Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3959 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

BAKIN ABG’NİN YAPTIKLARINA

Lûtfen http://www.keremdoksat.com/2009/12/16/yeni-yil-kehanetleri/ makaleme bir göz atınız…

Ben gene de kopyalayıp yapıştırıyorum:

YENİ YIL KEHÂNETLERİ

Dün Anadolu Ajansı’ndan aradılar ve Türkiye’de olup bitenler, halkın psikolojisi konularında görüş aldılar.

Bu tip görüşmelerde 20 dakika konuşursunuz, üç satırı neşredilir.

Kısaca ne düşündüğümü buraya kısaca yazayım:

Kürtçü eylemler artacak, karşılığında da hem kışkırtmayla, hem de “artık yeter” diyen vatandaşın artan tepkileriyle birlikte hâdiseler bir iç hârp boyutuna çıkacak (aslında zâten öyle de, şimdilik ön çatışmalar var).

Hepsi de sürekli olarak birbirlerine hakaret eden parti liderleri aslında aynı şeye hizmet etmeye devam edecekler: Destabilizasyona, yâni bütün dengelerin alt üst olup, kaosun ortalığa hâkim olmasına! Çünkü hepsi de ABG’den icâzetli…

Polisle halk gittikçe artarak karşı karşıya kalacaklar, çevik kuvvet hâricindeki polisler bir süre sonra lâkayt hâle gelecekler (evvelki gün Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü önünde öldüresiye dövülen adama nöbetçi polisin karışmayıp, telefonla ekiplerden yardım istemesi gibi; sırf yukarıdan iki arkadaşını çağırsa olay biterdi).

TSK çok yıpratıldığı için pek fazla bir şey yapamayacak (en azından bize öyle gösteriliyor).

Sevgili arkadaşım Prof. Dr. Celâl Şengör’ün senelerdir yırtınırcasına söylediği “İstanbul Depremi, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonunu getirebilir” ikazını hatırlamanın tam zamanı… Bakın, açıklamalar geliyor; Marmara fayında gaz çıkışları ve hareketlilikte artış var.

Ne tesâdüf değil mi?

Bence hiç değil.

National Graphic’te seyrettikten sonra DVD’lerini de getirttiğim HAARP teknolojisiyle ABG bu işi yapar (bkz. http://www.haarp.alaska.edu/); muhtemelen de başladılar…

Hazine’yi ısrarla muhkem Ankara’dan depreme açık, Yunan’a komşu İstanbul’a taşıma fikrinin esbâbı mûcibesi ne ola ki?

Ordusu darmadağın, milyonların ölüp evsiz barksız kaldığı, Doğu’sunun bir kısmı ve Güneydoğu’su zâten zapturapttan çıkmış bir Türkiye’ye bütün Batılı dostlarımız(!) ânında müdahale edeceklerdir.

Vatandaşlara da itidâl ve ihtiyat tavsiye ediyorum.

Kışkırtmalara, tahriklere, olmadık mektuplara veya kapınıza bırakılan paketlere dikkat edin ve sakın aklıselîminizi kaybetmeyin.

Asla ümidinizi ve güveninizi de kaybetmeyin.

Bu memleketin hayrına düşünen, çalışan ve çabalayanların hepsini de her gün bir yenisi ortaya çıkan “gizli tanıklarla” Silivri’ye tıkacak değiller ya!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 16 Aralık 2009 Çarşamba

***

Yazdıklarımın hepsi aynen oluyor mu, olmuyor mu?

Dün Haberkrüt’te Vamık Volkan ve mevzûa uygun düşen “aydınlar” Türk-Kürt ayrışmasını tartıştılar. Bu büyük âlimin, psikiyatri profesörü ve psikanalistin, bilmem kaç tâne pasaportu olan ABG Başkanlık politik psikiyatri danışmanının bir özel hârpçi olduğu da ortaya çıkmış. İşin ilginç tarafı, bunu yazan da Psikiyatr Prof. Dr. Mehmet Bekâroğlu!

Vamık Volkan12

Prof. Dr. Vamık Volkan, bu aralar hep buralarda. Bakû’den uzmanlık almış bir psikiyatrın derneğinde yeni yeni adamlar yetiştiriyor!

