ya neden karşı çıkılsın ki? Sorun Ekinç Sorunudur.Ayrıca dil meselesinde en ivedilikle eğilinmesi gereken dil Lazca’dır, çünkü ölmek üzere olan bir dil, her ne kadar yozlaşsa da Türkçe’nin ölme tehlikesi yok, her ne kadar eğitimi vb. yoksa da Kürtçe’nin ölme tehlikesi yok, ama Lazca ölmekte, dolayısıyla mesele Ekinç Meselesi, tümüne sahip çıkılmalı.

2008 Hacı Bektaşi Veli Yılında, Hacı Bektaş’ın sözleriyle bitireyim, “Bir olalım, diri olalım”, çatı çökerse hepimiz altında kalacağız çünkü.

Mehmet öztürkOcak 15th, 2008 00:25

Asıl sorun Kürtlerin varlığı kültürel talepleri değil Kürt milliyetçiliği temelinde uluslar arası güçlerin sömürgecilerin bu akıma güç verip desteklemeleri ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları değilmidir. Sömürgecilere yaslanacak özgürleşmiş bir halk varmıdır. 1918 de İngilizlere yaslanan Araplar 90 yıl sonra Irakta bugün neler yaşıyorlar. ABD ye yaslanıp kazanç fayda sağlıyacağını düşünen Ortadoğu Kürtleri (PKK,Barzani,Talabani 100 yıl sonra Irakın kaderini paylaşırlarsa ne demeli.(o kadar sürmez petrole 25 -30 yıl ömür biçiliyor) Ozaman Tüm araplar ve Kürtler Kara Afrikanın kaderinimi yaşayacaklar. “Keser döner sap döner birgün hesap döner” Bugün sömürgecilerin çıkarı böyledir yarın değişir.Afganistanda Ruslara karşı talibanı yaratanlar bu gün onunla mücadele ediyor.Dün Sovyetlere karşı İslami yeşil kuşak oluşturanlar bugün islam terörü diye gösterdikleri hedeflere saldırıyorlar.Anadolu insanı 1920 lerde sömürgecilere yaslanmadığı için bu gün özgür dür. Bunu o zaman başarmış olmak bugün kimilerine ışık tutmalıdır. Ahmaklar sömürgrcilerin parası ve silahları ile terör yaratarak özgürlük mücadelesi veriyorum diyebilirler. Kara afrikanın altınını gümüşünü madenini yağmalayan Avrupalılar bugün zencilerin yüzüne bile bakmıyor. Ortadoğu halkları petrol bitince Afrikanın kaderini paşlaşırsa kimse şaşmamalı. Aşiret tarikat sarmalına dolaşmış topluluklar başkalarının silahı ve aklı ile nasıl özgürleşecekmiş.

Mehmet öztürkOcak 15th, 2008 02:11

Hiç bir ön yargı içinde bulunmadan tarafsız ve yukarıdan, uzaydan bakarak bir kaç tespiti sizlerle paylaşmal isterim.
1950 lerde yaklaşık 2 milyon olan kürt nüfus (zaza ve kırdaş dahi) bugün en iyimser hesapla 15 milyonu aşmış durumda. Ne yazıkki bu sorun artık bir iç mesele değil uluslararası sorun haline de (büyük devletlerin gayretleri ile) gelmiş durumda. hamasetle söylenen Kürt Türk kardeştir söylemine bakmayın Pekte kardeşçe yaşanmamış. 1820 den beri 29 uncu başkaldırı PKK terörü. Osmanlı döneminde O bölge Miri toprak sistemine dahil edilmediği ve bölgenin kürt beylerinin çok geniş özerk yönetimi ne bırakılmasıyla yöre insanı feodal üretim ilişkisi içinde yaşamış toplumun gelişmesi çok yavaş olmuştur. Buna neden osmanlı değil kendi beyleridir. !920 lerde kurtuluş savaşına destek vermekle Türklere değil din kardeşlerine arka çıkmışlardır. 1924 ten sonra halifeliğin kaldırılması ile Cumhuriyetle bağları zayıf kalmıştır. Sonrada bilinen şeyh sait ayaklanması,Ağrı ayaklanması vs. peşinden gelmiştir. Daha mutaassıp olan kürtler de(çoğunluk şafidir) Dini söylemlerin etkisi fazladır. Önemli tarikat kurucusu ve liderlerinin Kürt asıllı olması tesadüf değildir. Bu bir kan uyuşmazlığımı bilinmez ama en azından bir farklılık değilmidir. En sor Dersim ayaklanmasından sonra 1938-39) yazılı olmayan bir barış dönemi başlamış gibidir. Kürt feudal ağaları ve aşiret reisleri yöredeki kamu ihalelerini alırlar siyasi olarak parlamento da temsil edilirler.Her aşiret reisine siyasi temsil hakkı için İzmirde 110 bin seçmen bir milletvekili seçerken Bingölde 35 bin seçmen bir milletvekili seçer. Ülkemizi yönetenler kürt ağaları ile kolkola omuz omuza ittifak içinde 1980 lere gelmişlerdir. Elbette iş bununla kalmaz büyük kentlerin hazine arazileri oy karşılığı kırdan gelenlere yağmalatılmıştır. fakat toplumsal dinamikler öyle bir noktaya gelirki Yöneticilerimizin payandası destekçisi ortağı köyağaları ve aşiret reisleri nin gücü PKK tarafından kırılır o yörede artık başka bir güç ortaya çıkmıştır.Köy ağalarının esamesi dahi okunmaz.Doğru yol ve Anap ın yöreden silinmesi köy ağalarının silindiğinin göstergesidir. Bu durum dört bacaklı masanın bir ayağının kopmasına benzetilebilir . Sorun asayişsizlik yönetilemezlik olarak baş göstersede durum daha ciddi ve derinliktedir. Bu gün 8-9 milyonu batı illerinin varoşlarında yaşayan 15 milyon civarında bir kitleyi temsil iddiasında olanlarca bitmek tükenmek bilmeyen bir terör yürütülmektedir. BU tür sorunların çözüm örneği dünyada varmıdır diye sorulunca sadece koşulların çok farklı olduğu Kuzey İrlanda da kısmen çözüldüğü söylenmektedir. Peki bu işin sonucu nereye varacaktır. Olaylar öyle hızlı gelişmektedirki. Eski gebel Kurmay başkanı Özkök bile Dağdan inecekler in gururu incitilmemeli eşine dostuna pişman olmuş görünmemeli eve dönüş yasasının adı bile önemlidir. İçinde pişmanlık sözcüğü geçmemeli diyebilmektedir. Dahada öte bazı “akil” adamlar Abdullah öcalan ın ABD yi AB yi karıştırmayın sorunu biz bize çözelim söylemine kulak verilmesi geektiğini savunmaya başlamışlardır. Şimdiki terör örgütü yöneticileri ile Barzaninin işleri dahada içinden çıkılmaz hale getirmeye çalıştıklarını söylemektedirlar. Başta da yer aldığı gibi Emperyalist güçler sorunu Uluslararası haline getirmeyi büyük ölçüde başarmışlardır.
Değerli hocam eğitime hız vermeli diyor. Fakat eğitimin bu tür sorunları çözdüğünün dünyada örneği yoktur. daha da öte körüklediğini savunanlar vardır.Sonuçta Abdullah Öcalan da Türk üniversitesinde(Ankara siyasal Bilgiler fakültesi) okumuştur. Angolada Fransaya karlı mücadele yürüten UNİTA lideride Paris üniversitelerinde eğitim almıştır. Eğitimin bu derde deva olacağı tartışmalıdır. Zenginleşme sorunu çözermi, İspanyada BASK bölgesi ülkenin en zengin yöresi kabul edilir ama ETA terörü burda yeşerip gelişmiştir. O halde sorun çok daha derinde ve karmaşık. Bence en can yakan durum ülkeyi yönetenlerin O yörenin siyasi desteğine ihtiyaç duymaları onların desteği olmadan iktidar olamamalarıdır. Buna ihtiyaç duymaları binbir şekilde tavizi beraberinde getirmektedir. Şehir arazilerinin yağmalanmasından tutun kaçak elektriğe her türlü kural dışılığa göz kırpmayı peşinden getirmektedir. Sonuçta 50 yıldır birileri iktidar olmaktadır ama devlet aşınmakta dır. Bizans kırallarının (Malazgirtten sonra) her zor durumda Anadolu türklerinden yardım istemeleri hatta Türkleri Trakyaya (batılı kavimlere karşı dursunlar diye) dahi gemileriyle kendilerinin geçirmeleri iktidarda kalmak uğruna büyük tavizler vermeleri hep dikkatimi çekmiştir. Belki bir paradokstur ama iktidarda kalmak adına verilen tavizler 1453 çü önleyememiştir. Şimdi subjektif düşüncemi söylersem; durum çok ciddidir. Din kardeşliği, Akrabalık vs.sorunu çözmeye yetmemektedir. verilen ve verilecek tavizlerin hiç bir yararı olmamıştır.olmayacaktır da Çünkü soruna uluslararası boyut kazandırılmıştır. Daha radikal kararlar almak gerekebilir.

SEVDA TÜRKOcak 16th, 2008 02:21

Merhabalar KEREM HOCAM,
Ben, Mehmet Emin Bıyık , beyefendinin tüm yazdıklarına katılıyorum.. İçinde bulunduğumuz kabus gibi durumu çok güzel anlatmış!!!!!
Türk Milleti, evet, asil bir millet,hoşgörülü bir millet! “Hoşgörü” kelimesinin batı dillerinde karşılığı tam yok anlam’ olarak biliyoruz ki.. neden ve nasıl bu duruma geldiğimizi ben bu “hoşgörülü” ve “insancıl “yapımıza bağlıyorum..ama artık uyanmanın vakti geldi, çünki bizim hoşgördüklermiz , çoğalınca bizi kesinlike hoşgörmeyecekler, burda yazılanlara bakılınca bile kolayca anlaşılıyor ,misal! şimdiden bi tehdit, bi tehdit,, ellerinden gelse şimdiden kesecekler Türkleri, yarın neler yapmazlar çoğunlukta olunca!sadece ” barış, kardeşlik , insanlık” degerleriyle büyüttüğümüz bizim çocuklarımız için üzülüyorum, onları resmen cinayete kurban vereceğiz gibime geliyor, bize kurşun atana hep çiçek attık ve bu günlere geldik..bizim iyi niyetimizin bedelini kendi canlarımız , çocuklarımız ödeyecekler ..ve kimsede onların ” insan haklarından,özgürlüklerinden,vs..” bahsetmeyecek gibi geliyor!çünki onların nihayi hedefi “BİZİZ, YANİ TÜRKLER, YANİ TÜRKİYE ,BU TOPRAKLAR”..besle büyüt kel kargayı ,gözünü oymaya hazır olsun! ..uyanalım ve kendi ellerimizle kendimizi kurban yapmayalım..ÇOCUKLARIMIZI ATEŞE ATMAYALIM..ARTIK UYANALIM LÜTFEN DERİN UYKULARDAN!!!!!!!!!!!!!!!!UYANALIM ARTIKKKK!!!!!!

Mehmet öztürkOcak 17th, 2008 00:15

Kürtlerin toplumsa dinamikleri Türklerden farklımı:

Bir dergide yayınlanan (Türk solu) r yazıyı hayretler içinde okudum. Bu dergiye göre İstanbul merkezde yaşayan her 100 kişiden 57 si kürt, İzmir merkezde 33, Ankarada 34,Antalyada 77 Mersinde şu kadar, uzayp gidiyor liste. PKK nın tabanı bu grup olduğuna göre nereye gidiyoruz. Türkiyenin en zengin 20 ailesinin 12 sinin kürt olduğu söylenip yazılıyor. Bu nüfus artışı ile 2050 de çoğunluk olacakları söyleniyor. (bir araştırmaya göre % 1,5 doğurganlık nüfusun korunma noktası yani nüfus çoğalmayıp sayısını koruyor. Türk kökenlilerde doğurganlık bu noktada,Kürtlerde ise % 3.5 )
Tanık olduğum bir gözlemi paylaşmak istiyorum İzmirde 2006 da sattığım evin devrini yapmak için tapu müdürlüğüne gittiğimizde uzun kuyruk olduğunu gördük Alıcı Bingöl lü vatandaş kuyrukta iken yöre milletvekilini aradı, bunun üzerine Tapu müdürü alıcının adını seslendi içeri odasına girdik saygılı bir şekilde kısa sürede işlemi yapacağını söyledi ve yaptı. Büyük şaşkınlık yaşadım. Şu hale bakın. Kürt vatandaş kuyruk bekliyorum diye milletvekilini arıyor oda dönüm müdürü arıyor bu vatandaşımız dolayısıyla ben kuyruk beklemeden işlemi yaptırıyoruz. Bu feodal yada siyasi dayanışma bir avantaj yaratmıyormu. Hangi Türk vatandaş kuyruk bekliyorum diye milletvekili arar, arasa bile Milletvekili ona geri dönüp işlemini yaptırır.
Genel Kurmay Başkanımız Sayın Büyükanıt diyordu ” özgürlük insan hakları gibi değerleri terör örgütüne kaptırdık,Bu kavramlar onların söylemi oldu.” (aşiret tarikat sarmalında kıvranan toplumlar nasıl özgürlük savunucusu olur o ayrı bir konu )
12 Eylülcülerin kulakları çınlasın. 40 milyonluk ülke nüfusunun 600 bini sorgudan işkenceden geçirilirse özgürlük ve insan hakları kavramını hiç haketmedikleri halde başkaları sahiplenir. ABD li yetkililer ” bizim çocuklar ihtilal yapmış ” demişlerdi o zaman. , ABD nin isteğiyle yapılan işler bu halkın ve bu devletin yararına hayrına olmuyormuş demekki.
12 Eylülün mimarı emekliler,Mahallenin genç dinamik yağız delikanlılarının ayaklarını kırar kötürüm bırakırsanız meydan kimlere kalır görürsünüz, Meydanı boş bulup palazlanan ümmetçiler Cumhüriyete , Ayrılıkçı terör de devlete saldırır.
Fakat bu halk tarih boyunca çok badireler atlatmıştır. Tarihsel bilgi birikimi ile12 Eylül ün yaralarını da sarabilmiştir. Özgürlük gibi İnsani değerlerin gerçek sahibi çağdaşlıktan aydınlıktan yana insanlardır.
Feodal aşiret marabaları tabanından beslenip sömürgecilerin para ve silahlarıyla terör yaratanlar insan haklarından özgürlükten nasıl söz edebilirler. Ne yazıkki kötü yönetimler ortamı öyle bir noktaya getiriyorki hiç haketmeyenler bazı değerleri sahiplenebiliyor.

Romayı Asyalı barbarlar yok etti, Bizansı ine Asyalılar (Türkler )çökertti
Osmanlı Asyalı müslüman kardeşlerince(araplar) sırtından bıçaklandı. Doğunun dinamikleri çok farklı olsa gerek. Değişen koşulların yarattığı proplemlere uygun radikal çözümler bulamaz
sanız , hiç istenilmeyen durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Ortalama bir Türk insanı olan ben bile gidişattan kaygılanıyorsam, demekki durum çok ciddi.

hüseyin SUNGURŞubat 6th, 2008 17:59

Kerem DOKSAT dostları,merhaba;sitenin başlangış amentüsünü dikkatle okursanız,Kerem Hoca’nın bu ortamı,yoğun bir bilimsellikle örülmüş bir siteden ziyade,özgürce , düzeylice,akıllıca,dostça bilek güreşi(!) yapmak için kurmuş olduğunu görürsünüz.Kendi ifadesiyle,londradaki HYDE PARK alanı gibi bir seki…Bizim de Mersin’de,”"akıl yolu”" derneği adıyla tesçil ettirdiğimiz bir vahamız var.Bekleriz.
Osmanlı bakiyesi olan bir devlettir TÜRKİYE CUMHURİYETİ…
“leninist” , “”engelsçi”" söyleme bakacak olursak,DEVLET,malum,bir sınıfın başkaca sınıflar üzerindeki maddi-manevi tahakkümüdür.
Zamanında ilkokul bebelerinin,memleketimin “”coğrafi doğusunda” doğru dürüst TÜRKÇE konuşamıyorlar diye,psikopat-şizoid( doğru mu KEREM HOCAM) ilkokul öğretmenlerince,ellerinde cetvel kırıldığı fotoğrafı doğrudur.
Peki yalnızca o evlatlarımızın ellerinde mi cetvel kırıldı!
Yalnızca “”travmatik yapı” içine girmiş KÜRT aileleri mi,evlatlarının meta gibi ortalıkta sirküle etmelerini olanaklı kılmakta,onların minicik bedenlerinin elde edeceği ranta göz dikmektedirler.
Temelde doğru ama vahim eksikleri olan bir önermedir bu.
O halde mecburen işin,aklımızın erdiği kadarıyla,epistemolojisine girelim .Bu topraklar,SEVGİ FAKİRİ BİR İNSAN TOPLULUĞUDUR.
Az ya da çok,diyarbakır da uşak da,sinop da marazidir.Daha düne kadar, SAMSUN’da,yaz aylarında,mektepler tatil olduğunda,”"çocuk pazarı”" kurulurdu.Maddeten yetersiz aileler,yaz boyunca,ufacık bebelerini,HİÇ TANIMADIKLARI AİLELERE “”"KİRAYA”"” vermiyorlar mıydı!
BU HABERLERİ TEVELERDE İZLEYENİNİZ YOK MU İÇİMİZDE!
Bakınız ben,52 yaşında,üniversite-yüksek lisanslı,mesleğini çeşitli nedenlerden dolayı yapamayan,dedesinin zamanında yapıp,çattığı işi sürdürerek geçinen bir insanım.
BENİ,DOĞMADAN ÖNCE,ANNEANNEMLERİN,muhtemelen SATIN ALDIĞI,dört yaşıma kadar,anamla birlikte,adeta bir ikinci anne gibi sarıp sarmalayan,bir mübarek insan büyütmüş.
Ömrüm boyunca,anamdan,anneannemden ÇİÇEK ABLAMIN hikayelerini dinleyerek büyüdüm.ONU HEP ÖZLEDİM, HEP ÖZLEDİM…Babamı yitirdiğim yıl,1971de,birkez geldi ailesiyle,beni gördü,öptü,kokladı ve gitti.
Taaa ki 2003 e kadar bir daha hiç görmedim ÇİÇEK ANNEMİ!
Anneannemler,ÇİÇEK ANNEMİN satıldığı,üçüncü kapıymış(!) kendi ifadesine göre.
Sonra birgün,2003 baharında,bir yakınını görmek üzere,anamı ziyaret etmek üzere,SONUNDA,Tarsus’ geldiler.Haberdar edildim,yüksek tansiyonu varmış.İlacını al,öyle geleyim dedim.
Yanına vardım,ilacını almış olmasına rağmen,beni 32YIL sonra görünce,kucağımda bayıldı.
ŞİMDİ “O”,benden önce, anamın doğarken, ÇİÇEK ABLAMIN ellerinde yitirdiği ,benim UZAK ABLAM diye tariflediğim,biyolojik ablam yerine,kalbime RABBİN gönderdiği hakiki ablam.
Ben,çocuklarının,biyolojik dayılarının varlıklarını reddederek,yerine DAYI diye kalplerine dayadıkları dayılarıyım.
Onlar benim öz yeğenlerim.
Rabbim affetsin,özbacımın çocuklarından daha çok daha yakınım.
AYTMATOF,”"gün olur asra bedel” öyküsünde,ASYA’ya(türkan şoray) sevgi-aşk için, “” emektir”" der.Evet,doğrudur,biz emek çok emek verdik.Birbirimizi 32 yıl özleyerek,belkide kozmik bir sevgi büyüttük.Şimdi,her ay ya da iki ayda bir Mersin’in 215 kilometre kuzeyine,borç harç da olsa gitmezsek,kızım ağlar,sevdiğim karım suratını asar.
Ben,sedirde yılların özlemini,başımı kemikli hasta göğsüne dayayarak,yol yorgunluğumu giderir,insan olduğumu daha çok anlamaya talimlerim kendimi.
Biz,yani ANADOLU,yani TÜRKİYE böyleyiz işte.
Komşum Mardinli Şafi Kürt fenerli ….hocaya takılmazsam,onu küfrettirmezsem rahat edemem yahu.Onun boş durduğunu falan sanmayın ha.Az tilki değildir o.
Peki terzim ANTAKYALI arap …..ı ne yapayım!
Anamın gelin geldiği Mersin mahallesi …….nin muhtarı,ALLAH RAHMET eylesin,ARTİN ABİ!
Hasıl-ı kelam…

Kavimlerin DÖL YATAĞI ANADOLU’dur.
Diyarbakır’ın başına,Sinop’un başına birşey gelirse,Urfa’da birinin burnu kanarsa,BEN UYUYAMAM Kİ.

ne diyor ŞAİR ÖZDEMİR ASAF:
ben onu beklerken ölmem ki!

esenlikler,güzellikler,saygılar sunuyorum.
LÜTFEN KABUL EDİNİZ.

Emre KararŞubat 16th, 2008 02:39

‘Haydi, canlar, Kürdümüz’le, Lâzımız’la, Dadaşımız’la ve daha nice etnik gruptan kardeşler Türklük altında bir olalım.’Kerem Doksat’ı dinleyelim lütfen.Kürtlük altında birleşecek halimiz yok ya!Bilimsel bakın,Sayın Doksat’ın haklılığını göreceksiniz.Zaten tıp bilimide böyle kapsayıcı bir anlayışı başından beri savunmaktadır.’…Çünkü Kürdistan diye bir ülke haritada olacak ama aslında tamamen Batı sömürgesi altında soyulan bir ülkeniz olacak, samimi Kürt milliyetçileri de isyan edecek.’Kerem Bey gibi üç-beş bilim adamı daha olsa tüm dünyada tek sorun kalmazdı.Her konunun uzmanıdır Kerem Bey.Saygı gösterin.

ibrahim çavuşŞubat 16th, 2008 12:15

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat beyin yazısını okudum. Aslında herkesin yazıyı dikkatli bir şekilde okumasını da tavsiye ederim. Yazının içerdiği anlamdan çok, başka yönler dikkatimi çektiğinden ben de en azından içimi dökeyim dedim. Bana da böyle bir fırsatı tanıyan site sahiplerine teşekkür ederim, daha şimdiden.
İlgimi çeken önemli hususlardan biri, Türkiye eğitim sisteminde yetişin bir prof.’un kültür seviyesinin bu yazıya yansımasıdır. Bunu gördükten sonra geri kalmışlığın sebebini de anlıyorum. Çarpık eğitim sistemi, ilim, bilim ve kültürün en üst seviyesindeki bir insanı ancak bu kadar eğitebiliyor. Mehmet Emin Bıyık beyin ifade etmiş olduğu, sokakları, yeraltı dünyasını dolduran potansiyel suçlular işte bu eğitimin neticesidir. Bilinçli olarak okuma imkânları verilmediği gibi, onların bu yollara sapmalarına zemin hazırlanmıştır.
Yorumların büyük bir bölümüne bakıldığı zaman, şartlanmışlıkların, kandırılmışlıkların, olaya tek taraflı bakmaların boyutu daha iyi anlaşılıyor. Art niyetli olunduğunda veya at gözlüğü takıldığında adil bir netice çıkmayacağı açıktır. Bu yüzden ülkeyi daha önce yakanlar ve yakmaya devam edenler her zaman göz ardı edilir. Burada da öyle olmuştur. Derinlerdeki güçler, gizli teşkilatlanmalar, devletten beslenen çeteler, örtülü ödenek parazitleri, kirli siyaset odakları, asli suç şebekeleri, ülkenin yanıp tutuşmasının asıl failleri olarak hiçbir zaman görülmez. Zira onlar, vatan kahramanları, vatansever kimselerdir. İşledikleri suçlar, cinayetler, kurdukları vurgun şebekelerine hiç kimse ilişemez. Zira, derinde gizlenmeyi tercih edenlerin de bunda payı vardır.
Vicdan sahibi olan her insan, gerçekleri yalın görmeye çalışmalı değil mi? Bir kürt vatandaş, her ne kadar ben bu ülkenin insanıyım dese de kabul görmüyor ise, bunun suçlusu kim? Yaftası, etiketi daha doğarken yapıştırılmış bir insan olarak, sürekli potansiyel suçludur. Zira, ne yaparsa yapsın güvenilir bir insan konumunda olmayacaktır. Potansiyel suçludur o, Çanakalede, Sarıkamışta, Yemende, Korede, Kıbrısta veya çıkan her savaşta öldürülse de yine bu ülkenin insanı sayılmayacaktır. Cumhuriyet kurulduktan sonra, öldürülen, sürgün edilen, beşikteki çocuğuna bile acınmayan, dili yasaklanan, asimile edilmek için aleyhinde her türlü sinsi planlar yapılan bir kavim olmasına, susmayı tercih etmesine rağmen çevresindeki ateş çemberi canlı tutulan kürt vatandaş ısrarla düşman gösteriliyor.
Biraz aklı olan insan hak verir. Bu insanlar, yeterince asimile edilmişler zaten. Hiçbir kürt, rüyasını, düşüncesini ve hayallerini Kürtçe olarak görmez. ayşe çelebir, mehmet emin bıyık ve Mehmet Kerem Doksat gibileri daha başka ne ister bilmem. Neden bu kadar öfkelisiniz. Öfkeniz çirkin bir manzaranın ortaya çıkmasına yardımcı oluyor. Uzun zamandır her birimiz, Türkçe bilmeyen annemize, babamıza “Ki bejit ez tırkim keyf keyfa wiye” (yani Ne Mutlu Türküm Diyene) diyoruz. Siz bunu yapabilir misiniz? “Eşitiz, kardeşiz, bütün haklardan ortak istifade ediyoruz” diyenler, biraz akıl etsinler bakalım! İsterseniz, zahmet edip ikinci dil olarak bir kürçeyi öğrenin. Çocukluğunuzu, eğitiminizi, hayallerinizi Kürtçe olarak yaşayın, o zaman muhatabınızın duygularını anlarsınız. Ülkenin her yerinde Türkçe bilmediğiniz, şivenizin veya renginizin bozuk olmasından dolayı horlanan siz olmadığınız için, bu yöndeki duyguları anlamanıza imkan yoktur. Hakim bir sınıfın içinde başka bir ırktan olmanın çevrede oluşturduğu kompleksi yaşadınız mı bilmem. Gerçi, Mehmet Kerem beyin böyle bir kompleks yaşadığına inanırım. Yabancı olmanın, göçmen olmanın, varlığını ispatlamak için, hakim ırkın üstünlüğünü savunmada uç noktalara kadar çıkmanın ezikliğini anlayabiliyorum.
İlginç bir nokta daha aktarayım. Bir çok ülkede hakim ırkın savunuculuğunu yapanlar, ya göçmendir veya kendilerini o sınıftan sayan yabancı ırklardır. Bundan dolayı, birçok kürt kökenli kendisini türk olarak göstermeye veya ispatlamaya çalışmaktadır. Ancak, bununla kendilerini dışlanmışlıktan kurtarabiliyorlar. Türkiye’de ırkçılık yapanların etnik kökenlerine bir bakın isterseniz. Sizin de ilginizi çekecektir.
İnsanların kökenlerinden dolayı sokaklarda linç edilmesi, cesetlerinin hayvandan daha aşağılayıcı bir şekilde sürüklenmesi, cesetlerinin yıkanması için su bile verilmemesi, köylerinin yakılıp yıkılması, namusuna el uzatılması, cahil bırakılmaları, zulüm görmesi, her türlü hakaret ve cismi saldırganlığa maruz kalması ırkçıların çok hoşuna gidiyor her halde. Yerlerde ekranların önünde, kanlar içerisinde kalıncaya kadar tekmelenmesi çok hoş bir şey olsa gerek. “Ki bejit ez turkim keyf keyfa wiye” (Ne Mutlu Türküm Diyene) gece gündüz ağzımızdan düşmüyor, daha ne istiyorsunuz. Misafir olduğunuz bir evde, ev sahibine zülüm etmeniz çok mu güzel bir duygu? Size söyleyeyim: Bütün bunlara hayvanlar bile sevinmez.
Türk ve Kürt arasında bir sorun olduğunu sanmıyorum. Kendilerini ispatlamaya çalışan göçmenler ve bu iki ırktan olmayan yabancı ruhlular komplekslerini bir kenara bıraksalar her şey hal olacaktır. Osmanlıdan beri süre gelen derin çetelerin tetikçilerine, işkencecilerine bakın hepsi göçmendir. Bu benim ilgimi çekiyor.
Kürtler sadece insanca yaşamak, kimliklerinin aşağılanmasını engellemek ve bulundukları Mezopotamya topraklarının kendi vatanları olduğunu ispatlamak istiyorlar. Bu da ağır bir şey olmasa gerek. Öfkelenmenin, yok saymanın, aşağılamanın, cinayetleri, asli suç odaklarını, işkence şebekelerini, talancıları, kovanlardaki arıları bile yakmayı mubah gösterenleri görmezlikten gelmenin kime faydası olacak? Korkmayın, rahat olun. O zaman akan kanlar son bulacak.
Öfkelenen ırkçı beyler, kızmanıza gerek yok. Bence şöyle bir kökeninizi araştırın. Eğer bu iki ırktan biri değilseniz endişelenmenize gerek yok. Rahat olun bu vatan bizim. Kimsenin bir karış toprağımızı almasına izin vermeyiz.

İzleyiciŞubat 19th, 2008 00:45

Sayın Kerem Doksat, güzel yazınız için teşekkür ederim, açıklayıcı olmuşsunuz. Ancak anlamayanlar için “Ne mutlu Türk’üm diyene” cümlesini de biraz açıklamanız gerekirdi diye düşünüyorum.

Türk değiliz diye çırpınıp duran Kürtlerin anlaması gereken şey Anayasa’da ve diğer söylemlerde\yazılarda geçen Türk’ün etnik Türklüğü kastetmediğidir.

O dönemin şartlarına göre düşünmek gerekir. Ziya Gökalp ve o tarihlerde yaşamış kişilerin söylediklerine göre, o yıllarda Türk diye halk tabakasına denir hatta eşşek Türk diye aşağılanırlarmış. Yönetimin millet-i mahkure olarak gördüğü halk(geneli etnik bir sınırlama yok) Türk olarak addedilirmiş.

Kurtuluş savaşı işte bu “Türk”lerin zaferi olmuş, buna binaende devletin adı Türkiye konulmuştur yani Türk’e ait olan. Anayasa’da der ki, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. Bu böyle olagelmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç ise Türkiye devletinin Türk vatandaşı olan herkesin ortak malı olduğudur.

Bu sebepten Kürt kardeşlerimiz yerinmesinler, o dönem geçti diyorlarsa kendilerine Türkiyeli de diyebilirler.

Bunun dışında yazınız gerçekten çok dikkate değer. Kürt düşmanı olduğunuzu ve bazı şeyleri atladığınızı düşünerek yazanların daha bir fırın dolusu ekmek yemeleri ve kasa kasa kitap okuyup kendilerini geliştirmeleri gerek.

Yani Allah aşkına, aralarında 200-300 kilometre mesafe bulunan yerlerden Kürtler bir araya gelse birbirlerini anlayamıyorlar, bu nasıl tarihi bir geçmiştir. Ben yanlı konuşmak istemiyorum ama gerçeklerde aşikar.

Taki EREN isimli kişinin yazdıklarına da çok güldüm, daha doğru yazamadıklarına, bu Türkçeyle nasıl olupta günde dört gazete okuyup, bir kuruluşa başkanlık ediyor anlamadım.

Her neyse size işinizde başarılar dilerim. Kürt kardeşlerimize de böl-parçala-yönet üçlüsünün ne anlama geldiğini bir düşünmelerini ve yıllardır kardeşçe yaşadıkları kardeşlerine mi yoksa okyanusları aşıp onlara başka şeyler empoze eden mihraklara mı güveneceklerini kendileri seçsinler.

