Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3060 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

BARDAKÇI, MARDİN ve ERGENEKON

Kaç gündür Murat Bardakçı’nın masonluk aleyhindeki programıyla ilgili olarak tefekkür ediyorum. Bu arada kişilik yapısını ve akıl sağlığını suâl eyleyenler de oldu.

Akabinde de Mardin’deki vahşet gündeme geldi.

Hepsi arasında gördüğüm bağları yazacağım.

Etik sebeplerle, Murat Bardakçı’nın (MB) nesi olduğunu, nasıl olduğunu yazamam. Masonlukla ilgili cevabî mâhiyette şeyleri ise ancak Büyük Üstâd’ın kendisi veya müsaade ettiği birisi söyleyebilir. Cemiyetimizin kuralları bu açıdan çok nettir.

Buna mukabil, makûl ve mantıklı epey şeyi, kuralları bozmadan da yazabilirim.

MB’nın programı hem moralite (genel ahlâk ve mâneviyat) hem de etik (meslek ahlâkı) açısından bir küstahlık, densizlik ve seviyesizlik numûnesiydi. Yüzlerce yıllık mâzisi olan, dedesinin de âzâsı olduğu, Türkiye’de 15.000 civarında üyesi bulunan bir cemiyetle dalga geçmek, hele bunu canlı yayında âdeta şehvetle yapmak eyleminin hiçbir asgarî terbiyesi olan kişinin takdirini kazanması mümkün değildir. Nitekim epey mütereddit kişinin e-postayla bu çirkinliği kınadığını ve aleyhteki yâhut ortadaki fikirlerinin masonluk lehine değiştiğini bildirdiğini “içeriden” biliyorum.

MB’nin nesi bulunduğunu, nasıl bir kişilik yapısı olduğunu ise programlarını seyredenlerin hepsi görüyor. Bilhassa İlkbahar’da fevrîliğinin ve saldırganlığının iyice azması da çok mânidar. Kendisini mavi kanlı ve aristokrat olarak gören, hem de Osmanlı’ya perestiş eden bir adamın meddahlık yap(ama)ması ne hazin!

Masonlukla ilgili sır ifşa edemem ama bir zırvalık varsa, onu bildirebilirim. Bir kere, nereden nasıl elde ettiğini bilemediğim ritüellerde olduğunu iddia ettiği ve aklı sıra dalga geçtiği şeylerin yarısından fazlası gerçek dışı; gerçek olanların da sembolizmasını mason olmadan anlaması mümkün değil (hoş, MB cemiyete girse de anlayamaz)! Buna dikkat çekerek kendisine muhatap olanlara da kenar mahâlle ağzıyla verdiği kin ve nefret dolu cevaplar gösteriyor ki, MB’nın ilmî objektivitesi de, bilim adamlığı sıfatı da meğer çok düşükmüş, eğer külliyen nâkıs değilse!

Benim esas ilgimi çeken MB’nın ne söylediği değil, neden bu zamanda söylediği!

Masonluk, temeli lâiklik olan en büyük dünya çapındaki teşkilâttır (ayrıntıları bu konudaki yazımdan okuyabilirsiniz). Türkiye’ye ise ılımlısı ılımsızı, bir teokratik devlet olma dayatılıyor Batı tarafından. Hiçbir teokratik veya benzeri non-demokratik, otokratik ve faşist ülkede masonluğa izin verilmez çünkü masonluk bilimle imanı akıl zemininde buluşturan pek az cemiyetten biridir.

İkide bir Nuru Ziya Sokağı’nı düşmana hedef gösterircesine diline dolayan ve çirkin bir şovla işaret eden MB bunu sırf büyükbabasına ve babasına olan ikircikli duygu ve düşüncelerinden dolayı mı yaptı, yoksa zâten mevcut bu zeminini birileri “haydilediği” için mi kullandı?

Bence ikincisi!

Patronu olan Sayın Turgay Ciner’in neyin peşinde olduğunu da derin derin düşünmekteyim. O da mı “sistemin adamı” oldu?

Kimse bana bu programdan Ciner’in haberi olmadığını filân söylemesin!

***

Adamlar Mardin’deki bir “eve dönüş köyündeki” masum insanları kaleşnikoflarla namaz esnâsında tarıyor, 44 kişiyi katledip, 15’ini de yaralıyorlar. Hâlen bize verilen malûmata göre işin arkasında kan davası varmış.

Kesinlikle inanmıyorum. Böyle bir şey mevzuubahis olsa dahi, neden şimdi? 30 küsur senelik olduğu rivayet edilen kanın hesabı şimdi mi sorulacakmış?

Yakalandığı ve korucu olduğu söylenen kişi demiş ki “hepsini öldürelim de, daha bu kan davasını sürdürecek kimse kalmasın, herkes kurtulsun”.

Zihniyete bakar mısınız?

Öldüren kim?
Kürt.

Öldürülenler kimler?
Kürtler.

Tıpkı PKK’nın ilk eylemlerinde olduğu gibi!

İstedikleri kadar Devletlûmuz ve Gülümüz “bu terör eylemi değildir” desinler.

Terör eyleminin daniskasıdır! Oralarda kimin hâkim olduğunun doğrudan bir göstergesidir. Hükûmet’e de, devlete de, askere de meydan okumadır.

Bütün kalkışma ve çatışmalarda hep çocukları öne sürmeleri de plânlıdır; o çocukların Türkler’e ve Türklüğe düşman olması için bilhassa yapılmaktadır.

***

Ergenekon safsatasının doğrudan veya dolaylı bir parçasıdır bu iş: Atatürk’ün kurduğu lâik, demokratik ve hukuk esaslı devleti yıpratmak ve Kürt hâkimiyetini iyice ilân etmek.

Babasının sıkıntılarından dolayı bu devlete kinli olan bir sözüm ona tarihçi ve gazeteci târikiyle hedef saptırılmış, Bölücü Kürtçü Parti yağmur sebebiyle açlık grevini yarım bırakınca da bu katliam yaptırılmıştır.

Neticede dünyaya rezil olduğumuz gibi, zâten olmayan itibârımız da nâkısa düşmüştür.

Bilmeyenlere bir hatırlatma: Türkler’de kan davası da yoktur, töre cinayeti de yoktur (Karadeniz’in bâzı bölgeleri hâriç). Bunlar Kürt âdetleri, örfleridir!

Kıssadan hisse: Kendi etnisitesinden olana bunu reva gören bu insanlar on sene zarfında çoğunluk hâline geldiklerinde “ötekilere” ne yaparlar dersiniz?

Bunun cevabını önceki yazılarımda vermiştim.

Soros icâdı Ergenekon + devletin olmadığı topraklar + klâsik pavlovien beyin yıkamayla iyice bize düşman ettirilen bir etnik gruplar karmaşası + mahpustan TBMM’ye zıplayıp “biz bölücülüğe karşıyız, Kürtler’in vatanı bütün Türkiye’dir ve başkenti de İstanbul’dur” diyen bir militan + Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınacak olması + kapalı kapılar arkasında verilen korkunç tâvizler + tarikatların, tekkelerin eline bırakılmış Anadolu insanı + gittikçe büyüyen ekonomik krize rağmen oğullarının da içinde olduğu beynelmilel mücevherat toplantısını Mevlânâ’dan şiirlerle açan bir Başbakan

   Tehlikenin farkında mısınız?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 06 Mayıs 2009 Çarşamba

Yorum Yapın

Mesajınız