Bakın http://www.kaypakkaya-partizan.org/bekaroglu-vamik-volkan-bir-ozel-harpci/ adresine:

Yeni Harman Dergisi’ndeki yazısında Mehmet Bekâroğlu (artık böyle makalelerde profesör unvanını kullanmamayı öğrenmiş anlaşılan), savaşın, çatışmaların, fâili meçhûl cinayetlerin en yoğun yaşandığı yıllarda Vamık Volkan’ın Özel Harp Dâiresi’nde çalıştığını belirtti. Hâttâ Bekâroğlu, ünlü bilim adamının ‘Politik Psikoloji Merkezi’ projesinin de fikir babası olduğunu ve bu MGK’ya raporlar yazdığını kaydetti.

Savaşın danışmanlığını yaparken bugün barışın danışmanı olabilir mi? Bu kabûl edilir, normâl bir şey mi?” diye soran Bekâroğlu, ‘Politik Psikoloji Merkezi’nin bugün hâlâ tam olarak ne işler yaptığını kimsenin bilmediğine dikkat çekiyor.

Ünlü bilim adamı Vamık Volkan, geçtiğimiz Ağustos ayında Ankara’da İçişleri Bakanı Beşir Atalay olmak üzere hükûmet yetkilileriyle görüşmelerde bulunmuştu. Volkan ‘açılım’ politikasının gündeme geldiği sırada basına verdiği demeçlerde, “bu sürece Abdullah Öcalan kesinlikle dâhil edilmemeli, af çıkartılmamalı. Bu sürecin hiçbir yerinde olmamalı. Abdullah Öcalan, Kürt sorununu ortaya çıkardı” ifâdeleriyle dikkat çekmişti.

Volkan’ın ayrıca PKK ile mücadele yöntemleri ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ‘kişiliğiyle’ ilgili yazdığı makale ve kitaplar bulunuyor.

AKP hükûmetinin ‘açılım’ ve PKK ile mücadele konularındaki politikasının gizli isimlerinden olduğu belirtilen Volkan’ın aslında bir özel hârpçi olduğu ortaya çıktı. Bekâroğlu’na göre Volkan sâdece Türkiye’de değil, CIA ve Pantagon’un bâzı projelerinde yer aldığı, bâzı devletlere etnik sorun ve ‘’terörle’’ ilgili danışmanlık yaptı.

Günaydın veya tünaydın Sevgili Mehmet Bekâroğlu, vallahi helâl olsun. Fakirin http://www.keremdoksat.com/2007/09/27/prof-vamik-volkan-ve-eski-abd-buyukelcisi-eric-steven-edelman/, http://www.keremdoksat.com/2009/08/11/kurt-acilimi-volkanli-suruyor/ ve http://www.keremdoksat.com/2009/12/19/vamik-volkan-serisi-surmekte%e2%80%a6/ makalelerini okuduğunuzdan eminim.

Yeni mi uyandınız?

Mehmet Bekâroğlu111

Yazınızda bahsettiğiniz İçişleri Bakanı Beşir Atalay alenî iç çatışmalar için “amigoların işi” diyebiliyor!

Beşir Atalay

Bakın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise daha neler neler söyleyebiliyor: İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile hakkında yakalama kararı bulunan 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Nejat Bek’in Adana’daki şehit polislerin cenaze töreninde yan yana gelmesinin nasıl izah edileceğine ilişkin soru üzerine böyle bir çelişki varsa, bu çelişkinin sorumlusunu aramamız lazım. Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından baskın düzenlenmesi ve İskenderun’daki terör saldırısı meydana geldiğinde Başbakan Vekili olarak bâzı komutanlar ve ilgililerle Başbakanlık’ta bir toplantı yaptık. Toplantıya katılan iki komutanın Ergenekon soruşturması kapsamında ifâdesinin alındığını ertesi gün gazetelerden öğrendik. Atalay’ın durumu da farklı değil. Yâni şöyle sol tarafına bakıp ‘bu adam aranıyordu, hazır gelmişken bana bir kelepçe verin de takayım götüreyim’ mi diyecek? Gediktepe’de karşı dağları işaret ederek kendi görevini anlatmaya çalışan tümgeneral, bu olayların içinde gösteriliyor. Başbakan’ın yanında siperde duran insan şu anda görevinin başında ama bir taraftan da şu davanın (Balyoz) içindeki sanıkların başta geleni… Bu ne yaman çelişki diye düşünmem mi? Ancak tabii asker diyecektir ki ‘görevden almaya gerek yok. Bu, dava sürecidir. Benim de sistemim böyle’. Bunu yapıyorsunuz ama böyle tablolar ortaya çıkıyor. Bu tabloların yaşanmaması için silâhlı kuvvetlerimizin iç dinamiğinde gerekli kararları alması lâzım. Bir senedir, iki senedir tutuklu olduğu hâlde hâlâ yeri doldurulmamış, dönüşünü bekliyorsanız bir insanın, bu çelişkiler yumağı oluyor. Silâhlı Kuvvetler’in bu konuda yıpranmasını istemem. Meselâ Dursun Çiçek, bir girdi, bir çıktı, bir girdi, bir çıktı… Bununla ilgili en azından tedbir yollu ‘ben de şu kararı alayım’ demeli ki, sağına baktığı zaman yakalama emri olan birisi, soluna baktığı zaman içeriden yeni çıkmış birisiyle karşılaşılmasın. Bir ara Kayseri’ye gitmiştim. İl jandarma alay komutan vekili diye biriyle tanıştırdılar. Bilmeyerek ‘komutan nerede’ diye sordum, komutan Cemal Temizöz’müş. O da malûm yerde. Böyle bir şeyle karşılaşmak istemem”.