Not : Aklıma gelmişken, Kürtlerin kendilerini batıda ikinci sınıf vatandaş olarak hissetmelerini sebebi, kendileri ve öncekilerinin davranışlarından dolayı bulundukları meskendeki halkın onlara önyargıyla yaklaşmasıdır, ki bu da zincirleme bir etkiye neden oluyor.
“Kendim ettim kendim buldum” bunun en mantıklı açıklaması olacaktır.

ömür karaMart 9th, 2008 22:33

1 saattir bu yazıları okuyorum ve gerçekten çok üzüldüğüm konular var.Benim kürt komşularım var ben ilk okulda.orta okulda ve lisede çerkez ,arap,aydın,yörük,avşar ve kürtlerle okudum ve kimseye sen kürtsün sen türksün sen bilmem ne sin gibi eleştiri yapmadım ülkemi,bayrağımı ve halkımı hangi ırktan olursa olsun(ayırmadım)sevdim.Bugün insanların dilinde bir kürt sorunu denilen kelime dolaşmakta ben buna katılmıyorum ve buna katılıp çok hararetli konuşan ve kendisini kürt diye tanıtan bazı yorumculara sesleniyorum özellikle aşırı büyük konuşanlara kuzey ırakta bir kürt yönetimi var diyorsunuz o zaman neden oraya gidip fikirlerinizi o insanlarla paylaşmıyorsunuz evet T.C diye bahseden kişiye sesleniyorum kürdistan kuruldu o zaman neden hala TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE ikamet ediyorsunuz adres belli gitmek isteyen gider.Ben size neden gitmek istemediğinizi söyleyim orada elinize keleşi verip sizi dağa TÜRKİYE CUMHURİYETİNE(SİZİN BEĞENMEMEDİĞİNİZ ÜLKEYE) karşı yem olarak sürecekler kendi agalarınıza ve aşiret reislerinize kafa tutup söz söyleyemediğiniz için sanal alemde ÜLKENİN ALEYHİNE konuşmak çok kolay sıkıysa aşiret ağanızın karşısına çıkıp be sizin şu hareketinizi beğenmedim deyin( tabi sizde o aslan deli kanlılık ve özgürlük ve devlet yıkıp devlet kurma becerisi varsa) sizi iki dakkada kaldırırlar.SANAL ALEMDE atıp tutun devlet isteyin herşeyi devletten bekleyin ben diyarbakırıda gördüm batmanıda erzurunuda ağrıyıda kendinize kürt süsü verip ezilmişlik dürtüsü adı altında devleti parçalamak için elinizden geleni yapıyorsunuz.
Ben en kıral kürtleri bilirim ama sizin gibi özellikle diyarbakır ağızlı konuşan kişilikleri tanımam ve istiyorsanız sınır kapısı açık T.C kimliğini bırakıp birdaha dönmemek üzere nasıl giderseniz gidin bu ülkeye yararınız olur.Benim kürdüm kendini bilir diyarbakırdan yönetilmez okur polis olur okur asker olur okur öğretmen olur ve daha nice meslak dallarında işinde gücünde akşam olunca ailesinin başında olur.Bazı kürdüm deyipte kürtlerin adını kirletenler gibi akşam vakti girince bar köşelerinde kuytularda esrar,eroin satmazlar özellikle büyük şehirlerde.TÜRK OLSUN KÜRT OLSUN VS.. IRKTAN OLSUN BU ÜLKEYİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN VE TERÖRE DESTEK VEREN KİŞİLERİN ŞAHSİYETSİZ KİŞİLİKLERİNE SESLENİYORUM ( SİZLER CİĞERİ BEŞ PARA ETMEYEN AZ BİR İT SÜRÜSÜNDEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLSİNİZ) BENİM KÜRDÜME SİZ SAHİP ÇIKAMAZSINIZ KENDİNİZE GELİN ADAM OLUN memleket için çalıp çırpmadan çalışın.

ahmetMart 9th, 2008 22:55

bu ülke hepimizin kendini sağlama alıp vatan evlatlarının şehit olmasına göz yuman rütbe sahibi şahsiyetlere sesleniyorum elektirik faturasını ödeyemeyen vatandaşın elektiriğini kestiğiniz gibi dağlardaki bu terör olayını neden kesip bitiremiyorsunuz yoksa canınız mı istemiyor ana kuzuları ölsün yaralanan bir asker için helikopter göndermeyin her ana mehmet doğursun ama siz bir helikopter göndermeyin KÜRDÜMÜ TÜRKÜME TÜRKÜMÜ KÜRDÜME KIŞKIRTIN elinize yeni ortamlar geçsin sonra bu kargaşadan yararlanıp uyuşturucu trafiğine hız verin sanal alemde nasıl olsa 3-5 KİŞİ ağız dalaşı yapar.
Kitap okumayan ve okutturulmaması için her türlü eğlence programlarının mübah olduğu ülkemizde elbette cahil kalan türk kürt arab avşar ve diğer ırkların kafaları karışacaktır burada konuşan ve çeşitli masallar anlatan ve çok iyi biliyorumki bu platformda çok amerikan ve diğer ülkelere çalışan ajanlar var
EY KÜRT EY TÜRK sen kendine gelmezsen amerika gerkeni yapacak şüphen olmasın elindeki son güçlü DEVLETİNİDE elinden alırlarsa artık nerenize isterseniz oranıza KINALAR yakarsınız
AKILINIZDA BULUNSUN:asla kitap okumayın asla okula gitmayin uyşturucu ve alkolden uzak kalmayın sonra günah işlemiş olursunuz bol bol laf ebeliği yapın ama hiç adam gibi çalışıp üretmeyin şekeri ve buğdayı sürekli avrupadan ithal edin pirincinizi zaten amerika veriyor siz çalışmasanızda olur dünya sizden herzman korkuyor en az 2 en çok 13 çocuk yapın ama sakın daha fazla yapmayın seçimlerde en çok vaad veren partiye oy verin ve bu yüzden komşunuzla tartışıp düşman olun gerçek haberleri izlemeyin siz zaten haberin merkezisi sayılırsınız haber ne oluyor ki magazin daha önemli akşam küstüm şowu izleyin sabah sabah olunca sabah sbah sedasını izleyin camiye gidin fakat abdest almayın ve imam vaaz verirken siz sohbet edin zaten sizin bildiğiniz konular belinizden tabancayı eksik etmeyin ve mezara bile onunla gidin tarihinizi hiç öğrenmayin çünkü siz başlı başına bir tarihsiniz siz tarihten değil TARİH SİZDEN ders almalı akşam yemeğinizi yedikten sonra yan gelip yatın komşunuz nasıl olsa pirzola yemiştir yada tavuk kızartması diilerinizi fırçalamayın banyo yapmayın siz zaten temizsiniz namazda kılmayın hem ihtiyacınız yok HEM SİZİN KALBİNİZ TEMİZ namazda ne oluyorki siz herşeyin iyisini bilirsiniz şekilciliğe gerek Y O K.

ahmetMart 10th, 2008 13:25

bu ülkede kürt sorunu yok kendisini ezilmiş gören ve fakir olduğu için utanan bu dürtüden kurtulmak içinde her yolu seçen bir avuç teröristen başka birşey değil bunlar.Ama HATA YİNE BİZİM BÜYÜK BÜYÜK DEVLETİMİZDE fazla hoşgörü insanların çenelerinin düşmesine ve bilinçsizce konuşmalarına neden oluyor eline apo posteri almış yeter artık diye bağıran kadın ve çocuk sürüleriyle karşı karşıya geliyor polisimiz! ve ben soruyorum namus abidesi bu emperyalist uşaklara hani sizin namus anlaşınız kadınlarınızın arkasına mı saklanmak hak ve özgürlük aramak siz kancık sürüsünden başka birşey değilsiniz
Alışmışsınız herşeyi devlet versin demeye ben ve ailem fakirlikten geldik ve birkez bile devlete kafa tutup devlet versin devlet etsin demedik çünkü biz kahbe değiliz devletimizi ve nöbet tutan askerimizi kahbece arkadan vurmadık ve asla düşünmedik.SEN kalk 12 adet çocuk yap sonra devletin başına bela et kızını okula yollama sonra cahil nesiller daha kolay yetişsin 12 yaşındaki kızı başlık parası adı altında S A T sonrada insanım diye ortada dolaş sen insan değilsin.10000 yıldır bu topraklarda olduğunu yazan bey evefindiye sözüm neden 9923 yıldır devlet kuramadınız bu coğrafyada? ? ? onuda ben söyleyim : yan gelip yatmak ve ağam paşam beyim diyerek yalakalık yapmaktan başka işe yaramadığınız için mi yoksa çalışmak öğrenmek kızını okutmak oğlunu okutmak zoruna gitti için mi? bunlar kendini kaybedeb tipik terör kokan sözlerdir BENİM KÜRDÜM kendini bilir çıbanın başı DİYARBAKIR diğer illerde insanlar işinde gücünde neyin ne olduğunu biliyorlar.Gitmak isteyene kapımız herzaman açık habur geçişleri devam ediyor isteyen gider ama dönmemek üzere!

Kudret ÖteyakaMart 15th, 2008 06:59

Saat şu anda Türkiye’de sabahın beşi. Kerem hocanın yazısından başlamak üzere hepsini okudum. Buraya düşündüklerini yazmak cesareti gösteren iyi kötü hepsini kutlarım.
Ancak içlerinde bazıları var ki gerçekten taktire değer. Gerçekten bir fikir ürünü. Ağız dalaşına girmeden aydınlatıcı bilgiler, kaynak göstermeler, usulünce uyarmalar. Bakın işte burada bile eğitimin, aydınlanmanın ışığını insan anlında, yüreğinde hissedebiliyor.
Bilgilenmenin kaynağı okumak ve gezmek olduğuna göre bunlardan yoksunluk da bilgisizlik sebebidir. Ülkemizin insanları bunların ne kadarından yararlanıyor diye soralım. İnsanlarımız gününün ne kadarını okumaya, öğrenmeye, gezmeye ayırıyor?
Etrafımda kendiliğinden değişen hiç bir insana bu güne kadar rastlamadım. Bir kitabı alıp okumaya başlamak ben başka fikirleri de dinlemeye, onları anlamaya çalışmaya, yorumlamaya ve gerekirse değişmeye hazırım demektir. Çünkü okunan her cümlede bazan her kelimede bir zihin fırtınasına girersiniz. Bazan tek bir cümle hayatınıza yön verir; sizi bir yerden başka bir yere alıp götürür. Eğer art niyetli değilseniz her defasında kendinize çeki düzen verirsiniz. Eksiklerinizi tamamlar; fazlalıklarınızı pekiştirirsiniz. Kendinizi ve etrafınızı, geçmişinizi ve geleceğinizi sorgulamaya başlarsınız. İyi bir okuyucuysanız devriminizi kısa zamanda tamamlar; yeni bir insan olmanın gururuyla hayatı başka türlü algılamaya başlarsınız. Kendinizi ve bir parçası olduğunuz ailenizi, şehrinizi, ülkenizi, dünyayı başka türlü anlamaya ve sevmeye bunun sonucu olarak sorumluluk duymaya başlarsınız. Bu sorumluluk alma bilinci kendini değişik şekillerde gösterir. Kimi iyi bir asker olmak ister, kimi polis, iyi bir öğretmen, kimi iyi bir gazeteci. Kimileri de vardır ki engel saydıklarının hemen canını almak ister. Çünkü bedensel aktivitesi zihinsel gelişiminden ileri geçmiştir.
Üniversite yıllarımızda sağcı polisler geldiğinde solcu öğrenciler, solcu polisler geldiğinde sağcı öğrenciler dayak yerdi. Tarafsızlar geldiğinde dayak yiyen olmazdı. Baskınlar olduğunda cahil polisler ders kitabı olarak okutulan sosyoloji kitaplarını bile içinde sos olduğundan olacak ki kominist kitabı diye toplayıp giderlerdi.
İhtilalden sonra polis cehaletinin önüne geçmeye çalıştılar; ben dahil halkın polise olan düşmanlık derecesine varmış güvensizliği birden yok oluvermişti. Okulu bitirdikten sonra tayin olduğum yerde Ankara’daki devrimci arkadaşlarımız birden devrimciliği, kardeşliği unutmuşlar beni faşist devletin ya da tc.nin faşist öğretmeni yapıvermişlerdi. Dört işlemi dahi bilmeyen lise öğrencilerinin gözünde, aldığı maaş otele ve yemek parasına dahi yetmeyen, asfalt yolu, her zaman akan suyu, her zaman yanan elektiriği, doğru dürüst belediye binası olmayan bir batı kasabasının fakir ailesinin öğretmen çıkmış bir emekçisi sömürgeci olmuştu. Sendikaya bile üye yaptırmamışlardı. Ben anadan doğma Atatürkçüydüm ama ülkücülerin gözünde kominist, devrimcilerin gözünde faşist ya da burjuva kemalciydim. Hem de sözünü ettikleri konuların kitaplarını dahi okumadan, bir kaç beylik kavramlarla.
İyi de köyde ağanın marabası, sınırda kaçakçısı, şehirde ağanın otelinde, lokantasında zorunlu müşterisi, ağanın zehir taşıyıcı, silah satıcısı sensin. Ağan izin vermezse evlenemezsin bile. İşine gelmezsen jandarmaya ihbar eden ağandır. Daha gerisini yazmaya dilim varmıyor. Bunlara kalkıp ta bir tek söz söyleyebilir misin? Hayır. Gücün sana soygunu, talanı, ekonomiyi, dilenmeden yaşamayı, dört işlemi, matematiği, muhasebeyi, kızların da kardeş sayılmasını öğretecek fakir bir öğretmene yetiyor.
Demokrasi havarisi geçinen batı ülkeleri ve abd en çok alış veriş yaptıkları hatta hükmettikleri arap ülkelerine demokrasiyi ve insan haklarını götürmeyi niçin denemiyorlardı dersiniz? Hani nerde Saddam’ın kimyasal silahları, atom bombaları? Döndürdükleri dolapları Saddam ifşa etmesin, kürtlere kullandıkları kimyasalları kendilerinin bile bile sattıklarını dünya öğrenmesin diye apar topar astılar. Yarın aynı iplerin Barzani, Talabani ve diğerleri için çekilmeyeceği ne malum? Onların anneleri kızlarının evlerinden aç dönerler. Hiç biri bedava ekmek vermez. Kürt kardeşlerimiz dünyanın neresinde olursa olsun yine karınlarını bizden doyururlar. Onlar ellerini çeksin bizim üzerimizden bakın bakalım Kürt/Türk sorunu olacak mı?
Bilgi birikimini sağlamış, kendisiyle barışık olan bir kimse kolaylıkla aşağılık duygusu yaşamaz. Nereye giderse gitsin kendisidir. Öfkelenebilir ama hakkını teslim etmez. Kolay telaşa kapılıp gözünü kin ve nefret bürümez, doğruyu eğriyi birbirine karıştırmaz. Bazıları dillerini konuşamadıklarını söylüyorlar. İyi ama sen daha bir kaç bin yıldır birlikte yaşadığın bir toplumun, devletin dilini öğrenmiyorsun, kendi dilini nasıl konuşacaksın. Onu nasıl geliştireceksin. Avrupaya gidenlere üç/beş ayda dil öğrenip çalışma zorunluluğu getiriyorlar. Dil öğrenmeyenin yardımını kesiyorlar, işverenler iş vermiyor. Ama Türkiye’nin, Osmanlı’nın bin yıldır vatandaşı ol dilini öğrenme. Bu serbestlik nerede var. Bu çoğalma hangi ülkede var? Baskı dediğin, soykırım dediğin Amerika’daki İNKALARDA, AZTEKLERDE, MAYALARDA, Avusturalya’daki OBERCİNLERDEKİ gibi olur. Kuzey Avrupa’da SAMİLERDEKİ GİBİ LAPLARDAKİ gibi olur. Soyulup çöl haline getirilen AFRİKADAKİLER gibi olur. Biz beş kardeştik. Oğlanlı kızlı sabahtan akşama değil geçce yarılarına kadar çalışırdık. Babam ile çok zaman koca günü tuzlu ayran ve kuru ekmekle geçirdik. Bir eski çekede bir iki yük odun yıktık. Ama ne namusumuzu sattık ne de devlet bize bakmıyor diye çığırtkanlık yaptık ne de dağlara çıkıp eşkiyalık yaptık. Babamın çocukları her biri bir-iki çocuk yaparak aç kalmamayı öğrendik. Ama şimdi burada aldatılıyor olmanın farkına vardık. Benim yarattığım değer bana yaramıyorsa eşkiyaya yarıyorsa niçin göz yumacağım? Üçten fazla çocuk yapanı vergilendirmeyen hiçbir partiye oy vermiyeceğim. Az yapanı da çok yapanı da vergilendirsinler. Birileri karıları çocukları yan yana döşesin, dağlara eşkiya yetiştirsin ben de onların karnını doyurayım. Yok o kadar bedava yaşamak.

serkan kutayMart 16th, 2008 00:01

ya yeter artık kürtlerden ne istiyorsunuzzzz kürtler sizden çokmu şey istiyorrrr benim dedem kore gazisi dedemin iki amcası sarıkamışta şehit olmuş bizim hakımız yokmu bu ülkede artık yeter bir gün dağa çıkan çocuklarınızın derdini dinledinizmiii. siz yaptığınız tek şey NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE BENDE KÜRDÜM DİYORUMKİ NE MUTLU KÜRDÜM DİYENE erzurumdan saygılarımlaaaa

atillaNisan 4th, 2008 08:33

sayın site yönetici düşüncelerden neden bu kadar korkuyorsunuz, anlayamıyorum?
bu sayıfada genelde kürt sorunuyla ilgili kimi zaman küfürlere kadar varan görüşler paylaşılmıyor mu?
size yine bu konuyla ilgili olarak alıntı bir yazı göndermiştim, özgür bir platform olarak lense ettiğiniz bu sayıfada yayınlamanız doğru olmaz mıydı.
selam ile

Namık KartalNisan 6th, 2008 17:41

Serkan Kutay kardeşim
Ümmet tek millettir
Müslüman tek millettir
DÜnyada Türktü Kürttü diye tartışa dururken biz. Kafirler yürüdü ürüdü gitti
Bırakalım bu gibi şeyleri.
Sana çok hak veriyorum dediğin bazı şeylerde.Beni sorarsan Kürt değilim Türk üm hemde yüzlerce yıldır bulunduğum bölgede yaşadığımız biliniyor dedelerimizin. Bilecik Söğüt tenim ben.
Sana demek istediğim şey özetle şu kardeşim.
Senin ve benim dedelerimiz babalarımız şehit ve gazi olurken bu savaşlara ırk kavgası için gitmedi gönüllerinde bu yoktu bunu iyi kavrayalım. Onlar Allah Allah nidalarını atarken yalnızca Allah’a kurban olmak kaygısı güttüler bunun yanında Tek millet olan İslam Ümmeti için savaştılar.
Benim için islamla şereflenememiş yakut Türkleri değersiz bir paçavradır. Benim ataist olan akrabamda var onunda benim gözümde Müslüman olan bir Kürt kardeşimden hiç ama hiç bir üstünlüğü yokdur. Benim gibi düşünen çok Türk v Kürt var kardeşim Lütfen bu yazıyı okuyan herkes bu birliktelikte birleşsin. Gerisi Yalan.

Müslüman olmak kolaydır bir kelime-i Şahadet ile
Müslüman kalabilmek kolay değil: Bir Ömür saadet ile. (Namık Kartal)

Kafir olmadıktan-Katil olmadıktan-Kalbinde Helal haram-sevap günah kaygısı güttükten sonra her zaman benim kardeşimsin diyorum herkese.

Namık KartalNisan 6th, 2008 17:45

Serkan Kutay kardeşim
Ümmet tek millettir
Müslüman tek millettir
DÜnyada Türktü Kürttü diye tartışa dururken biz. Kafirler yürüdü ürüdü gitti
Bırakalım bu gibi şeyleri.
Sana çok hak veriyorum dediğin bazı şeylerde.Beni sorarsan Kürt değilim Türk üm hemde yüzlerce yıldır bulunduğum bölgede yaşadığımız biliniyor dedelerimizin. Bilecik Söğüt tenim ben.
Sana demek istediğim şey özetle şu kardeşim.
Senin ve benim dedelerimiz babalarımız şehit ve gazi olurken bu savaşlara ırk kavgası için gitmedi gönüllerinde bu yoktu bunu iyi kavrayalım. Onlar Allah Allah nidalarını atarken yalnızca Allah’a kurban olmak kaygısı güttüler bunun yanında Tek millet olan İslam Ümmeti için savaştılar.
Benim için islamla şereflenememiş yakut Türkleri değersiz bir paçavradır. Benim ataist olan akrabamda var onunda benim gözümde Müslüman olan bir Kürt kardeşimden hiç ama hiç bir üstünlüğü yokdur. Benim gibi düşünen çok Türk v Kürt var kardeşim Lütfen bu yazıyı okuyan herkes bu birliktelikte birleşsin. Gerisi Yalan.

Müslüman olmak kolaydır bir kelime-i Şahadet ile
Müslüman kalabilmek kolay değil: Bir Ömür saadet ile. (Namık Kartal)

Kafir olmadıktan-Katil olmadıktan-Kalbinde Helal haram-sevap günah kaygısı güttükten sonra her zaman benim kardeşimsin diyorum herkese

Prof. Dr. Mehmet Kerem DoksatNisan 9th, 2008 14:05

Atilla Rumuzlu yazıya cevabımdır:

Bu web mekânında yapıcı ve uzlaştırıcı, ayrılıkçı terörü engelleyici fikirlere iznim var. Korkuyor olsam, büyük çoğunluğun yaptığı gibi susardım.

Buna mukabil, bu web mekânında Kürtler’in veya başka bir etnik grubun ayrılıkçı propagandasının yapılmasına müsaadem yoktur.

Azıcık dikkat ederseniz, Türkiye ve Türklük hakkındaki fikirlerimin gâyet açık olduğunu göreceksiniz. Allah bilir, yorum yaptığınız bu yazıyı dahi dikkatle okumamışsınızdır; okusanız bu mesajı yazmazdınız çünkü.

Saygılarımla…

[...] Lûtfen bu yazımı okumadan önce http://www.keremdoksat.com/2006/12/01/kurt-sorunu/ yazımı tekrar okuyunuz. [...]

[...] Lûtfen bu yazımı okumadan önce http://www.keremdoksat.com/2006/12/01/kurt-sorunu/ yazımı tekrar okuyunuz.Önce son hâdiseleri gazetelerden iktibasla özetleyeceğim… [...]

[...] Lûtfen bu yazımı okumadan önce http://www.keremdoksat.com/2006/12/01/kurt-sorunu/ yazımı tekrar okuyunuz. Önce son hâdiseleri gazetelerden iktibasla özetleyeceğim… [...]

atilla bozkurtNisan 29th, 2008 13:06

Merhaba Kerem Doksat bey,
Benimle ilgili yapmış olduğunuz yorumu okudum. Sizin yazınızı okumadığımı söylüyorsunuz, oysa yazınızın başından beri sizi ve yorumları seviyeli bulduğum için takip ediyorum. Satır aralarında yer alan hakaret ve küfürleri de sineye çekiyorum. Ülkenin gerçeklerine değindiğim yazımda herhangi bir kesimin propagandasını yapmadım, yapmam da. Belki konuya biraz daha halk diliyle yaklaştığımdan böyle bir anlam çıkmış olabilir.
Bu ülkeye yıllarca kangerene dönüşen bir yaraya, ben de kendi açımdan değinmek istedim. Kürtlere yönelik küfür derecesine varan yorumlara yer verirken, kendi açımdan yapmış olduğum yoruma yer vermeyişinizi garibsediğimi size duyurmak istemiştim. Aşağıda da yine kendi duygu ve düşüncelerimden oluşan birkaç cümleyi sizinle paylaşıyorum. Yayınlayıp yayınlamamak sizin tercihiniz. Ancak bir sorun var ve bunu hiçbir şekilde gizlememiz de mümkün değil. Bizim yok dememizle bu sorun yok olmuyor.
Kuşkusuz her kesim kendi açısından olaydaki haklılık payını ispatlama gayreti içerisinde olmuştur. Ancak, korkular ve ciddi tehditler hiçbir sonuç sağlamaz. Bugüne kadar sağlıklı bir çözüm önerisinin bu düşünce platformuna taşınmamış olmasının temel sayıklarından birinin de nasyonalist kalıtım ve etkilenme endişesi olduğunu düşünüyorum. Oysa mükemmel insan hiçbir şekilde zulümden, zalimden yana olmamıştır, her zaman ve mekânda mazlumların yanında olmayı kendisinin temel prensibi olarak kabullenmiştir. Bir çok canın aramızdan ayrılmasına, ülkemizin yanmasına sebep olan olayın analizine gelince:
Yıllardan beridir, çeşitli bahanelerle bir halk zor ve baskıyla karşı karşıyadır. Hepimizin bildiği basit bir örnek vereyim. Kürt köylülerini öldürüp, daha sonraki siyasi hükümetlerde idama mahkum olan Mustafa Muğlalı’nın büstünün dikilmesi ve isminin bir kışlaya “Orgeneral Mustafa Muğlalı” olarak verilmesi olayı anlatması açısından yeterince ilginç değil mi? Kerem bey, ülkedeki terör ortamını bunun gibi yanlış adımlar geliştiriyor. Size bir insan olarak soruyorum, hengi sıradan insan böyle bir hatayı hazmedebilir. Öldürülen kürtler değil, türkler veya başka ırktan insanlar da olsaydı, bu adımı yanlış kabul ederdik. Çünkü kan akıtmanın mükafatı olmaz. Bildiğiniz gibi bir çok ilkel ülkede, belli bir ulusun sindirilmesi, yok edilmesi, yok sayılması ve başka bir ırkın özelliklerinde eritilmesi için bütün imkânların seferber edildiği bir ülkede, cinayetin her türlüsü mubah sayılmıştır. Bir ırkın tarihin sahnesinden silinmesi için en üst düzeyde raporlar hazırlanıp, uzun süreli hedefler, strateji, taktik ve eylem planları belirlenmiştir. Genel olarak bu ulusların, kendi özelliklerinden uzaklaştırılması için, göç, zenginliklerin başka yerlere aktarılmasına özendirmek gibi yüzlerce proje hayata geçirilmiştir. Sorunun kısa özeti bu.
Türkiye’nin kendi vatandaşı olarak kabul ettiği Kürtlerin, ikinci sınıf insan olma kategorisinden çıkarılması kime zarar verir? Basit bahanelerle katledilen, zindanlarda çürütülen, faili meçhullerle susturulan, çeşitli araçlarla karşı guruplar haline getirilen, yurt dışlarına çıkmak zorunda bırakılan binlerce kürdün talebi, yeni ülkeler kurmak, yeni bayraklar asmak değil. İstekleri, kimlik ve kültür açısından özgür olmaktır. Siz de bunu savunuyorsunuz sanırım. İstekleri, zor, sindirme, terbiye etme ve yok etme siyasetlerinin son bulmasıdır. Özgürce konuşabilmek, özgürce yaşayabilmek ve kendi kimliğiyle varlık gösterebilmesini sağlamak, her ulus gibi Kürtlerin de en tabii hakkıdır. Bir toplum kendi dilindeki bir tv izlemek istiyorsa, şehrin tamamını sinyal altında tutmakla veya polis zoruyla uydu antenlerini toplamakla bunu kimse engelleyemez. Irkçılığı bu derece pervasızlaştırmak, barbarlığın, ilkelliğin, cehaletin ve zavallılığın simgesi değil mi? Bunu her kesim için söylüyorum. Acaba bunun bir benzeri, Afrika veya en uzak Asya ülkelerinde bile görülebilir mi? Zor ve baskıyla bir ulusun kendi özelliklerinden koparılması nasıl mümkün olabilir? Yasağın şiddeti artıkça istek de artar. Yer altından, yer üstünden hayatın tamamını sinyal ve yasaklar altında tutsak bile, netice sağlayamayacağımızı görebilmemiz gerekir. İşkence ve zor siyasetlerini uygulamak, hayatı zindan etmek sonuç vermez. Baskı artıkça, bu talep daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar. Yasaklar, yeni güçlü tepkileri kendisiyle birlikte doğurur.
Kerem bey dikkat ederseniz, dağlarda öldürülenler de, onları vurmak için asker olarak gidenler de kürt veya türk çocuklarıdır. Yani bu ülkenin insanlarıdırlar. Önemli olan, dağdaki silahları çalışır hale getiren, sebeplerin ortadan kaldırılmasıdır. Öyle ise, bu kan akıtma cinneti bir an önce son bulmalı. İnsan öldürme, kan akıtma, işkence, zorbalık, barbarlık, ilkellik devri kapandı artık. İnsana yakışan, bütün bu yöntemlerin devrine son vermektir.
Bölgede zehirli bir yer altı çetesi olarak şekillenen, mafya tipli örgütlenmeler hangi kesimen olursa olsun ortaya çıkarılıp, yargılanmalı. Bu çeteler vasıtasıyla işlenen bütün suçların hesabı, ayrım gözetilmen sorulmalıdır. Esasen bu yapılmadan hiçbir özgürlüğün önü de açılmaz. Bu süreçte bütün sorunların kaynağını teşkil eden bu yer altı çetelerinin, kaynakları kurutulmadan, onların rant tezgahları işlevsizleştirilmeden kalıcı bir sonuç da sağlanamaz.
Geçmişteki her türlü kin, nefret, insanları linç etmeye kadar varan cinnet sarhoşluğu sona erdirilmeli; suç içerisinde olan bir takım görevlilerin yetkileri ellerinden alınmalı ve belirli kesimlere rant sağlayan bu savaş ortamına son verilmelidir. Kerem bey dikkat ederseniz, ırkçılığın yaygınlaşmasına yol açanlar, batı şehirlerinde kürt kökenli insanların linç edelmelerine zemin hazırlıyorlar. Kendi ülkesinin insanını linç etmeyi yasal gören kesimler, hangi rantiyeci kesime hizmet ediyor acaba?
Silahlar susmalı, Kürtler diğer her ulus gibi dilini, kültürünü, geleneğini, düşüncesini ve eşit haklarını rahat bir şekilde kullanabilmelidir. Kendilerine yönelik, aşağılama ve saldırgan tutumlar engellenmelidir.
Sorunun serbest bir şekilde konuşulmasına ortam hazırlanması ve bölgesel bir konferansla tıkanmış olan çözümün önünün açılmasına çareler aramak, bu yolda atılması gereken ilk adımdır.. Hepimiz bunu istemiyor muyuz? Ülkemizin bu şekilde yanması hangi birimizi sevindirir? Şartlanmışlıklarımızdan, korkularımızdan vazgeçmenin zamanı gelmedi mi? Gerçek kardeşliği tesis edip, ülkenin büyük zararlar görmesine yol açan ırkçılık ateşini söndürmenin zamanı gelmedi mi?
Selam ile.

Hüseyin YılmazNisan 30th, 2008 12:51

“Anneannem Çerkez, babaannem Etiler’e dayanıyor, soyadım Rumca ama ben Türk’üm. Etno-sentrizmle kavmiyet farkına dikkatini çekmek isterim.»

Hepsini anladım da, bu babaannenizin Etiler’e dayandığına hangi bilimsel yöntemlerle ulaştığınızı gerçekten çok merak ettim. Güneş Dil Teorisi değildir umarım dayanağınız. (Etnosentrizm ve kavmiyet farkı demeyin, karnımız tok) Ayrıca, Rumca soyadınız nereden geliyor, gökten zembille mi indi? Rumluk da var mı Rumluk?

Bir de bu kadar karmaşık etnik kökeninize rağmen bu denli Türkçü kesilmenizin, sözünü ettiğiniz “menfaat”lerinizle bir ilgisi var mı acaba?

Saygın bir bilim adamı gibi davranıp, bilim dışı saçmalıklarla boş ve haksız yere aşağılayarak rencide ettiğiniz insanlardan özür dileyinceye kadar da size herhangi bir biçimde saygı duymayacak ve de sunmayacağım.

