Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DÜNYÂYI ALT ÜST EDEN DÖRT SAMİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2107 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Değerli Mekâncılar,


Gerek dinler tarihi, gerekse mitoloji ve genel tarih konusunda kendi mesleğime verdiğim kadar mesai vererek okurum ve tefekkür ederim.

Gerek kütüphânemdeki kâğıda basılı neşriyat ve CD’ler, VCD’ler, DVD’ler, gerekse şu internet kolaylığı…

Samiler, Sami halkları veya Semitik, büyük kısmı bugün Ortadoğu adı verilen coğrafyada yaşayan etnik grubun ismi. Araplar, İbraniler, Aramiler, Süryaniler, Maltalılar gibi halklar hep bu etnik gruba mensup

Antisemitizm terimi günümüzde Yahudi düşmanlığı anlamında kullanılmakta ise de, etimolojik olarak Sami düşmanlığı demektir.

Bütün dünyâyı alt üst eden, hâlâ savaşlar çıkaran, neredeyse ezelden beri düşman olan İbrahimî dinlerin kurucularına bir bakalım:

Musa, Sami ve Yahudi,

İsa, Sami ve Yahudi,

Muhammed, Sami ve Arap (Türk olduğu iddialarının mesnetsizliğini başka bir makalemde yazmıştım),

Bahaullah (Mirza Hüseyin Ali), muhtemelen Arap ve Sami.

Bu sonuncusu hakkındaki düşüncelerimi de yazmıştım, ayrıca geniş bir makale hâlinde de mekâna yerleştireceğim.

Bu adamlar Sami, aynı kökten; peki neden bu kadar düşmanlar birbirlerine yâhu?

İnanın hâlâ bulabilmiş değilim!

***

Gelelim ikinci perdeye…

Musa’nın dinine artık inanmayan, inanamayan ve muhalefet eden ve kendi Yeniçağ dinlerini kuran “büyük adamlara” bir bakalım:

Karl Heinrich Marx (5 Mayıs 1818 - 14 Mart 1883);

Sigismund Scholomo Freud (6 Mayıs 1856 - 23 Eylül 1939).

İkisi de Yahudi ve dâhi! Unutmayın, Musevîlik’ten çıkılabilir ama Yahudilik’ten asla!

İkisi de büyüsel düşünceyle insanları afyonlamışlar ve bu afyonlama artan bir ivmeyle sürmekte.

İşin gırgır tarafı, “din halkın afyonudur” diyen Marx kendi doktrininin ne kadar dogmatik olduğunun farkında değil, olmamış. Aslında Armegeddon mitosunu kendi dinine adapte etmiş; o kadar basit. Yahudiliğini de hep korumuştur! Müthiş bir narsisisttir ve kendine karşı çıkan herkesi perişan etmiştir.

En bir bilimsel adam olmakla iştigal eden Sigismund Scholomo Freud (s’leri telâffuz edemediği için Sigmund yapmıştır ismini) ise tam bir sahtekâr. Bütün vak’alarını tahrif ederek sunan, kokainman ve müthiş narsisist, panseksüel sapkınlık mecmuası gibi; çevir çevir oku (bkz. Psikanaliz Patlaması 1 ve 2 makalelerim)…

Bunlara en ciddi karşı çıkışı yapan gerçek bir bilim filozofu var. O da eski bir Marksist’ken kuşkuculuğu (scepticism) şiâr edinip, yukarıdaki ikisinin de canına okuyan bir Yahudi daha: Sir Karl Raimund Popper (1902 - 1994) da Yahudi Dönmesi ve Sami.

Celâl, onunla iki saat telefonda konuşmuş. Başlarda biraz tutukmuş, Almanca ile pervane gibi açılıp saçılmış!

 

Her bir şeyi sorgulayan, “çağımızın en büyük entellektüeli” diye empoze edilen (bende hayatını anlatan bir DVD var) Avram Noam Chomsky (1928 -) de Yahudi ve Sami.


Bakın neler söylüyor (sorry, it is in English)

Peki, İsrail’i dahi eleştiren bu büyük adam neden Kürt’lere pek büyük ilgi göstermiştir?

Buyurun seyredin:

Bir de Siyaset Bilimi Emeritus Profesörü Rudolph Joseph Rummel (1932 -) var. Bu adam savaşlarda nasıl daha az adam ölerek dünyânın kuşatılacağı konusunda ABG’ye akıl hocalığı yapan bir felâket! Araştırabildiğim kadarıyla o da Yahudi ve Sami.

Yâni Politik Psikiyatri Profesörü Psikanalist Vamık Volkan’ın tamamlayıcısı.

İnsanlığa müthiş bir kavram kazandırmış: Demosid (democide): Herhangi bir kişinin veya toplumun jenosit, politisid ve katliamla öldürülmesi demek. Açın interneti bakın, açık açık “demokrasi götürülecek ülkelerde nasıl daha çok demosid yapılarak, ABG’nin daha az asker ve para kaybedeceğinin ilmini yapmış! Militan bir Ateist ve Ermeni Soykırımı palavrasını imzalayan çekirdek ekipten!

Aslında bu zihniyet hiç de eski değil:

Şimdi, bizim Devletlû hangi sâikle ve amaçla hâlâ İsrail’e posta koyuyor yâhut koydurtuluyor, bütün yandaş medyada alenen Yahudi aleyhtarlığı yapılıyor?

Bulmaca, bildirmece, taşları yerine bir koyun…

Ben koydum: İsrail’in nasıl kurulduğunu doğru kaynaklardan okuyun (en iyilerinin arasında da bizzat İsrail Devleti’nin kendi tarihçesi kısmı var), Siyonizm neymiş, bir bakın (en iyilerinin arasında da bizzat İsrail Devleti’nin ve bizde neşredilen Şalom dergisinin kendi tarihçesi kısmı var).