Arınç

Yâni Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç alenen ama bermutat lâfı dolandırarak, hakkında dedikodu çıkan askeri dahi derhâl işten atacaksın, hâttâ malûm yere tıkacaksınız diyor ve ekliyor: Silâhlı Kuvvetler’in bu konuda yıpranmasını istemem!

TSK bitmiştir!

Kendi Silâhlı Kuvvetleri’ni tam olarak kurduklarında da lâğvedilecektir

***

Haberi http://www.superonline.com/haber/rusyayi-abd-yakiyor-iddiasi-94525 adresinden düzelterek iktibas ediyorum (ayrıca http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15447529.asp adresini de tıklayabilirsiniz):

Hava sıcaklığının 40 derecede seyrettiği Rusya’da bilim adamları, boğucu yazdan ABD’yi sorumlu tutmaya başladı. Buna göre, ABD, HAARP sistemiyle iyonosferde güçlü dalga göndererek Rusya’yı kavuruyor. Komplo teorisi gibi duran bu iddia, ülkenin büyük gazetelerinden Komsomolskaya Pravda Gazetesi’nde enine boyuna ele alındı.

HAARP

Rusya, gölgede 40 dereceye yaklaşan anormâl çöl sıcaklarının ardında düşman eli aramaya başladı. Kavurucu sıcakların doğal olamayacak kadar uzun sürdüğünü dile getirmeye başlayan Rus fizikçiler, “ABD, bize gizli iklim silahı HAARP ile savaş açmış olabilir” görüşünü öne sürmeye başladı.

Sahra çölünü aratmayan Rusya’daki sıcak dalgasını inceleyen Komsomolskaya Pravda Gazetesi, bir dizi uzmandan görüş alarak böyle bir ihtimalin bulunduğu sonucuna vardı. En büyük şüphe ise Pentagon’un kontrolünde 1997 yılından beri Alaska’da çalıştırılan yüksek frekans dalga yayıcı HAARP istasyonu üzerinde toplandı.

Tektonik Silâh

Hürriyet’ten Nerdun Hacıoğlu’nun haberine göre, Moskova Devlet Üniversitesi MGU Fizik Fakültesi hocalarından Georgiy VasilyevABD’nin çalıştırmakta olduğu Alaska’daki HAARP istasyonunu resmen jeofizik ve tektonik bir silâh olarak tanımladı. Vasiliyev, şunları söyledi: “Alaska’daki HAARP istasyonu tam güçle çalıştırıldığında, sadece bir saatte 3.5 megawatt elektrik enerjisi tüketiyor. 14 hektar alanı kaplayan 22 metrelik 180 dev anten üzerinde göklere yükselen enerji plazma kümesi oluşturuyor. HAARP çalıştırıldığı günden bu yana, dünyanın değişik bölgelerinde iklim anomalileri gözlenmeye başlandı. Kar yağması gereken yerleri güneş kavururken, Afrika’da kar yağışları gözlenmekte. Bu tuhaf olgular genelde küresel ısınmaya fatura ediliyor. Ama bize göre anomalilerin asıl sorumlusu Pentagon’un HAARP sistemidir”.

Saldırı İddiası

Rusya Silâhlı Kuvvetleri’nde iklim uzmanı olarak çalışan Nikolay Karavayev ise Rusya’ya bu yaz iklim silâhıyla saldırı düzenlendiğine yüzde 100 emin olduğunu söyledi. Karavayev, şu görüşü savundu: “ABD Hava Kuvvetleri raporunda net bir dille ‘2025 yılına kadar iklimi müttefikimiz yapmalıyız ifâdesi’ yer alıyor. Hâttâ Pentagon, günümüzde sadece sivil kuruluşların araştırma yapmaya yetkili olduğu uluslararası iklim anlaşmasından çıkmayı da düşünüyor. Bana göre ABD, iklim silâhı konusunda öylesine ileri gitti ki, yakında bunu gizlemeden dünyaya sergilemeye başlayacak”.