Not: Yazınızda -mek ekiyle kullandığınız “tırs” kökü, Kürtçedir ve korkmak anlamına gelir. Karmaşık etnik kökeninizde biraz Kürtlük de var anlaşılan. Diyarbakır, Kürtleştirir. Aman dikkat.

serkan kutayMayıs 1st, 2008 00:04

namık kartal kardeşim ben dinimi ırkımdan önce tutarım zaten dinde ırkçılığa izin yoktur günahtır.benim ninem türkçe bilmiyor neden bi tane kürtçe tv kanalı yok neden hep yasak hep yasak.bu yasakları aşmamız gerekiyoo yine kürt türk el ele çanakkalede olduğu gibi sarıkamışta olduğu gibi maraşta olduğu gibi ha bu hakları verdiğiniz zaman gerilla harekatıda son bulur ve aydın bi gelecek bizi bekliyecek neden bu ülkede ekonomik kriz var bunu bi araştırımısın bu ülkenin ekonomisinin dörte üçü orduya gidiyor.neden bu parayla eğitime destek verilseydi yeni fabrikalar doğu ve güneydoğuda yapılsaydı kürtlere bazı haklar verilseydi inanki hiç bi ana ağlamazdı ve geleceğimiz aydınlık olurduu

Namık KartalMayıs 19th, 2008 23:49

Serkan kardeşim umuyorum ki o günler tekrar gelecek. Bazı zihniyetler zorbalıkla belli şelere sahip olunabileceğini sanabilir buna karşı davranış biçimi yine zorbalık olmasın aman. Elbette her şeye susulmaz ancak kürtçe tv kanalı olsun neden yok diyede dağa çıkılıp katliam yapanlarıda anlıyor değilim buna izin vermeyen zihniyetide anlıyor değilim.
Bir dil birliği amacı var aslında mantıksız gelmiyor ancak siz dersiniz herkes Kürtçe konuşsun başkası der yok lazca yok çerkezce yok gürcüce bu durumda bu memlekette en çok konuşulan dil olan Türkçe tercih edilebilir ancak tabiki kimse etnik kökenindn koparılamaz kopartılmamalıdır. Allah’üteala nın bizi kavim kavim yaratmasında farklı diller konuşmamızda ibretlerde vardır araştırmak gerek bence.
Saygın bir zata sormuşlar efendim siz neden devlet yöneticileri sizi çok saydığı halde onları düzeltmek için çabalamıyorsunuz diye.
Cevabı manidardır “Ben halkı düzeltirim, Halk onları düzeltir.”
Yani biz kendimizi düzeltir isek yavaş yavaş her şey düzelecektir. Herkese mutlu yarınlar diliyorum Yüce rabbimden.

serkan kutayMayıs 20th, 2008 23:54

namık kardeş kürtler ne bağımsız bi devlet nede bi federasyon istiyor çünkü zor gününde yine bu ülkeye en sadık ırk kürtlerdir.biz barış istiyoruz biz kardeşlik istiyoruz biz kültürel haklarımızı istiyoruz.siz türkler kerkükteki 1 milyon türkmen için ıraktaki 5 milyon kürdü karşınıza alıyorsunuz.bu size çok zarar verebilir.çünkü kürdün kaybedeği hiç bişeyei yok.ben erzurumluyum erzurumdaki dadaş azeri seviyor ama kürtleri sevmiyor neden çünkü ırktaşı olan azerilerdir. en büyük ihaneti azeriler size yapmadımı ? ne çabuk unutunuz.sizden kopup ruslara yalakalık yapmadılarmı osmanlıyı en zor anında terk etmedilermi?osmalıyı satmadılarmı ?aklınızı başınıza toplayın ve iyi düşünün kürtleri kazanın kaybetmeyin.

kürdihan çetoMayıs 23rd, 2008 10:08

selamın aleyküm arkadaşlar ya bir kürd devleti kurulsa ve bu pkk denen ibils türkiyenin yakasını bıraksa fenamı olur
arkadaşlar biraz mantıklı düşünün kürdistanı zaten ingilizler amerikalıar almanlar dünya tanıyor türkiyede tanısada ermenilerle yapılan bir gümrü anlaşması gibi bir anlaşmada yapsa kürdistanla ve pkknında kökünü kazısa asala gibi oda sona erse ne olur yanı bagımsız bir kürt devleti kime ne zarra veriki en azında analar aglamasın artık bakın 5yıl sonra türkiye mecburen tanıyacak petrolün%70 orda akıllı olun biraz bence kürd devletini türkiye kendi eliyle kurmalı ve pkk yıda bitirmeli en mantıklısı bu çünkü pkk yı uçakla helikopterle silahla topla bitiremezsiniz hadi dagda yok ettiniz ya istanbuldaki 2milyon pkklı ne olucak allah akıl fikir versin biraz mantıklı düşünün neden atatürk ermenistana bagımsızlıgını verdi neden

nihat şahinHaziran 5th, 2008 23:36

ben 1981 vatani görevimi yaptığım inzbat merkezinde akşam annem komşulara rica ederek evlerinde asker olduğum merkeze tlf açmıştı annem ile konuşmaya cesaret edemiyordum çunku annem turkce bilmiyordu surekli ağlıyarak nasıl dolduğumu soruyordu bense anneme hakaret olmasın diye susuyordum en son dayanamadım kürtce iyiym dememle tlf kesildi ve çok dayak yedim bunu yapan ırkcı bir subay.ben bunu asla devletime ve orduma mal etmedim ne olursunuz bu ulkenin duşmanların ekmeyine yağ surmeyin benim cahil ve aç kalmış insanlarımın aybini bir pörftan dinlemek çok ayip.bu ülkede yaşıyan butun ırklar kardeştir bence siz okumuş cahiller bu sorun ve nefretin tohumlarını ekiyorsunuz kendinizden utanın artık bu laflarınızı kimse yutmiyor asıl siz okumuş ve memlekin en çok parasını yiyen yanlış yolda olan sizlersınız dış guçlerin askerlerisınız benim lafım bu ülkeyi seven hocalara deyil şerfsizlik yapan hocalara 1000 yıldır osmanlıyla umuz umuza yaşamış toplumları ırkcılıkla duşman edenler ABD VEYA İNGİLİZLER GELİP BUNU YAPMIYOR ONLARA UŞAKLIK YAPANLARDA .ulkemiz işkal edildiyinde ruslara karşı kimler savaştı hamidiye alayları din kardeşlerini satmadılar sanıyormusunuz o dönemde kürtlere aynı teklifler yapılmadımı dış guçlerden ama kürt halkı direnişe geçip türk kardeşleriyle savaşmadımı osmanlıyı arkadan vuranlar soydaş dediyiniz bulgar boşnak avazalar deyilmi tırakyada onlarda kürtler gibi niye direnmediler bunları söylerseniz sizleri satan soydaşlarınız kızarlar deyilmi hoca bu ülkenin bölunmesine karşı yüzde 90 kürt halkı var bunları tv karşısında türk kardeşlere niye anlatmıyorsunuz anlatırsanız asıl babanız ABD KIZAR SİZE ÖDEDİYİ EKSTIRADAN MAAŞINIZI KESER. bu sitenin sahibinden rica ediyorum yorumumu onaylayın tş ben ulkemi çok seviyorum

nihat şahinHaziran 5th, 2008 23:56

ben görduyum ve yaşadığım gerçekleri yazıyorum 1990 da memleketimde pkk çok aktif olduğunu söylerlerdi şehir içinde evler gece basılıp yaşlı genç ayırımı yapılmadan siyasi şubelere göturulurdu ilginç olan şu ben hiç pkk li görmiyordum meyerki bir kaus yaratmakmış ve bu kausu yaratanda emiyet içerisindeki bazı yetkili kürtlermış ben kürt olmaktan gurur duyan biriyim .daha sonra emiyete atanan yeni istikbarat mensupları bu gerçeyi su yuzune çıkardılar ve bu gurupta tek bir kürt yoktu benim memleketim bu insanlara çok borçlu bana göre onlar olmasaydı bu gun ben bile nefret ve kin dolu olurdum.şimdi bu guzelim vatanın kaymağını yiyenler halen ortalığı karıştırıp kürt ve türk kardeşliyi arasında savaş başlatmaktadır allah aşkına ben bir cahil olarak bunları göriyorsam MİT bunu nasıl görmiyor göriyorsa niye gereyini yapmiyor bence vatan bir insanın ibadetinden daha deyerlidir vatanını koruyan insan bence ibadetinide yapan insandır

ayşe çelebirHaziran 8th, 2008 16:46

Haberlerde geçen gün gösterildi. Dtplibir milletvekili Van’da broşür dağıtırken bir esnaf milletvekilinin selamını almıyor.Milletin temsilcisi (!?) esnafa bağırıyor medeni ol selamımı al diye. Adam da kan akmasına sebep oluyorsunuz diyorbunun üzerine milletvekilinin yandaşları Kürtçe tehditler savuruyor linç etmeye kalkıyorlar zavallı adamı. Ama bu olay o kadar basit, normal gibi gösteriliyor ki basında. Evet evet kesinlikle o esnaf faşist (!) neden anlayamıyor dtp’nin özgürlük, demokrasi anlayışını.
Brükselde’ki gibi bir durum aslında. Soru soramamak, fikrini söyleyememek.
O zavallı esnaf terör örgütüne destek veren bir partiyi sevmediğini, istemediğini dile getiremiyor.
Evet AKP’nin Kürt açılımı gerçekten çok iyi olmuş.
Yaşasın demokrasi bak dtp nasıl meclise girdi. Demokrasiye bak sen terör örgütünü destekleyen bir partiyi (!!!!!) meclise alabilen bir demokrasi. Yaşasın düşünce özgürlüğü bak esnaf amca nasıl fikrini söyleyemiyor. Yaşasın faşizme karşı dtp bak ne güzel esnaf amcayı linç ediyorlardı.

Atilla BozkurtTemmuz 3rd, 2008 15:58

KÜRT SORUNUNU KİMLER ZORLAŞTIRIYOR?

Yıllardan beridir süre gelen Kürt sorununda siyasetin hiçbir dönemde
yeterince başarılı olmadığını görmekteyiz. Öyle ki, bütün alanlarda
militarizmin veya derin devletin yoğun etkisini gösterdiği inkar
edilemez bir gerçektir. Sürekli bir şekilde bu sorun üzerinde bilinçli
manevralar yapıldığına an açık örnek, 80 öncesi Ecevit’in meydanlarda
“Kürtlere azadi” sloganını dillendirmesinin akabinde daha sonralarda,
kendisini Türkçülüğün en uç noktalarına kadar çekmesinde görebiliriz.
Özal’ın genellikle yurt dışı gezilerinde, kaçamak beyanatlarının
yerini şimdi tamamen şoven içerikli saldırganlıklar aldı. Türkiye
Millet Meclisinde gurubu bulunan DTP’lilerin elinin ırkçılığın simgesi
haline gelmiş MHP başkanı tarafından sıkılmış olmasına karşılık, “bu
işi ancak Erdoğan çözer. Ondaki yürek kimsede yok” görüşlerini
çürütürcesine ülkenin başbakanı tarafından sıkılmamış olması korkunun
hangi seviyede olduğunu göstermesi açısından ilginçtir. Kanın durması
için, olumlu yaklaşımların yerine hamaset edebiyatına prim
verilmektedir. Ateşe benzin dökmek türünden ifadelerle, yaranın daha
bir kangrenleşmesine yol açılmaktadır. Korkular, acıların zılgıtlarla
buluşmasına zemin oluşturmaktan başka bir çözüm getirmemektedir.

Türkiye verdiği bedellerle dış siyasette güçlendi

Türkiye, ABD ve İsrail benzeri ülkelerle çeşitli antlaşmalar yaptıktan
sonra güç kazandı. Bedeller karşılığı elde ettiği bu güçle PKK’nın
Lübnan’daki üstlerini zayıflatmaya ve daha sonraları da dağıtmaya
muvaffak oldu. Türkiye, Bosna, Afganistan, Lübnan ve Irak gibi sıcak
savaşın yoğun olduğu bölgelerdeki taviz ve bedeller karşılığında
bölgede güçlendi ve bunun karşılığında PKK’nın dünyada
yalnızlaşmasına, tecrit edilmesine ve zayıflamasına zemin hazırladı.
Sovyetlerin çözülmesinden sonra, önünde hiçbir engel görmeyen ABD
bölgedeki dengelerde, Türkiye’yi tercih etti. Türkiye kartına eskiden
daha fazla prim vermeye başladı. Türkiye’nin PKK karşısındaki
duruşuna, her yönlü destekler bulmaya çalıştı. Böyle olunca da, PKK’yı
destekleyen ülkeler Türkiye karşısında geri adım atmaya başladı. Daha
önce kamplar, yerleşim alanları ve hatta askeri teçhizat desteğinde
bulunan ülkeler dış siyasette güçlenen Türkiye ile diyalog yolunu
seçtiler. PKK, şu anda Avrupa’da da kapsamlı bir baskı altında
tutulmaktadır. Şu anda, bölgedeki Kürt halkının dışında PKK’yı
destekleyen ciddi bir güç kalmadığı söylenebilir. Dirsek temasında
olanlar da, ileriye dönük müphem gelişmeler ihtimaline karşı daha
şimdiden önlem alma düşüncesindedirler.

PKK, savaş alevlendikçe güçleniyor

Görünen o ki, dirsek temasları ve PKK’nın yıllardan beridir kazanmış
olduğu savaş tecrübesi karşısında, Türkiye, bölgeyi tamamen temizleme
veya işgal etme düşüncelerinde başarılı olamayacaktır. Türkiye ABD’nin
sağlamış olduğu, istihbarat, teknolojik, askeri, lojistik imkan ve
diplomatik desteğe rağmen, aklından geçirmiş olduğu son derece
tehlikeli projelerini hayata geçiremeyeceğini düzenlemiş olduğu
sayısız operasyonlarla ortaya koymuş oldu. Operasyonların tamamı can
ve mal kaybına yol açmakla birlikte, kesin sonuç sağlayamamıştır.
Sağlayamaz da. Bölgenin yapısı, böyle bir başarı sağlamaya izin
vermez. Bunun da ötesinde, sorunu daha da yaygınlaştırır.

PKK eğer köklü yapısında bir çözülme gevşekliği göstermezse,
Türkiye’nin kalıcı başarılara ulaşması imkansızdır. Gerilla savaş
taktiğini uygulayan, belli bir askeri deneyim ve tecrübe elde etmiş
bir gücün, eğitimsiz ve bölge tecrübesi olmayan sıradan askeri
güçlerle imha edilmesi veya mücadele sürecinden tasfiye edilmesi
mantıklı gözükmemektedir. Tarihi Kürt sorunu üzerinde şekillenmiş
olan bir askeri gücün, basit manevralarla etkisiz kılınması sorunu
daha fazla derinleştirmeden başka bir işe yaramayacağı ortadadır.

PKK’nın F. Kürdistan’da tasfiye edilmesi için başlatılan bütün
teşebbüsler, Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askeri yönden ağır
bedeller ödemesine yol açmasıyla birlikte, hiçbir sonuç alınamamıştır.
Düzenlenen her operasyon, Kürt halkının Türkiye’ye karşı olan
güvensizliğini daha bir pekiştirmiştir. F. Kürdistan’a karşı
düzenlenen bütün askeri saldırılar, daha büyük ve ciddi riskler
doğurmaya müsaittir.

Bugüne kadar düzenlenen bütün kara ve hava harekatları, her defasında
Kürt halkının desteğini kaybetme oranını daha fazla artmıştır. Ağır
bir ekonomik ve sosyal bedel karşılığı gerçekleştirilen bu harekatlar,
ülke içinde güven ve moral oluşturmaktan başka bir gayeye hizmet
etmemiştir.

Türkiye F. Kürdistan’da neyin peşinde

Türkiye eğer, F. Kürdistan’da yaşayan Kürtlere karşı geniş çaplı bir
savaş başlatırsa, bu o bölgelere tamamen yerleşmek ve Kürtleri imha
etmek amaçlı olacaktır. Ancak bu sanıldığı gibi kolay olmaz. F.
Kürdistan, Türkiye için bilinmezlerle dolu karanlık bir dehliz
gibidir. Bu durumda, cephe savaşında Türk askeriyle peşmerge güçleri
karşı karşıya gelecek, sıcak bir çatışmaya girmekten özenle kaçınan
Kürt güçleri, geçmiş dönemlerde olduğu gibi kırılma pahasına cephe
savaşlarına hızla yönelecekler ve bunun için de bölge ülkelerinden
destek sağlayabileceklerdir. Şu anda Türkiye’den taraf olduğunu
ispatlamak peşinde olan birçok ülkenin, denge sağlamak açısından
PKK’nin sorumlularıyla gizli görüşmeler yaptıkları birçok kez ifşa
edildi. Zira güçlü bir Türk devleti hiçbir bölge ülkesinin işine
gelmez. Bu savaşta PKK direkt olarak cephe savaşına girmese bile,
peşmergelere bütün imkanlarıyla destek olacağından kuşku yok. Savaş ne
kadar şiddetli ve neticesi kötü olursa olsun çözüm olmayacaktır.
Savaşın tarihin hiç bir kesitinde çözüm üretmediği bilinen bir
gerçektir. Dolayısıyla böyle bir savaş da çözüm getirmeyecektir. Savaş
ve şiddeti zaruri bir ihtiyaç gibi toplumların hayatında
doğallaştıranlar, belli bir süre sonra çözümsüzlük girdabında
kendilerini kaybettiklerine şahit olacaklardır. Ekonomik, sosyal ve
siyasal alanda kırılmalar yaşayan iktidarlar, beli bir dönem sonra
giderek perçinlenen böylesine bir sosyal sorun karşısında silinip
gideceklerdir.

Türkiye’de siyasi iktidarlar, varlıklarını biraz daha sürdürmek için
askeri güçlerle oluşturulan konsensüsü canlı tutmaya çalışmaktadırlar.
Durum böyle olunca da, savaşın realitesinden uzak gençlerin pervasızca
savaş alanlarına sürdürülmesi kaçınılmaz oluyor. Çözüm yolu kolay
olduğu kadar, savaşla bir çözüme ulaşmak imkansız denecek kadar
zordur.

F. Kürdistan’a düzenlenen operasyonlar

F. Kürdistan’a düzenlenen operasyonların büyük bölümü, Kürt
guruplarına gözdağı vermek, ileriki bir kara harekatına hazırlanmak,
cumhuriyetten bu yana devam eden Kerkük, Musul toprakları üzerindeki
hak iddiaları projelerini canlı tutmak ve imkan dahilinde Kürtleri
imha etmek amacını taşımıştır.

Kürt sorununu çözmeye yönelik herhangi bir projesi olmayan Türk
devletinin, bir ileri iki geri şeklindeki taktik, strateji ve planları
hiçbir şekilde belirgin bir amaca hizmet etmemektedir.

Amerika’nın lojistik ve askeri desteğiyle gerçekleşen kara ve hava
operasyonları, her alanda Türkiye’nin karşısına bir sorun olarak
çıkmıştır. Onlarca yıl gece gündüz, F. Kürdistan dağları bombalansa,
her metreye yüzlerce kimyasal bomba da bırakılsa binlerce insan
katledilse de bu sorun, bu yöntemlerle çözülmez. Sadece bu memleketin
paraları batılı silah baronlarının kasalarına girmiş olur. Bundan bu
memleketin insanları zarar görür. Bu memleketin insanları yara alır.
Zarar görür, telafisi imkansız acılar çeker.

Türkiye Millet Meclisi’nin Kürt sorununa bakışı

Demokratik Toplum Partisinin dışında kalan bütün partilerde ortak
konsensüs halinde Türk nasyonalizmini güçlendirici söylemin
dillendirildiğini görmekteyiz. Dolayısıyla mecliste çözümle ilgili
ortak bir tavır ve girişimin şekillenmesine ortam bulunamamaktadır.
Savaşın son bulması için ortak bir girişim gerçekleşmediği gibi,
bundan söz edenler vatan hainliğiyle suçlanabilmektedir. PKK’yı dağdan
indirmek, bölgede genel talepler doğrultusunda samimi çözümler
üretmek, ülkenin genel olarak barış ve kardeşlik atmosferine
sürüklenmesi ihtimalleri giderek hayale dönüşmektedir.

Hükümetteki bütün siyasi yapılanmalar, hakim güçlerin gölgesinde
çaresiz bir şekilde Kürt sorununa bölgesel asayiş anlayışıyla
yaklaşmakta, tavırlarını ulusalcı linç anlayışına göre
şekillendirmektedirler.

Diğer yandan devam eden gelişmeler, Osmanlıdan beridir süre gelen Kürt
politikalarının artık dibe vurduğunu ortaya koymuştur.

Derin devletin bazı kanatları, Kürt ve Türkler arasında kan davasına
varan çatışmaların çıkmasına zemin hazırlıyorlar. Ergenekon olayındaki
göstergeler buna işaret etmektedir.

Akan bunca kana ve çekilen acılara rağmen Türk ve Kürtlerin barış
ortamına sürüklenmeleri, ülkenin yararına olacağını artık anlamak
gerekiyor.

Irkçılık simgeleri sorunu körüklemek amacına yöneliktir. Basit bir
örnek, kürt siyasi tutuklularını taşıyan ceza evi aracının arkasına,
genelde ırkçıların sembolleştirdiği simgeleri yazdırmak insanları
birbirine karşı tahrik etmekten başka hangi amaca hizmet ediyor?
Türkiye’de birçok açık alanda yükselen bayraklar, dağa, taşa yazılan
sloganlar, medyada yapılan yayınlar, Türk basının kışkırtıcılıkta ifa
etmiş olduğu misyon ve çeşitli bahanelerle oluşturulmaya çalışılan
ırkçı söylemler, tamamen, art niyetlidir. Yoğunlaştırılan bu ırkçılık
furyası, başka anlamlar ifade etmektedir. Kışkırtıcı ve tahrik edici
çabaların neticesi olan bu çıkışlar, kışkırtıcılığın ötesinde barışın
önüne set çekme amacını da taşımaktadır.

Türkiye’nin Kürtlere bakışı değişmelidir

Türkiye yıllardan beridir devam eden, inkar, yok sayma, küçümseme,
eritme ve kimi dönemlerde soy kırımına kadar varan imha etme
politikalarından vazgeçilmeli. Nasyonalizmin zirvesi sayılan bu
tutumlar, her iki kavme de huzur getirmemiştir, getirmez de.
Kürtler’in de diğer halklar gibi en doğal demokratik hakları vardır.
Özgürlük ve adalet kimsenin tekelinde olmadığı zaman insanlar huzur
bulur. Tek yönlü çalışan özgürlük ve adalet sadece sorun üretir.
Adalet ve özgürlük sadece hakim sınıfın tekelinde tutulmaktadır. Sorun
buradadır. Kürtler yıllardan beridir, “biz birlikte yaşamak
istiyoruz” diyor. Bunu söylerken her iki kavmin de çektiği acılara,
özveriyle son vermeyi talep ediyor. Hiç bir zaman, kendisine
dayatılmış olan kültür, dil, yaşam tarzını muhatabına dayatmadan,
sadece kardeşçe bir arada yaşamak istiyor. Kendi ülkesinde ikinci
sınıf insan muamelesinin son bulmasını istiyor. Newroz’da yaşanan
acılar karşısında, kürt halkının nasıl ikinci sınıf insan muamelesi
gördüğüne hepimiz şahit olduk.

Kürtlerin kendi dillerini rahat bir şekilde kullanabilmeleri,
kültürlerini, geleneklerini yaşamaları kimseye zarar vermez. Ülke de
bölünmez. Milyonlarca nüfusa sahip olup da, devlet kurmayan, böyle bir
talebi olmayan ve başka bir kavmin kurmuş olduğu bir devlette özgür
olmayı talep eden ve sürekli bir şekilde birlikte yaşama projesini öne
çıkaran başka bir ırk var mıdır, dünyada? Türkiye, Kürt halkına “artık
yeter be, daha nereye kadar sabır” dedirtmemelidir. Bundan kimse karlı
çıkmaz.

Türkiye’nin Kürt politikalarının dibe vurduğu artık görülmelidir.
Sorun giderek olgunlaşıyor, hızlı bir şekilde önlem alınmazsa Türkiye
eskiye nazaran daha seri bir şekilde kırılma noktasına
sürüklenecektir. Toplumda bir anti-Kürt dalgası geliştirilmeye
çalışanların, hangi maksatları taşıdıkları artık ortadadır.

Çözüm zor değil

Kürt sorunu çözümü noktasında başlangıç adımları konusunda her ne
kadar farklı jargonlar kullanılsa da, aklıselimle hareket edildiğinde
aynı merkezde buluşulacağından kuşku yok.

Türk devleti, Kürt sorununa geçmiş politikalarını bir kenara bırakarak
sağduyuyla bakmalı. Ülkedeki akademisyen, aydın ve bölgenin önde gelen
şahsiyetleriyle ortak bir çözüm yolu üzerinde görüş alışverişinde
bulunmalı. Çıkan netice hızlı bir şekilde hayata geçirilmeli. Toplumu
gerip, kışkırtanların gerçek amaçları ifşa edilmeli. Pervasızca
geliştirilen bu saldırı ve linç konseptini kırmak için taraflar samimi
olarak işbirliği içine girmelidirler.

İlkel bir gelişmenin neticesi olan derin devletin toplum üzerindeki
sultasına son verilmeli.

Dağda, ceza evlerinde, yurt içinde ve yurt dışında bulunan bütün
siyasileri kapsayan genel bir af ilan edilmeli.

Afla birlikte, savaş sendromunun yeni sorunlara yol açmaması için
düzenlemeler yapılmalı.

Anayasa’daki tahrik edici motiflere yeniden düzenleme getirilmeli.

Kürt halkının kültürüne yönelik bütün yasaklar ve engellemeler
kaldırılmalıdır. Aidiyet duygusunu ortadan kaldıran ve kişiyi
bireyleştiren totaliter, militarist ve nasyonalist bakış açısının
değişmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Kürt halkı, merkezi devlet yönetimi esas alınarak merkeze bağlı
bölgesel yönetim sistemi içerisinde devlet yönetimine katkı
sağlayabilmelidir.

Zorla, baskı veya hazırlanan stratejiler neticesinde göç ettirilen
Kürtlerin evlerine dönüşü için imkanlar oluşturulmalı ve bu süreç
içinde yaşadıkları zarar karşılanmalıdır.

Aklıselim düşünce sahipleri, bölgede süregelen Büyük Ortadoğu
Projesinin doğurabileceği yeni tehlikelerden habersiz değildir.
Sınırların yeniden çizildiği, güç dengelerinin farklılaştığı bir
dönemde, tarih boyunca birlikte yaşamış ulusların yine barış
içerisinde yaşamasına zemin oluşturmak her kavim için büyük bir kazanç
olacaktır. Unutulmamalı, bölge üzerinde ciddi planları olan ABD
yarınlarda kırk milyona yakın bir Kürt nüfuzu ile kuracağı siyasi
işbirliği Türkiye lehine olmayacaktır. Yıllardan beridir, imha
politikalarına muhatap olan Kürt halkı da böyle bir işbirliğine
ilgisiz kalamayacaktır. Zor, şiddet, baskı, eritme veya yok etme
kimseye fayda sağlamamıştır, sağlamaz. İnkar, yok sayma, küçümseme,
düşman görme ancak ilkel nasyonalist duygular içerisinde olanların
rant kapısına fayda sağlar.