***

Son bir çift sözüm olan kişi ise Komplo Teorisyeni Aytunç Altındal hakkında…

Biraz vakit ayırıp http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/aytunc-altindal-in-ilginc-yorumlari makalemi bir kıraat edin.

HT TV’de Sayın Pelin Çift’in programında canlı yayında benim gönderdiğim tweet’te sorduğum “peki ya masonlar” mesajıma büyük bir saygısızlıkla “o tosun” diye bana hitap ederek cevap vermeye başladı. Masonluğu kendisinden öğrendiğimizi söyledi, emri Fransa’dan aldığımızı ifâde etti. Sık sık "yes" dedi.

Yukarıdaki makalemde “Aytunç Altındal'ı Nişantaşı'ndaki muayenehâneme giderken birkaç kere gördüm. Gözlerindeki ifâdeyi gülümseyerek, hüzünle ve ilgiyle müşahede ettim: "Etrafta öpecek mason var mı" der gibi etrafı süzerek dolaşıyordu” yazmıştım ya, cevabı “o tosun bana Teşvikiye’de dolaşmasın demiş, esas kendisi dolaşmasın, başına iş gelir sonra” diye benimle aklınca dalga geçti ama Nişantaşı’yla Teşvikiye’yi bile karıştırdı; bir de “bunlar çakma mason, tek bildikleri lâiklik, lâiklik, lâiklik” filân dedi!

Herhâlde hâfıza sorunları yaşıyor. Program boyunca atıp tuttuğu şeylerin dörtte üçü kafadan palavra! Tamam, o da böyle geçiniyor tabii ama benim edebime karşı kullandığı lâflar ve üslûbu aynen kendisini aynada görmesi için iâde ediyorum.

Kurgucubaşı Aytunç Bey, efendi ve müeddep olun.

Evet, masonluk tarihini uçuk kaçık şeylerden değil, her yerde bulabileceğiniz sahih kaynaklardan araştırın.

Evet, masonluğun olmazsa olmaz ilkelerinden biri de (biz buna landmarklar deriz, her yerde yazar) lâikliktir; ABG’de ise sekülarizm vardır ve bunlar farklı şeylerdir.

Masonlukta sâdece bir dogma vardır: Bir Ulu Varlığa (biz Allah deriz) inanmak, bir de değiştirilemeyecek ilke söz konusudur: Lâiklik.

Eğer 20 senedir mensubu olduğum, idârî olmayan (31., 32., 33. dereceler) bütün derecelerine sâhip olduğum Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası Derneği’nde ola ki bu ilkelerden bir sapma olduğunu müşahede edersem, ânında istifayı basarım! Kimse de beni tutamaz.

Pek Muhterem Aytunç Bey, efendi ve müeddep olun ki “tosun” size Nişantaşı’nda veya Teşvikiye’de rast gelsin ve lâfı gediğine efendilikle koysun.

   Size ancak bu üslûp ve hitap tarzı ile cevap verebildim…

      Edep yâhû!

         Ayıp…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 21 Kasım 2012 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Baysungurozan Çarşamba, 21 Kasım 2012

    Halimiz perişan

    Vah dünyanın haline hocam,bu adamlara kaldı dünya,böyle insanlar tebelleş olmuşlar ne yapalım film izler gibi bakıyoruz...Ne diyeyim islahda olmazlar,onlar dünyanın düzenleyicileri üstün varlıklar onlar gözlerine kestirdiklerini ''islah'' ve icabında bilimin ışığında ''imha'' edecekler...Gerçek teröristler kim acaba...Hey allahım yarabbim acı acı gülüyorum,ne acayip varlık bu insan, işte biz insanlığın içinden çıkan hasta ve habis kardeşlerimiz aslında bunlar ve vah insanlığa bu insanların elinden...hazin,çarpıcı sert gerçekler gözümüzün önünde,daha güzel bir dünya inşa edeceklerine gözü dönmüş hırslarıyla malesef habisleşiyor,bu benzetmeyi yaparken bir yandanda üzülüyorum ama başka bir isimde bulamıyorum şeyranlaşıyorlar malesef...Sonuç ortada hocam...durum beter,hazin,insanlık uygar filan değil sadece teknoloji var,medeniyet denilen teknolojik bir canavar,çünkü ona hakim olanlar habis malesef,bu yüzden herşeyi kötüye kullanıyorlar,ve kendilerine sorsak bir sürü sözle kendilerini aklarlar,onlar dünyanın düzenleyicileri,üstün varlıklar canım....ne diyelim ne yapalım durum böyle,sizde zaten yazıyorsunuz,yıllardır söylüyorsunuz,anlayan varmı,yok ne diyeyim kös kös bakıp üzülüyoruz,aferin size derin ağabeyler,bu kadar kan dökerek,her yeri tarumar ederek sonunda bütün dünyaya hakim olacaksınız yetmedi ellerinizdekiler,devam edin,orta ömüre sahip şu insan denen canlı zıvanadan çıkınca ne de kötü bir varlık oluyor,böyle devam ederek gelecekte çok rahat edeceksiniz sevgili derin ağabeyler,siz 500 yıl yaşıyorsunuz ya,hırslarınızın peşinden gidin dünyayı perişan etmeye devam edin...çok rahat edeceksiniz gelecekte aferin size,ne kadarda zekisiniz aslında hırsınız gözlerinizi ne güzel açmış...ne diyeyim hocam en güzelini siz söylüyorsunuz zaten...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 19 Aralık 2014