HAARP gozlemevi ALASKA

HAARP Rasathânesi

Rusya Kavrulurken Avrupa Niye Serin?

Rus uzman Karavayev’e göre, Moskova’nın 40 dereceyle kavrulduğu sırada Avrupa ülkelerinde yaz nispeten daha serin geçiyor. Berlin 18, Varşova 25, Viyana 20, Paris 20 derece. Batı’da Ukrayna sınırında etkisini kaybeden yüksek basınç cephesi, Karadeniz kıyılarından kuzeyde Murmansk kutup bölgesine kadar uzanıyor. Ülke sınırlarını takip eden yüksek basınç cephesi onu besleyecek ortam bulunmamasına rağmen dağılmıyor.

HAARP Nedir?

Radyo elektronik vericisi kısa adıyla “HAARP” araştırma istasyonu, 1997 yılında devreye girdi. Sırp bilim adamı Nikola Tesla’nın teorilerinin hayata geçirildiği istasyon 3.5 megavat gücünde ve 10 MgHz boyundaki dalgaları iyonesfere gönderiyor.

Belirli bir alan üzerinde güneşten bin misli daha kuvvetli enerji gönderebilme özelliği taşıyor. Uzmanlara göre, bu yapay ışınların yeryüzünden 600 Km yüksekte yansıtılarak dünyanın herhangi bir bölgesine yönlendirilmesi durumunda HAARP, bölgede mikrodalga fırın etkisi yaratıyor. Yâni havadaki su ısınıyor, sıvı hâldeki suyun olduğu yeri de fokurdatıyor, üstünde kayaç varsa da deprem yapıyor!

***

HAARP’ı merak edenler kendi web mekânına http://www.haarp.alaska.edu/ adresinden bakabilirler. Basit Türkçe izahı ise http://tr.wikipedia.org/wiki/HAARP adresinde bilgilerinize sunulur.

Ruslar tabii ki kendi dertlerindeler. Peki, ya bizim buralar?

Zâten Rusya üst komşumuz değil mi? Hani şöyle bir dünya haritasına bakalım, meselâ http://www.turkcebilgi.com/d%C3%BCnya/haritasi üzerinde oynayın, bakın Moskova ile Ankara, genelde Rusya ile Türkiye Cumhuriyeti aynı boylamlarda kabak gibi karşınızda!

   Marmara Denizi fokurduyor, ciddî âlimlerin hepsi feryat ediyor.

       Türkiye kavruluyor…

           Tedbir?

               Medbir!

                  Tekbir.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 30 Temmuz 2010 Cuma

4 Yorum

mustafa terziahmetoğluAğustos 1st, 2010 23:09

Efendim,

Galiba Alaska koordinatları tam ayarlayamadı. Biz de sıcaklıktan nasibimizi alıyoruz.

Böyle durumlarda dışarı çıkmamak en iyisi.

Bende dışarı çıkmamayı tercih ettim.

Bu ağlama işi beni bayağı rahatsız ediyor.

Efendim, ben size durumumu açıkladım ama siz marazî bir durum, iki Aspirin alın geçer dediniz.

Ben gerçekten iyi sıhhatte olsunlar durumundayım.

Sabahtan akşama kadar Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslüm Baba ve diğer damar dedikleri türden bütün müzikleri dinledim, anamı ve babamı, âilemi, dostlarımı, çocukluk aşkımı gözümün önüne getirdim, bir türlü ağlayamadım.

Ama geçenlerde sizin bir makalenizde geçen bir şeye kolayca ağladım.

Bende mutlaka bir iyi sıhhatte olsunlar durumu var.

Bugün belki sıcaklık ağlatmamış olabilir. Yarın tekrar deneyeceğim.

Eğer başarırsam gelecek seçimlerde kesin Başbakan Yardımcısı’yım.

Her neyse bugün zamanı boşa harcamamak için ağlama konusu ile ilgili ne var derken, bir kayaya denk geldim ve bu yazıyı kaleme alıp facebookta paylaştım.

İzin verirseniz şimdi sizinle paylaşmak istiyorum.