caanım türkiyemTemmuz 3rd, 2008 23:59

yav biz hepimiz bu memlekette yasamıyoruzmu siz neyi paylasamıyorsunuz yukarıdaki yazılarda herkes birbirine hakaret etmiş yazık hepinize lafa gelince hepimiz kardesiz ama yorumlarınızda bunların hiç biri yok ben türküm ama kürtle evliyim şimdi ben karımımı kesyim yoksa karım mı beni kessin biz beraber nasıl yasıyoruz şimdi bırakın düsmanlıgı catısı altında bulundugumuz ülkemizin haline bakın bu beraberligi bozmak isteyenlerin oyuncagı olmayın (not: ayrıca caanım türkiyemde yasamak istemiyen arkadaşlar bu ülkeyi terk edin) saygılarımla

jehat berojTemmuz 10th, 2008 14:17

Merhabayla başlanır söze. ama sanırım bunu kullanmıycam. çünkü sizi gördüğüme pek memnun olcağımı düşünmüyorum. sitenizin girişned Prof dr. diye akademik ünvanınızı isminizin başına getirmişsiniz doğal olarak. e tabi buda size prestij, üstünlük, herkesden önce konuşma hakkı, otorite v.s v.s garip (kişisel olarak hiç bi zaman önemsenmemesi gerektiğini düşündüğüm) bi ayrıcalık katar size. tabi bunun üstünde durmaycam çünki özellikle 12 eylül darbesinin ardından türkiyede nasıl akademisyen olunur’u çok iyi bilenlerdenim. bi ideolojinin adamı olun (ki günümüzde size onlarca isim sıralaya bilirim) birilerinin karşısında diz çökün, el öpün ve akademisyen olun. (bilimsel eğitimin verilmediği bilim yuvaları yani) her neyse konu bunların çok dışında…
sadede gelelim maaşlı öğretim görevlisi…
yazınızı tamamen okumadım. aslında karın ağrısından. karşınızda durup büyük bi yalancı olduğunuzu size anlatmak isterdim. ancak maille bunu yapabilcem üzgünüm.
yazınızda kürtlerle ilgili sanırım nüfus planlaması ve kan paralarından sözetmişsin. önce kan parasında girelim konuya. yazınızdan anladığım kadarıyla yaşadığınız bir olayı aktarmışsınız. kan parası diye tanımlamışsınız olayı. ve bunu yazınızda da garip bi şekilde sanki kürtlerde bu kan parası bi kült, bi ritüelmiş gibi yansıtmışsınız. öncelikle kürtlerde kan parası yok. kazayı örnek veriyorsunuz ve bunu bir suç olarak çocuğun ailesine maletmeye çalışıyorsunuz. bu çok da etik değil öğretimci. yani çocuğun ailesinin koşullarını bilemiyorsun. yani çocuğun ailesinin maddi durumu çok iyi olmaya bilir. hem kürtlerin bir çocuğunun sağlık güvencesi yoktur. ilginizi çeker mi bilmiyorum. hala yeşil kart almak için jandarma il komutanlıklarından izin almak gerekiyo ve bazen çok da sıcak bakmayabiliyolar bu komutanlıkta çalışan yurdum subayları. sakın sizin kan parası dediğiniz şey yoksul çocuklu bi ailenin hastane masraflarını karşılamak için yüzbaşından istediği para olmasın. e eğer buysa kusura bakmayın çok da onurlu bi duruş değil duruşunuz. çıkarıp siz de yardım etseydiniz derim. bunu bi halkın kültürüymüş gibi yansıtıp kitlelere okutmak akademisyenlik değil başka bişe.. siz onu anlarsınız.
bir diğer konu da kürtlerin doğum kontrolüyle ilgili.
temel kaygınızın kürtlerin az çocuklu standart modern aile tipi yaratmak olduğunu bilseydim şapka çıkarırdım. bununla ilgili izmirde yanılmıyorsam türk budun derneği diye bi derneğin de çalışması var dı. Kürt nüfusunun artışını durdurun diye. bu ülkenin hangi temeller üzerine kurulu olduğunu sizden iyi bilirim. kurtuluş savaşında bazı bölgelerde işgalciler çiçeklerle karşılanırken rus işgaline karşı direnmiş, ermeni çeteleri teslim almış ve cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte idam fermanı çıkarılmış bi adamın torunuyum. bu ülkeyi sizden iyi tanırım. ne mutlu türk olanların ülkesi burası. yani aslında etnik kimliğin nasıl bi mutluluk kaynağı olcağı konusunda pek merak içindeyim ya. insanlar doğarken ellerinde olmayan konulardan sorumlu tutulmaz. mesela dili. mesela milliyeti. hem hesabı sorulmaz hem övünç kaynağı olamaz. aptalca çünki. ama ne gariptir ki bu ülkede mutlu olmanın tek yolu türk olmaktan geçiyo. konu faklı yerlere geçmeden yine kürt nüfusuna gelelim. kaygınız şayet kürtlerin daha sağlıklı yaşaması kaygısı olsaydı dediğim gibi şapka çıkarırdım. ama bunun ötesinde kaygınız. aslında kürtlerin nüfusunun çok olması da önemli değil. çünki gerçekten kürtler eskisi gibi 10-15 cocuk yapmıyolar. en azından son üç kuşak böyle değil. bunun farkındasınız eminim. temel kaygınız son dönemde faşist kesimlerin artık korkmaya başladığı kürt gerçeği. kürtlerden konuşulması rahatsız ediyo sizi. etrafınızda kürt görmek rahatsız ediyo sizi. kürtlerin (o kafasına vur ekmeğini al dediğiniz kürtler yani) artık söz sahibi olduğun yeni bi dönemin kapısı aralanıyo ve siz bundan rahatsızsınız. kürt nüfusu sizin çok umrunuzda değil.. umursadığınız her an sizi boğan bi kürt gerçeğidir. kalkıp benim kaç kürt dostum var palavralarını bırakın bi kenara. dostunuz ziya gökalptir. ziya gökalp kendi kavmini zevki sefa için satmış zatı muhteremdir. kaldı ki ideolojinizin fikir babasının da kürt asıllı olması bence tarihin ironisidir ya hadi bakalım. halu hazırda kürtler binlerce sorunla boğuşurken sizim gibi bi “akademisyen”in kalkıp bir röntganci edasıyla kürtlerin yatakodalarıyla ilgilenmesi garip geliyo bana. yazınızda 1992 yılında bu bölgede askerlik yaptığınızı anlatmışsınız. mesela kürtlerin nüfusuyla ilgileniceğinize o yıllarda devlet destekli hizbu-kontranın bölgede yürüttüğü faaliyetlerde binlerce faili meçhul cinayetin işlendiğini anlatsanız..yada susurluk olayının kritiğini yapsaydınız. çok yakın şemdinli olayı. bunlarla ilgili değerlendirme yapsanız daha etik, daha uygun kaçmaz mı. bunca sorun varken kürtlerin nüfus artışıyla ilgilenmenizin ikinci dünya savaşında hitlerin yahudi nüfus üzerinde kontrol sağlama endişesinden pek farklı değil. eh tabi dünya sonradan yahudilerden çekmeye başlamışdır..ne manidar…öfkenizi anlamak güç. çanakkalede omuz omuza savaştı dedelerimiz. mesela çaldıran savaşında türklerin bazı boyları padişahı satarken kürtler imdadına yetişmişti. yine malazgirtte kürtler sizinle savaşmıştı. peki bu red kültürünün sebebi ne. bu asimilasyonun ısrarla dayatılmasının sebebi ne. bu ne hayasızlık, bu ne pervasızlık, nasıl bi onursuzluktur bu bir halka böyle dayatılan. şimdi de kürtlerin doğum kontrolu öyle mi… gidip kürt yavuz denilen general yavuzun bi kaç yıl önce yaptığı katliamlardan sözetsenize… madem akademisyensiniz namusuzunla yaşamayı denesenize. 1992 yılında bu bölgede askerlik yaparken devletin iişkencehanelerini anlatsanıza. 1996 yılında diyarbakırda bir cezaevine yapılan baskında 10 mahkumun öldürülmesiyle sonuçlanan olayla ilgili yaralı kalan mahkumlardan coplar kırıldığı için devlet malına zarardan dava açıldığına sözetsenize. 1994 yıılında muşta bir evde 8 insanın özel timler tarafından diri diri yakıldığını, yangın sırasında dışarı atılan kundaktaki çocuğun yine bir özel timci tarafından ateşin içine atıldığından sözetsenize. nasıl bi hayasızlıktır bu..nasıl bi onursuzluk sizinki anlamak güç.
kürtler kan parasıyla yaşamıyo eğitimci.. bunca kanın arasından kendi cebini ve iktidarını düşünenler ve ideolojik akademisyenleri kan parasıyla yaşarlar. insanların gözlerinin içine baka baka bu kirli ideolojinin kalemşörlüğünü yapmaktır kanla yaşamak. (üstüne alınacak kadar zekisindir umarım)
haa bu arada çerkezsiniz değil mi. gariptir bu ülkede azılı milliyetçiliğe türkler dışında herkes soyunuyo ya. nasıl bi psikolojidir, nasıl bi parçalanmadır anlamış değilim ya hadi bakalım…
uzatmadan… aslında bu yazıyı yayınlayacağınızı biliyorum. yayınlamasanız da umurumda değil.. ama bunları düşünmek eminim sizi rahatsız edecek. ve sizi rahatsız etmek için yaşıycaz biz. her ne kadar kan parası istiyorlar deseniz bile. çok uzatmadan durduşunuzla ilgili son bi kaç söz de esirgemiim bari… namuslu bir duruş değil sizinki. faşist olmakla suçlandığınızı yazmışsınız. kafatasçısınız siz. cetvel pergelle gezen ss subayları gibisiniz. ve kusura bakmayın. sen ve senin gibi düşünenler tiz orta asyaya defolun…

Ekrem KaraismailoğluTemmuz 12th, 2008 16:32

Sayın Kerem Doksat’ın, merhum Turgut Özal’ın Güneydoğu sorununun çözümünde federasyon seçeneğini benimsediğini öne sürmesini çok yadırgadım.
Özal’ın konuya ilişkin görüş ve düşüncelerini, -2006 yılında yayımlanan ve artık baskısı kalmadığı için kimsenin, ‘reklamını yapıyor’ diyemeyeceği- “Sivri Kayalar Üzerinde Çıplak Ayakla Dolaşmak” adlı kitabımdan aktarıyorum.

“KÜRTLERE FEDERASYON
Turgut Özal, Kürt vatandaşlarımıza federasyon hakkı tanınmasından yana olduğu yolundaki haberlerin doğru olmadığını, çeşitli platformlarda son derece net biçimde defalarca açıkladı. Ama buna rağmen, “Özal federasyona taraftar” diyenler bu iddialarından nedense bir türlü vazgeçmediler.
Sorun bununla da sınırlı kalmadı.
Özal’ın, Güneydoğu sorununun çözümüne yönelik olarak, zaman zaman Kürt liderler Celal Talabani ve Mesut Barzani ile görüşmesi ve Almanya’da yayınlanan bir dergide “Talabaniye, Kürtlere özerklik vereceğini söylediği” yolunda bir haberin yer alması bu konuda yapılan spekülasyonlara deyim yerindeyse tüy dikti.
Oysa Özal, Talabani ve Barzani’nin “Kuzey Irak’ta özerk bölge olalım, daha sonra Türkiye’ye katılalım” şeklindeki önerisine, “İlave toprak, ilave sorun demektir” diye karşı çıkmıştı.
Aslında federasyon, Kürtlere mavi boncuk veren kimi çevrelerin telaffuz ettiği bir sözcük. Federasyon fikrini, sonraları terör örgütü PKK da diline doladı ve propagandasını bu çerçeveye oturttu.
Güneydoğu’da yaşayan halk sömürülüyormuş…
Petrol oradan çıkıyor ama başkaları kullanıyormuş…
Bölge bu yüzden geri kalmış…
Bağımsızlıklarını kazanırlarsa bölge güllük gülistanlık olurmuş…
Bağımsız olamazlarsa bile, en azından federasyon haline gelselermiş…
Turgut Özal, bu tür propagandalara kayıtsız kalmanın, federasyon fikrini savunanların ekmeğine yağ sürdüğünü düşünüyor ve 1991 sonlarına doğru yaptığı bir konuşmanın ardından gazeteci Hande Öngören’in sorusunu yanıtlarken şöyle diyordu:
“…Biz bu insanlarla asırlardır beraber yaşıyoruz. Bir entegrasyon süreci içerisinde kardeşçe yaşadık. Entegrasyonun daha da geliştiği bir dönemde bu hadiseleri başlattılar. Çünkü onlar da zamanın lehlerine çalışmadığını biliyorlar. Aşağı yukarı 1984’de başlamıştı. Aslında daha gerisi var tabii de, ilk patlak verdiği, gösterişli olarak patlak verdiği dönem 1984′tür. Biz 1987’de 3 sene içinde bütün o bölgedeki televizyon sistemini kurduk. Hem de 2-3 kanal birden. Tabii televizyonun çok büyük faydası olduğunu söyleyebilirim. Entegrasyonun tamamlanması bakımından, lisan öğretmek bakımından. Normal okullarda yapamayacağımız işin çoğunu bugün televizyonla yapmamız kabil. Karşı çıkmalarının bir sebebi de bu.
Benim görüşüm, bu konunun iki tarafı vardır.
Bir, terör…Terörle sonuna kadar mücadele etmeliyiz. Hiç bundan yılmamalıyız. Bu vazifemizi yapacağız.
Çözümün ikinci tarafı siyasidir. Daha doğrusu şefkatle meseleye yanaşmak, bölge insanını karşı tarafın eline bırakmamak lazım.

Anadolu Bir Harmandır
…Onlar ağızlarına geleni söylüyorlar. Biz ise bunların hiç birini münakaşa edemiyoruz. Bu tür düşüncelerin yanlış ve önerilerin yerine getirilemez olduğunu anlatmıyoruz. Hiç birini tartışamıyoruz.
Burada yaptığımız hatalar nedir?
Bizim toplumumuzda Türk kelimesi, Türk vatandaşlarının hepsi için kullanılmıştır. Bir kere bunu anlatmamız lazım. Yoksa etnik olarak Türk olan kimseye münhasır kullanılmamıştır. Eğer etnik olarak kök aranırsa, ta Orta Asya’dan gelmiş ve karışmamış insan olarak pek az kimse vardır burada. Çünkü Anadolu bir harmandır.
Yugoslavya’dan Boşnak gelmiş, ‘Türk’üm’ demiyor mu kendisine? Arnavut gelmiş, ‘Türk’üm’ demiyor mu kendisine? Evet, diyor! Oysa etnik olarak bunlar Türk mü? Hayır, değil. Ama burada Türk kelimesi yukarıda söylediğim manada kullanılmış. Öyle kullanmışız biz. Yoksa, Anadolu’dan çok kavimler gelmiş, geçmiş. Kafkasya’dan Çerkezler gelmiş, Abazalar gelmiş. Bunlar Kafkas’ın yerli kabileleridir. Müslüman olmuşlardır.

Özerklik ve Federasyon Formülleri Yöre İnsanına Zarar verir

…Bu meselenin her şeklini açık tartışmamız lazım. Adam diyorsa, buraya hiç yatırım yapılmıyor, adam diyorsa, bütün burayı sömürüyorsunuz ve biz buna cevap veremezsek, propaganda tek taraflı işlemez mi? O kazanmaz mı? Benim de çıkıp şunu söyleyebilmem lazım:
‘Ben buradan 1 alıyorsam, 20 yatırıyorum buraya arkadaş! İşte hesabı kitabı burada. Sen federasyon istiyorsan, ben federasyonun yanında değilim. Ama gel tartışalım.’ Konuşulması lazım bunların. Konuşmadığımız takdirde meseleler ortaya çıkmaz. Bir nevi tabu gibi gösterirseniz, kafanızı kuma sokarsanız, sanki bu hadiseler yokmuş gibi davranırsanız, perişan olursunuz sonra. O adam üstün gelir. Onun için, nerede tartışırsak tartışmamız lazım.
…Doğu ile batı arasında fark var. Doğuda coğrafi elverişsizlikler, ekonomik güçlükler var. Meseleler eğer münakaşa edilmezse, oturulup konuşulmazsa, ters yollara girilir, yanlış yollara gidilir. Onlar bir hareket yaparlar, burada karşılık olarak bir hareket yapılır. Bir nevi iki ayrı millet gibi çarpışmaya başlarsınız. Bu, Türkiye için çok tehlikelidir.
…Eğer yarın herhangi bir şekilde özerklik, federasyon gibi meseleler gündeme gelir, böyle çözümler aranırsa, ben hemen şimdiden ikaz edeyim ki, o yörede yaşayan vatandaşlarımızın, hele batıda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın çok aleyhine olur. Çünkü bu sefer ayrım başka türlü de başlar. Yani biz de onları istememeye başlarız. Türk-Kürt ayrımı dediğimiz ya da işte Çerkez-Laz ayrımı dediğimiz birtakım ayrımlar çıkar. Bu, onların, ayrım yapanların aleyhine olur. Bunu çok iyi bilmeniz lazım. Anlatabilmemiz lazım. Bugün biz o bölgeden 1 alıyorsak vergi olarak, 20 yatırım yapıyoruz. Böyle bir ayrım yapıldığı zaman, hesabı çok iyi yaparız. O zaman fazla parayı kimse vermez. Oysa benim vatandaşım, benim yuttaşım, aramızda hiçbir fark yok. Bugün dikkat edin, o kökenden gelmiş generaller var, valiler, milletvekilleri, bakanlar var. Hiç ayrım yaptık mı?
Şimdi bu, bir moda halinde söyleniyor. Ama doğru değil. Dediğim gibi, meseleleri hep iyi yoldan çözmemiz lazım. Şefkatle çözmemiz lazım. Ve kendilerine anlatarak çözmemiz lazım.
Çünkü ben şuna inanıyorum:
Dini bakımdan bir problemimiz yok. Aynı mezhebe mensubuz. Dünyadaki birçok ayrılıklara dikkat ettim; din ayrılığı çok daha tesirli bir ayrılıktır. İşte Kuzey İrlanda’daki hikaye, Katolik-Protestan hikayesidir. Bunun gibi birçok yerde, bu şekilde ayrılıklar var. İşte Yugoslavya’daki hikaye. Aynı lisanı konuşurlar Hırvatlarla Sırplar, aynı etnik kökenden gelirler. İkisi de Slavdır. Bir tanesi Katolik, diğeri Ortodoks’tur. Esas ayrım bundan gelmiştir.”

Turgut Özal bu konuşmadan yaklaşık 1 yıl sonraki bir konuşmasında da şunları söylüyordu.
“Ben federasyonun karşısındayım, söyledim bunu. Bu fikri birisi attı ortaya, sanki benim fikrimmiş gibi. Hayır ben bunun karşısındayım. Ama bu lafı söyleyenler var, el altından kaynatanlar var. Sanki bu (federasyon) oraya cenneti getirecekmiş gibi propaganda yapanlar var. Ama çıkın da bunun doğru olmadığını söyleyin. Bunun doğru olmadığı münakaşa edilemezse, tartışılamazsa, o vakit yalan fikirler olduğu gibi kafamızda kalır, başka birşey kalmaz.
Bugün Güneydoğu’ya yapılan yatırım, oradan elde edilen imkanın belki 20-30 mislidir. Bir federasyon olursa, bu yatırım yapılır mı? Bir aklınızı toplayın bakalım, yapılır mı? Oradaki insanın bunu düşünmesi lazım ilk önce. ‘Ben niye yapayım, gel kendi yağınla kavrul’ derim. Ondan sonra, ‘oradan buraya gel’ diyebilir miyim? ‘Orada otur’ derim. Bunlar hep yanlış şeylerdir. Biz eğer üniter bir devletsek, insanlarımız arasında hiçbir fark, ayrım yapmamamız lazım.
…Bunlar münakaşa edilmezse, yanlış fikirlerin yanlış olduğunu anlamak kabil değildir. Çünkü bu propaganda el altından yapılıyor. Hatırlarsınız, siyasetçiler yaptı bunu vaktiyle, 1960’lı, 1970’li senelerde. Efendim, petrol oradan çıkıyormuş da, o petrolden dolayı, biz oraya çok şey yapmaya mecburmuşuz. Açık söyleyeyim, petrolü bugün oradan çıkarmasam daha karlıyım. Oradaki petrol astarı yüzünden pahalıya çıkıyor. Oradaki rafinerilerin çalışması dahi ekonomik değildir.
Elektrik çekmişsiniz bütün mezralara, köylere. Eğer kilovatsaatini hakiki fiyatıyla satmaya kalksak, bugünkü fiyatının yüz misli olur, satamayız. Bütün bunları Türk devleti yapmış, hiç ayrım yapmadan yapmış. Ama bunu anlatmamız lazım. Şimdi öbür tarafta, ‘Efendim, işte petrol buradan çıkıyor, madenler buradan çıkıyor…’ Hiçbir maden falan çıktığı yok. Türkiye’de zaten çok ciddi madenler de yok. Ama bunları söylemediğimiz, konuşmadığımız takdirde düşmanın propagandası devam edecek.
Bu fikirler serbestçe tartışılmalı, ne verildiğini, ne alındığını açıkça ortaya koymalıyız ki, oradaki insanlarımız yanlış fikirlere saplanmasınlar. Bunu söylemek istedim.”

Zamana İhtiyacımız Var
Özal, iki hafta sonra İstanbul’daki başka bir toplantıda Güneydoğu sorunundan söz ederken, “Bu iş, vurarak kırarak çözülmez” diyordu.
“…Güneydoğu konusunda birçok konuşmalar yaptım, bunlar çıktı. Bazen de gene bazı çevrelerce hep saptırıldı. En son konuşmamda da söyledim., sabredersek, insanca davranırsak, bu meselenin eninde sonunda Türkiye’nin çözeceği bir mesele olduğunda kararım var. Ama yılgınlığa düşmeye hiç lüzum yok. Mesele zor olabilir ama aşılacak meseledir. Çünkü ben bu meselenin Türkiye’nin entegre olmasıyla çözüleceği kanaatindeyim. Türkiye bu meselede entegrasyona doğru süratle gidiyor. Hele cumhuriyet ve demokrasi geldikten sonra bu entegrasyon hızlanmıştır.

Göçe Mani Olmak Yanlıştır
Bugün Güneydoğu ya da Doğu insanının yüzde 60’ı Ankara’nın batısında yaşıyor. Belki 15 sene sonra yüzde 80’i Ankara’nın batısında yaşayacak. Bu, entegrasyonun en önemli delilidir. Göçe mani olmak yanlıştır. Göç neticede insanları bir araya getiriyor.
Şırnak’a gitmiştim. Orada şöyle bir durumla karşılaştım. Belediye reisi benim eski mensup olduğum partiden. Geldi yanıma. Üzüntülü tabii. Dedi ki, “Efendim, benim hanımım Çanakkaleli, benim evimde benden başka kimse Kürtçe bilmiyor.”
Ana dil meselesi işte. Ana Çanakkaleli olunca bilmiyor tabii. Şimdi tabii bunda bir serzeniş var, onu ben hissediyorum. Ama bir gerçek de var. Türkiye’de Kürt etnik grubu ile diğer etnik gruplar büyük ekseriyetle aynı mezhebe mensup oldukları için aralarında kız alıp verme vardır. Karadenizli ile o evlenir, öbürü gider Orta Anadolu’dan kız alır. Şöyle ailelerinizi bir yoklayın, kimisi Kafkasya’dan gelmiştir, kimisi Balkanlar’dan gelmiştir, kimisi, güneyden gelmiştir.

Türkiye’deki Durum Batı’dan Farklı
Neticede bu iş Türkiye’de zaten büyük çapta başlamış, Osmanlı devrinde de bu olmuş. Müslüman bir toplum, ayrım olmayan bir toplum. Batı toplumları gibi değil aslında, orada yanlışınız var. Ve biz meseleleri bazen batı toplumlarının meseleleri gibi görüyoruz. Türkiye’de bir toprak meselesi yok. Toprak zenginliği yok çünkü. Toprak ağalığı hep hikayedir. Batı’da parça parça olmuştur. Ama batıda lordlar oturmuş toprağın üzerine, insanlar esir gibi çalışmış. Rusya’da da öyle. Mujikler diyorlar, bütün toprakla birlikte insanlar satılmış.
Ama hiçbir zaman İslam ülkelerinde böyle bir şey olmamıştır. Osmanlı’da yok bu. Toprak halkın, daha doğrusu Allah’ın. O da millete vermiş, bunu en iyi şekilde idare et demiş. İnsanlara vermiş, böyle düşünülmüş daima.
Burada da insanların arasında bir fark yok. Şu ırktan geldin, bir şey olamazsın diye. Bu sade Cumhuriyet’in getirdiği bir şey değil ki, bizim dinimizin de getirdiği en önemli hususlardan bir tanesi.
Niçin Kayseri’nin köyünden adam çıkar veyahut da Merzifon’un köyünden çıkar, gelir İstanbul’da sadrazam olur? Bu, hele 1600’lü yıllarda Batı’da mümkün mü? Asil olması lazım adamın. Bu ancak bizim cemiyetlerde olmuş. Bu zaten entegrasyonun en büyük işaretidir.
Bizim toplumumuza bakınız, her yerden gelmiş insan var. Ama bugün hepimiz bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız, hepimiz Türküz diyoruz. Türk kelimesi de burada bütün etnik gruplara izafeten kullanılmış. Yoksa Orta Asya’dan gelenlere değil sadece. Veya sadece onlar bu şekilde tanınmıyor.
Zaten Orta Asya’dan tek başına gelen kalmamış. Hepsi karışmış. Saf olarak yok. Bugün onlar da kendileri, kimisi Özbek diyor, kimisi Kırgız diyor, kimisi Türkmen diyor, Kazak diyor. Ben “Türküm” diyene rastlamadım. Neticede hepsine biz “Türk” diyoruz. İşte o da öyle. Burada da bütün insanlarımıza “Türk” diyoruz. Böyle anlaşılması lazım. Ama farklı anlayanlar da var, bir şey demiyorum.

Terörle Sonuna Kadar Mücadele Edeceğiz?
“…Tabii terörle mücadele ayrı bir hadise. Bu söylediklerimle terör tamamen ayrı meseleler. Terörle sonuna kadar mücadele edeceğiz.. Silahı bırakıncaya kadar, o işten bıkıncaya kadar. Pazarlıkla da hiçbir şey olmaz. Neticede kayıp da veririz, ne yapalım veririz. Yalnız bizim bir avantajımız var. Biz güçlü bir ülkeyiz. En modern silahları buluruz. Bu şekilde hareket edenler için söylüyorum, hiç mümkün değil bu, akıl işi değil, çok büyük kayıp verirler.
…Bir kavganın, memleket içerisinde bir büyük mücadelenin hiç birimize fayda getirmeyeceğini çok iyi bilelim. Kışkırtıcılara da kimse alet olmasın. Bazan böyle kışkırtıcılar çıkıyor: ‘Vuralım, kıralım, işi bitirelim.’ Neyi vurup kırıyorsunuz, neyi götürüyorsunuz? 21’nci asra girerken böyle şey olur mu? Bu da çok önemlidir. Bu havaları da görüyorum. Kızdığım noktalardan bir tanesi de bu.
Bir an için düşünün:
Bu mücadele devam ederse, zaten bizimle uğraşan çok kimse var dışarıda… Bu iş daha kötü olmaz mı? Ama şunu iyi biliyorum; sabırla, kararlılıkla ve biraz da zamanla, bu mesele, kendiliğinden demeyeceğim, aldığımız tedbirlerle, başka ülkelerin problemine benzemeden çözülecektir.”

Ekrem KaraismailoğluTemmuz 12th, 2008 17:04

Sayın Kerem Doksat’ın, merhum Turgut Özal’ın -federasyon meselesi başta olmak üzere- Güneydoğu sorununa bakışına ilişkin sözleri maalesef gerçeği yansıtmıyor.
Özal’ın konuya ilişkin düşünce ve görüşlerini, o dönemde Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevlerini üstlenmiş biri olarak aktarmayı görev sayıyorum.

“Turgut Özal, Kürt vatandaşlarımıza federasyon hakkı tanınmasından yana olduğu yolundaki haberlerin doğru olmadığını, çeşitli platformlarda son derece net biçimde defalarca açıkladı. Ama buna rağmen, “Özal federasyona taraftar” diyenler bu iddialarından nedense bir türlü vazgeçmediler.
Sorun bununla da sınırlı kalmadı.
Özal’ın, Güneydoğu sorununun çözümüne yönelik olarak, zaman zaman Kürt liderler Celal Talabani ve Mesut Barzani ile görüşmesi ve Almanya’da yayınlanan bir dergide “Talabaniye, Kürtlere özerklik vereceğini söylediği” yolunda bir haberin yer alması bu konuda yapılan spekülasyonlara deyim yerindeyse tüy dikti.
Oysa Özal, Talabani ve Barzani’nin “Kuzey Irak’ta özerk bölge olalım, daha sonra Türkiye’ye katılalım” şeklindeki önerisine, “İlave toprak, ilave sorun demektir” diye karşı çıkmıştı.
Aslında federasyon, Kürtlere mavi boncuk veren kimi çevrelerin telaffuz ettiği bir sözcük. Federasyon fikrini, sonraları terör örgütü PKK da diline doladı ve propagandasını bu çerçeveye oturttu.
Güneydoğu’da yaşayan halk sömürülüyormuş…
Petrol oradan çıkıyor ama başkaları kullanıyormuş…
Bölge bu yüzden geri kalmış…
Bağımsızlıklarını kazanırlarsa bölge güllük gülistanlık olurmuş…
Bağımsız olamazlarsa bile, en azından federasyon haline gelselermiş…
Turgut Özal, bu tür propagandalara kayıtsız kalmanın, federasyon fikrini savunanların ekmeğine yağ sürdüğünü düşünüyor ve 1991 sonlarına doğru yaptığı bir konuşmanın ardından gazeteci Hande Öngören’in sorusunu yanıtlarken şöyle diyordu:
“…Biz bu insanlarla asırlardır beraber yaşıyoruz. Bir entegrasyon süreci içerisinde kardeşçe yaşadık. Entegrasyonun daha da geliştiği bir dönemde bu hadiseleri başlattılar. Çünkü onlar da zamanın lehlerine çalışmadığını biliyorlar. Aşağı yukarı 1984’de başlamıştı. Aslında daha gerisi var tabii de, ilk patlak verdiği, gösterişli olarak patlak verdiği dönem 1984′tür. Biz 1987’de 3 sene içinde bütün o bölgedeki televizyon sistemini kurduk. Hem de 2-3 kanal birden. Tabii televizyonun çok büyük faydası olduğunu söyleyebilirim. Entegrasyonun tamamlanması bakımından, lisan öğretmek bakımından. Normal okullarda yapamayacağımız işin çoğunu bugün televizyonla yapmamız kabil. Karşı çıkmalarının bir sebebi de bu.
Benim görüşüm, bu konunun iki tarafı vardır.
Bir, terör…Terörle sonuna kadar mücadele etmeliyiz. Hiç bundan yılmamalıyız. Bu vazifemizi yapacağız.
Çözümün ikinci tarafı siyasidir. Daha doğrusu şefkatle meseleye yanaşmak, bölge insanını karşı tarafın eline bırakmamak lazım.

Anadolu Bir Harmandır
…Onlar ağızlarına geleni söylüyorlar. Biz ise bunların hiç birini münakaşa edemiyoruz. Bu tür düşüncelerin yanlış ve önerilerin yerine getirilemez olduğunu anlatmıyoruz. Hiç birini tartışamıyoruz.
Burada yaptığımız hatalar nedir?
Bizim toplumumuzda Türk kelimesi, Türk vatandaşlarının hepsi için kullanılmıştır. Bir kere bunu anlatmamız lazım. Yoksa etnik olarak Türk olan kimseye münhasır kullanılmamıştır. Eğer etnik olarak kök aranırsa, ta Orta Asya’dan gelmiş ve karışmamış insan olarak pek az kimse vardır burada. Çünkü Anadolu bir harmandır.
Yugoslavya’dan Boşnak gelmiş, ‘Türk’üm’ demiyor mu kendisine? Arnavut gelmiş, ‘Türk’üm’ demiyor mu kendisine? Evet, diyor! Oysa etnik olarak bunlar Türk mü? Hayır, değil. Ama burada Türk kelimesi yukarıda söylediğim manada kullanılmış. Öyle kullanmışız biz. Yoksa, Anadolu’dan çok kavimler gelmiş, geçmiş. Kafkasya’dan Çerkezler gelmiş, Abazalar gelmiş. Bunlar Kafkas’ın yerli kabileleridir. Müslüman olmuşlardır.

Özerklik ve Federasyon Formülleri Yöre İnsanına Zarar verir
…Bu meselenin her şeklini açık tartışmamız lazım. Adam diyorsa, buraya hiç yatırım yapılmıyor, adam diyorsa, bütün burayı sömürüyorsunuz ve biz buna cevap veremezsek, propaganda tek taraflı işlemez mi? O kazanmaz mı? Benim de çıkıp şunu söyleyebilmem lazım:
‘Ben buradan 1 alıyorsam, 20 yatırıyorum buraya arkadaş! İşte hesabı kitabı burada. Sen federasyon istiyorsan, ben federasyonun yanında değilim. Ama gel tartışalım.’ Konuşulması lazım bunların. Konuşmadığımız takdirde meseleler ortaya çıkmaz. Bir nevi tabu gibi gösterirseniz, kafanızı kuma sokarsanız, sanki bu hadiseler yokmuş gibi davranırsanız, perişan olursunuz sonra. O adam üstün gelir. Onun için, nerede tartışırsak tartışmamız lazım.
…Doğu ile batı arasında fark var. Doğuda coğrafi elverişsizlikler, ekonomik güçlükler var. Meseleler eğer münakaşa edilmezse, oturulup konuşulmazsa, ters yollara girilir, yanlış yollara gidilir. Onlar bir hareket yaparlar, burada karşılık olarak bir hareket yapılır. Bir nevi iki ayrı millet gibi çarpışmaya başlarsınız. Bu, Türkiye için çok tehlikelidir.
…Eğer yarın herhangi bir şekilde özerklik, federasyon gibi meseleler gündeme gelir, böyle çözümler aranırsa, ben hemen şimdiden ikaz edeyim ki, o yörede yaşayan vatandaşlarımızın, hele batıda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın çok aleyhine olur. Çünkü bu sefer ayrım başka türlü de başlar. Yani biz de onları istememeye başlarız. Türk-Kürt ayrımı dediğimiz ya da işte Çerkez-Laz ayrımı dediğimiz birtakım ayrımlar çıkar. Bu, onların, ayrım yapanların aleyhine olur. Bunu çok iyi bilmeniz lazım. Anlatabilmemiz lazım. Bugün biz o bölgeden 1 alıyorsak vergi olarak, 20 yatırım yapıyoruz. Böyle bir ayrım yapıldığı zaman, hesabı çok iyi yaparız. O zaman fazla parayı kimse vermez. Oysa benim vatandaşım, benim yuttaşım, aramızda hiçbir fark yok. Bugün dikkat edin, o kökenden gelmiş generaller var, valiler, milletvekilleri, bakanlar var. Hiç ayrım yaptık mı?
Şimdi bu, bir moda halinde söyleniyor. Ama doğru değil. Dediğim gibi, meseleleri hep iyi yoldan çözmemiz lazım. Şefkatle çözmemiz lazım. Ve kendilerine anlatarak çözmemiz lazım.
Çünkü ben şuna inanıyorum:
Dini bakımdan bir problemimiz yok. Aynı mezhebe mensubuz. Dünyadaki birçok ayrılıklara dikkat ettim; din ayrılığı çok daha tesirli bir ayrılıktır. İşte Kuzey İrlanda’daki hikaye, Katolik-Protestan hikayesidir. Bunun gibi birçok yerde, bu şekilde ayrılıklar var. İşte Yugoslavya’daki hikaye. Aynı lisanı konuşurlar Hırvatlarla Sırplar, aynı etnik kökenden gelirler. İkisi de Slavdır. Bir tanesi Katolik, diğeri Ortodoks’tur. Esas ayrım bundan gelmiştir.”
Turgut Özal bu konuşmadan yaklaşık 1 yıl sonraki bir konuşmasında da şunları söylüyordu.
“Ben federasyonun karşısındayım, söyledim bunu. Bu fikri birisi attı ortaya, sanki benim fikrimmiş gibi. Hayır ben bunun karşısındayım. Ama bu lafı söyleyenler var, el altından kaynatanlar var. Sanki bu (federasyon) oraya cenneti getirecekmiş gibi propaganda yapanlar var. Ama çıkın da bunun doğru olmadığını söyleyin. Bunun doğru olmadığı münakaşa edilemezse, tartışılamazsa, o vakit yalan fikirler olduğu gibi kafamızda kalır, başka birşey kalmaz.
Bugün Güneydoğu’ya yapılan yatırım, oradan elde edilen imkanın belki 20-30 mislidir. Bir federasyon olursa, bu yatırım yapılır mı? Bir aklınızı toplayın bakalım, yapılır mı? Oradaki insanın bunu düşünmesi lazım ilk önce. ‘Ben niye yapayım, gel kendi yağınla kavrul’ derim. Ondan sonra, ‘oradan buraya gel’ diyebilir miyim? ‘Orada otur’ derim. Bunlar hep yanlış şeylerdir. Biz eğer üniter bir devletsek, insanlarımız arasında hiçbir fark, ayrım yapmamamız lazım.
…Bunlar münakaşa edilmezse, yanlış fikirlerin yanlış olduğunu anlamak kabil değildir. Çünkü bu propaganda el altından yapılıyor. Hatırlarsınız, siyasetçiler yaptı bunu vaktiyle, 1960’lı, 1970’li senelerde. Efendim, petrol oradan çıkıyormuş da, o petrolden dolayı, biz oraya çok şey yapmaya mecburmuşuz. Açık söyleyeyim, petrolü bugün oradan çıkarmasam daha karlıyım. Oradaki petrol astarı yüzünden pahalıya çıkıyor. Oradaki rafinerilerin çalışması dahi ekonomik değildir.
Elektrik çekmişsiniz bütün mezralara, köylere. Eğer kilovatsaatini hakiki fiyatıyla satmaya kalksak, bugünkü fiyatının yüz misli olur, satamayız. Bütün bunları Türk devleti yapmış, hiç ayrım yapmadan yapmış. Ama bunu anlatmamız lazım. Şimdi öbür tarafta, ‘Efendim, işte petrol buradan çıkıyor, madenler buradan çıkıyor…’ Hiçbir maden falan çıktığı yok. Türkiye’de zaten çok ciddi madenler de yok. Ama bunları söylemediğimiz, konuşmadığımız takdirde düşmanın propagandası devam edecek.
Bu fikirler serbestçe tartışılmalı, ne verildiğini, ne alındığını açıkça ortaya koymalıyız ki, oradaki insanlarımız yanlış fikirlere saplanmasınlar. Bunu söylemek istedim.”

Zamana İhtiyacımız Var
Özal, iki hafta sonra İstanbul’daki başka bir toplantıda Güneydoğu sorunundan söz ederken, “Bu iş, vurarak kırarak çözülmez” diyordu.
“…Güneydoğu konusunda birçok konuşmalar yaptım, bunlar çıktı. Bazen de gene bazı çevrelerce hep saptırıldı. En son konuşmamda da söyledim., sabredersek, insanca davranırsak, bu meselenin eninde sonunda Türkiye’nin çözeceği bir mesele olduğunda kararım var. Ama yılgınlığa düşmeye hiç lüzum yok. Mesele zor olabilir ama aşılacak meseledir. Çünkü ben bu meselenin Türkiye’nin entegre olmasıyla çözüleceği kanaatindeyim. Türkiye bu meselede entegrasyona doğru süratle gidiyor. Hele cumhuriyet ve demokrasi geldikten sonra bu entegrasyon hızlanmıştır.

Göçe Mani Olmak Yanlıştır
Bugün Güneydoğu ya da Doğu insanının yüzde 60’ı Ankara’nın batısında yaşıyor. Belki 15 sene sonra yüzde 80’i Ankara’nın batısında yaşayacak. Bu, entegrasyonun en önemli delilidir. Göçe mani olmak yanlıştır. Göç neticede insanları bir araya getiriyor.
Şırnak’a gitmiştim. Orada şöyle bir durumla karşılaştım. Belediye reisi benim eski mensup olduğum partiden. Geldi yanıma. Üzüntülü tabii. Dedi ki, “Efendim, benim hanımım Çanakkaleli, benim evimde benden başka kimse Kürtçe bilmiyor.”
Ana dil meselesi işte. Ana Çanakkaleli olunca bilmiyor tabii. Şimdi tabii bunda bir serzeniş var, onu ben hissediyorum. Ama bir gerçek de var. Türkiye’de Kürt etnik grubu ile diğer etnik gruplar büyük ekseriyetle aynı mezhebe mensup oldukları için aralarında kız alıp verme vardır. Karadenizli ile o evlenir, öbürü gider Orta Anadolu’dan kız alır. Şöyle ailelerinizi bir yoklayın, kimisi Kafkasya’dan gelmiştir, kimisi Balkanlar’dan gelmiştir, kimisi, güneyden gelmiştir.

Türkiye’deki Durum Batı’dan Farklı
Neticede bu iş Türkiye’de zaten büyük çapta başlamış, Osmanlı devrinde de bu olmuş. Müslüman bir toplum, ayrım olmayan bir toplum. Batı toplumları gibi değil aslında, orada yanlışınız var. Ve biz meseleleri bazen batı toplumlarının meseleleri gibi görüyoruz. Türkiye’de bir toprak meselesi yok. Toprak zenginliği yok çünkü. Toprak ağalığı hep hikayedir. Batı’da parça parça olmuştur. Ama batıda lordlar oturmuş toprağın üzerine, insanlar esir gibi çalışmış. Rusya’da da öyle. Mujikler diyorlar, bütün toprakla birlikte insanlar satılmış.
Ama hiçbir zaman İslam ülkelerinde böyle bir şey olmamıştır. Osmanlı’da yok bu. Toprak halkın, daha doğrusu Allah’ın. O da millete vermiş, bunu en iyi şekilde idare et demiş. İnsanlara vermiş, böyle düşünülmüş daima.
Burada da insanların arasında bir fark yok. Şu ırktan geldin, bir şey olamazsın diye. Bu sade Cumhuriyet’in getirdiği bir şey değil ki, bizim dinimizin de getirdiği en önemli hususlardan bir tanesi.
Niçin Kayseri’nin köyünden adam çıkar veyahut da Merzifon’un köyünden çıkar, gelir İstanbul’da sadrazam olur? Bu, hele 1600’lü yıllarda Batı’da mümkün mü? Asil olması lazım adamın. Bu ancak bizim cemiyetlerde olmuş. Bu zaten entegrasyonun en büyük işaretidir.
Bizim toplumumuza bakınız, her yerden gelmiş insan var. Ama bugün hepimiz bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız, hepimiz Türküz diyoruz. Türk kelimesi de burada bütün etnik gruplara izafeten kullanılmış. Yoksa Orta Asya’dan gelenlere değil sadece. Veya sadece onlar bu şekilde tanınmıyor.
Zaten Orta Asya’dan tek başına gelen kalmamış. Hepsi karışmış. Saf olarak yok. Bugün onlar da kendileri, kimisi Özbek diyor, kimisi Kırgız diyor, kimisi Türkmen diyor, Kazak diyor. Ben “Türküm” diyene rastlamadım. Neticede hepsine biz “Türk” diyoruz. İşte o da öyle. Burada da bütün insanlarımıza “Türk” diyoruz. Böyle anlaşılması lazım. Ama farklı anlayanlar da var, bir şey demiyorum.

Terörle Sonuna Kadar Mücadele Edeceğiz?
“…Tabii terörle mücadele ayrı bir hadise. Bu söylediklerimle terör tamamen ayrı meseleler. Terörle sonuna kadar mücadele edeceğiz.. Silahı bırakıncaya kadar, o işten bıkıncaya kadar. Pazarlıkla da hiçbir şey olmaz. Neticede kayıp da veririz, ne yapalım veririz. Yalnız bizim bir avantajımız var. Biz güçlü bir ülkeyiz. En modern silahları buluruz. Bu şekilde hareket edenler için söylüyorum, hiç mümkün değil bu, akıl işi değil, çok büyük kayıp verirler.
…Bir kavganın, memleket içerisinde bir büyük mücadelenin hiç birimize fayda getirmeyeceğini çok iyi bilelim. Kışkırtıcılara da kimse alet olmasın. Bazan böyle kışkırtıcılar çıkıyor: ‘Vuralım, kıralım, işi bitirelim.’ Neyi vurup kırıyorsunuz, neyi götürüyorsunuz? 21’nci asra girerken böyle şey olur mu? Bu da çok önemlidir. Bu havaları da görüyorum. Kızdığım noktalardan bir tanesi de bu.
Bir an için düşünün:
Bu mücadele devam ederse, zaten bizimle uğraşan çok kimse var dışarıda… Bu iş daha kötü olmaz mı? Ama şunu iyi biliyorum; sabırla, kararlılıkla ve biraz da zamanla, bu mesele, kendiliğinden demeyeceğim, aldığımız tedbirlerle, başka ülkelerin problemine benzemeden çözülecektir.”

Prof. Dr. Mehmet Kerem DoksatTemmuz 12th, 2008 17:23

Sayın Ekrem Karaismailoğlu,

Nasreddin Hoca misâli, neye inanırız? Gözümüzle görüp, kulağımızla işittiğimize mi? Yoksa arkada anıran merkebe mi?

Ben Turgut Özal’ınKürtler’le federasyonu düşünebiliriz” lâflarını televizyonda canlı yayında, sonra da tekrarlarında seyrettim.

Hiç siz kurdun kuzu postuna girmeden sürüye saldırdığını gördünüz mü masllarda. Bizim masalımızda da bu yok.

Gerisi mügalâtadır (şahsınız için yazmadım; kaynaklarınız ve diğer dezenformatif bütün neşriyatı kastettim).

Buraya gelen samimi ve yapıcı tenkitlere cevap vermeye de hep açığım. Küfür ve tehdit dolu olanları çıktı alıp siliyorum. Terbiyevî bulamadığım ama alenen hakaret içermeyenleri ibret-i âlem için koyuyorum. Yukarıda epey numûnesi var…

Hürmetlerimle…

Ekrem KaraismailoğluTemmuz 12th, 2008 23:56

Sayın Kerem Doksat,

Aktardığım bilgiler zerre kadar dezenformasyon içermediği gibi kaynaklarım da son derece sağlam. Bu kaynaklar -kitapçık, hatta üzerine çok düşülürse belki ses kaydı olarak da -Cumhurbaşkanlığı arşivlerinden temin edilebilir.
1)Pazar Toplantıları, Dünyadaki Yeni Dengeler ve Türkiye, President Otel, İstanbul, 17.11.1991
2)Türkiye’de Gerçekleşen Büyük Değişim, İş Dünyası Vakfı, Conrad Otel, İstanbul, 02.10.1992)
3)Geleceğe Bakış-Değişim, Marmara Kulübü Toplantısı, The Marmara Oteli, İstanbul, 16.10.1992)
Ayrıca hatırlatmak isterim ki, Turgut Özal’ın bu konuşmaları yaptığı tarihte bendeniz Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığı görevini yürütüyordum.
Bilmem, yaptığım yoruma dolaylı biçimde de olsa “mügalata” elbisesi giydirmekte hala ısrarlı olacak mısınız!
Saygı ve başarı dilekleriyle…

Prof. Dr. Mehmet Kerem DoksatTemmuz 16th, 2008 19:27

Galiba anlaşılmıyor(!)

“Televizyonda gözümle görüp, kulağımla işittim” dedim.
Buna inanmıyorsanız neyi tartışacağız?

Ayrıca, “orta direk” diye diye memleketin bütün moral kodlarını nasıl vahşi kapitalizme ve emperyalizme kurban ettiği de bir vâkıa. Ha, “bu iyiydi, gerekliydi” denirse o başka. Ben de buna muhalifim. Fikirlerim çok açık.

Benden de saygılar…

Ekrem KaraismailoğluTemmuz 17th, 2008 01:48

Sayın Kerem Doksat,

Turgut Özal’ın federasyon konusundaki düşüncelerini tırnak içinde, üstelik yer ve zaman belirterek aktarmama rağmen, “televizyonda gözümle görüp, kulağımla işittim” demekte ısrar etmenizin objektif bir dayanağı olduğunu, -kusura bakmayın ama- asla düşünmüyorum.

Hem söyler misiniz Allahaşkına, Özal’ın federasyondan yana olup olmadığı konusunda görüş alışverişinde bulunurken, lafı tamamen farklı bir mecraya taşımaya çalışmak niye?

Minderden kaçmayın lütfen. Gelin, “pardon!” deyin anlaşalım!

Aksi halde ben “pes!” diyeceğim.

Saygılar.

Mehmet Kerem DoksatTemmuz 17th, 2008 12:40

Sayın Ekrem Bey,

Size “pardon” demem için, işitme ve görme hallüsinasyonlarımın olduğunu kabûl etmem gerekiyor; eh, hiç olmadı bugüne kadar. Lâfı bir yere taşıdığım filân da yok; neyse o, zâten yazmışım… Cımbızla bir cümleyi çekip “söyledi mi söylemedi mi diye” patinaj çekmektense, yazımda açıkça yazdıklarımı tartışırsanız bir anlamı var.

Zâten rahmetlinin(!) ne iş yaptığını tarih yazıyor.

Belki hâlâ anlatamamışım: Televizyonda bu lâfları ettiğini gözümle gördüm, kulağımla işittim. Hâlâ bu olmuş mu olamamış mı diye tartışmak anlamsız. Olsa olsa benim hallüsine olduğumu iddia edebilirsiniz. Hani Mazhar Osman’ın meşhur meseli var ya: “Bana deli diyebilirsiniz, ama ben sizin için dersem”…

Bilmukabele saygılar.

jehat berojTemmuz 19th, 2008 19:08

bir araştırmanın çarpıtılıp bir halkın gerçeğiymiş gibi yansıtan bi zihyiyette yapıcı hiçbir unsur aramam. enttelektüel olarak değerlendirmek sanırım entellektüelizme de hakaret olur. biraz dürüst olursanız sizi okuyanlarda hakaret etmez sanırım. yazmak eylemi zor bir eylemdir biliyorum. elbette insanların ideoloojik bakışaçıları da etkili olacaktır kaçınılmaz. ama ideolojinin rengi ne olursa olsun dürüst olmak en öncelikli şarttır. bunu ne kadar yapıyorsunuz önce ona bakın. sonra kim ibretlik düşünün biraz..

gul ozdemirAğustos 4th, 2008 12:10

ya hocam seni kim hoca yapti hesaplasma gunu yaklasti yakinda kurdistan kurulacak simdilik guney kurdistan sabrettik azmettik bilerek ve isteyerek gerillanin ekmegini suyunu tum ihtiyaclarini elimizden geldigince biz kurd halki olarak kimsenin zorlamasi olmadan biz yaptik.genclerimizi sizin gibi vatani gorev diyipte zorla savasa atmadik.giden kendi oz karariyla aldi.kimseyi dinlemeden.APO nun Mazlum DOGAN in yolundan gittiler.turk tarih kitaplarinda okullarda ogretilen fakat ne oldugu aciklanmayan ogrencilere dolayisiyla halka seyh ismail olayi burda avrupada dogup buyuyen gencler tarafindan biliniyor.siz turk bile degilsiniz.kimin bozmasi oldugunuz bile allah bilir belli degildir.bana zorla turkceyi ogrettiniz.dayakla sonra kro dediniz halbuki ne sairler ne profesorler doktorlar siyasetciler beder APO GIBI.SIMDIDE onderimizin saclarini zorla kazitiyorsunuz.kendiniz eylemler yapip sonra PKK YI gunah kecisi ilan ediyorsunuz.hesap gunu yaklasiyor APO OLMEZ APOCULAR OLMEZ.ATATURK FIYASKOSU YAKINDA SONA ERECEKTIR.

EFNAN ADIGUZELE BILGILERINDEN DOLAYI SONSUZ TESEKKURLER

EM KURDIN ALMANYANIN ROJ TV ICIN YAPTIGI DEVLET POLITIKASINI KINIYORUZ!

atilla bozkurtAğustos 26th, 2008 13:26

kürt sorunu konusunda değişik düşüncelerle yer verdiğinizi görüyürum. ancak, müslümanlar açısından kavim, ırk anlayışının nasıl olduğu şeklinde bir değerlendirmeye rastlamadım. bir yerde gördüğüm yazıyı buraya dokunmadan kopyalıyorum. okuyucuların sabırla okumasını diliyorum. ayrıca bu özgür platformu oluşturmuş olduğunuzdan dolayı teşekkür de ediyorum. Genel olarak Kürtler, özel olarak da, ilgi ve bilgi alanım dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti siyasi coğrafyasındaki İslamcı Kürtler, bir vakıa olarak kendilerini kuşatmış bulunan toplumların sosyal, siyasal, kültürel, literal, sanatsal, tarihsel, dilsel ve dinsel bilgisine ve icrasına sahiptir. Kürtlerin bu alanlara ait bilgisi ve icrası Arap (örneğin, Filistin-İsrail savaşı ve Irak işgali gibi), Fars ve Azeri İran(örneğin, ABD’nin İran’a yönelik saldırı tehditleri gibi) ve Türk (örneğin, başörtüsü sorunu, AKP’yi kapatma davası ve Ergenekon soruşturması gibi) toplumsal şartlarının ve gelişmelerinin reel baskısıyla da perçinlenmektedir.

Gayri ahlaki, gayri hukuki ve gayri dini siyasal kuşatma, zorunlu sosyal ve ekonomik komşuluk ve çeşitli alanlardaki zorunlu zihinsel ve fiziksel geçişgenlikler; Kürtlerin nesneleşerek etkilenmelerinin en az yüz yıllık tarihini oluşturmaktadır. Nesneleşmeye dindaşlığın (İslam ortak paydasının), bu yüz yıllık tarih içerisindeki katkısı, düşünülenin aksine bir proje olarak en fazla altmış yıllıktır. 1940’lara kadar tamamen, kısmen veya görece dinsel misyonlu önderliklerle verilen Kürt ulusal mücadelesi, bu tarihten itibaren artan bir yoğunlukla ulusal mücadele davasını seküler ideolojik zeminlere kaptırmıştır. 1990’larla birlikte kimi Kürtler; 1- İslamcılık ideolojisi ekseninde tutmak kaydıyla, 2- İslamcılık ideolojisini atmak kaydıyla ve 3- suyun akışına gitmek kolaylığıyla ulusal davayla tekrar yüzleşmiştir.

Üç yolun kesişme noktasında bulunan bu yüzleşme, sonuç itibariyle her yola adam göndermiştir. Kürdistan’da daha ziyade İslamcılık-Ümmetçilik tartışması bunlar arasında olmaktadır. Yapılan bu tartışmalarda Çağdaş İslamcıların kalitesi ve inceliği bir yana, klasik Nurcular, medrese ustaz ve tilmizleri ve tarikat erbabı gibi Çağdaş İslamcılıkla organik ve zihinsel irtibatı olmayan kimi dindar veya dini kesitlerin de ilgili tartışmada İslamcılık genel şemsiyesi altında yer aldıklarını ve kabul gördüklerini düşündüğümüzde, özü ve şekliyle alakalı olarak tartışmanın sıhhati hakkında tahmin yürütebiliriz. Kısaca Kürdistan’da (İslamcıların yetersiz kaldıklarını da düşündüğümüzde) İslamcılığın ümmetçilik, milliyetçilik, ırkçılık ve ulusalcılık gibi sosyal ve politik konularda işi kestirip atmanın dışında bir yüklem doğurduğunu söyleyemeyiz. Kürdistan’a ilişkin tam, net ve açık bir ifadeyi karşılayan özne olamayınca, doğurduğunu varsaydığımız yüklemlerin de Kürdistan’la ilişkisini kurmak olanaksızlaşmaktadır.

Güncellemesi yapılmamış İslamcılık ideolojisi ekseninde tutmak kaydıyla ulusal davayla yüzleşmeye çalışmaya şöyle bir örnek verebiliriz: Bir İslamcı internet sitesinde “Hizbullahi Hareketin Vasıflar -6” başlıklı bir yazıda; “Bu cemaat Kürdistan’da kuruldu. Ancak bu cemaat ırkçı ve milliyetçi tavırları benimsemediği gibi böyle bir söylemi de kullanmamıştır. Bu cemaatin ırkçılığa ve kavmiyetçiliğe bakışı tamamen Kur’an ve Sünnetin ölçüleri çerçevesindedir. İnsanlara bakışı; ırk ve milliyet cihetiyle değil; takva ilkesine göredir.” diye bir ifade geçmektedir: Bu ifade de tam, net ve açık olarak Kürdistan ve İslam’a dair özne-yüklem ilişkisini kurmak oldukça zordur. Kurmaya çalıştığımızda da Kürdistan ve İslam’a dair özne yüklem ilişkisini olumsuzlamanın dışında bir sonuca varamayız. Ayrıca bu ifade de Kürdistan ve İslam ilişkisini sağlamaya dönük herhangi bir derinliğin ve herhangi bir anlama çabasının varlığını da görmüyoruz. Burada Kürt ve Kürdistan nesne konumundadır. Nesnenin ileri sürdüğü ulusal dava da putperestliktir bir nevi. Bundan başka, belki Kuzey Afrika’da İtalya ve Fransa’ya karşı 1900’lerde verilen milli mücadeleler örnek alınarak kimi İslamcılar arasında Kürdistan’da mehildik düşüncesiyle ulusal dava zihniyeti de hâsıl olabilir. Böyle bir şeyin Kürdistan geleneği ve İslamcılık inancıyla örtüşmediği göz ardı edilemez.

Çeşitli kişisel ilişkiler, etüt ve tartışmaya açılmamış özel yorumlar ve kabaran milli duygular dolayımıyla İslamcılık ideolojisini bir kenara atarak ulusal davayla yüzleşmeler; liberalleşme laikleşme ve bu çerçevede duygulardaki tepkisel milli yoğunluğu doktiriner kılma gibi yeni yaratmalar tebarüz ettirmektedir. Burada ise yüklemin İslam öznesiyle ilişkisini kurmak artık olanaksızlaşmaktadır. Bir öncekinde Kürt ve Kürdistan nesne yapılmaktayken, burada İslam nesneleştirilmektedir. Hatta bazen burada, gerekli vukufiyet sağlanamayınca hem İslam, hem de Kürdistan nesneleşmektedir. Suyun akışına gitmek kolaylığıyla yüzleşmek, benim burada değinmemi gerekli kılan bir duruş değildir. O yüzden bunu atlamaktayım.

Kuzey Kürdistan’da İslamcılığın ve ümmetçiliğin İslam Dünyasının Türkiye’deki yansımasında ürediğini düşündüğümüzde, ilgili değerlendirmelerimi de bu çerçevede devam ettirmeliyim:

Bilinçaltı varsayımsal şekilsiz tanımı dolayısıyla günümüz ümmet-çilik algısı, Kürtler konu olduğunda, Şer’î öğretiyle ve tarihsel geleneğiyle örtüşmeyen sosyopolitik irrasyonel türedi bir projeyle, Türkiye’de belirli bir politik söylemin, duyuları değil, yalnızca duyguları hedefleyen aldatmanın bir kurnazlık unsuru olmuştur.

İdeoloji dışı siyasal bir proje biçiminde bir hareket olarak tarihi arka planını, ancak Osmanlı’nın Batı’ya yenilgiye karşı geliştirdiği bir arayışa dayayabileceğimiz “ümmet-çilik” en nihayetinde nevzuhur bir hareket olarak Batı’ya karşı hilafeti kurtarmak adına geliştirilmiş bir projedir. Batı’ya karşı tutmayan/işe yaramayan nevzuhur, ama gerekli ve gerekçesi anlaşılır bu proje, sonraları İslam coğrafyasında kasımpatı gibi açan modern ulus devletlerin içerisinde ve aralarında işlerlik kazanan günümüz ideolojik İslamcı hareketlerin beslenme kaynaklarından biri oldu. Ümmetçilik artık bundan böyle İslami Hareketçiliktir. Ancak İslam Dünyacılığı ile İslami Hareketçilik arasında gidip gelen ümmetçilik, bu çarpık anlayış yüzünden yalnızca her kesim için politik bir malzeme oldu. Bu da kavramın çelişkilerle malulen emekliliğe çıkarılması demekti, ancak “Kürt sorunu”, merkezlerin henüz sosyopolitik gündemine girmediğinden kimsenin zihninde kavramın çelişkilerle sorunsala dönüştüğü açıklık kazanmamıştı. Ta ki, Kürtler “ümmet-çilik” kavramının sorunsala dönüştüğünü haykırana kadar…

İslamcılığın Osmanlı’yı Batı karşısında maddi ve manevi yenilgiden kurtarma projesi olarak şekil almadan öncelere götürebileceğimiz ve bu günkü anlamını içkin bir ümmetçilik anlayışından bahsetmemiz doğru olmaz. Anlam kökenlerini elbette ki, İslam’ın ilk dönemlerinde arayan modern ideolojileştirilmiş ümmetçilik, örneğin Moğol istilasında hiçte söz konusu olmamıştır. Ki, Moğol saldırıları karşısında bugünü andıran ümmetçilik diye bir davaya rastlamayız. Bütün bunların rahatlıkla açıklanabilir sebepleri vardır. Çünkü ittihad-ı İslam (ümmetçilik), anasır-ı İslamiyye (İslam unsurları/toplumları; Kürt, Türk, Arap…) ile mümkündür. Anasır-ı İslamiyye, tıpkı ittihad-ı İslam, İslamcılık ve ümmetçilik gibi yenilginin ve uluslaşmanın ürettiği kavramlar ve yenilgi çaresizliğinin ürettiği projelerdir. Moğol saldırılarının yaşandığı dönemlerde ise, siyasallaşmış bir anasır-ı İslamiyye’den bahsedemeyiz ki, ittihad-ı İslam’a (ümmetçiliğe) ihtiyaç hâsıl olsun.

Ümmetçilik içeriye karşı değil, dışarıya özellikle de Batı’ya karşı geliştirilmiş modern bir projedir. Bir proje olarak ümmetçilik, kaynağını ilk dönem İslam tarihinde değil, ancak Şeriât’in kaynaklarının sosyal ve politik gerekler yüzünden modern zamanlarda yorumlanmasında bulur. Tekraren, bu proje köken olarak Batı’ya ve İslam olmayan dünyaya karşı geliştirilmiştir. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim’in Memluk Sultanından halifeliği bir müessese olarak alışının dini, hukuki ve ahlaki durumu tartışılmaksızın, mevcut hilafet merkezinin akıbetine karşı tüm İslam dünyasının dini sorumluluğu vurgulanmıştır. Daha gerilere gittiğimizde, Muaviye’nin Ali’ye rakip olarak çıkması ümmetin bir sorunu olmuştur ve ırkçılık tartışmasını değil, “hilafet kimin hakkıdır” tartışmasını doğurmuştur. Aleyhinde onca delil olmasına rağmen, Muaviye’nin kavimcilik amacıyla Ali’nin iktidarına muhalefet ettiğine ve dolayısıyla ümmet olmaya karşı olduğuna dair dönemin resmi kayıtlarına geçmiş bir belge bulunmamaktadır. Hariciler dahi, Muaviye’nin ırkçı olduğuna hükmetmediler de, ümmeti ilgilendiren bir konuda hakemliği kabul ettiği için Ali’yi tekfir ettiler. Abbasilerin Emevileri ortadan kaldırdırması, Abbasilerden sonra Selçuklular, Memluklular gibi ayrı ayrı organizasyonların bulunması, Osmanlı ve İran’ın ayrı birer İslam toplumsal örgütlenmesi olması ve Osmanlı’nın Çaldıran ve Mısır seferleri yapması gibi olaylar, tarihe ümmet karşıtlığı olarak geçmemiştir. Bunlar, yalnızca “ümmet”in yaşadığı tarihsel sorunlardır. “Ümmet” ile modern “ümmetçiliğin” ayrımını yapamadığımız zaman, bir proje olarak tüm müslümanların sosyopolitik birliğini işaret eden “ümmetçiliği”, itikadi bir konuya dönüştürürüz maalesef.

Kürtler, birtakım talepleri dolayısıyla ümmetin bir sorunudur. Ama bu sorun, Kürtlerin talepleri dolayısıyla değil, Kürtlerin ulusal haklarının gaspıyla doğmuştur. Kürtler, haksız yere bir takım taleplerde bulunsalardı dahi, bu da ümmetin bir sorunu olurdu. Ancak, ümmete sorun olan şey bir hakkın ihlali, ilgası veya işgalidir. Kısaca bu konu yalnızca bir ümmet sorunudur, günümüz algısındaki ümmetçilik hiçbir halde burada, genel olarak ne Araplar açısından, ne Türkler açısından ne de Kürtler açısından konu dahi değildir. (Bana kalırsa bölgemizde yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Kürt ve Kürdistan politikası gereği, ümmetçilik açısından kritik edilebilir. Zira diğerlerinden farklı olarak T.C Kürt kimliğini ve bundan doğan haklarını inkâr etmiştir.)

Ulusal istemler, ümmetçilik tartışmasının kaynağı değildir, istemler ister haklı ister haksız olsun, bunlar yalnızca ümmetin hukuk sorunudur. Bu istemler sonucunda savaş da çıkabilir, ümmete düşen, bunu halletmektir. Ümmetçilik tartışmasıyla müslüman halkların kendi aralarındaki ulusal istemleri irdelenemez: İslam’ın “Hepimiz müslümanız, dolayısıyla kardeşiz” genel ilkesi, müslüman halklar arasında yalnızca özel bir hukuk doğurur. Kardeşler de arada haklı veya haksız sebeplerle birbirleriyle kavga ederler, babaya veya veliye(ümmete) düşen aralarını bulmak, haklıyı ve haksızı tespit etmektir:

Osmanlı’nın yıkılışı, bütün İslam dünyasının (ümmetin) Batı’ya karşı yenilgisinin resmi belgesi olmuştur. Bundan sonra süreç, anasır-ı İslamiyye’nin, yani yenilginin birincil ve ikincil toplumsal bakiyelerinin kendi başlarının çaresine bakması şeklinde devam etmiştir. Birincil toplumsal bakiye Türklük şemsiyesi altında toplanmış Türk unsuru, ikincil toplumsal bakiye ise Kürt unsurudur. Araplar biraz daha önce şekil almış birincil unsurdandır ve Farslar Osmanlı’nın toplumsal bakiyesi değildir. Kendi başının çaresine bakma sürecinde, hiçbir unsurun etkin odakları var olma mücadelesinin merkezine İslamcılığı veya ümmetçiliği koymamıştır. Çünkü bunlar birer proje idi ve tutmayan projenin tekrarlanmasına gerek yoktu. Böylece yenilginin bakiyelerinin Batı’nın kontrolündeki topraklarında başlayan, sınırları nereye kadar uzatabilirsen bağımsızlık projesi Türklük ve Araplık adına yapılması makul ve makbul olan oldu. Bu projeyi Kürtler de denemedi değil, ama Kürtlerin ikincil toplum olarak imkân ve becerileri Türklerinki ve Araplarınki kadar güçlü değildi.

Osmanlı’nın bundan önce siyasi bir proje olarak ümmetçiliği veya İslamcılığı (hatta İslam’ı) kullandığını söylemek neredeyse tam bir anakronizmdir. İslam dinini kullanmayan varsa, Osmanlının İslam’ı kullandığını söylesin:

(Şöyle bir analoji yapsam ne dersiniz? Bana kalırsa dini yani İslam’ı, “İslami kabul edilen yapılar daha fazla kullanmıştır” dense daha uygun düşer: Türkiye’de, örneğin, öteden beridir bir siyasal hareket biçiminde ivme kazanan Fethullah Gülen yapılanması ve cemaatleşme eğilimini açıkça ortaya koyan Mustafa İslamoğlu çevresi ve Hizbullah gibi çalışmaların, İslam’ı, AKP’den, PKK’den ya da T.C rejiminden daha az kullandıklarını düşünmemiz, kendilerini dini bir yapı olarak takdim ederken mümkün müdür? HAMAS’ın, İslami Cihad’ın, Hizbullah’ın ve devlet biçimiyle İran’ın dini kullanmadığını söylemek, zaten işin doğasına aykırı değil midir? Bizzat; ben, sen ve o, dini kullanmıyor muyuz? Bizzat; ben, sen, o ve o, bu, şu hareket olarak sırf düşünce ve davranışlarımızı İslam’ın kaynaklarına dayıyoruz diye, sosyal ve siyasal amaçlarımız için dini kullanmamış mı oluyoruz? Dini kullanmak bizim vehbi veya kesbi doğal hakkımız mıdır? Bir Nurcu, ister Kürt ister Türk olsun, dini zaten kullanmıyor mu?)