AĞLAYAN KAYALARA DÖNÜŞMELERİ ÇOK YAKIN! SPİL DAĞI

http://tr.wikipedia.org/wiki/Spil_Da%C4%9F%C4%B1

http://www.efsanemit.com/2008/02/manisa-alayan-kaya-efsanesi.html

Ağlıyorlar…
Hep ağlıyorlar…
Benim saf ve temiz Anadolu insanımın yüreğindeki Allah sevgisi ipine tutunup onun iman evine giriyorlar, o evdeki nadide mücevheratı çalıyorlar. Benim saf ve temiz Anadolu insanım konuklarına yemek hazırlarken onlar evdeki nadide mücevherleri torbalarına doldurmakla meşguller. Eve konuk edilen iman ve inanç hırsızları.
Ağlıyorlar…
Hep ağlıyorlar…
İplerden korkuyorlar…
İplerin yok edilmesinden, atılmasından korkuyorlar…
İman ve inanç hırsızları…
Ağlayarak ipin atılması için yalvarıyorlar, çünkü o saf ve temiz evlere girebilecek başka iplere güvenemiyorlar…
O ipleri satın alıyorlar. Birkaç paket erzak karşılığında o ipleri satın alıyorlar, ağlayarak ve yalvararak “ne olur o ipleri iman yuvanızdan sallandırmayı unutmayın? ” diyorlar.
Ağlıyorlar…
Hep ağlıyorlar.
İplerden korkuyorlar.

Bir taraftan da iplerle övünüyorlar.
Bizim çok ipimiz var diyorlar.
Hep övünüyorlar ve büyüklük taslıyorlar.
Ağlayarak büyüklük taslıyorlar.

Tıpkı Manisa’da yaşayan NİOBE gibi…

Tanrı’nın yüceliğine bakar mısınız?

Çağlar bir ışık hızıyla geçtiğinde Manisa’da cinsiyeti farklı bir NİOBE yaratmış.

Hayır! NİOBE olamaz. Olsa olsa NİOB olur.

Ağlayan Kaya (Manisa Ağlayan Kayanın Hikâyesi)

NİOBE

Niobe, Lydia kralı Tantolos’un kızı, Thebai kralı Amphion’un ise karısıydı. Çok kibirli ve hırslı bir kadındı. Hepsi birbirinden güzel tam oniki tane çocuğu vardı. Altısı kız, altısı da erkekti. Bundan dolayı kendini öyle beğeniyordu ki Thebai kadınlarının büyük saygı duydukları Tanrıça Leto’yla sadece iki çocuğu var diye alay ediyordu. Niobe daha fazla çocuğu olduğu için Tanrıça Leto’dan daha çok saygı görmesi gerektiğini söylüyordu.

Leto bunları duyunca çok üzüldü. Bunun yanında çok da öfkelenmişti. İki tanrıya ana olan bir kadına hakaret ettiği için Niobenin cezalandırılmasını istedi. Çocukları Artemis ve Apollon’u yanına çağırarak durumu anlattığında iki kardeş Niobe’ye hak ettiği cezayı vermek için derhal harekete geçtiler.

Niobenin altı oğlu Kitheron dağının kayalıklarla örtülü sarp yamaçlarında avlanırlarken Apollo öğle vakti onları kıstırdı ve görünmez okları ile altısını da yere serdi. Haber duyulunca altı kız kardeş, kardeşlerinin ölülerinin bulunduğu dağa koştular. Fakat yol çok uzundu ve onlar oraya ulaşana kadar gece olmuştu. Karanlıkla birlikte Artemis de gökyüzünde parlamaya başladı. Annesini üzen kadının kızlarını görünmez okları ile avladı. Tam dokuz gün hiç kimse dağa çıkıp oniki kardeşin cenazelerini almaya cesaret edemedi. Bu yüzden cenaze törenleri de yapılamadı. Niobe çocuklarının başına gelen bu felaketten dolayı günlerce ağladı kendini yerden yere vurdu. Acısı öyle büyüktü ki çocuklarının öldükleri dağa çıkıp Zeus’tan kendisini kayaya çevirmesini istedi ve Zeus’ta bu acılı anne’nin isteğini yerine getirip onu çocuklarının cenazesinin başında kayaya çevirdi.

Kayaya çok yakından bakıldığında gözyaşlarının aktığı görülürmüş…

Hiçbir zaman sahip olduklarınla yani ağlayarak elde ettiğin iplerle, diğer insanlara karşı böbürlenip, karşındakini küçük görmeyeceksin. Bir bakarsın bir gün efsanedeki gibi her şeyini kaybedip yok ve taş olduğunu görürsün.