Osmanlı 1900’lü yıllara kadar basbayağı diğer muadilleri gibi imparatorluk güdüsüyle hareket etmiş, müslüman bir organizasyondur. Keza Osmanlı’nın özel bir Kürt düşmanlığından bahsetmek de anakronizmdir. Kanaatimce ümmetçilik veya İslamcılık adına, hileler düzerek 1840’lı yıllarda Kürtlerle değil, daha önceleri de anlaşmalar yaptığı kendi bağımsızlığını ilan eden Botan Emiri Bedirhan Bey ve Yezdanşêr ile savaşmıştır. Tıpkı Türklerle değil, Karamanlı ve Akkoyunlular ile savaşması gibi. Aynı şekilde Osmanlı, suniliğin yüce hakikatleri adına değil, hâkimiyet alanını genişletmek ve güvenliğini garantilemek adına Şah İsmail’le savaşmıştır. Kürt Beyleri de (Kürtler değil) İslam’ın yücelikleri adına değil, güç dengeleri adına Kızılbaş Şah İsmail’in yanından ayrılıp Osmanlıyla ittifak etmişlerdir. En büyük Kürt-Osmanlı savaşının kahramanı olan Yezdanşêr’in, kendisinden önceki en büyük Kürt-Osmanlı savaşının kahramanı olan Bedirhan Bey’e karşı politik hesaplarının dışında bir Kürt ihanetinden bahsetmek o dönemin millilik anlayışı adına mümkün değildir. Ayrıca Kürlerin literatüründe Osmanlı Payitahtı’nın bulunduğu yer Türk diyarı değil, diyar-ı Rum’dur ve Osmanlı Türk değil basbayağı Osmanlı’dır. (Okuduğum kadarıyla, Kürt klasik eserlerin hiç birinde Osmanlıyı kast ederken Türk Kralı, Türk Padişahı gibi tanımlamalara rastlamadım, yanılmış olabilirim). Oysa Osmanlı Kürdistan’a Kürdistan, ora halkına da Kürt demiştir. 1514 tarihinde yapılan anlaşma, Osmanlı ile Kürt Beyleri arasında imza edilmiştir. Osmanlı, Kürdistan’ı temsilen Kürt Beyleriyle anlaşma yaparken, Kürtler ise Türk liderleriyle değil Osmanlı Sultanıyla anlaşmıştır. Kısa bir izah notu gibi araya soktuğum bu paragraftaki amacım; Osmanlı Kürt ilişkilerine açıklık getirmek veya Osmanlı Kürt ilişkilerinde haklı veya haksızı belirlemek değil, iki toplum arasındaki 350 (1500 ila 1850) yıllık açık ilişkiye dair bazen veya sıklıkla ortaya konan anakronizmdir. Şöyle ki; Kürtler, hem kendilerini Kürdistan Bey’i ve Kürt Emiri olarak tanımlar ve Osmanlılarca da böyle kabul görürken, Osmanlı hem kendi indinde, hem de Kürtlerin indinde Türk olarak resmiyet sahibi değildir. Kendi Türklüğünü dahi vurgulamayan Osmanlı’nın Türklük adına Kürt düşmanlığı yaptığını söylemek ne kadar doğru bir analiz olabilir.

Konumuza dönecek olursak: İslamcılık ve İslamcılığın bir projesi olarak ittihad-ı İslam (ümmetçilik) 19. asır sonlarından itibaren Osmanlı’da iktidarın ve iktidarı elinde tutan hilafet kurumunun ürettiği ve üretimini desteklediği bir kurtuluş reçetesiydi. Anasır-ı İslamiyye için öncelikli hedef Osmanlı’nın çöküşüne engel olmak ve Batının ve Batıcı yerli aydınların(!) İslam hakkındaki yersiz yaygaralarına cevap vermek ve maddi ve manevi toplumsal gelişmeleri İslam referansıyla sağlamaktır. İranlı, Afganlı veya Kürt olduğu söylenen Cemalettin Efgani; yakın zamanda Osmanlının, ancak İngilizlerin yardımıyla kendisinden kurtulduğu, Pomak kökenli olduğu kabul edilen Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu ve Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa; ünlü şair Arnavut Mehmet Akif Ersoy ve ünlü Kürt âlimi Said-i Nursi gibi entelektüel âlim ve aydınlar 19. asrın sonlarında ve 20. asrın başlarında ittihad-ı İslam projesine katkıda bulundular. Batıya karşı Osmanlıyı ve Batı değerlerine karşı da İslam’ı savunmak o dönem (o dönemlerde kavramsallaşan) anasır-ı İslamiyye’nin doğal tepkisidir. Dolayısıyla çoğu Türk olmayan bu âlim ve aydınların İslamcılık veya ümmetçilik adına (bunları kullanarak) Türklüğü kurtarmak veya kurmak veya Osmanlı’ya bir T.C bakiyesi bırakmak gibi bir amaç taşıdıklarını söylemek mümkün değildir. Said-i Nursi’nin Osmanlı Sultanı Abdulhamid ile başlı başına Kürt olduğu için problem yaşadığını söylemek de kesin bir yargı doğurmaz. Zira Sultan Abdulhamid, özel olarak Kürtlükle bağını tesis etmiş olmayan Cemalettin Efgani ile de problem yaşamıştır. Problemin temeli Sultan Abdulhamid’in Osmanlı’yı yaşatmaya dönük politikası ile bunların projesi arasındaki uyuşmazlıktır. Zira gerek Sultan Abdulhamid’in ve gerekse problem yaşadığı bu iki âlimin amaçları aynıydı: Osmanlıyı yaşatmak! İşte bu dönemde, İslamcılık ve onun bir politik projesi olarak ittihad-ı İslam/ümmetçilik tam bir ihya hareketidir ve bütün İslam toplumlarının lehine olarak Batıya karşı geliştirilmiş bir amaçtır. (Ali Şeraiti de, Sünni Osmanlının Batı karşısında sağladığı direnç gereği Şii İran halkınca da savunulması gerektiğini vurgular)

Günümüz İslam dünyasının çoğunda ise ümmetçilik, bir takım rejim ve iktidarlara muhalif dini yapıların (yanlış biçimde itikadi) sosyopolitik amaçlarını ifade etmektedir ve yalnızca bir proje değil bir ideolojidir. İslamcılık, tevhid-şirk paradigması gereği İslam dünyasını kapsayan yaygın bir ümmetçilik kabulünden uzak olması gerekirken, bu konuda zımni bir teori dışılık yaşamaktadır. Yani hem İslam dünyasının halk kitlelerini cahili toplumlar (daha açık bir ifadeyle, şirk-küfür toplumları) olarak değerlendirip hem de bu değerlendirmeyi mündemiç bütün İslam dünyasını ümmet olarak politike etmek, bahsettiğim ümmet kavramındaki çelişkinin, İslami Hareketler açısından, mihverinde bulunmaktadır. Bu çelişki İslami Hareketlerde Batıya karşı, Osmanlı’nın son dönemindeki gibi bir tepki doğururken, içeriye karşı ise ayırt edici bir duruş doğurmaktadır. Osmanlı’nın çöküşünden sonra dağılan halk bakiyelerinin, gene Batı kontrolünde veya Batıcı bir zihniyetle kendi (ulus) devletlerini kurmaları, zaman sonra 20. asrın ikinci yarısından itibaren İslami Hareketleri, içeride legal veya illegal, silahlı veya silahsız muhalefet konumunda bıraktı. Bu dönemde İslamcılığın ümmetçilik retoriği Osmanlı dönemindeki gibi bir siyasi proje değil, (bence yanlış olarak) inanç konusu halinde ortaya kondu. Yani ihya sonucunda değil, yeniden öz ve şekil verme sonucunda ve böylece türedi “ümmet-çilik” kavramı sorunsala dönüşmüş oldu.

Ümmet-çilik kavramını ihya etmek; Osmanlıyı kurtarma veya daha doğru bir ifadeyle genel olarak Cemalettin Efgani’nin ve Bediüzzaman Said-i Nursi’nin çabası gibi, Müslüman toplumların sosyal ve siyasal durumunun iyileştirilmesine yönelik köhnemiş zihinlerde ümmet duygusunu yeniden canlandırma adına, toplumlarca içselleştirilmiş olan ümmet kültürünü projelendirmektir. Türedi bir öz ve şekil vererek yaratma ise, Çağdaş İslamcılığın tevhid ve şirk paradigmasının İslam kaynaklarından esinlenerek oluşturulmuş ve fakat tüm toplumların muvaffakiyeti alınmamış veya zımnen alınmış ön kabulüyle ve genel olarak fazlaca da formüle edilmemiş, ancak Kürt ulusal istemleri dolayısıyla bilince çıkarılmış algı durumudur. Bu algıya biçilen öz, ümmetin itikadi bir konu olduğu yönündedir. Giydirilen şekil ide, ümmetin bu itikadla bağı bulunan tüm Müslümanların tekel birliği biçimindedir.

Ümmet-çilik, itikadi bir konu olsa dahi, ki değildir, nihayetinde İslamcıların İslam kaynaklarından beslenen görüşlerinin, ideolojik deklaresi dahi yapılmamış, içtihad mesabesindeki kanıksamalarıdır. Bu görüşün “ümmetin” kendisi olmadığı, Şer’ân kesinlik ihtiva etmeyen benzeri durumlarla ilgili olarak, İslam dininin genel eğilimleri gereği kabul edilmelidir. Eğilim hayata dair ana esasların belirlenmesidir. Bu eğilimin temel amacı da yaşam alanlarını sınırlatan veya daraltan doğal ve basit tutumlara fırsat tanımamaktır. Istılahi anlamıyla ümmet-çilik; Müslümanları halife/imam (İslam önderliği) yoluyla birleyen bir çeşit sosyal ve politik kavramdır. Aynı zamanda bu doğal bir sosyopolitik bloklaşmadır. Biz ister kabul edelim, ister kabul etmeyelim, Müslüman olmayan dünyaların görüşünde bizler belirli bir dini ve sosyopolitik bloğuzdur. Tıpkı Müslüman olmayanların, biz Müslüman toplumların görüşünde öyle olduğu gibi.

Kürtlerin ulusal haklarını talep etmelerini veya ulusal iddialarını olumsuzlamak kastıyla ileri sürülen ümmetçilik algısı en nihayetinde bir görüştür. Ve bu görüş bırakın İslam dininin, İslam ulemasının kendisinin dahi, İslam kaynaklarından esinlenerek başkaca bir ümmetçilik görüşünün ortaya çıkmasını yasaklayacak nihai bir görüş olduğu yönünde iddiası değildir. Zinhar, böyle bir iddia zaten İslam’ın genel eğilimine aykırıdır. Ve Allah’a hamdolsun ki genel olarak aralarında Kürtlerin istemlerini olumsuzlayanların da bulunduğu kimi itibarlı dünya ulemasından, ümmetçilik ve diğer bazı konularla ilgili düşüncelerinin Kurân ve Sünnetin yani Şeriât’ın kendi arzusu olduğunu söylememişlerdir. Söyledikleri şey Kürtlerle ilgili kendi görüş ve arzularına Kurân ve Sünnetin yani Şeriât’ın kaynaklık ettiğidir.

Lütfen buna dikkat edelim: Benim görüşüme Kurân ve Sünnetin kaynaklık etmesi veya Kurân ve Sünneti kendi görüşlerim için kaynak kılmış/kabul etmiş olmam en nihayetinde benim bu kaynaklardan yola çıkarak ulaştığım bir sonuçtur, ki muhtemel şartların değişmesiyle muhtemel görüşlerimin de gene bu kaynaklardan yola çıkarak değişme olasılığı her zaman mümkündür, oysa Kurân ve Sünnet kaynağının kendisinden çıkan teklifler Şeriât’ın ta kendisidir ki, onda değişme hiçbir halde olmaz. O halde bizim elde ettiğimiz görüşler ile Şeriât’ın teklifleri apayrı şeylerdir ki, birinde inisiyatif sahibi iken diğerinde yetkimiz bulunmamaktadır. Yasa koyan (Allah ve Rasulü) ile yasayı yorumlayan veya yasanın genel ilkelerine uygun kişisel görüş ortaya koyanın (içtihad edenler, müçtehidler)arasındaki ayrımı bilmemiz şarttır. Yoksa Şariî ile halk arasına müçtehidin görüşünü koymuş oluruz ki, aracısız Şeriât’ın etkisi ortadan kalkmış olur. Kürdistan İslamcılarının görüşleri ki, ister ulusal istemleri olumlayan ister olumsuzlayan görüşler olsun, bunlar İslam dininin genel eğilimi olan “Müslümanların sosyal ve politik birliğine(ümmetçiliğe)” dair kaynaklardan yola çıkılarak ulaşılan görüşleridir. Bu tarz ümmetçilik görüşlerinin İslami olarak veya İslam kastıyla alınıp alınmaması, gerek Kurân ve Sünnete uyumunda ve gerekse tartışılan kavramın anlaşılmasında, onun temelinde bulunan zihniyetle yakından alakalıdır. Ki bu da söz konusu zihniyetin Kürtler için ne denli ikna edici oluşuna bağlıdır. Mevcut “ümmet-çilik” algısına itirazlarını dile getiren ikna olmamış Kürtlerin (ki ep ey bir etkiye ve yeküna sahiptirler) açmış olduğu tartışma, başta genel İslamcı Kürtlerin olmak üzere tüm İslam dünyasının da dikkate alması gereken bir durumdur. En azından İslamcı Kürtlerin konuyla ilgili kendi sosyal ve politik gerçeklikleri üzerinden Kurân ve Sünnet kaynağına başvurmaları gerekmektedir. Kürdistan’da etkili olan veya benim böyle olduğunu zannettiğim Hizbullah’ın bu konuyu tekrar ve acilen gözden geçirmesi gerektiğini düşünmekteyim.

Bu yeniden yaratma/kendinden menkul ümmetçiliğin çelişkisini kısaca şöyle formüle edebiliriz:

1- Ümmet-çilik; yani Batıya karşı İslam Dünyacılığı: Kısmen Osmanlının son dönemdeki refleksine benziyor, fakat daha ziyade emperyalizm karşıtlığını hatırlatan bir bileşkede yer tutmaktadır. Başta Filistin olmak üzere, Çeçenistan, Afganistan, Bosna-Hersek gibi Batıya (gayri müslim dünyaya) karşı verilen ulusal (bu mücadelelerin ulusal olması sorun edilmez, çünkü çoğu zaman bu gerçek kabul edilmez) mücadeleler üzerinden ümmetçilik savunması somutlaştırılır. Örneğin, emperyalist devletlerce baskı altına alındığında Sudan Hükümetinin gayri nizami ve gayri insani davranışları ümmetçilik adına, rahatlıkla göz ardı edilir. Filistin liderlerinin, Çeçenistan düşmanlarıyla (Rusya ile) iyi ilişkilerde bulunması tartışma konusu edilmez. Çeçenistanlıların küfür rejimi olarak kabul gören Türkiye Cumhuriyeti ile iyi ilişkiler içerisinde bulunması da böyle. Aynı zamanda bir ulus devleti olan İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ABD ve İsrail tehditleri karşısında kamuoyu ümmetçilik şuuruyla harekete geçirilir. Irak işgalinin ümmetin (İslam dünyasının) yüz karası olduğu ümmetçilik (antiemperyalist bileşkeyle birlikte) adına beyan edilir.

ABD’ye, İsrail’e veya Rusya’ya karşı verilen (ulusal) mücadelelerde her zaman bir genelleme mevcuttur: Mücadelenin bu kısmında örneğin, Hamas ile El-Fetih veya genel olarak İslamcılar ile İslamcı olmayanlar ayırımı yapılmaz. “Müslümanlar kâfirlerle savaşıyor” ifadesi genel ve soyut bir ifade olduğundan zorunlu olarak örneğin, “Çeçenler Ruslarla savaşıyor” denirken; “Özgür Filistin, Yaşasın Bağımsız Çeçenistan, Bosna Sırplara Mezar Olacak, Burası Türkiye İsrail Değil” gibi birçok sloganın ulusal tamlamalar içerdiğini umursamaz . Ve bu sorunlu bölgelerdeki ulusal mücadelelerin tüm retorikleri de tartışmasız kabul edilir. Hatta kimi zaman yetersiz bulunur. Ve en nihayetinde tüm İslam dünyasının Filistin, Irak, Çeçenistan gibi ulusal mücadelelere karşı ümmetin imanî bir yükümlülük altında olduğu tespiti propaganda edilir.

Bu güçlü bir imajdır. Öyle ki, İslam’a ihanet içerisinde olduğu varsayılan hükümetlerin çoğu dahi, bu sorunlu bölgelere ilişkin politikalarını, ümmetçilik anlayışı çerçevesiyle uyumlu tutma endişeleri oluşturmaktadır.

2- Ümmet-çilik; yani içeriye karşı İslami Hareketçilik: İslami hareketlerin, İslam toplumlarının hem kendi içerisinde hem de kendi aralarında İslamcı kurum ve taraftarları bağlamında hem dayanışma hem de savunmaya yönlendirilmiş bir ümmetçiliği haizdir ki, bütün İslam toplumlarını kapsamamaktadır. Burada ümmet İslami Hareketlerdir İslam dünyası değildir. Dolayısıyla toplumlara karşı ümmet refleksiyle bağ kurulmaz. Ümmetin buradaki referansı yalnızca katı dinsel yorumları ve yakıştırmalardır.

Buna göre ümmetçilik, itikadi bir yaklaşımdır ve ümmet İslami Hareketlerde mücessem olduğundan, İslami Hareketler de itikadi bir yükleme sahiptir. Öyleyse, İslami Hareketleri eleştirmek ümmeti eleştirmektir, ümmetçiliği eleştirmek de İslami Hareketleri eleştirmektir. Ve bu eleştirileri yapan da ümmet şuurundan uzak olmayı, açıkçası İslam olmamayı gerektirmektedir. İslami Hareketlerin aynı zamanda ulusal mücadele verdikleri iddiası kabul edilemezdir. Bu ve benzeri iddialar yalnızca birer bühtandır. Ve bu bühtanı ortaya atanlar da birer ebleh kafalı fitne ve fesat yüklü münafık veya münkirdir. Örneğin, İslamcı HAMAS’ın kutsal Filistin cihadı yalnızca Allah rızası içindir, HAMAS’ın ulusal mücadelede önderliği ele geçirmek için El-Fetih ile savaştığını söylemek doğru değildir. HAMAS, El-Fetih ile de Allah rızası için savaşmaktadır. Kutsal Filistin Davasının meşru sahipleri yeryüzü İslamcılığı adına HAMAS’tır. Filistin, Çeçenistan, Afganistan ve Bosna-Hersek gibi bütün sorunlu bölgelerde cihad eden, mücadele veren İslamcılar Allah rızası için vardırlar. Bunun gibi Türkiye’de iş gören İslami Hareketler de Allah rızası için var olmalıdırlar. Ve Allah rızası için yeryüzündeki bütün İslamcı yapılanmaları ve mücadeleleri desteklemeli ve onların politikasına uygun politika belirlemelidirler. Bu ümmet olma şuurunun imanî yükümlülüğüdür. Türkiye’de biz İslamcılar için başka bir hedef önermek açıkça İslam’dan haberdar olmamak demektir. Başka bir amaç peşinde koşmak ümmeti (İslami Hareketçiliği) parçalamak demektir.

Gerek “İslam Dünyacılığı” şeklinin ve gerekse “İslami Hareketçiliği” biçiminin, ihya dışı gerçekleştirilen yeniden yaratmayla ironik bir çehre kazanan modern ümmetçilik anlayışının çelişkisini, Kürdi haykırış gözler önüne koymuştur. (Bana göre, mevcut ümmetçilik anlayışları kökenlerini Cemalettin Efgani’ye götürebilecek efsafta değildir. Zira onların dile getirdiği yorum bu gün ileri sürülen ümmetçilik anlayışlarından çok daha İslami bir perspektife ve İslami bir geleneğe sahiptir) Kürdi çıkıştan önce ümmetçi anlayışların işlevselliği ve taşıdığı muhtemel problemler ortaya çıkmamıştır. Çünkü hiçbir zaman toplumların İslami kesimleri için bu algılar sorun olmamıştır. Hangi biçimde algılanırsa algılansın İslami kesimin menfaatini sağlamıştır. Ta ki, Kürtler ulusal haklarını isteyinceye ve mevcut ümmet-çilik telakkilerinin neredeyse tümünün önlerinde çelişkilerle dolu olduğunun şuuruna varıncaya kadar bu böyle sürdü. Bu şuur ve bu şuura inanılmaz anlamsız direnç, İslamcı Kürtlerin bir kısmıyla diğerleri arasındaki tartışmaya ve uyumsuzluğa yoğunluk katmıştır.

Ümmetçilik başlığı altında koparılan fırtınalar; Kürdistan’da ulusal mücadeleye katılımın engellenmesi, ulusal refleks kazanılmasına vurduğu darbesi, özerk ulusal İslami yapılanmaların ortaya çıkamaması veya ulusal mücadeleye önderliğin ıskalanması Filistin ve Çeçenistan gibi yerlerle mukayese edildiğinde paradoksal ve ironik sonuçlar doğurmuştur. Sorunun en temelinde algı zafiyetinin yattığını ve bunun aşılmasının da oldukça zor olduğunu görmemiz lazım elbet. Ancak, eğer Kürtlerin mücadelesi Türkiye Cumhuriyetine, İran İslam Cumhuriyetine ve Irak Cumhuriyetine yönelik değil de örneğin, Rusya, İngiltere veya Yunanistan’a karşı olsaydı Kürdistan’daki hiçbir yapılanmanın, ister dini olsun ister din dışı olsun, ulusal bir karşı koyuş içerisinde bulunması problem oluşturmayacak ve Kürtlere ümmetçilik adına kimse ders vermeyecekti. Örneğin, düşüncelerimizden ve yöntemlerimizden dolayı bize, burada, şimdi “Kürtçü” diyen kesimler; orada ve o zaman emin olun ki, bize “kahraman İslamcılar” ve ulusal mücadelemize de “İslami Hareket” diyeceklerdi.

İslamcılardaki bu ümmet-çilik algısının altında yatan sebepleri araştırmak ve çıkan bulguları sorgulamak her duyarlı (aynı zaman da imanlı) Kürt için zorunlu bir görevdir. Bununla ilgili tartışmalara katılmamak veya samimi ancak farklı görüş sahiplerini gayri dini ve gayri insani bir biçimde yaftalayarak onları gözden düşürmeye çabalamak, aslında kendi bindiği dalı kesmekten çok da farklı değildir.

Kısaca burada, bu araştırmaya ve sorgulamaya kişisel bir giriş yaparak, bir denemeyi ayırt etmeksizin tüm İslamcı Kürtlerin kritiğine sunmakla yetineceğim.

Önce şunu vuzuha kavuşturalım: araştırılan ve sorgulanan sosyal ve politik çerçevede tutulan ümmet-çilik algısıdır, ümmettin kendisi değildir. Ümmetçilik bu bağlamda, 1970’lerle birlikte özellikle Türkiye’de ve genel olarak İslami Hareketlerce inanç konusu haline getirilmesiyle ilgili olarak ayrıca araştırılmalıdır. Temel bir Kurânî kaide olarak şunu da belirtmemiz yerinde olacaktır: “Sana indirdiğimiz bu kutsal ilahî kelâm(da her şeyi açıkladık ki) insanlar onun mesajı üzerinde iyice düşünsünler ve akıl-iz’ân sahipleri ondan ders alsınlar.” (38.29) ayet-i kerimesinden de anlaşılacağı gibi Şeriât’e aracısız bağlanmanın yolu algılarımıza Şeriât’ın yalnızca kaynaklık ettiğini bilmemizdir. Yoksa algılarımızı Şeriât’ın yerine koymuş oluruz ki, bu tam bir felaket olur. Kurân-ı Kerim, beşer aracılığıyla ve beşerin diliyle gene beşere sunulmuş Allah’ın beşer formatındaki kelamıdır. Yani Kurân, Allah değildir. O halde bizim algılarımız da Kurân değildir, Kurân’ın kaynaklık ettiği düşünüş ve davranışlarımızdır. Ki, değişen zaman ve mekânın şartlarında geliştireceğimiz düşünüş ve davranışlarımıza tekrar tekrar Kurân’ı kaynak edinebilelim.

Neden ümmet-çilik algısını araştırmalıyız? Çünkü ümmet-çilik algısı tartışılmaktadır, tartışmayı dışlamanın da İslam kültüründe yeri yoktur. Ayrıca tartışmayı gene kimi İslamcı Kürtlerin başlattığını da unutmamalıyız. Ümmet-çilik algısı dolayısıyla Kürtlerin ulusal refleks kazanamadığına dönük ciddi bulgular bulunmaktadır. Bu bulgular da tartışmayı kaçınılmaz kılmıştır. Bu bulguları ortaya çıkaran da “ulusal refleks” ediminin iddia edildiğinin aksine Kürdistan pratiğinde haram olmadığına inanan İslamcı Kürtlerdir. İşte bu bulgular mevcut ümmet-çilik algısını araştırmayı zorunlu kılmaktadır.

Neden ümmet-çilik algısını sorgulamalıyız? Çünkü araştırmanın kaçınılmazlığı sonucunda elde edilen bulguların ciddi argümanlara sahip olması sorgulamayı da kaçınılmaz kılmıştır. Ümmet algısının sosyopolitik bir proje olduğu ve inanca dair konu edilemeyeceği ciddi olarak tespit edilmiştir. Başlarda da değindiğim gibi, sosyal ve politik proje olarak ümmetçiliğin serüveni en fazla 150 yıllık bir tarihe sahiptir. Osmanlı’yı Batının maddi ve manevi etki alanının dışına çıkarabilmek ve çöküşüne engel olabilmek amacıyla geliştirilen bir projedir. Tabi yalnızca Osmanlıyla değil, bütün İslam Dünyası bu projeyle ilişkilidir. Osmanlı önde olan ve biz Kürtlerin tarihini etkileyen bir konumdadır.

Neden İslamcılığı sorgulamalıyız? Çünkü Kürt ulusal taleplerine dinsel blokajlar konmaktadır. Kürtlerde ise, bu dinsel engellemelerin çoğunun başkalarının kendi toplumsal şartları üzerinden ulaştıkları tümüyle siyasal çıkışlar olduğu ve bu çıkışları İslamcılık üzerinden sundukları inancı ciddi kanıtlara sahiptir. İslamcılar, Filistin, Çeçenistan ve Keşmir gibi mücadelelerde müttefiktir, ama Kürdistan Davasında ittifak yoktur. O halde İslamcılık kendisini, kendisini bu sıkıntıya sokan konu (Kürt ulusal talepleri) üzerinden sorgulamak zorundadır. (Ayrıca, ulusal taleplerini dile getiren Kürt İslamcıların, İslamcılıktan çıkmış bulundukları gibi bir düşünce yersiz olduğu kadar da ahlaksızcadır: Dinime söven bari müslüman olsa misali…)

Neden, Kürtlerin itirazları ve şüpheleri dikkate alınmalıdır? Çünkü ümmetin bir sorunu olan Kürtlerin itirazlarının ve ulusal taleplerinin doğal ve anayasal hukuk çerçevesinde olumsuzlanması, Şeriât’in ana kaynaklarıyla İslam dünyasının itibarlı âlimlerince tartışma konusu edilmeden İslamilik açısından mümkün değildir. O halde şu ana kadar Kürtleri olumsuzlayan hiçbir görüş Şerân İslami bir görüş olarak kabul edilemez. Dolayısıyla vaki durum gereği nesneleştirilmiş Kürtler “ümmet karşıtlığı” eleştirisinin tamamıyla dışındadır.

Kürt İslamcılara bir tafsiye, ulusal taleplerinizi işlediğiniz için sizi ümmetçi olmamak ve ırkçı faşist olmakla suçlayan dini çevreleri yemin ve lanetleşmeye çağırın. Yeminin konusu: Biz ulusal taleplerimizde haklı olduğumuza ve ümmet karşıtı olmadığımıza Allah adına yemin ederiz, siz, bizim haksız olduğumuza ve ümmet karşıtı olduğumuza Allah’ı şahit tutarak yemin eder misiniz? Eğer yeminler edilirse, lanetleşmenin konusu: Yemininde kim yalancı ise Allah’ın laneti onun üzerine olsun.

atilla bozkurtEylül 2nd, 2008 16:41

Yukarıdaki yazı YAVUZ DELAL kardeşe aitti ve şu sitede yayınlandı: http://www.beroj.com/h.asp?k=3188&z=t isim ve adresi sehven yazmadım. Bu hatamdan dolayı okuyucu ve yazardan özür diliyorum.
Selam ile.

erol bozhüyükEylül 6th, 2008 03:04

ben Van’da mecburi hizmetini yapan bir hekimim. Van’ın yerli halkı etnik olarak Türk ama şuan kür göçü ve aşırı üremesi nedeniyle kürt istilası altında terör örgütü sürekli bu kesim üzerinden huzursuzluk çıkarmaya çalışıyor. Türk kökenli yurttaşlarımız baskı altına alınmaya çalışılıyor. Neredeyse ben Türküm diyemez hale gelmiş durumdalar. Türk kökenli olanlar ülkenin batı bölgelerine göç etmek zorunda kalıyorlar. Devlet maalesef tüm bu olanlara seyirci kalmakla yetiniyor. Geçenlerde Bitlis Vali yardımcısı Bitlis’in yüzde sekseni ( kaçak elektrik kullanımı ve haksız yeşil kart edinmelerini örnek göstererek) hırsız dediği için neredeyse linç ediliyordu. Ardından görevinden alındı. Artık bu ülkede doğrular söylenemez hale geldi. Yıllarca bize güneydoğu sorunun bölgenin fakirliğinin bitirilmesi ile çözüleceği söylendi. O halde kürt nüfusunun yoğun yaşadığı iller arasında en zengin olan diyarbakırda pkk güdümlü parti Türkiye’deki en yüksek oyunu nasıl alıyor. Sorun ekonomik değildir. Sorun batının da desteklediği kürt kafatasçılığı ve bununla bağlantılı terör sorunudur. Bölgede ırkçılık günden güne dozunu artırmaktadır. Bölge adeta arap yarımadasında cahiliye döneminde yaşanan bütün kokuşmuşlukları yaşamaktadır. Kan davası, kız çocuklarının para karşılığında satılması, kabilecilik , hırsızlık ( kaçak elektrik kullanımı ve bunun hak olarak görülmesi , devletin kaçak mazota göz yumması gerektiği , eroin ve insan kaçakçılığı ve devletin buna göz yumması gerektiği yummazsa dağa çıkacaklarını söylemeleri gibi )

Atilla BozkurtEylül 17th, 2008 12:21

KAFATASÇILIK ÜLKEMİZİN BAŞBELASI

Eskiden hep hayıflanırdım, yüksek okul okumadığım, için ruhumun derinliklerinde bir kompleks oluşurdu. Ama son zamanlarda okumuşlarımızı gördükçe, bu ukdenin yerini bir nevi sevinç alıyor. Size bir örnek, Van’da mecburi hizmet yapan bir tabi olan Erol Bozhüyük bey. Yazdıklarına baktıktan sonra, hastanelere gitmeye korkar oldum. Böyle bir anlayışa sahip bir doktora insan kendisini nasıl emanet edebilir. Özgür düşünce sahibi olmayı ve tek gayeleri hangi ırktan olursa olsun insanlığa hizmet etmeyi her türlü endişeden üstün tutan hekimlerin yerini şimdi, insanların etnik kimlikleriyle uğraşan, onları nüfuslarının artmasından dolayı “aşırı üreme” şeklindeki ifadelerle aşağılayan kimseler aldı maalesef. Van’ın yerli halkı hiçbir zaman Türk olmadı, bu tarih bilgisi yoksunluğu. Osmanlı döneminde bu bölgede, Kürtler, Ermeniler ve genellikle Şah İsmail döneminde İran’dan kaçan acemler yaşardı. Daha sonraları, İsmet İnönü’nün gizli raporu neticesinde buraların nüfusu karıştırıldı. Lazlar, arap kökenli Siirtliler, Trakyalı göçmenler ve daha sonraları Türk ırkından olan Afganlılar bu bölgeye yerleştirildi. Devlet bunların gelişmesi ve üremesi (!) için elinden gelen bütün imkanları seferber etmektedir. Bu yanlış bir siyaset, ancak bu yanlışa karşılık kafatasçılık yapmak daha büyük yanlış.
Sayın Erol bey, siz Van’ın hangi tarihinde bir Türk’ün sadece ırkından dolayı linç edilmeye çalışıldığını gördünüz? Irkçılığın en aşağılık saldırganlık şekli olan, bu davranışlar Van’da olmadı. Olmaz da! Çünkü Kürtler en büyük acıları nasyonalist saldırganlıklar neticesinde yaşamışlardır. Bunu size uzun uzun yazmak isterdim. Ancak gereği yok bence, çünkü siz sahip olduğunuz anlayışın mutlak doğru olduğunu daha baştan kabul etmişsiniz zaten. Kürtler, karşı oldukları faşit bir düşünceyi bünyelerinde barındırmazlar. Siz bir insansınız ve bundan da öte bir hekim, Türk-Kürt nüfusuyla uğraşmak size yakışmaz. Bırakın kafatasçılığı başkaları sürdürsün. Keşke biraz daha dikkatli olsanız. Her kelimenizin altında, nasyonalist duygularınız sırıtıyor. Türk kökenlilerin ben Türküm demesine gerek yok ki, zaten Kürtler gece gündüz “Ki bêjit ez tirkim keyf keyfa wiye! (Ne Mutlu Türküm) diyor. Bu kadar üzülmenize gerek yok.
Bölgede eğer ırkçılık her geçen gün dozunu artırıyorsa, bunun sebeplerini başka yerlerde de aramak gerekir. Devletin basit girişimlerle halledebileceği bir olay bu kadar uzamışsa, bunun altında daha ciddi plan, proje ve hedeflerin varlığını aramak gerekir.
Bir kürdün, batıda veya Türk asıllı olmayan Karadeniz bölgesinde yaşamış olduğu sıkıntıların yüzbinde birini yaşamadığınıza eminim. Aslında Kürt halkı, kanlısına bile geleneğinden gelen terbiyeden dolayı düşman gözüyle bakmaz. Bölgedeki ahlaki çözülmüşlüğün de asıl sebebi, kafatasçılık yapanlardır, ulusal endişeleri bütün insani değerlerin üzerinde tutanlardır. Onlar bölgede, eğitimin, kültürün, medeniyetin yer etmesine imkan tanımıyorlar. Göç edenler, bu imkansızlıklardan dolayı topraklarını terk ediyorlar. Bunu bilmeniz gerekir. Sadece hastanelerin durumunu siz benden iyi biliyorsunuz. Başka bir şey anlatmaya gerek var mı? Yıllarca, basit sebeplerden dolayı Malatya’yı Sivas’a, Bitlisi, Van’a düşman eden sebep neyse, bu bölgenin kültürel, sosyal ve ekonomik yönden gelişmesini engelleyen sebep de odur.
Selam ile.

Metin DOĞANEylül 21st, 2008 00:57

Sorunun özü kavmiyetçi duygular değil mi?

Hz. Osman hep kendi kavminden adamları “bürokrasiye” atıyor iddiasıyla öldürülmüştür. Düşünün 3. halife. Yani kavmiyetçilik meselesi çok eski ve çetrefilli bir konu.

Tarafsız vicdanda kimin haklı olduğunu nasıl tesbit edeceğiz?
Bir tarafta,
“Nasıl bizim milli duygularımızı yaşatmaya hakkımız/ihtiyacımız varsa onların da vardır” ilkesel yaklaşımı var.

Diğer tarafta,
“İyi-kötü kurulu bir düzenimiz var bunu bozmak her iki tarafa da zarar verir” faydacı yaklaşımı.

İkisini uzlaştıracak bir çözüm bulunabilir belki. Yani Kürtlerin de milli benlik duygularını tatmin edecek ama Türklerin kazanımlarını yok etmeyecek bir orta yol.

***

Belki de kimin haklı olduğu önemli değildir. Bu yüzden işi “tarafsız vicdana” değil de, “evrensel toplum yasalarına” havale etmek lazım :
İyi olan kazansın! Yüce adalet böyle bir şeydir belkide.

(Bu arada çoğu zaman iki taraf da doğruları söylüyor bence. Tek fark herkes işine geleni söylüyor!)

Kağan TamtürkEylül 29th, 2008 16:10

Atilla Bozkurt senin gibiler 80 yıldır bu ülkede milliyetçilik yaptı millet türküm demeye utanır hala geldi. Sizin gibilerin o ümmet millet düdüğü Türk milletinin sonunu getirecek. Nedir kardeşim bu ecyad kalesi üstünüze yıkıldı hala vahhabi çölünde çicek arıyorsunuz. Zaten solcuların enternasyonal hülyaları berlin duvarının altında soldu. Bu ülkenin Tek kurtuluş yolu Türkçülüktür. 1944′de idam edilen , inönü denen ne idüğü belirsiz adam tarafından tabutluklara atılan türkçülük. Adamlar biz Türk değiliz diye zangır zangır bağırıyor Türkün ekmeğinde gözü hala sen kalkmış ” Kafatasçılık baş belası diyorsun. Adamların maksadı ele geçirmek, bölmek değil , Kürdistan kurulsa bu asalakların gideceğinimi sanıyorsun. istanbulu mersini bursayı izmiri bırakacaklarmı? O IRKÇILIĞI ESAS YApAN ONLAR git bakalım bunların olduğu yerlerde işporta dükkanı aç bakalım , ya da diyarbakırda bir Türk olarak git bir işyeri aç görelim boyunu. Bu arada hakkaride ilkokuldan dönen asker çocuklarına yaptıklarını umarım hatırlıyorsundur.
Ya da musul kerkükde tapu dairelerine saldırışlarını
Unkapanından neden hep kürtler neden hep çığırıcı olarak boygösterir.
Muhsin bey filmini izle Türk kent yaşamının nasıl bu asalaklar tarafından ele geçirildiğini anlarsın.
Al bi de sana benden kaynakça Cemal Bardakçı …. Dönmelerden devşirmelerden ve müttegalibanelerden nelere çektik adlı kitabı oku bakalım Doğu Türkiyedeki demografik yapı nasıl Kürt feodalitesince ve terör örgütlerince değiştirilmiş öğrenmiş olursun.
Hele şu kurtuluş savaşı kozmopolitizminiz artık mide bulandırır hale geldi biz o savaşı vesair azınlıkla birlikte değil onlara rağmen kazandık. (teali islam cemiyeti , kürt teali cemiyeti (kürtlerin) büyük aslan ve küçük aslan çetesi aranvutların çerkesleri zaten söylemeye gerek yok rauf orbay ve refet bele ya da ethem kardeşler bekir sami bile başlı başına yeterde artar. Rahip Frew ‘in ingiliz muhipleri derneğinin üyelerinin ardılları bugün avrupa birliği fonlarınca desteklenen tosuncuklar.( Nazım Hikmetin anası ayşe celile de o derneğin en faal iki üyesinden birisi diğeri için bakınız kürt şeyh sait )
Galibiyetlerin ortağı çok olur mağlubiyet öksüz kalır.

TANRI YOLUNDAN ÇIKANLARI CEZALANDIRMAK İÇİN BİZİ GÖNDERİR

yldız gündaşEkim 7th, 2008 20:04

bölücü kürtlere duyurulur son sözü hep türkler söyler efendiniz olan batılılar bunu iyi bilir bence bunu onlara bir yıllarca türkleri kardeşlik türküleriyle uyuttunuz ama artık uyanıyorlar fakirlikten egitimsizlikten yakınıyorsunuz daha bir fakirinize rastlayamadım herbirinizde 0 km araba okulsuzluk egimtisizlik diyorsunuz batıda bile okula gitmiyorsunuz sizler bir kürt olarak kendinize bir türk olarak bakın hırsızlıgın kapkacın çetenin mafyanın alavere dalaverenin kadın tüccarlıgının bar pavyon pezevenliginin uyuşturucu işinin vs.kimin tekelinde oldugunu görün türkler yıllardır size kucak açtı köylerine kadar yerleştiniz nezaman tüylendiginizi sandınız ozaman gerçek yüzünüzü gösterdiniz size tavsiyem aklınızı başınıza alın diger sayıları çok azda olsa vatansever kürtlerin vebalini almayın

yldız gündaşEkim 7th, 2008 20:11

dünyada birelin parmagı kadar nüfusu olan milletlerin devleti varken sizin niye yok çünkü sizin devlete falan ihtiyacınız yok size sadece bir efendi yeter başınıza bir aşiret agası veye şeyh şıh oldunu gerisi hikaye yoksa ayakta kalamazınız cünkü sizin geninizde var himaye edilmek acı ama gerçek hani ne demişler dost acı söyler

mehmed tekinEkim 28th, 2008 21:52

mehmet taşdemir isimli arkadaşım ben de elazığlıyım ve her elazığlı gibi kürdüm ve bundan büyük bir huzur ve de gurur duyuyorum.asırlardır mezopotomya topraklarında medeniyete öncülük yapmış milletinden utanman anne ve babandan atalarından utanmak demektir kardeşim.asırlarca kardeşçe yaşamış çanakkalde sarıkamışta kan dökmüş donmuş insanlar sadece türkler değil bunu bilirsin aziz dostum.o yüzden bu toprakların tek sahibi türkler ve de sizin gibi şehid atalarının bile utandiği kürt asıllılar(!) değil.bunları sadece bir kesimin zaferiymiş gibi lanse etmeye çalışırsanız diğer milletleri kendinize düşman edersiniz.bir çift söz de sayın hocama..isterseniz bir araştırma yapın da bakın cerrahpaşa tıp fakültesinde kaç tane kürt üniversite öğrencisi var.tabi hesaba mehmed taşdemir gibi kardeşlerimizi de katmayı unutmazsanız çok seviniriz..

MKD: Lûtfen diğer yazılarımı da okuyunuz. Sevgiyle ve kardeşlikle

gizem ozyasarKasım 13th, 2008 06:26

Hocam, dogudaki kotu deneyimlerinizi, cografi bolge yerine sadece “kurt”ler uzerinden anlatmaniz sizce “Kurtler”e haksızlık olmuyor mu biraz? Para icin cocuklarini sadece “kurt” asıllı vatandaslarımız mi kullanıyor? Bir bilimadami gorduklerini soyler demissiniz, ama bence siz gordugunuz bazı olumsuzlukları sadece belli bir etnik kokene mal ederek objektiflikten biraz uzaklasmıssınız ve bence hakli olarak Kurt arkadaslarimiz da bundan rahatsiz olmuslar. Simdi bir yabanci bilimadami Turkiye’ye gelse, Pippa olayını ve baska tecavuz vakalarini duysa, taksim’de birkac tinerciyi gorse, tecavuzculugu Turklere mal eden(sanki baska ulkelerde gorulmuyormus gibi) sozler sarf etse hepimiz bundan rahatsız olmaz mıydık? Ben kendi adıma konusayim, kesinlikle cok rahatsız olurdum, ve ulkeme haksızlık edildigini dusunurdum. Ben Turklere dusman degilim, Turk arkadaslarim var demesi, bu durumu degistirir miydi?
Buradaki bazı Kurt arkadasları haklı buldum. Bence etnik kokenlerinden dolayı bazı haksızlıklara ugruyorlar ve haklarını da savunmalılar. Ancak.. “Kurdistan”ı kuracagiz dedikleri zaman da bu ulkenin vatandaslarinin “Tamam haklisiniz, hangi sehirleri istiyorsunuz?”seklinde bir tepki vermesi beklenemez. Bu konuda karsılıklı olarak da birbirini anlamak lazim.
Ve en kotusu de, burada kurt arkadaslara degil, PKK ve Apo destekcilerine sozum: Haklarınızı savunmanıza hic bir lafım yok. Ama bazı konularda eziyete ugradınız diye masum insanları katleden bir orgutu nasıl destekleyebiliyorsunuz? Örnek de vereyim: kurtlerle hicbir sorunu olmayan, kimseye zararı olmayan, ancak PKK ve “kahraman” Apo’nun koydugu bomba yuzunden Tuzla’da askerligini yaparken olen kuzenimin ne sucu vardı?? Bu sadece benim ornegim, inanin Turkiye’de bunun coook ornegi var. Siz devam edin gerillalara destek vermeye, masum insanların olumu vicdanınızı rahatsız etmiyorsa tabi. Ama sonra da insanlar size nefret kustugunda, etnik kimliginizin arkasına sıgınmayın! Bilin ki onlar sizden Kurt oldugunuz icin degil, terorizme destek verdiginiz icin nefret ediyorlar! (Bu lafım pkk’yı destekleyenlere sadece)

“Kürdün cahili hırsız, okumuşu terorist olur” diye talihsiz bir cumle kuran Kaan Bey. Ben Kurt kokenli degilim, ama bu cumle bir Turk vatandası, hatta herseyden once bir “insan” olarak kanıma dokundu. Boyle bir cumleyi degil bunca insanin okudugu bir forumda kullanmak, aklınızdan gecirmeniz bile irkcilik, terbiyesizliktir! Yasadıklarınız sizi bu cumleye yakinlastirdiysa eger, deneyimlerinizden yaptıgınız cıkarimlarda buyuk bir falso var bana kalırsa. Bence bir ozur dilemeniz gerekiyor.
Bu karsılıklı atısmalar, direk etnik kokeni asagilamalar, tarihine dil uzatmalar beni cok uzdu. Ya biz bu ulkede hep beraber yasıyoruz, baskalarının gazina gelip kardes kardes yasamak varken niye dusman oluyoruz? Bu iki tarafa da bir yarar saglamayacak ki!! Birbirimizle didisecegimize ulkemizi gelistirmeye calisalim. Enerjimizi, paramızı savaslara degil, egitime, kalkınmaya harcayalim.
“Ne mutlu Turk’um diyene” cumlesini ben hicbir zaman etnik koken olarak algilamadım. Hep bu ulkede yasamaktan gurur duyan ve bu ulkeyi gelistirmek isteyen vatandaslarimiz kapsadıgını dusundum. Ama bu nihayetinde bir cumledir, ve herkes farklı anlamlar cıkarabilir. Ben diyorum ki, “Ne mutlu Turkiye Cumhuriyeti vatandasiyim diyene :)

MKD: Sayın Gizem Özyaşar, samimiyetinize inandığım için yazıyorum. Sapla samanı karıştırıyorsunuz. Kürtler’den başka ayrımcılık yapan var mı? Bir tek Aleviler itikadî haklarını istiyorlar, o kadar. Acaba hiç içerisinde 1.5 sene yaşayıp oraların hâlini gördünüz mü? Görseniz böylesine kendiyle çelişen bir yorum yapmazdınız eminim ki. Antisosyallik o dereceye varmış hâlde ki, Roj TV kameramanları dahi sokaktaki çocuklardan dayak yediler son gösterilerde… Büyük şehirlerde kundaklama, taş atma, kadınları namus deyip dayakla öldürme… Buları Çerkezler veya Gürcüler mi yapıyor? Hepsi Kürtler’in işi…

Ayrıca, sâdece “ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım diyene” lâflarınız dahi ürkütücü. Nasıl beyin yıkama işinde başarılı olduklarının bir göstergesi; daha geçen hafta TC’yi 20 bölgeli konfederasyona dönüştürmek için kitap dağıtma cür’etini gösterdiler.

Benim önceki yazılarıma, Kürt Sorunu-1′e de bir bakın. Uzatılan elin nasıl kırıldığını göreceksiniz. Aldığım tehditleri, küfüsleri siliyorum…

Anadolu’nun çoğu yerini dolaştım; başka hiç bir etnik grubun böylesine topluca antisosyalleşmesine ve bölücülük yaptığına şâhit olmadım!

Dilerim ki, gene “ne mutlu Türk’üm diyene” dersiniz.

gizem ozyasarKasım 13th, 2008 18:20

Hocam, ben zaten buyuk bir gururla “ne mutlu Turk’um diyene” diyorum. Bu cumleden yaptıgım cikarimi da cok net bir sekilde yazdigimi dusunuyorum. Ama belirtmek istedigim bu cumleden herkesin cıkardigi anlam farklı olabilir. Kimisi, bunu etnik olarak algiliyor, ben bunu duzeltmek istemistim. Benim beynimin yıkandigi da yok, ulkenin bolunmesine de karsı oldugumu acikca yazdim. Ben sadece burada bir haksızlık yapıldıgını dusunuyorum, (bakın bu mesajınızda da acık acık kurtleri sucluyorsunuz) bunu belirtmek istedim. Bunun benim politik goruslerimle hicbir ilgisi yok, sadece insani goruslerim. Hala da fikrimi degistirmis degilim. İsterseniz 10 yıl yasayın, bence kotu deneyimlerinizi butun “Kurtlere” mal edip “Kurtler soyledir boyledir” diye soylemeniz ne yapıcı, ne de objektif. Evet, ırkcılık yapan Kurtler vardır, ama ırkcılık yapan Turkler de vardır. Bu yuzden boyle bir durumda, bir tarafa vurup , obur tarafı desteklemeniz cifte standard gibi gorundu bana.
“TC’yi 20 bölgeli konfederasyona dönüştürmek için kitap dağıtma cür’etini gösterdiler” demissiniz, ben bunu desteklemiyorum ki. Ama butun Kurtleri bunun parcasiymis gibi gosterip, Kurtleri kotulemenizi de anlayamıyorum. Naziler, Hitler de Alman’dı diye butun Almanlara “ırkcı” mi diyecegiz simdi? Ben vatanını seven bir Turk vatandasiyim, etnik kokeni ne olursa olsun bu ulkenin vatandasını da savunurum, elestireceksem de kotu ornekleri elestirir(or: pkk yanlıları), kotu ornekleri butun bir etnik kokene mal etmem. Bence sapla samanı karistirmak bu olur cunku ve en onemlisi boyle bir yaklasım “yıkıcı, kıskırtıcı” olur. Bundan da yazınızda soylediginiz gibi, butun Turkiye zarar gorur.
Ben de samimi cevabınıza tesekkur ediyorum.

DEYYAP BİNİCİKasım 19th, 2008 21:06

yeryuzunde bizi anlıyan başka bir millet yoktur. musluman din kardeşlerim kurd ve turk kardeşlerime sesleniyorum allah için olum var kaç zaman lık omrumuz kaldı hiç bilen varmı yok…… onun için akıllı olmamız lazım .kardeşlerim birimize kenetle
nelim kurtuluş şavaşında olduğu gibi selam ve dua ile selamlıyorum …….

deyyap BİNİCİKasım 27th, 2008 05:20

kurd ve türk kardeşlerimiz ne zaman ki bizim birbirimizden başka dostımız ve din kardeşimzın olmadığını bildiğimiz an mesele kalmaz ozaman da dışguçlerde havasını alırlar bizleri boyle birbirimize asla duşuremezler. ve yaradandan uturu sevmemiz lazım çok manidar bir misal vereyim PEYGAMBER EFENDİMİZ A S V zamannda tüm alim ve ulmanın malumudır bu hikaye bir gün develer kervanını güden bir çoban varmış bir devesi çok haylaz yaramaz huysuzlık yapiyormış tumdeve kervanın nizamını intizamını boziyormış diyer hayvanlara sertlik yapıyormış ve çoban o devesini şikayete gitmiş PEYGAMBER A S V develerinin yanına gitmiş ve o hayvan cağızı yanına çağırmış deve hemen gelmiş başını eğmiş resulullah EFENDİMİZ A S V eğilip deve kulağına bir şeyler soylemiş daha sonra deve yaklaşık bir ay yemekten içmekten kesilmiş çobanın dikkatını çekmiş tir deve çok aşırı derecede zayif olmıştir çoban hemen PEYGAMBERE gitmiştir ya resulullah benim deveme ne soylediniz devemiz yemekten içmekten kesildi zayifledi olecek hayvan diye olayi anlattı A S V dedilerki eyer benim hayvana soylediğimi sana da soylesem hayvanın anladığı gibi sen veya sizlerde anlasanız canım kudret elinde olan ALLAHA yemin olsün sizlerde dunyanın sonuna kadar yemekten içmekten kesilirsınız.çoban sorar ya RESULULAH acaba ne soylediniz merak ediyorum dedimki ey hayvan olum var olum var o nun için muhterem din kardeşlerim birbirimizi üzmeye bu dunya hiç değmez yaradandan uturu sevelim sevilelim selam ve dua ile SELEMLIYORUM -deyyap BİNİCİ…….. 27 11 2008

hasan bigaAralık 3rd, 2008 16:31

burdaki yazılanların birçoğunu okudum.eğrisiyle doğrusuyla doğru yanlış birşeyler yazılmış.ya bildiklerini yazmıyolar ya da bildikleri o kadar.ben kürt türk vs ayrım yapmıyorum.DTP ya da PKK peşinde koşanlara seslenmek istiyorum.DTPnin genel başkanı ve diğer arkadaşları mademki kürt halkının ezildiklerini söylüyorlar.diyelim ki doğru onların peşinde koşanlara acaba biz agalığı bitirip toprak reformu yapacağız dediklerini hiç duydunuzmu.yürekleri yetiyorsa mitinglerde bunları söylesinler.biz agalıktan feragat ediyoruz toprakları paylaştıracağız desinler ve TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE yaşayan ilgililer akıllarını başlarına alsınlar dış oyunlara gelmesinler.okuyanlara teşekkür ederim yatmadan önce düşünmelerini öneririm

İbrahim Ersegün BARLASAralık 4th, 2008 17:36

Ben Türk’üm, atam ATATÜRK, milletim TÜRK MiLLETi’dir. 50 yıllık hayatım boyunca en başta insan olmak üzere bütün canlılara sevgi ve saygı duydum. Irkçılık yapmadım, ırkçılık yapan bir arkadaşım dahi olmadı ama etnik kökeni her ne olursa olsun bir Türk vatandaşının; Türk kimliğinin önüne, arkasına, yanına, sağına, soluna başka bir kimlik koymasına, Türk Bayrağının yanına başka bir bayrak asmasına tahammül etmem mümkün değil.

Benim gibi sabırlı bir insan bile artık tahammül edemiyorsa, şehit yakınlarının ne kadar büyük bir acı içinde olduklarını düşünüyor ve onlar için çok üzülüyorum.

Saygılarımla,

H.A.Aralık 6th, 2008 22:14

Ülkemizin G.doğusunda kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı yörelerde terör saldırılarıyla Devletin güvenlik güçlerini ve asker,sivil,kürt,türk ayırdetmeksizin her vatandaşımızı hedef alan vahşice katleden, karanlık ellerde karanlık emeller için yaratılan bir örgüt ve bunun yarattığı sorunlar önceleri Bölücü terör,G.Doğu sorunu,ayrılıkçı kürtçülük gibi adlarla tanımlandı,derken bir sonraki aşamaya geçildi batılı ülkelerdeki örgüt temsilcileri ve batılı insan hakları kurumları,sivil toplum örgütleriyle el ele kampanyalarla Kürt sorunu olarak işlendi,propagandası yapıldı. bu önce AB,ABD yönetimlerince kabul gördü sonrada ülkemizdeki benzer yandaş kuruluşların sözcülerince bizede dayatıldı.bu dayatma ülkemizdeki küreselci,ABci,dönek,liboş,medyamızın palazlatıp zenginleştirdiği uzmancık,aydıncık,entel vs. ne varsa hepsince kabul görüp dillendirilmeye başlandı,sonrasındada bunlara bütün bu çevrelere şirin gözükmeye çalışan islamcılarda eklendi.

Günümüzde artık bu soruna kürt sorunu demek bir maharet,demokrasi insan hakları konusunda bir aydın açılımı,fikri bir sıçrama ve gelişim,evrensel ölçekte düşünebilme gibi görülmeye,gösterilmeye başlandı.kürt sorunu diye söze başlıyanlar efendim artık bu realiteyi kabullenelim,siz kabul etsenizde etmesenizde böyle bir sorun var, sorunu kürt sorunu olarak ifade etmekten korkmıyalım,sorunun çözümü aşamasında bu önemli bir adımdır yok sayarak bir yere varamayız vb. 5.kol stratejisine uygun psikolojik savaş söylemiyle demokrasi ve özgürlük havarisi kesiliyorlar.

yani sadece kişisel bir fikri tercihle kalınmıyor herkese dayatılıyor,bilen bilmiyen bazı safdillerde bunu bilinsizce kabullenip söylemlerine katmaktalar.böylece karanlık ellerce asıl amaçlanan yavaş yavaş sinsice uygulamaya geçiriliyor.topluma,medyaya,meclise hükümete kadar kabul görüncede mademki kürt sorunu var çözelim,kimle çözelim pkk,dtp,AB,ABD kim muhatap alınıcak sorunun tarafları olarak, öyle ya etnik bir sorun varsa bir ülkede sorunun ülke içinden ve dışından muhatapları masaya oturucak,uluslararası sözleşmeler devreye giricek,iş bu noktaya getirilmeye çalışılıyor kısmende getirildi.

kürt s(z)oruncularına peki bu kürt sorunu nedir anlatın açın dendiğinde genellikle kem kümle başlayan sonrada bu sorunun ta osmanlıdan cumhuriyete uzanan bir gangren olduğu işte kürt isyanlarından başlayıp devletin kürtlere sözde vaatlerine,kürtçe yasağına,kürt varlığını inkar ve asimilasyon politikalarına,devletin doğuya yatırım yapmadığı iş,eğitim,hastane vs.konularda geri bırakıldığı gibi mühpem bir tablo ortaya konuyor.bütün bunlara şöyle bir bakıcak olursak..öncelikle osmanlıdan cumhuriyete kürt isyanları, aşiret reislerinin bir takım çıkar ve ayrıcalıkları elde etmek yada kaybetmemek için çıkardıkları isyanlardır, sonrasındada batılı emperyalistlerin kışkırtmalarıyla çıkarıldı.Devletin cumhuriyetin kuruluşunda kurucu unsur olarak kürtlere vaatlerde bulunulduğuysa bir rivayetten ibarettir kaldıki böyle bir kurucu unsurdan sözedilemez çünkü sadece kürtler değil laz,çerkez vs.tüm kesimleriyle kurtuluş mücadelesi verilmiş ve cumhuriyet kurulmuştur tümünede etnisite anlamında değil vatandaşlık anlamında türk denerek, parça parça edilmiş bir devletten üniter bir ulus devlet doğmuştur.

Devletin kürt varlığını inkar ve asimilasyon politikalarıyla ilgili iddialara gelince bilindiği üzere cumhuriyetle amaçlanan bir ulus devlet yaratmaktı bu amaç doğrultusunda o bölgenin suistimallere,kışkırtmalara açık yapısı nedeniyle birtakım raporlar,planlar hazırlanmış bazılarıda uygulanmış olabilir ama bunlar üniter ulus devlet yapısını yerleştirme ve koruma amaçlıdır, çünkü bu topraklar sevr den kurtulmuştur ,ayrıca bu tür uygulamalar cumhuriyetin kurulduğu çağın ulus devletler modelinin gereği olarak o çok demokratik insan haklarına saygılı batılı devletlercede başvurulan yöntemlerdir.

Bölgenin geri kalmışlığı devletin ihmali yatırım yapılmadığı konusunda ise,bir kere türkiyenin 3-5 ili dışında ihmal edilmiyen,geri kalmıyan yatırım getirilen yeri varmıdır, bunca başka başka illerden bölgelerden insanlar neden bu 3-5 ile toplanmış bunun açıklaması varmı,haa doğu ve g.doğu coğrafyasının koşulları nedeniyle biraz daha geri kalmış olabilir ama bu coğrafyayı da devlet yapmadı ya.ayrıca bilindiği üzere devletin götürdüğü yatırım ve hizmet terör örgütünce sayısız kereler kundaklanıp sabote edilmedimi,devletin görevlendirdiği öğretmen,doktor,mühendis kaçırılıp öldürülmedimi.demek ki sorun buda değil yatırım hizmet kimsenin umurunda değil aksine bunlar hiç götürülmesin ki suistimal potansiyeli devam etsin.yine bu kürtçülerin savunmasına göre Deniyorki siz türkler bir başka ülkede yaşasanız sizin tarihiniz,diliniz,kültürünüz,coğrafyanız inkar edilse,asimile edilmeye çalışılsanız ne yapardınız.çok güzel tamda bahsedilen konuda bir çok türk toplumu çevre ülkelerde aynen bunları yaşadılar hala yaşıyanlarda var.

AB üyesi yunanistanda yaşıyan hakları uluslararası sözleşmelerle sözde garantiye alınmış azınlık statüsündeki türklerin yaşadıkları,siz türk değilsiniz müslüman rumlarsınınız denerek inkar edilmeleri ve halihazırda Türk olmanın Türk adıyla bir araya gelip örgütlenmenin suç olması;yine yakın geçmişte sosyalist sözde eşitlikçi bulgar rejiminin aynı şekilde türklere siz türk değilsiniz müslüman bulgarlarsınız diyerek nufüs kayıtlarından türkçe adlarını bulgar adlarıyla değiştirilerek devlet eliyle açıkça asimilasyona tabi tutulmaları,göçe zorlanmaları;kıbrıs türklerinin dramı adanın yunanistana ilhakı girişimleri rum çetelerinin soykırıma katliamlara girişmeleri,eğer türkiyenin garantörlüğü olmasaydı bugün kıbrısta türk kalmazdı ada yunanistana bağlanmıştı bugünse sözde etnik ayrımcılığa karşı mücadele eden AB tarafından dışlanmaları ve izolasyona tabi tutulmaları;bir başka örnek kırım türkleri yurtlarından sibiryaya sürüldüler darmadağınık edildiler bugün yurtlarına geri dönmeye gayret ediyorlar ama yerlerine yerleştirilen ruslardan atalarının babalarının arazilerini mülklerini geri alamıyor yokluklar içinde arazi satın alıp gecekondularda yaşıyorlar;bu örnekleri çoğaltabiliriz,kazan tatarları,azerbaycan karabağ gibi.. peki ne yaptı tüm bu türk toplulukları terör örgütleri kurup dağa çıkıp katliamlarmı yaptılar hayır asla sadece kanunlar imkanlar çerçevesinde haklarını aradılar ama haklar türk olunca elde edilemiyor,ne hikmetse batılı insan hakları kuruluşları AB yetkilileri buralarda yoktu bunlar dünya kamuoyunun gündemindede olmadı,olamazdıda nasıl olsunki günümüzde almanya ve fransada Türk işçilerin çocuklarına Türkçe yasaklanıyor asimilasyonları gündemde , onlara mübah bize gelince aman ha kürt,kürtçe dokunulmaz ayrıcalıklardır…ayrılıkçı kürtçülerin dikkatine sunulur..

Şu kürt dili,tarihi ve coğrafyası konusuna gelince.kürtçe dedikleri arapça farsça türkçe bilmem kaç dil alaşımı ve bir çok lehçe..hadi onu kabul edelim.kürt tarihi nedir bilen varmı..eski mezopotamya uygarlıklarına zorlama uyduruk bağlantılar dışında ne var,coğrafyaya gelince ne hikmetse bu coğrafyada yapılan arkeolojik kazılarda her millete uygarlığa ait buluntular çıkıyor ama kürtlere ait özgün hiçbir arkeolojik bulgu yok.bu nasıl bir tarih kültür ve kürt coğrafyası anlayan beri gelsin..yani kürt sorunu diye dayatılanın tarihsel arkeolojik etnolojik bir kökenide yok.ama iddialara bakarsanız sanırsınız ki; Kürdistan diye bir devlet kürt uygarlığı diye bir uygarlık varmış Türkler gelmiş orayı işgal etmiş kendi topraklarına katmış kürtleri esir almış köleleştirmiş, kürtleri sömürmüş verimli topraklarını kültürel miraslarını talan etmiş,uygalıklarını yok etmiş; kızılderililere,zencilere, yahudilere yapılan ırk ayrımı ve soykırımını yapmışta onun üzerine kürt halkı isyan ederek örgütlenmiş dağlara çıkıp özgürlük mücadahalesi vermeye başlamış…durum bumu yani..