Bu Manisa’da ikinci bir AĞLAYAN KAYA mutlaka meydana gelecektir.

Çünkü Cumhuriyet bunu yapmaya muktedirdir…

Apollo ve Artemisler Cumhuriyet analarının üzülmesine seyirci kalmayacaklardır.

Anıtkabir’e çıkıp o Yüce Ruh’tan kayaya çevrilmeyi isteyeceğin günler çok yakın…

Hem de ağlayarak isteyeceksin…

S…

MKD: Alaska bütün Türkiye’yi de nişanlamış; sanırım şimdilik çok net nokta atışı yapamıyorlar henüz. Yoksa meselâ bana bir HAARP ve ânında tebahhur ederim.

Bu arada, sizin ağlayamama marazınız gayrı kaabil-i şifâ dostum :D .

mustafa terziahmetoğluAğustos 2nd, 2010 13:39

Vallahi Efendim,

Size ne kadar teşekkür etsem azdır.

Bu mekân sâyesinde birçok hayırlı olgulara ve arkadaşlıkların kurulmasına vesile oluyorsunuz.

Değerli yorumcu Sayın Murat Şaşzade ile tanışma fırsatı oluştu.

Karşılıklı yazışıyoruz, fikir teatisinde bulunuyoruz.

Pırıl pırıl bir genç kardeşimiz. Yüreği vatan sevgisi ile dolu, Atatürk milliyetçisi ve Lâik, donanımlı ve entellektüel, toprağının ve ulusunun değerini bilen kibar ve saygılı bir genç kardeşimiz.

Böyle gençlerimiz oldukça Cumhuriyet’imizin ilelebet devam edeceğine inancım sonsuz…

Başarılarının dâim olmasını temenni ediyor ve tekrar size çok teşekkür ediyorum.

S…..

MKD: Şükran bizden Sayın MT. Azıcık kıskandım, haberiniz olsun; Pembe Kart! ;-) .

Murat ŞaşzadeAğustos 4th, 2010 11:33

Sayın Hocam,

Mekânınız sadece ben de yeni pencereler açmakla kalmadı, değerli insanları da tanımama neden oldu. Ben de size teşekkür ederim. Sayın Mustafa Terziahmetoğlu ile tanıştığıma çok mutlu oldum. Bilgisi, kültürü ve tecrübelerinden yararlanmaya çalışıyorum. Dostluğun değerinin azaldığı bir dünyada, Mustafa Bey gibi bir dost kazanmak çok güzel. Benimle ilgili düşüncelerine de çok teşekkür ederim.

ABG’nin ülkemizi bölme operasyonunda ilerleme göstermesi, beni çok üzüyor. Bunun için ülkemizde yıllardır kullandıkları Özel Hârpçiler’den birisini deşifre etmeniz büyük bir hizmet. İyi asıl yüzünü gösterdiniz. Vamık Volkan’ın psikiyatri bilimini kamuflaj olarak kullandığından eminim. TSK’nın bitirilmek üzere olması acı vericidir. Her alanda toplumun üst düzeylerinde çeşitli meslek gruplarında, siyasetçilerin içinde bu tip Gladiocu Özel Hârpçılerden bol miktarda var. Bu yüzden Referandum’da ister Evet ister Hayır oyu verilsin, değişen bir şey olacağını sanmıyorum. Siyasî partilerin başındaki kuklalar sâdece Kaos’a hizmet ediyorlar. Referandum’da Hayır çıksa bile, uzun vâdede ABG’nin sipariş anayasası muhtemel bir CHP-MHP koalisyonu ile yumuşakça geçebilir. Gandi Kemâl, bunun için biçilmiş bir kaftandır. Bâzı Özel Hârpçiler’in yönlendirdiği medya toplumumuza kitle hipnozu uygulamaktadır. HAARP teknolojisi de ABG’nin hizmetindeyken, doğabilecek kaotik ortamda TSK devre dışı kaldığında, alan savunması yaparak bu memleketi ayakta tutmaya çalışacağız. Bunu da sizin çok açık belirttiğiniz gibi, daha çok çalışarak, okuyarak ve yazarak yapabiliriz.

Saygı ve Sevgilerimle.

MKD: Bilmukabele Sevgili MŞ.

[...] Konuyla ilgili önceki makalemden naklediyorum (http://www.keremdoksat.com/2010/07/30/bakin-abg%e2%80%99nin-yaptiklarina/): [...]

Yorum Yapın

Mesajınız