Türkler olmasaydı kürtlerin yaşadığı doğu,g.doğu Anadolu ermenistan olurdu ve işte o zaman orda kürt kalırmıydı bir de onun muhasebesini yapsınlar bakalım.Çözüme,sadete ne istiyorsunuza gelince kürtçülere göre çözüm siyasi idari hukuki ve kültürel yani anayasadan başlayıp kanunlara,bölgenin idari yapısına,anaokulundan üniversiteye kürtçe eğitime kadar sözüm ona demokratik çözüm adı altında kürt ayrıcalıkları.sonra sonrası malum ayrılık,peşinden diğer unsurların kışkırtılmaları ve tabi ermeni pontus projeleri gelicek yani anadoluyu etnik bir cehenneme dönüştürecek sevr projeleri..

kimse Türkiye Cumhuriyeti Devletinden,hükümetlerinden bu devletin parçalanmasına,yıkımına götürücek yolu kendi elleriyle döşemesini beklemesin.bu ülkede türk kürt vd. aynı mahallede yaşar komşuluk arkadaşlık dostluk eder aynı okulda okur aynı işte çalışır aynı hastanede yan yana yatıp tedavi olur birbiriyle evlenir akraba olur kimse kimseye karışmaz dışlamaz,kürtlere karşı bir ayrımcılık,dışlamamı varda bizim haberimiz yok;devlet kademelerine,TBMM ne girememe,devlentin imkanlarından yararlandırmama vs. Türk vadandaşı olmanın hangi haklarından yoksunlar,Türk,Laz,çerkez vd. neyse onlarda o.peki sizin bu derdiniz ne,açıkça deyin bizim geçinmeye gönlümüz yok hedefimiz kürdistan bu devletten doğu ve g.doğuyu alarak ayrılıp barzaniye bağlanmak istiyoruz,bizde o zaman derizki ya kardeşce tek devlet tek millet tek bayrak altında yaşıcaz yada hodri meydan,arkanıza AB yi yanınızada barzaniyi alın elinizden geleni ardınıza koymayın yeter artık .sinsi planlarını gizleyip kardeşliğe kurşun sıkanlar türktende kürttende karşılığını görüceklerdir.

Sorunun aslında ne olduğuna ve çözümüne gelirsek;Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve milletinin kürt sorunu diye bir sorunu yoktur.Türkiye Cumhuriyetinde sadece kürtlerde yoktur,sorun varsa her sorun hepimizin sorunudur,hiç bir etnik,dini,siyasi vb. kesim toplumun diğer kesimlerinden ayrıcalıklı haklar talep edemez.Birkaç sözde cumhuriyetimize otoriter deyip demokratik cumhuriyet isteyenlere, demokrasi düşmanı vahşet saçan bir terör örgütüne,diktatör elebaşılarına,cani militanlarına açıkça tavır alamama aczinde olanlar utanmadan nasıl demokrasiden bahsedebilir ve demokrasi talep edebilirler,Türkiye cumhuriyetine demokrasi kabadayılığı yapanlar terör örgütüne gelince pısarlar bu nasıl bir iki yüzlü demokrasi ve özgürlük anlayışıdır,a zavallılar siz önce pkk ya karşı özgürlük kazanın sonra feodaliteye en sonra cumhuriyeti demokratikleştirin. birde utanmadan çetelerle mücadeleden sözediyor bu eşkiya sözcüleri.

SORUN:

1-Terör-pkk denen suç örgütünün uluslararası suç örgütlerinin bölgemizdeki ayağı olarak uyşturucu,silah,insan,akaryakıt,sigara kaçakçılığıyla devasa ranta kürt maskesi takarak hizmet eden bundan geçinen bazı kürt ailelerinin,aşiretlerinin her ne pahasına olsun ayakta tutmaya çalıştıkları mafia şebekesiyle alakalı kriminal bir sorundur.ortada yeni bir gayrımeşru istihdam alanı oluşturuldu narkoterör..diyarbakır şebekenin üssü konumuna getirilmiş, bir yığın uyuşturucu baronu ortaya çıkmış, ortada çok büyük bir rant dönmekte kapıların önünde son model jipler uluorta uyuşturucu kullanan çocuklar ve bu çarkın devamı için kürt türk hiç farketmez her cana kıyacak kadar gözü dönmüş kü(u)rt baronlar,güvenlik güçlerini başka tarafa çekip oyalayan teröristler, öbür taraftan geçirilen uyuşturucu konvoyları.

2-Bölücülük[kürdistan,ermenistan,pontus]-kürt sorunu olarak telaffuz edilen dava batının şark meselesi çerçevesindeki projelerden birinin bir ayağıdır yani sevrin.bugün ermenistan lozanı kars gümrüyü tanımıyor sevr i tanıyor.ırağa demokraside özgürlükte bu çerçevede ırak üçe bölünerek getirildi, bu çerçevede bir demokrasi,özgürlük anlayışı bizede dayatılıyor.sevr,AB uyum yasaları,medeniyetler çatışması yada ittifakı,BOP derken hep bu çerçevede değerlendirilmesi gereken batılı emperyalistlerin şark emelleridir. Böl,parçala,yönet ve tabi sömür,Türkiye gibi dünyanın stratejik bölgelerinde asla büyük bağımsız güçlü devletler oluşmasın ki onlar dünyayı rahat idare etsin sömürsünler strateji bu yoksa Kürtte,Türkte kimsenin umurunda değil.

3-aşiret-tarikat düzeni-Doğu ve g.doğu bölgemizdeki feodal düzen.işte asıl kürt sorunu kürtlerin sorunu,bir taraftan aşiret reisleri ağalar öbür taraftan yozlaşmış tarikatların şeyhleri şıhlar..ağaların ve şıhların iki dudağı arasındaki çağdışı baskı ve sömürü düzeni.kürt sorunu diye yaygara yapanlar kürtleri çok düşünenler kürtlere demokrasi özgürlük diyenler başta AB si pkk sı dtp si kadep i nedense bu konuya hiç yanaşmazlaroysa sorunun temeli bu, kürtlere demokrasi ve özgürlük o feodal düzen kalkmadıkça nasıl gelecek ama hiç kimse ne hikmetse bu konunun üzerine gidemiyor gitmiyor çünkü bu feodal düzen herkesin işine geliyor herkes bu antidemokratik çağdışı düzenden nemalanıyor,bölgenin yumuşak karnı bu konu.terörde,batılıların sevr projeleride bu aşiret ve tarikat temelli feodal düzenden besleniyor.aynı ortam iktidarı muhalefetiyle siyasetçilerimizinde işine geliyor. İşin esası bir tarafta pkk denen terörist mafia şebekesi öbür tarafta kürtçülük yapan bölücü sevr şebekesi her ikiside sözde kürtlerin haklarını savunuyorlar görüntüsüyle kendi amaçları doğrultusunda kürtleri sömüren,kendi çıkarları için kullanan ihanet dayanışması.ama en önemlisi bunlara çanak tutan bu insanları kendileri sömürdükleri gibi başkalarınada yem eden feodal düzen..

Çözüme gelince:

1-Askeri-Güvenlik güçlerimiz gereken mücadeleyi en etkin şekilde veriyor ama klasik metodlar yeterli olmuyor, hava operasyonları klasik yöntemlerin dışında önemli bir adımdı,devamında etkin bir kara harekatıda şarttı ama pkk yı bitirmek en azından dağıtmak istiyorsak mutlaka pkk üst yönetimini askeri ve siyasi planlayıcıları,karar vericilerini özel kuvvetlerimizin operasyonuyla bitirmeliyiz bu adamların hükümranlığı sonlandırılmalı ancak o zaman dağdaki gençler evlerine dönebilir yoksa dağdaki 16-20 yaşlarındaki militanları bombalamakla bu iş olmaz,ayrıca bu operasyona pkk nın yurt içi yurt dışı kaçakçılık baronlarını ve devlete sızan görevi vatanı savunmak,devlete hizmet olan hainleride eklememiz şart..

2-Karşı Propaganda-başta AB ve NATO ya bağlı ülkeler ABD,Rusya,İran,Suriye,Irak olmak üzere Meclis,G.Kurmay,Üniversiteler,İşadamları,ünlü medya mensuplarımızdan oluşturulucak özel heyetler o ülkelerdeki muhataplarıyla görüşmeler,brifingler düzenleyip pkk nın uyuşturucucu ve kaçak mülteciler arkasındaki şebeke olduğu,kürt gençlerini uyuşturucuya alıştırıp avrupada sokak satıcısı haline getirdiğini ,pkk nın diğer uluslararası suç bağlantıları vb. konularda istihbarat raporları, emniyet ve adli verilerle ortaya konularak yoğun,ısrarlı yabancı kamuoylarını bilgilendirme ve karşı propaganda faaliyetine derhal başlanmalı ve bu çalışmalarla ilgili faaliyet raporları meclise,milli güvenlik kuruluna rapor edilmeli..

3-Diplomatik -pkk ya bölücü kürtçülüğe açık ve gizli destekle,o ülkelerdeki faaliyetlerine izin veren ülkelerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ciddi bir hesaplaşmaya gitmeli,bu sorunun bir kürt sorunu olmadığı ayrılıkçı kürtçülük olduğu ve arka planı özellikle sevr,ermeni ve pontus davaları topluma ve dünyaya anlatılmalı,batılılarla ciddi bir hesaplaşmaya gidilerek,kurtuluş savaşında olduğu gibi hodri meydan denerek,istihbarat raporları dünya kamuoyuna açıklanmalı,nota vermekten diplomatik ilişkilerin,ticaretin durdurulmasına,ürünlerine ulusal ambargo,ihalelere almama vb. ciddi cesur net karşı duruş ortaya konmalı sesimiz yükselmeli.batılılar ancak bu dilden anlar,çıkarları mevzubahis oluncada hemen harekete geçer,arkasını dödüğüne yüzünü yüzünü döndüğünede arkasını dönerler.ama tabi bu en zor olanı çünkü ekonominiz bu kadar dışa bağımlı AB kapısında beklerken bu imkansız gibi..işte ATATÜRK ün emperyalist batı karşısındaki TAM BAĞIMSIZLIK Poltikasının bu coğrafyada ne kadar hayati olduğunun kanıtı..

4-Bölgesel-bataklığın temeli olan feodal düzenin kırılması,çözülmesi için devlet,millet,hükümet,muhalefet elele bu bölgenin fakirlik ve cehaletten kurtulmasını sağlamak adına başta toprak reformu,tüsiad müsiad ticaret ve sanayi odaları bölgedeki işadamlarının katılımıyla geniş ortaklı sanayi ve ticari yatırımlar işsizliğe çare olucak dolayısıyla bu işsiz güçsüz insanların örgüte yem olmasını engellicek yeni istihdam alanları,eğitim kurumları hızla devreye girmeli,bölge canlanmalı cazibe merkezleri meydana getirilmeli.bölgenin azgelişmişliği geri kalmışlığına çareler üretilsin ki kaçakçılık,terör,bölücücülük yanında o bölgenin yarası kandavaları,töre cinayetleri,çok eşlilik,berdel ve genç kız intiharlarının önüne geçilebilsin çünkü hepsi bu feodal ortamın ürünü..ayrıca dağdaki teröristlerin aileleriyle birebir temasa geçilmeli onlara sahip çıkılmalı imkanlar sağlanmalı, o ailelere yönelik sosyal programlar uygulanmalı, bölge insanı pkk ve bölücülerin kucağından ,aşiret reislerinin ve şıhların hegomonyasından kurtarılmalı işte kürtlerin asıl sorunu bu, bir çözüm lazımsa bölgedeki bu düzen değişmeli..

Bartu DenizAralık 10th, 2008 10:19

Sayın 10.000 YAŞINDA EFNAN ADIGÜZEL;
Kürtlerin Anadolu topraklarında 10.000 yıldır yaşadığını,biz Türklerin ise 1.200 yıl önce Kürtler ile yapılan ittifaklar neticesinde Anadolu’ya yerleşebildiğimizi belirtmişsiniz.Ortaya cesurca koyduğunuz bu tarih bilginiz sanırım cehaletten ileri gelmektedir.Cehaletin birinci davranış refleksi cesarettir.Sayın Efkan Adıgüzel;size bu kısıtlı yorum sayfasında biz Türklerin “sadece” Anadolu’daki ispatlanmış tarihini 17.000 yıl öncesine dayandığını “binlerce” delilleri ile ispatlayabilirim.Hatta bu delilleri siz bile tabii işinize gelirse bulabilirsiniz!Ancak bir konuda haklısınız 1071 yılında Alparslan komutasında biz Türkler Anadoluya girdik.Evet bu 17.000 bin yıldır Anadoluda bulunan Türklerin en son gelen Oğuz boyu idi!”En son gelen Oğuz boyu”.
Ayrıca yine haklısınız Alparslan’ın ordusunda “kürt aşiretlerinin” güçleride vardı.Tıpkı bugün Amerikan ordusunun elbiselerini giyerek Amerikan halkının çıkarları için savaştığınız gibi!!Keşke Anadoluda iddia ettiğiniz 10.000 yıllık geçmişinize örnek teşkil edecek medeniyet eserlerinizi bir bir sıralayabilse idiniz.10.000 yıl uzun bir süre!Acıdır ne bir yazılı sanat eseri nede mimari arkeolojik kalıntı gösteremezsiniz.Çünkü medeniyetler eser bırakır!!
Kendinizce sığınabileceğiniz en büyük ispatınız dilinizdir!Hani şu birbirinizi hiç anlamadığınız diliniz!Bakın bu örnekleri ben vermiyorum.1) “Kelime hazinesi çoğunlukla başka bir dile ait ise, cümle teşkili ve ifade şekli başka bir dilden alınmışsa, morfoloji sistemi dengesizse, kendine ait ve dilin özelliklerini koruyan bir alfabesi yoksa, edebiyat ve eğitim düzeyine geçememişse, konuşulduğu yöreye göre değişiklikler arzediyor ve o belirli yörede sınırlı kalıyorsa, bu, ilkel anlaşma dillerinden birini tanımlıyor demektir. Bu iletişim şekilleri, sadece vernaküler olup, eğitim ve kültür dili olamazlar. (Prof. Dr. Mehlika Aktok Kaşgarlı, Kürt Uygarlığı ve Ağızları hakkında Düşünceler, Ankara, 1991, s.20-21.)‘Kürtçe buna en güzel örnektir.”
2)“İstanbul’da kurulan Kürt Terakki ve Teavün Cemiyeti (1908) ve Kürdistan Teali Cemiyeti (1918) ile Lübnan’da teşkil edilen Hoybun Cemiyeti’nin (1927) kurucuları arasında yer alan Diyarbakır/Erganili Dr. Mehmet Şükrü Sekban, 1933’te yayınlanan kitabında; Irak’ta Kürtçe konuşulan Süleymaniye ve diğer bazı kentlerde, Kürtçe eğitim yapılmasına rağmen hiçbir olumlu neticenin alınmadığını, çünki Kürtçenin en temel ihtiyaçlara bile kafi gelmeyen bir dil olduğunu ve bununla kültürde ilerleme sağlanamayacağını (Dr. Mehmet Şükrü Sekban, Türkçe basım: Kürt Sorunu, İstanbul 1970, s.24-25.) belirtmiştir.
3) “Nitekim, yine Kürt orijinli olan Mesud Fani’nin; ‘Kürtçe bir göçebe dili sınırını aşamamış, bunun yanı sıra da, biri diğerinden farklı bir çok lehçe meydana gelmiştir. (Messoud Fany, La Nation Kurde et son Evolution Sociale, Paris 1933, s.85,86; Türkçe Basım: Mesud Fani (Bilgili), Kürtler ve Sosyal Gelişimleri; Ankara 1933, s.44)’ şeklindeki sözlerinin üzerinde de düşünülmesi gerekmektedir.“Öte yandan; bazı Kürtçü ideologların politik çıkarlar gereği ‘Kürtçe’ye dahil ettikleri bazı dilleri (Zazaca, Goranice, Lurca, v.s.); V. Minorski, David N. Macenzie, Joyce Blau, Karl Hadank, Oskar Mann, Meyer Benedictsen, Peter Alford Andrews vb. Gibi tanınmış bilim adamlarının yanı sıra, bazı Kürt yazarları da Kürtçe’nin dışında tutmuşlardır.“Örneğin; Şeref Han, Kamuran Ali Bedirxan, Ciğerxwin vb. Gibi bazı Kürt tarihçi ve dilcileri, Zaza dilini Kürtçe’den ayırmışlardır. Ayrıca, Zaza orijinli yazar ve araştırmacılar da Zazacanın Kürtçe’den ayrı ve bağımsız bir dil olduğu görüşündedirler.“Mesud Fani’nin deyişiyle; ‘bir göçebe dili sınırını aşamamış olan Kürtçe’nin, onlarca lehçe, yüzlerce şive ve ağız farklılığı yansıtan özelliği, onun ‘eğitim dili’ olmasına imkan vermemektedir.
Sayın EFNAN ADIGÜZEL yorumunuzda okulda sizlere “Türklük andının” söyletildiğini belirtmişsiniz.Bundan doğal ne olabilirki?Bu and siz Kürtlere sırf eziyet olsun diye okutulmamaktadır.Aklımızdan bile geçmez.Biz Türkler onbinlerce yıldır aşiret anlayışında kalmamış,her defasında çeşitli isimler altında devletler kurmuş, dünya siyasetini belirleyen 4-5 medeniyetten biri olmuş,bu büyük siyaset vizyonunun çeşitli acı bedellerini göze almış, ödemiş ve halen ödemekte olan bir millet olarak okullarda Türklük andı söylememiz doğal hakkımızdır.Tıpkı bugün diğer Avrupa devletlerinin olduğu gibi!Ayrıca kurtuluş savaşımız ile ilgili takdire şayan tespitlerinizde epey ilginç.Sayın Efnan, kurtuluş savası dönemlerinde tüm illerimiz işgale uğramamıştır.Sizin ilginç mantığınızdan yola çıkarsak hani doğunun tümü sözde Kürt olduğuna göre neden kurtuluş savaşından sonra Şanlı VAN,CENGAVER BİNGÖL,MÜTHİŞ BİTLİS yok!!Kurtuluş savaşımız belirli bölge ve illerde sıcak savaş halinde olmuş yanı sıra sıcak savaşın yaşanmadığı diğer tüm illerimizden ise yerel istihbarat , milis çatışmaları,ve lojistik destek verilmiştir.Bu arada kurtuluş mücadelesi verilirken kurduğunuz ayrılıkçı Kürt Teali Dernekleriniz de ayrı bir çelişkiniz olsa gerek.Yanısıra yeni Türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra “İngiliz altınları” ile kalkıştığınız iç isyanları ise hatırlatmama sanırım gerek yok.İlgili dönemde sayenizde Musul Kerkük bugün misak-ı milli sınırlarımız içinde değildir.Ayrıca Kurtuluş savaşını siz Kürtlerin izni ile başladığını belirtmişsiniz.İzin vermek gücün göstergesidir.Madem biz Türklerin en zayıf olduğu dönemlerde çok güçlü idiniz neden bu zayıflık yeni cumhuriyet kurulduğunda dahi devam ederken kendi devletinizi kuramadınız!Haklısınız aç fare kendini darı ambarında hisseder.Abartı aslında güçsüzlüğün göstergesidir.Dua edin kurtuluş mücadelesinde sizlerinde fikri alınmış adam yerine koyulmuşsunuz.Zaten tek adam yerine koyulduğunuz ülke örnekleri ile sabittir sadece Türkiyedir.Adam yerine koyulmanın sınırı “İngiliz altınları” ile yaptığınız hainliklere kadar sürmüştür!!!Ayrıca bazı yorumcular “Kürtler artık uyandı” türünden yorumlar yapmış.Bu nasıl uyanmak.Çelişki siz Kürtlerin doğasında olsa gerek.Uyanan bir sözde millet Türk devletinin açtığı Kürt kurslarına biraz ilgi gösterir.Açılan Kürtçe kurslar talep yetersizliğinden, ilgisizlikten kapanmıştır.Bu duruma kılıf bulmak isteyen Kürtçü kuruluşlar, kursların ücretli olmasını neden olarak göstermişler oysa kazanç amaçlı olmayan bu kursların ücretleri düşük tutulmuştur.Kürtlere hitap eden Özgür gündem gazetesinin Türkiye genelindeki tirajı sadece 9.250’dir.HADEP 1995 secimlerinde Türkiye genelinde %4.2, 1999 seçimlerinde %4.7, DEHAP’ın 2002 seçimlerinde aldığı oy ise %6.2’dir.Serok APO dediğiniz sözde Kürtçülerin lideri bile uçakta paketlenmiş halde gözlerinde ki bant açıldığında ilk cümlesi “T.C devletinin hizmetindeyim” olmuştur.Tüm bu gerçekler ortada iken bilinçli psikolojik abartı propagandasına birde Kürtlerin nüfusunun 25 hatta 30 milyon civarında olduğu eklenmektedir.Dediğim gibi aç tavuk misali!!!Hatta Nasreddin hoca fıkrasında ki kedi ciğer misali.1925 yılından günümüze (ANA DİL TEMELİNDE;Rusya’da yayınlanan 1925 yılı ALBONTIN istatistikleri-1925 yılı Türkiye aşiretler Müfettişliği Müdüriyeti kayıtları-1930 Dr.Messoud Fany Kürt tezi-1927 DİE Genel nüfus sayımları-1992 Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü-1993 KONDA A.Ş-1999 TESEV-2004 Diyarbakır Dicle Üniversitesi-2005 Eylül AB Avrupa Komisyonu EUROBAROMETER anketi) çok yönlü tüm resmi ve bilimsel nitelikli araştırma ve anket verileri, ilgili göstergeler, bugün Türkiye’de kendini “Kürt olarak tanımlayan” nüfusun oranı “yaklaşık” %6.5’dir.

Sayın EFNAN ADIGÜZEL;Yorumunuzda balkanlardan Türkiye’ye gelenleri devşirme olarak nitelemişsiniz.Osmanlı balkanlara sağlam tutunabilmek için Türk ailelerini Anadolu’dan yerleştirme politikası gütmüştür.Balkan harbinden sonra gelenler yüzlerce yıl sonra anavatanlarına tekrar geri dönmüşlerdir.Osmanlının siz Kürtleri balkanlara göndermemesinin sanırım bir hikmeti vardı!!!Evet devşirme yöntemi Osmanlıda mevcut idi.Devşirme sistemi sadece o dönemdeki dünya düzeninde ele geçirilen bölgelerdeki yetenekli olan çocukların Osmanlı bürokrasisine devlet adamı yetiştirmek için yapılan bir yöntem idi.Halklara karşı değil.Olsa idi bugün balkanların tümü Müslüman olur ve hatta dillerini unuturlardı.Osmanlı sistemini iyi inceleyin!Cezayir’de kısa bir süre kalan Fransız yönetiminden sonra Cezayirlilerin acınacak durumuna bir bakın.Cezayirliler kendi aralarında Fransızca konuşurlar.Yüzlerce yıl Osmanlı idaresinde kalmalarına rağmen bugün Cezayirde Türkçe konuşana rastlayamazsınız!Yorumunuzda müthiş tarihi bilginizden örnekler vermeye devam etmişsiniz.Osmanlı devamlı Anadoluda Kürtleri vurmuş.Yanılıyorsunuz!Osmanlının vurduğu halk Anadoluda Türklerdir!!Özellikle Yavuz Sultan dönemi ve sonrasını iyi inceleyin!!Osmanlı siyasi nedenlerle hilafeti almasından sonra, Arap dünya anlayışına dayalı sünni islamın uygulamalarına direnmiş olan Türkleri vurmuştur.“Osmanlı artık obamızdan saraylara taşındı,Türk halkının hanlığından,halkların sultanlığına geçti,yöneticileri devşirmedir bizden değildir” diyerek isyan eden Türk halkı vurulmuştur.Timur’un Ankara savaşında Yıldırım Beyazıt’ı mağlup ettikten sonra “Türklüğün öcünü aldım” demesinin bir anlamı vardır.Pir sultan Abdal dönemini ve gelişmelerini iyi inceleyin!İlgili dönemlerde Osmanlının kendisine direnen öz be öz Türk toplumuna karşı bölgenin Kürt aşiretlerine “imtiyaz” ve “vergi istisnaları” vererek kendi öz Türk halkını kıskaca alma politikalarını iyi inceleyin.İhanet aşiretlerinizin ırki bir özelliği olabilir ama bununda bir sınırı olmalı,bari Osmanlıya ihanet etmeyin!Yorumunuzda siz Kürtleri emperyalizm’in uşakları olarak haklı nedenlerle suçlayanlara karşı Türk Devletinin NATO vs.vs ile ilişkilerini örnek olarak göstemiş ve biz Türklerede aynı suçlamayı yapmışsınız.Sizin gibi müthiş tarihi bilgisi olan bir kişiden de bu beklenir. Sayın EFNAN ADIGÜZEL insanlık tarihinin hiçbir döneminde aşiret kavramını aşamamış,devlet vizyonuna sahip olamamış bir kürt olarak, devletler arası kurumsal bürokratik ilişkileri kavrayamamanız çok doğal!!Her devlette, kendi şahsi ikballeri için yanlış hareket eden yöneticiler çıkabilir, bu bir ulusun genel karakterini temsil etmez.Devletler günün koşul ve düzenine göre kurumsal olarak siyasi seçim yapabilirler, bu seçimler dönemseldir, değişebilir.Asıl olan, gün gelir güçlü, gün gelir zayıf ama hep devlet olarak bir isim ve bayrak altında tüm dünya devletlerinin resmi ve kurumsal olarak kabul ettiği şekilde var olabilmektir.Tıpkı tarihteki Türk Devletleri ve günümüzdeki ebede kadar sürecek, temelinde Türklük olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ gibi!!

Dr.Özgür YAZICIOcak 11th, 2009 16:03

Hocam 2006 yılında bir yazı yayınlamış. İyi de yapmış ağzına sağlık.
Sene olmuş 2009 insanlar hâlâ okuyorlar.
Ne boş ne yanlış şeylerle uğraşıyorsunuz hocam. Maaşallah.

İyi ki varsınız.

MKD: Sevgili Özgür Yazıcı meslekdaşım, mahcup oldum. Sağolun…

Rıdvan EMİROĞLUOcak 23rd, 2009 02:12

kağan hanım herkesimin bir yaşayış tarzı vardır.biz böyleyiz töre cinayeti diyorsunuz bilmeme ne diyorsunuz medeniyetleşme adına atalarımızın kurallarını sizin gibi çignemiyoruz en azından çiğ köfte diyorsun yemekleri bizden ögrendiniz senin gibileriyle tartılmaz zaten.MEDENİLEŞMİŞ.

tonyukukOcak 24th, 2009 12:08

Bilgelik ve bilgililik arasındaki malum farkı anlatmaya hacet yoktur.Kangren olmuş bir yaranın rengi geleceğini haber vermektedir.Mesele derinlemesine kutuplaştırıcı analizlerle daha da biyimektedir.20. yüzyılda ABD sosyal bilimlerde de bizim çok çok önümüzdedir ve düzgün bir kopyacılık dahi yapamayan biz türkler sınıfta kalmış bir millet olarak yola devam etmekteyiz.Kadim tarihimizden ve devlet geleneğimizden nasıl nasipsiz kılındığımızda cabası.Bu topraklar üzerinde siyasi geleceğimizi inşaa etmek ve bunu türk ismi altında gerçekleştirmek istemek zihinlere neden ters gelmektedir.Güçlü bir türk devleti geleneğinin devam etmesi kürdün arabın lazın ve türkmenin hayatında acaba uydu devletler, konfederasyonlar, kolonize edilmiş kavimlerden daha mı az yararlı olacaktır.Arkadaşlar lütfen elinizdeki kartların değerini iyi tartınız kendiniz için ,çoluk çocuğunuz için size bu masadan başka vatan, bu oyundan başka oyun yoktur.Ve dünya kirli bir kumar masasından başka bir şey değildir(siyasi manada) yazık etmeyiniz kendinize ve bize (türklere).Bir sözümde türklere bize ait olsun.Siz kardeşlerim, bacılarım küresel sermayenin pazarında kendi milli değerlerinizi temelleriyle anakronik bir hale düşmeden korumak ve geliştirmek için ne yapıyorsunuz bu bir emek istemez mi? sonra bu büyük millete neden intisap edilmiyor diye sızlanmanız boşuna değil midir? son söz olarak diyorum ki;Ey TÜRK VE KÜRT VE ARAP VE DİĞER KARDEŞLERİM TİTREYİN VE KENDİNİZE GELİN ALLAH HEPİNİZE SELAMET VERSİN VE ZİYADESİYLE HEPİMİZE AKIL

MKD:Gangren” olacak…

Ethem DUYMAZOcak 27th, 2009 00:28

Sayın DOKSAT biraz önce ‘Sade vatandaş’ adlı programı izledim hiç okumamıtım sizi. Merak ettim hemen baktım. Başlıklara baktığımda Tamam nihayet akıllı bir adamın akıllı bir tespitini okuma fırsatı dedim ve okudum. Üzüldüm sayın Doksat. Çok üzüldüm. Toplum katmanlarını Ayıran şey etnik aidiyetleri değildir. Asla ukalalık etmeyeceğim bunun izahına da gerek görmüyorum bildiğinizden eminim. Ama yorumlarınızı okudunuz mu sayın Doksat Nasıl kılıçları çekmiş asil Türk milletinin evlatları saldırıya geçmiş. İşte tehlike bu Hocam siz ne kadar samimi olursanız olun ne kadar saygı duyarsanız duyun ne kadar severseniz sevin Öteki olmak aşağılayıcıdır. Ötekileştirilmek acıdır. Biz Kürtleri kardeş kabul ediyoruz cümlesi bile ev sahibi kiracı ilşkisi gibi değilmidir sizce. Saygılarımla.

ALPASLAN KARAPINAROcak 27th, 2009 01:48

yüreğine sağlık.Hocam.
Beceriksiz idareciler elinde kalan bir ülkenin derdi bitermi?
Kayıp yıllarımız çok.Kaybetmeye de devam ediyoruz.

urfalı türkmenOcak 27th, 2009 01:50

Gecenin bu saati yapılan yorumların hemen hemen tümünü okudum… Bazı kürtlerin hayal gücünün genişliğine hayran kaldım doğrusu… Sanki urfada, antepde, maraşta herkes kürtmüş gibi, oraları biz kurtardık diye uçtukça uçuyorlar…

Azcık merakı olan bilir ki; urfada, antepte, maraşta genel anlamda doğuda herkes kürt değildir… Oralarda Türkmen, azeri, arap, süryani, karapapak, terekeme vs birçok etnik kökenden insanlar da yaşamakta… Mesela benim ana tarafım da baba tarafım da urfanın türkmenlerindendir, Türk kökenlidir.. Bizim gibi de yüzbinlerce Türk kökenli var Urfa’da…

Cahillik bizim Türklerde de var tabi… Mesela biri çıkmış çiğköfte, lahmacun vs demiş.. Belli ki bunları kürtlere ait sanıyor arkadaş…
Acaba hiç duymuşmudur lahmacunun arapça bir kelime olduğunu, Urfa’da “lahmacun” değil “kıymalı” dendiğini… Hiç zannetmem.

Doğuyu toptan kürt zanneden arkadaşlara tavsiyem, memleketi daha bir yakından tanımak için çaba sarfetmeleri… Yoksa yukarda birkaç örneği görüldüğü gibi kürtçülerin oyununa fena halde geliyorsunuz…